
Hadis-i Şerif
Câbir radıyallâhu anh şöyle dedi:
– Mescidin etrafındaki arsalar boş kalmıştı. Benî Selime, mescidin
yakınına taşınıp yerleşmek istediler. Bu arzu Peygamber sallallâhu
aleyhi ve sellem’ e ulaşınca, onlara:
“Bana gelen bilgiye göre, mescidin yakınına taşınıp yerleşmek
istiyormuşsunuz, öyle mi?” buyurdu. Onlar:
– Evet, ey Allah’ın Resûlü! Böyle arzu etmiştik, dediler. Resûl-i
Ekrem iki defa:
–
“Ey
Selimeoğulları!
Yurtlarınızdan
ayrılmayınız
ki,
adımlarınıza sevap yazılsın” buyurdu. Onlar da:
– Şu halde yerlerimizden göçmek bizi sevindirmeyecek, dediler.
– Mescidin etrafındaki arsalar boş kalmıştı. Benî Selime, mescidin
yakınına taşınıp yerleşmek istediler. Bu arzu Peygamber sallallâhu
aleyhi ve sellem’ e ulaşınca, onlara:
“Bana gelen bilgiye göre, mescidin yakınına taşınıp yerleşmek
istiyormuşsunuz, öyle mi?” buyurdu. Onlar:
– Evet, ey Allah’ın Resûlü! Böyle arzu etmiştik, dediler. Resûl-i
Ekrem iki defa:
–
“Ey
Selimeoğulları!
Yurtlarınızdan
ayrılmayınız
ki,
adımlarınıza sevap yazılsın” buyurdu. Onlar da:
– Şu halde yerlerimizden göçmek bizi sevindirmeyecek, dediler.
Müslim, Mesâcid 280. Ayrıca bk. Tirmizî, Tefsîru sûre (36).
Açıklama
Resûl-i Ekrem Efendimiz’in Medine’ye hicretinden sonra yaptığı ilk
iş, bir mescid inşâ etmek olmuştu. Hadiste adı geçen mescid budur.
Mescidin etrafı boş bırakılmış, yerleşime izin verilmemişti. Benî
Selime, Ensâr kabilelerinden biri olup, yerleşim alanları mescide
uzaktı. Onlar, beş vakit namazı daha kolay yoldan cemaatle
kılabilmek gayesiyle, mescidin etrafındaki boş arsalara gelip ev
yapmak ve oraya yerleşmek istiyorlardı. Çünkü gece karanlığında ve
yağmur olduğu günlerde camiye gidip gelmekte güçlük çekiyorlardı.
Peygamber Efendimiz ise bu isteği hoş karşılamadı ve Benî Selime
mensuplarını çağırarak bu yöndeki düşüncesini kendilerine açıkladı,
yerlerinde kalmalarını istedi. Namaz kılmak için mescide gelip
gitmekle kazanacakları sevabı da onlara haber verip müjdeledi.
Onlar da buna râzı olup yurtlarında kaldılar.
Çünkü Benî Selime yaşadıkları semtin âdeta bekçisi durumunda
idiler. Orayı boşalttıkları takdirde o semtin güvenliği tehlikeye
düşecekti. Efendimiz buna rızâ göstermedi.
Peygamber Efendimiz, Medine’deki yerleşimin düzenli ve dengeli
olmasına özen gösteriyordu. Belirli alanlarda nüfusun yoğunlaşıp
bazı yerlerin ise tamamen boş kalmasını istemiyordu. Boş kalması
gereken yerlerin iskâna açılmasını da hoş karşılamıyordu. Bu tutum,
İslâm şehirciliğinin ve günümüzde her geçen gün önemi daha da
artan çevreciliğin ilk ciddî örneğini teşkil eder. Peygamber
Efendimiz’in Medine ile ilgili düzenlemeleri bunlardan ibaret değildi.
