Bağdat Okulu'nun lideri olan Cüneyd Bağdadi "Tavusu'l-ulema" (bilginlerin tavusu) lakabından da anlaşıldığı gibi döneminin dini ilimlerini de tahsil etmişti. Tasavvufi hayata yönelişinin bir sebebi de Serî Sakatî gibi bir Sufinin yeğeni olmasıdır. Haris Muhasıbi'den de istifade etmiştir.
Cüneyd'in yaptığı en önemli iş, sufilerin tavır ve mizaçiarına göre renkli ve karışık bir durum arzetmeye başlayan tasavvufi hayat ve düşünceyi kesintiye uğratmadan ve fakat dini sınırların dışına çıkacak yorumlara da feda etmeden yönlendirmesidir. Bu fonksiyonu sebebiyle Seyyidü't-taife (Sufilcr cemaatının beyi) ünvanını olan Cüneyd, hemen bütün tarikatların silsilesinde yer alan "kilit" bir şahsiyet durumuna yükselmiştir. Tasavvufi· merhaleleri kateden bazı sufilerin ibadetleri terketmelerinin, hırsızlık ve zina yapmaktan daha kötü bir şey olduğu görüşü de onun dini konulardaki hassasiyetini göstermektedir. O, "şathiye"lerle dolu, coşkun ve taşkın bir tasavvufi hayat yerine, iç derinlik ve coşkulada birlikte "temkin" halini elden bırakmayan bir yolu izlemiştir. Bir diğer ifade ile "sekr"i değil sahv"ı tercih etmiştir. Bu yol Kuşeyri ve Gazali ile mükemmele ulaşacaktır.
Kendisinin bir çok risale kaleme aldığı kaynaklarda belirtiliyorsa da günümüze çok azı ve bazı mekt6 lupları ulaşmıştır.
