9. yüzyılın en cerbezeli ve tartışmalı sufilerinden biri de Bayezid Bistami adıyle tanınan dedeleri Mecusi olan lsaoğlu Tayfur'dur.
Sultanu'l-arifin lakabını alan Bistami'nin tasavvufi hayatı sekr ağırlıklı bir görünüm arzeder. O, manevi sarhoşluğu içinde söylediği şathiyelerle meşhurdur: "Kendimi tenzih ederim, benim şanım ne yücedir". "Cübbemin içinde Allah'tan başkası yoktur". "Öyle bir deryaya daldım ki, Peygamberler sahilde kalakaldı" ifadeleri en meşhurlandır. Bu ve benzeri ifadelere sufiler genellikle hoşgörü ile bakmışlar, kendinden geçme halinin tabii neticesi olan bu ifadelerden dolayı süfilerin sorumlu tutulmamasını savunmuşlardır.
· Bu tasavvufi zenginliği ne ile elde ettin sorusuna "aç karın ve çıplak bedenle", kişi ne zaman alçakgönüllü olur sorusuna ise şu karşılığı vermişti: "Makam ve hal sahibi olmadığına kani olur ve halk içinde daha kötü kimse bulunmadığı görüşüne ulaşınca".
Murşidi Ebu Ali Sindi için "O bana fena ilminin inceliklerini ben de ona namaz surelerini öğretirdim" şeklinde dikkat çekici bir tesbiti de vardır.
His ve coşku yönü ağır basan, cezbe, sekr ve gaybet dolu bu tavır, Hallac'la devam edecek, Mevlana ve İbn Arabi ile zirveye ulaşacaktır.