O, su kaynaklarının korunmasından, ziraat alanlarının zayi
olmamasına, bazı bölgelerin ağaçlandırılmasından, evlerin yerleşim
planı ve mimari görünümüne kadar birçok alandaki düzenlemelere
müdahalede bulunmuştur.
Hadis kitaplarımızın yanında, siyer ve tarih alanındaki eserlerde de
bu örneklere sıkça rastlarız. Daha sonraki dönemlerde sırf Medine’yi
konu alan müstakil eserler yazılmış ve bu kitaplarda Peygamber
Efendimiz ve ondan sonraki dönemlerde Medine ile ilgili konulara
daha çok yer verilmiştir.
Hadis daha önce 138 numara ile geçmişti.
iş, bir mescid inşâ etmek olmuştu. Hadiste adı geçen mescid budur.
Mescidin etrafı boş bırakılmış, yerleşime izin verilmemişti. Benî
Selime, Ensâr kabilelerinden biri olup, yerleşim alanları mescide
uzaktı. Onlar, beş vakit namazı daha kolay yoldan cemaatle
kılabilmek gayesiyle, mescidin etrafındaki boş arsalara gelip ev
yapmak ve oraya yerleşmek istiyorlardı. Çünkü gece karanlığında ve
yağmur olduğu günlerde camiye gidip gelmekte güçlük çekiyorlardı.
Peygamber Efendimiz ise bu isteği hoş karşılamadı ve Benî Selime
mensuplarını çağırarak bu yöndeki düşüncesini kendilerine açıkladı,
yerlerinde kalmalarını istedi. Namaz kılmak için mescide gelip
gitmekle kazanacakları sevabı da onlara haber verip müjdeledi.
Onlar da buna râzı olup yurtlarında kaldılar.
Çünkü Benî Selime yaşadıkları semtin âdeta bekçisi durumunda
idiler. Orayı boşalttıkları takdirde o semtin güvenliği tehlikeye
düşecekti. Efendimiz buna rızâ göstermedi.
Peygamber Efendimiz, Medine’deki yerleşimin düzenli ve dengeli
olmasına özen gösteriyordu. Belirli alanlarda nüfusun yoğunlaşıp
bazı yerlerin ise tamamen boş kalmasını istemiyordu. Boş kalması
gereken yerlerin iskâna açılmasını da hoş karşılamıyordu. Bu tutum,
İslâm şehirciliğinin ve günümüzde her geçen gün önemi daha da
artan çevreciliğin ilk ciddî örneğini teşkil eder. Peygamber
Efendimiz’in Medine ile ilgili düzenlemeleri bunlardan ibaret değildi.
O, su kaynaklarının korunmasından, ziraat alanlarının zayi
olmamasına, bazı bölgelerin ağaçlandırılmasından, evlerin yerleşim
planı ve mimari görünümüne kadar birçok alandaki düzenlemelere
müdahalede bulunmuştur.
Hadis kitaplarımızın yanında, siyer ve tarih alanındaki eserlerde de
bu örneklere sıkça rastlarız. Daha sonraki dönemlerde sırf Medine’yi
konu alan müstakil eserler yazılmış ve bu kitaplarda Peygamber
Efendimiz ve ondan sonraki dönemlerde Medine ile ilgili konulara
daha çok yer verilmiştir.
Hadis daha önce 138 numara ile geçmişti.
Hadisten Öğrendiklerimiz
- 1Bir şehir veya ülkedeki insanların yerleşim yerinin planlamasına
yönetici müdahale edebilir. - 2Mescide yakın olmak arzusuyla, bir şehrin veya beldenin kenar
semtlerini boşaltmak güvenliğe zarar verecekse, uzakta kalmak
tercih edilir. - 3Ev camiye uzak da olsa, cemaate devama özen göstermek
gerekir. - 4Uzak mahallerden camiye gelmenin sevabı daha çok ve daha
büyüktür. - 5Evlerin camiye yakın olması müstehaptır.

