Tasavvuf Klasikleri · Temmuz 8, 2026

zecr (Tasavvuf Sözlüğü)

Zecr (menetmel), kalbdeki heyecândır. Kalb sadece gafletten a href "/tr/tasavvuf-sozlugu/uyanmak/" uyanmakla /a zecrden sükün bulur, uyanıklık hâline döner, uyandığında doğruyu yanlıştan ayırabilir Zecr, kişiye niyetinin …

Zecr (menetmel), kalbdeki heyecândır. Kalb sadece gafletten a href "/tr/tasavvuf-sozlugu/uyanmak/" uyanmakla /a zecrden sükün bulur, uyanıklık hâline döner, uyandığında doğruyu yanlıştan ayırabilir

Zecr, kişiye niyetinin hatalı tarafını gösteren kalbdeki bir ziyâdır (aydınlıktır). Tevbenin başlangıcında meydana gelen zecr hâlinin üç yönü vardır: İlim yoluyla zecr, akıl yoluyla zecr ve imân yoluyla zecr

Tevbe eden bir kul, zecr hâline gidip gelmeye devam eder. Bu hâl onu tevbeye götüren ilâhi bir mevhibedir. Kulda tevbe ve zecr hâli yerleşip makam hâline gelmedikçe nefsin hevâsının sürekli olarak üstün gelmesi a href "/tr/tasavvuf-sozlugu/yuzunden/" yüzünden /a kul tevbe ve zecr hâlini muhâfaza edemez

Zühdde de durum bundan farklı değildir. Kul, önce kendisine a href "/tr/tasavvuf-sozlugu/dunya/" dünyâ /a ile meşgul olmayı terketmenin lezzetini gösteren ve kendisinin ona doğru yönelmesini kızefir 1251 nayan bir hâl ile zühde yönelmeye çalışır. Kerim olan Allah'tan gelecek yardıma nâil olmadıkça, nefsin açgözlülük ve dünyâya karşı olan hırsının delâletiyle (tevbe ve zecr) hâlinin eseri ortadan kalkar. Böylelikle kul zühde erer, zühdde istikrar kazanır ve zühd onun makamı hâline gelir

Ardından kulun kalbini tevekkül hâli yoklamaya ve bu hâle erene kadar kalb kapısını zorlamaya başlar

(Ayrıca bk. hâtır/havâtır ya da hatre hatarât

zefir ) Zefir, derin nefes almaktır. Kalbden yakıcı bir nefesin çıkmasıdır. Onun çıkışı hızlı bir itme (ya da atma) şeklinde olur. Bu, esef gibi şeylere ilâveten, hüzne bağlı şeylerden kaynaklanır ve âşıkların alâmetlerindendir. (Ravza, 662