Nasrabazi: Kur'an ve Hadisiere sarılmak, heva ve hevesiere uymamak, şeyhlere hürmet etmek, halkın özürlerini kabul etmek, zikre devam etmek, ibadetler konusunda birtakım tevillere kaçmamaktır.
Şibli: Karşılıklı sevgi ve dostluktur. Hiçbir kaygı duymadan Allah ile. beraber olmaktır. Ruhun üfleyişlerine kulak vermektir.
Ebıi Said: Fuzuli işleri terketmektiL
İbn Hafif: Kadere sabır, Hakk'ın verdiğine rıza, gerçekleri aramak için dere-tepe dolaşmaktır. Hakikat ilimlerine bağlanmaktır.
Ebu Hafs: Edebten ibarettir.
Yüzlerce tarifin içinden alınan bu tesbitiere bakıldığı zaman konunun dini görünümü açığa çıkmakta, işin ahlaki boyutu belirginleşmektedir.
Daha sonraki yıllarda tasavvuf adını alan yaşama ve düşünme biçiminin özü, çekirdeği Hz. Peygamber devrinde mevcuttu. Fakat bunun sufilerin elinde geliştirilip, usül ve metoduyla, kurum ve kuruluşlarıyla bağımsız bir ilim ve hayat tarzı haline gelişi daha sonraki yüzyıllarda gerçekleşmiştir. Bu durum diğer İslami ilimler için de geçerlidir.
Tasavvufi hayatın doğuşunda temel sebep dinlerin yapısı ve insanın ruhi ihtiyaçları olmakla birlikte iki hareket bu gelişmeyi hızlandırmıştır. Bunlardan biri, İslam dünyasında ortaya çıkan lüks, sefahat ve israf, diğeri ise dini meseleleri yalnız akılcılıkla izah ederek, onun manevi boyutunu gözardı eden bilginierin tutumu. Sufiler zahitçe davranışları ile birinci gruba, mistik yorumlarıyla da ikinci gruba muhalif bir tavır sergilemişlerdir. Bir başka ifade ile tasavvuf bu tavır ve tutumlara reaksiyon göstererek yolalmıştır.
İnsanların tasavvuf ve tarikatlara girişi de çoğu zaman bir bunalım, sıkıntı, ümitsizlik ve kargaşa ile izah edilmiştir. Olaya kişi planında bakıldığı zaman bunlara delil pulmak mümkünse de, bütün hareketi benzer sebeplere bağlamak doğru değildir. Esas sebep Mevlana'nın "suyu arayan adam" benzetmesindedir:
Susuzlar bu dünyada her zaman suyu arar
Su da yana yakıla susuzu arar sorar.
Fritz Meier'in yorumu ise şöyle: "Tasavvuf İslam cemaatı içinde Peygamber dö"!ıeminin iman lazeliğini yeniden yaşatmak, her yandan gelen şüphe, tereddüt, yalnızlık ve kargaşalıklara karşı dinin asli otoritesine bir dönüş sağlamak gayreti olarak görülebi!ir."
