Özellikle Osmanlı asırlarında kaleme alınan İsliimi ilimlerle ilgili birçok Türkçe eser değerini bugün de korumaktadır. Bu tesbit tasavvufi eserler için de geçerlidir. Sözkonusu dönemlerde daha önceki yüzyıllarda Arapça ve Farsça olarak kaleme alınan bazı klasikler Türkçe'ye tercüme edilmiştir: Necmuddin Daye'nin Mırsadü'l-lbadi, Molla Cami'nin Nefahatü'l-üns'ü, Kuşeyri'nin Risale'si, Mevliina'nın Mesnevi'si, İbn Arabi'nin Fusılsu'l-Hikem'i, Suhreverdi'nin Avarifu'l-Maarif'i, Şebusteri'nin Gülşen-i Riiz'ı, Ataullah lskenderi'nin Hikem-i Ataiyye'si, İmam Rabbani'nin Mektubat'ı Cumhuriyet öncesinde Türkçe'ye tercüme edilen kaynaklardan sadece birkaç tanesidiL
Bu tercüme faaliyetinin yanında Osmanlı dönemi sufileri telif eserler de vermişlerdir. Bunlardan birkaç tanesini tanıtmakta fayda vardır. Çünkü bu eserler Osmanlı toplumuna yön veren, zihniyetinin oluşmasında mühim roller üstlenen kültür ürünleridir. Osmanlı dönemi tasavvuf tarihini, hatta sosyal ve kültürel meseleleri anlamak ve tahlil etmek için bu eserleri okumak ve tanımak gerekir.
Muhammediyye
Yazıcwğlu Muhammed
(Öl. Gelibolu, 855/1451)
Osmanlı toplumunda çok okunan ve çok yayılan Türkçe eserlerin başında Muhammediyye'yi saymak gerekir. Hacı Bayram Veli'nin müridi olan Yazıcıoğlu, şiir olarak kaleme aldığı bu eserinde Hz. Peygamber'in hayatını anlatmakta, bu arada dini-ahlaki konuları da işlemektedir. Sade bir dil ile yazılan bu eser halkın "yastık altı" kitabı haline gelmiş, bir müddet sonra da mevlid gibi makamla okunınaya başlanmıştır.
Osmanlı döneminin en meşhur mutasavvıflarından Bursalı !smail Hakkı ise bu eseri iki cilt halinde Ferahu-r-Ruh adıyla şerhetmiştir.
Yazar'ın kardeşi Yazıcızade Ahmed'in Envaru'lAşıkin adlı eseri de çok yaygındır.
Eski ve yeni harflerle basılmıştır.
!Ol Müzekki'n-Nüfôs
Eşrefoğlu Rumi (Öl. lznik, 874/1469)
Ruhları arıtan, nefisleri temizleyen anlamına gelen Müzekki'n-Nüfiis, 15. yüzyılda Türkçe kaleme alınan (1448) tasavvufi eserlerin en önemlilerinden biridir. Eserde tasavvufi düşünce açısından "yeni" şeyler yoksa da bu ilmin temel konuları, tarikat terbiyesinin esasları güzel bir dil ile özetlenmiştir. Bu dil eserin halk kitlelerinde kolayca aniaşılmasına ve sevilmesine sebep olmuştur. Divan'ı ilc de asırlardır Anadolu halkına tesir eden Eşrefoğlu'nun eserindeki birçok tesbit, teşhis, tavsiye ve nasihat bu topraklarda tasavvufi düşüncenin oluşmasında mühim roloynamıştır.
Eski ve yeni harflerle basılmıştır.
Minhacu'l-Fukara
Ankaralı Rusuhudılin
(Öl. İstanbul, 1041/1631)
Mevlana'nın Mesnevi'sine yaptığı şerhle tanınan Ankaravi bu eserde 100 temel tasavvuf ıstılahını açıklamıştır.
Dervişterin yolu anlamına gelen Minhacu'l-Fukara'da yer alan ıstılahlar ve iç düzen büyük çapta Herevi'nin Menazilu's-Sairin adlı eserine dayanmaktadır.
Eser 10 bölüme, her bölüm de 10 ıstdaha ayrılarak meydana getirilmiştir.
