Şiraz'da yetişen mutasavvıfların en meşhurlarından biri olan Abdullah b. Hafif, bir taraftan "şathiyeler" konusunda dikkatli davranırken, diğer taraftan Hallac'ı hapishanede iken ziyaret edecek ve O'nu "alim-i rabbani" olarak niteleyecek kadar açık tavır ortaya koyan bir sufidir.
Hayatı ve fikirleri ile ilgili en değerli kaynak müridi Deylemi tarafından Arapça olarak kaleme alınan Siret'tir. Eser Rükneddin Yahya tarafından Farsça 'ya çevrilecektir.
Şeyhu'l-kebir diye tanınan İbn Hafif'in bir başka tesir kanalı da-İslam dünyasında uzun yıllar tesirli olan-Kazeruniyye tarikatıdır.
Bir çok sufi için söylenen "cenaze namazında Yahudi, Hıristiyan ve Mecusiler de bulunup dua ettiler" ifadesi İbn Hafif için de nakledilmektedir.
9. yüzyılda yaşayan, fikirleri, eserleri ve müridleriyle bu düşüncenin tanınması, yayılması, tutunması ve sevilmesinde katkısı olan sufilerden birkaç tane daha sıralanabilir. Zunnun Mısri, Fudayl b. İyâz, Maruf Kerhi, Seri Sakati, Bişr-i Hali, Şakik Belhi, Sehli Tüsterî, Ebu Süleyman Darani, Yahya b. Muaz, Ahmed b. Hadreveyh, Ebu Turab Nahşebi...
