Tasavvuf Klasikleri · Temmuz 8, 2026

zarüri (Tasavvuf Sözlüğü)

şartlarından biridir. (Menâzil, 17 a href "/tr/tasavvuf-sozlugu/tevekkul/" Tevekkül /a , dinin mertebelerinden ve yakin sâhiblerinin makamlarından biridir. Hatta mukarrabünun en yüksek derecelerindendir. Bu husüs, …

şartlarından biridir. (Menâzil, 17

a href "/tr/tasavvuf-sozlugu/tevekkul/" Tevekkül /a , dinin mertebelerinden ve yakin sâhiblerinin makamlarından biridir. Hatta mukarrabünun en yüksek derecelerindendir. Bu husüs, aslında ilim bakımından çözülmesi güç bir meseledir. Sonra amel bakımından da bir hayli zordur

Tevekkülün, anlaşılması zor olan tarafı şudur: Sebeblere sarılma düşüncesi ve bunlara güvenmek a href "/tr/tasavvuf-sozlugu/tevhid/" tevhid /a husüsunda şirktir. Sebebler husüsunda büsbütün ağır davranmak ise a href "/tr/tasavvuf-sozlugu/sunnet/" sünneti /a yaralamak ve şeriatı zedelemektir. Sebeblere, onları sadece birer) sebeb olarak görmeksizin bütünüyle güvenmek, aklın ilkesini değiştirmek ve cehâlet hastalığına düşmektir

Tevekkülün mânâsını şeriat, nakil ve tevhidin gereğine göre tahkik etmek ise son derece problemli ve zordur. Gizliliğin şiddetine rağmen bu perdeyi aralamaya ancak, Allah'ın lütfu olarak, gözleri a href "/tr/tasavvuf-sozlugu/hakikat/" hakikat /a nürlarıyla sürmelenmiş bulunan sarrâf âlimlerin gücü yetebilir. Bunlar görürler, hakikati tahkik ederler, konuşmaları istendiğinde de müşâhede ettikleri ne ise onu ifâde ederler. (İhyâ , IV, 300

Tevekkül a href "/tr/tasavvuf-sozlugu/kelime/" kelimesi /a , vekâlet mastarından tüiremiştir. Bir kimse işine filanı vekil etti demek İşini ona havâle etti ve güvendi demektir. Durumu kendisine havâle edilen kişiye vekil , havâle edene ise, müttekil ya da mütevekkil (tevekkül eden ve güvenen) denir. Havâle eden kişi, havâle edileni kusurlu olmakla a href "/tr/tasavvuf-sozlugu/itham/" ithâm /a etmez ve onun âciz ve kusurlu olduğuna inanınazsa içi rahat eder ve ona güvenir. Şu a href "/tr/tasavvuf-sozlugu/halde/" hâlde /a tevekkül, kalbin sadece vekile güven duymasından ibârettir. (İhyâ', IV, 320-321

Zünnün'a tevekkülün ne demek olduğu sorulmuş, o da şöyle demişti: Rabb'leri söküp atmak, sebeblere itimat etmemektir. Rabb'leri söküp atmak, tevhid ilmine, sebebleri terk etmek ise amellere a href "/tr/tasavvuf-sozlugu/isaret/" işârettir /a . Her ne kadar lafzın zımnında varsa da, aslında açık olarak hâle yönelik bir şey yoktur. Soru a href "/tr/tasavvuf-sozlugu/sahib/" sâhibi /a biraz daha mâlümât isteyince Zünnün: Yani nefsi Rabb olma durumundan çıkarıp, kul olma vaziyetine getirmektir. Bu