Minhac'ın özelliği tasavvuf ıstılahlarına, İbn Arabi ve Mevlana tarzının bir diğer ifade ile Vahdet-i Vucüd neşvesinin ilave edilmesidir.
Basılmıştır (lst. 1280).
Semenitu'l-Fuıid
San Abdullıh Efendi (Öl. İst. 1071!1660)
Abdi mahlasıyla şiirler yazan, Mesnevi'yi Cevahiri Bevahir-i Mesnevi adıyla şerheden Sarı Abdullah'ın bu eseri beş bölümden meydana gelmiştir. Konuları izah ederken sık sık Arapça, Farsça ve Türkçe şiirlerle kitaba edebi zenginlikler kazandırmıştır.
İlk dört babda yaratılış, insan-ı kamil, seyr u sülük ve dervişlere nasihatlara yer veren yazar, son bölümde Nakşibendiye, Bayramiye, Halvetiye, Mevleviye, Kadiriye tarikatları silsilelerinde yer alan bazı sufiler tam !mıştır.
Bayramİ Mehimileri olarak bilinen aşağıdaki suliler hakkında bilgi vermesi en önemli özelliğidir: Ömer Sıkkini, Bünyamin Ayaş!, Pir Ali, Ahmed Sarhan, Hüsameddin Ankaravi, Şeyh Bali, Hasan Kabaduz, Ali Rumi.
1624 yılında kaleme alınan eser İstanbul' da b asılmıştır. (1288).
Malifetname
En.urumla İbrahim Hakkı
(Öl. Siirt, l194/ 1780)
ı 756 yılında kaleme alınan bu hacim li eserin az bir kısmı tasavvufi ahiakla ilgilidir. Eser, tefsir, hadis, akaid gibi dini ilimlerin yanında matematik, astronomi gibi pozitif ilimlerin verilerini de genişçe aniatmasıyla meşhurdur. ı mukaddime ve üç fenden meydana gelen Marifetname'nin 3. fenni tasavvufa ayrılmıştır. Yazar, konuları kendi içinde bablara, babları fasıllara, fasılları nevilere ayırarak pek çok altbaşiılda incelemiştir.
Osmanlı toplumunun zihniyetine tesir eden kitaplardan biri de Marifetname'dir denilebilir.
Eski ve yeni harflerle basılmıştır.
lOS Tomar
Sadık Victhıni (Öl. lstanbuĒ 1939)
Tomar-ı Turuk-ı Aliyye adıyla 4 kitap olarak basılan bu eser (İst. 1338/1340) toplumumuzda yaygın olan tarikatlar ve sufiler hakkında bilgi veren kaynaklardandır. İlk üç kitabı Melametiye, Kadiriye, Halvetiye'ye ayıran yazar, son kitapta "Sufi ve Tasavvuf" kelimeleri hakkında bilgi vermiştir.
T.ırikatların hepsini ihtiva etmemesi bu güzel eserin bir eksiği olarak görülüyor. Son asırda yazılmış olması, yazara tarikatların asrımıza kadar uzanan maceralarına temas etme imkanını vermiştir.
Seline
Hüseyin Vassaf (Öl. İstanbul, 1929)
Asnmızda yazılan eserlerden biri de Sefine-i Evliya'dır. Halvetiye, Nakşibendiye, Kadiriye ve Mevleviye gibi Osmanlı Devleti'nde yaygın olan tarikatlan ve bu tarikatların mühim simalarını tanıtan eserin müellif nüshası 5 cilt halinde Süleymaniye Kütüphanesi'ndediL (Yazma Bağışlar Kit. Nu, 2309). Yeni harflerle I. cildi basıldı (İst. 1990).
Tasavvuf ve tarikatlar tarihinin son bir-iki asn ile ilgili mühim bilgileri ihtiva eden eserin bir özelliği de fotoğraflarla, el yazılanyla, kupürlerle ... konulannın zenginleştirilmiş olmasıdır.
Şu da ilave edilmelidir ki, Osmanlı döneminde kaleme alınıp -basılma imkanı bulamayan ve tanınmayan-günümüze ulaşan birçok biyografi kitabı vardır. Mesela 1000'den fazla suliyi tanıtan Köstendilli Süleyman Şeyhi'nin (Öl. Köstendil, 1231/1816) Bahru 1-Velaye isimli eseri bunlardan biridir.
