Sabah ve akşam; nimeti ikrar, günahı itiraf ve bağışlanma niyetiyle okunur.
Seyyidü’l-istiğfar
اللَّهُمَّ أَنْتَ رَبِّي لَا إِلَهَ إِلَّا أَنْتَ خَلَقْتَنِي وَأَنَا عَبْدُكَ وَأَنَا عَلَى عَهْدِكَ وَوَعْدِكَ مَا اسْتَطَعْتُ أَعُوذُ بِكَ مِنْ شَرِّ مَا صَنَعْتُ أَبُوءُ لَكَ بِنِعْمَتِكَ عَلَيَّ وَأَبُوءُ بِذَنْبِي فَاغْفِرْ لِي فَإِنَّهُ لَا يَغْفِرُ الذُّنُوبَ إِلَّا أَنْتَ
Allâhümme ente rabbî lâ ilâhe illâ ente; halaktenî ve ene abdük. Ve ene alâ ahdike ve va‘dike mesteta‘tü. Eûzü bike min şerri mâ sana‘tü. Ebûü leke bi ni‘metike aleyye ve ebûü bi zenbî; fağfir lî fe innehû lâ yağfiru’z-zünûbe illâ ente.
Allah’ım! Sen Rabbimsin; senden başka ilâh yoktur. Beni sen yarattın, ben senin kulunum. Gücüm yettiğince ahdine ve vaadine bağlıyım. Yaptıklarımın kötülüğünden sana sığınırım. Üzerimdeki nimetini ikrar ediyor, günahımı da itiraf ediyorum. Beni bağışla; çünkü günahları senden başka bağışlayan yoktur.
Sabah bir, akşam bir defa.
Sahih
Buhârî, Deavât 2
Hadiste sabah-akşam vakti açıkça belirtilir; metin yalnız ilk cümlelerden ibaret değildir.
Bu kayıtta vakit veya tekrar sayısı ancak rivayette açıkça bulunduğunda belirtilir. Dua, tedaviye, çalışmaya, istişareye veya diğer fiilî sorumluluklara alternatif olarak sunulmaz.
