Tasavvuf Klasikleri · Temmuz 4, 2026

Vecd-İstiğrak

Vecd, dervişin herhangi bir şey sebebiyle kendinden geçmesi demektir. Bu "herhangi bir şey" gönülde hissedilen bir duygu, bir zikir meclisi olabileceği gibi bir ney taksimi, bir kuş sesi hatta bir kapı gıcırtısı da …

Vecd, dervişin herhangi bir şey sebebiyle kendinden geçmesi demektir. Bu "herhangi bir şey" gönülde hissedilen bir duygu, bir zikir meclisi olabileceği gibi bir ney taksimi, bir kuş sesi hatta bir kapı gıcırtısı da olabilir. Çeşitli egzersizlerle hassas bir noktaya yükselen müridin kalbi bu varidier sebebiyle gelen heyecanları taşıyamamakta ve "kendini kaybetmektedir.

Sufilerin burada dikkat çektikleri husus "yapmacık" haraketiere başvurulmamasıdır. Aslında onların istediği şey bu "kendinden geçme" durumuna düşmernek için azami gayreti göstermektir. İnsanların mizaç ve yaratılışlarıyla da yakından ilgili olan bu durum için pek çok tasavvuf terimi üretilmiştir. Bunlar genelllkle birbirine zıt iki terimin bir araya getirilmesiyle oluşmuştur. Birincisi vecd haline benzer olan "manevi sarhoşluğu" diğeri ise normal hali ifade etmektedir. Birkaç tanesini şöyle sıralamak mümkündür: Cem-fark, mahv-ısbat, gaybet-huzur, sekr-sahv, heybet-üns, fena-beka ... Vecd-fakd. Vecd bulmak, fakd ise kaybelrnek demektir. Veedin başlangıç hali tevacüd, mükemmel şekli ise vücûd adını alır. Nuri şöyle diyor: "Rabbımı bulunca kalbimi (kendimi), kalbimi bulunca Rabbıını kaybediyorum".

Müridin manevi coşku sebebiyle kendinden geçmesi ile bağlantılı olan bir diğer terim de şathiyyedir (Çokluğu şatahat). Şathiyye böyle derin bir tasavvufi hali yaşayan mutassawıfın ağzından dökülen, çoğu zaman d inin esaslarına ay kın söz ve ifadelerdir. Hallac-ı Mansur'un meşhur ene'l-hak (Ben hakkım), Bayezid Bistaml'nin "Ben kendimi tesbih ederim, benim şahım ne yücedir" ifadeleri bunun çok bilinen misiilleridir.

Bu ve benzeri sözler toplumdan ve bilginlerden sert tepki gördüyse de zamanla şöyle· orta bir yol bulundu: Evet bu sözler şeriata aykırıdır. Fakat bu ifadeleri söyleyen dervişin manevi sarhoşluğu sona erdiğinde aynı iddiayı tekr.arlamıyorsa hoş görmek gerekir. Sufilerin bu tür ifadeleri tasavvufı hayatın dışında olanların sözkonusu tepkileriyle karşılaşırken, deıvişlerin çoğunluğu tarafından müsamaha ile karşılanmış, hatta bu ifadeterin büyük hikmet ve derin manaları içerdiğine inanılmıştır.

Şathiyeler tasavvufi hayatta istisna teşkil eder. Esas olan kalbi bilgi ve yorumlardır; kişinin gönül dünyasında yakaladığı nüktelerdir. Tasavvuf kültürünün temel harcı olan bu görüş ve yorumlar şathiyyeler gibi aşırılıkları ihtiva etmez. Bu tasavvufi bilginin, bu gönül bilgisinin adı marifettir, ilhamdır.