Klasik tasniflere göre İslami ilimlerden bir tanesi de tasavvuftur. Tefsir, Hadis, Fıkıh, Kelam gibi doğuşu Hz. Peygamber devrinde olmakla beraber, gelişmesi, sufileri yetiştirmesi, bu sufilerin tekke, zaviye, dergah diye kendilerine has bir müesseseyi kurması, nihayet bu mesajı diğer insanlara ulaştırması daha sonraki yüzyıllardadır. ilk yüzyılda, "tasavvuf" kelimesi dahi yoktu. O zaman bu ilmin Hz. Peygamber'le başlamasını nasıl anlamak gerekir? On dört asırlık bir macerası olan tasavvufun "hangi öğeleri ilk yüzyılda mevcuttu" sorusuna daha sıhhatli cevap verebilmek için "tasavvuf nedir" sorusuna cevap aramak gerekecektir.
Elimizde yüzlerce tarif var. Bu tarifler değişik asırlarda farklı sufilerce yapılmıştır. Bu çok tariflilik bize bu sistemin değişik yönlerini aktardığı için faydalı olmuştur. Bir sufinin birden çok tarifi de vardır. Bu da onun, hayatının muhtelif dönemlerinde yakaladığı "nükte"leri göstermesi açısından mühimdir. Şimdi ilk üç yüzyılda yaşayan bazı sufilere göre sufi ve tasavvuf tariflerine bakabiliriz:
