Riyâzü's-Sâlihîn · Haziran 24, 2026

Baba-Kızın İsteği, Peygamber’in Kararlılığı

Riyazus Salihin Cilt – 2 – Mehmet Yasar Kandemir · ANA BABAYA İYİLİK VE AKRABAYI ZİYARET Hadis-i Şerif İbni Ömer radıyallâhu anhümâ ’dan rivayet edildiğine göre şöyle dedi: Çok sevdiğim bir kadınla evliydim. …

Hadîs-i şerîf (Arapça metin)
Riyazus Salihin Cilt – 2 – Mehmet Yasar Kandemir · ANA BABAYA İYİLİK VE AKRABAYI ZİYARET
Hadis-i Şerif
İbni Ömer radıyallâhu anhümâ ’dan rivayet edildiğine göre
şöyle dedi:
Çok sevdiğim bir kadınla evliydim. Babam Hz. Ömer o kadını
beğenmiyordu. Bu sebeple bana:
– Onu boşa! dedi.
Ben de boşamak istemedim.
Bunun üzerine Ömer radıyallâhu anh Peygamber aleyhisselâm ’a
gelerek durumu anlatmış.
Peygamber aleyhisselâm da:
– “O kadını boşa!” diye emretti.
Ebû Dâvûd, Edeb 120; Tirmizî, Talâk 13. Ayrıca bk. İbni Mâce, Talâk

Râvi
36
Açıklama
Peygamber Efendimiz’in boşanmaya karşı olduğu ve bu görüşünü,
“Allah Teâlâ’nın en sevmediği helâl, eşini boşamaktır” (Ebû Dâvûd,
Talâk 3; İbni Mâce, Talâk 1) hadisiyle dile getirdiği bilinmektedir.
Fakat bu hadiste Abdullah İbni Ömer’i babasının sözünü dinleyerek
karısını boşamaya teşvik ettiği görülmektedir.
Meselenin özü şudur: Sebepsiz yere boşanmak ve bunu âdet
hâline getirmek günahtır. Allah Teâlâ böyle kimseleri ve onların bu
sorumsuzca davranışlarını sevmez. Ama ortada boşamayı gerektiren
bir durum varsa, boşanmakta hiçbir günah yoktur. Hatta bazan
boşanmak en iyi çâredir.
Bu hadiste ve bir sonraki hadiste babanın veya annenin sözüne
bakarak boşanma konusu üzerinde durulmaktadır.
Hatıra şöyle bir soru gelmektedir:
Bütün anne ve babaların sözüne bakarak eşini boşamak gerekir
mi?
Konuyu iki bakımdan ele almak uygun olacaktır.
Biri, hadisimizin râvisi Abdullah İbni Ömer’in özel durumu; diğeri
de, daha sonraki devirlerde ve günümüzde yaşayanların durumu.
Abdullah İbni Ömer’e boşanmasını teklif eden baba Hz. Ömer’dir.
Hz. Ömer farklı bir insandır. Onun dindarlığı, Allah korkusu ve kul
hakkına saygısı, daha sonra gelenlerle ölçülemeyecek kadar
üstündür. Adâlet timsâli olması sebebiyle de kimseye haksızlık
etmeyeceği, hele gelinini zor durumda bırakmak istemeyeceği
şüphesizdir. Oğluna karısını boşamayı tavsiye ettiğine göre, demek
ki gelininde bağışlanamayacak bir kusur vardı. Oğlu Abdullah
karısına âşık olduğu için onun bu kusurunu görmüyordu. Çünkü aşırı
sevgi insanı sağır ve kör yapar. Seven insan, sevdiğinin kusurunu
farkedemez. Gelininde gördüğü kusur, bağışlanması mümkün olan
bir kusur olsaydı, herhalde Hz. Ömer onu bağışlardı. Oğlunu sevdiği
kadından ayırmayı ve onu üzmeyi istemezdi. Şu halde bu kusur
oğlunun dinî ve manevî hayatına zarar verecek mâhiyette önemli bir
kusurdu. Konuyu öğrendiği zaman Hz. Peygamber’in Abdullah İbni
Ömer’i hemen yanına çağırması ve ona “Karını boşa!” buyurması
Hz. Ömer’in haklı olduğunu göstermektedir.
Vaktiyle Hz. İbrahim’in de oğlu Hz. İsmail’i ziyarete geldiğinde
gelinini beğenmediği ve oğluna karısını boşaması anlamında “Eşiğini
değiştirsin!” diye haber bıraktığı, onun da babasının emrini yerine
getirdiği bilinmektedir (bk. 1871 numaralı hadis).
Abdullah İbni Ömer eşini boşama konusunda biri babasından,
diğeri Resûl-i Ekrem’den olmak üzere iki emir almıştı. Hem öyle bir
babaya hem de Resûlullah’ın buyruğuna elbette karşı gelemezdi.
Emirlere uydu ve karısını boşadı.
Meselenin bizleri ilgilendiren tarafına gelince: Bir anne veya
babanın yahut her ikisinin birden, “Karını boşa!” tarzındaki
tavsiyelerini kabul etmek gerekir mi?
Hayır, gerekmez. Hiçbir baba ve anne, bu konuda sahâbîler kadar
titizlik gösteremez. Günümüzde bir babanın veya annenin yahut her
ikisinin birden oğullarına, senin karının şöyle şöyle kusurları var
şeklindeki şikâyetlerine bakarak eşini boşamak doğru değildir.
Bilhassa yaşlı anne ve babalar, herhangi bir davranışına kızdıkları
gelinlerini kusurlu göstermeye çalışırlar. Onu çeşitli bahanelerle
oğullarının gözünden düşürmek isterler. Bazıları da ileri yaşın
getirdiği zihnî yorgunluk ve bunama sebebiyle olur olmaz şeyi
mesele yaparlar. Aslında yaşlıların bu nevi hissî hükümlerini anlamak
o kadar zor değildir.
Bir insan anne ve babasının eşiyle ilgili şikâyetlerini bizzat
değerlendirmeli ve bu konuda kararı kendisi vermelidir. Zamanla ve
bilhassa eğitim yoluyla giderilmesi mümkün olan hataları ve
noksanları büyütmemelidir. Çok zor durumda kalındığı zaman,
dindar ve aklı başında kimselere danışmalı, onların görüş ve
tecrübelerinden faydalanmalıdır.
Hadisten Öğrendiklerimiz
  1. 1Ana babanın dine aykırı olmayan buyruklarına uymak gerekir.
  2. 2Mü’minler Peygamberlerinin buyruğuna hiç tereddüt etmeden
    uyarlar.
  3. 3Bir mü’min, dine aykırı olan arzularını terk etmek zorundadır.
  4. 4Gerekmedikçe kimsenin ayıbı ortaya dökülmemelidir.