
Hadis-i Şerif
Yine Ebû Hüreyre radıyallâhu anh:
“Siz insanların iyiliği için ortaya çıkarılmış en hayırlı
ümmetsiniz” âyetini okudu ve onu şöyle açıkladı:
İnsanların diğer kimselere en hayırlı ve faydalı olanları, bazı
şahısları boyunlarından zincire vurulmuş olarak (İslâm toplumuna)
getiren kimselerdir. Sonra o getirdikleri esirler İslâmiyet’i kabul
ederler.
“Siz insanların iyiliği için ortaya çıkarılmış en hayırlı
ümmetsiniz” âyetini okudu ve onu şöyle açıkladı:
İnsanların diğer kimselere en hayırlı ve faydalı olanları, bazı
şahısları boyunlarından zincire vurulmuş olarak (İslâm toplumuna)
getiren kimselerdir. Sonra o getirdikleri esirler İslâmiyet’i kabul
ederler.
Buhârî, Tefsîru sûre (3), 7.
Râvi
Aşağıdaki hadisle birlikte açıklanacaktır.
1844. Yine Ebû Hüreyre radıyallâhu anh’ den rivayet edildiğine göre
Resûl-i Ekrem sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu:
“Allah Teâlâ, boyunlarından zincire vurulmuş olarak cennete
götürülen kimselerden hoşnut olur.”
Buhârî, Cihâd 144. Ayrıca bk. Ebû Dâvûd, Cihâd 114.
Açıklama
Birinci hadîs-i şerîfte Allah rızâsı için cihad ederek insanların
hidâyetine vesîle olmanın önemi, ikincisinde de müslümanlarla
yaptıkları savaşta onlara esir düştükten sonra İslâmiyet’in yüceliğini
görerek müslüman olmanın değeri ortaya konmaktadır.
Birinci
hadiste,
Ebû
Hüreyre’nin
sözü
imiş
gibi
görünen
açıklamanın esasen onun sözü olmadığı; bunun, ikinci hadiste
okuduğumuz Resûlullah Efendimiz’in sözünün, Ebû Hüreyre’nin
ifadesine bürünmüş şekli olduğu anlaşılmaktadır.
İnsanların en faydalısı, insanlara faydalı olandır. Şüphesiz bu
böyledir. İyi ama insanlara faydalı olmak için yapılması gereken en
iyi şey nedir? İşte birinci hadisimiz bunun cevabını ortaya
koymaktadır: Onların hidâyetine yani doğru yolu bulmasına vesîle
olmaktır. Çünkü hayatın gayesi Allah’a giden yolu bulmak, o yolda
yürümek ve böylece Allah’ın rızâsını elde etmektir. Bu en önemli işe
vesîle olan kimse veya kimseler de şüphesiz en hayırlı ve en faydalı
insanlardır. “Hayra Öncülük Etmek” bahsinde muhtelif örneklerini
gördüğümüz ve 177 numaralı hadiste Resûl-i Ekrem Efendimiz’in Hz.
Ali’ye “Allah’a yemin ederim ki, senin vasıtanla Allah’ın bir tek kişiye
hidâyet vermesi, senin için kırmızı develere (dünyanın en değerli
şeylerine) sahip olmaktan daha hayırlıdır” buyurduğunu okuduğumuz
üzere, insanları Allah yoluna çağıran kimse en faydalı işi yapmış
olur.
“Allah Teâlâ boyunlarından zincire vurulmuş olarak cennete
götürülen kimselerden hoşnut olur” ifadesi, yukarıdaki açıklamadan
da anlaşılacağı üzere mecâzî bir anlatımdır. İslâmiyet’i tanımayan,
Allah’ın hoşnut olduğu ve kullarının benimsemesini istediği yegâne
dinin İslâm olduğunu bilmeyen kimselerin müslümanlarla çarpışması,
onlara esir düşüp zincirlere vurulması gayet tabiidir. Sonra kendilerini
esir eden kimseler vasıtasıyla hidâyete eren, böylece hem Allah’tan
başkasına kul köle olmaktan kurtulan hem de dünyayı tanıyarak ona
mânen köle olma zilletinden kurtulan kimse, Cenâb-ı Hakk’ın
hoşnutluğunu
kazanır
ve
onun
lutfuyla
cennete
kavuşur.
“Boyunlarından zincire vurulmuş olarak cennete götürülmek”
şeklindeki mecâzî ifadeyle anlatılmak istenen işte bu gerçek
kurtuluştur.
Bu iki hadiste sergilenen manzara, okula zorla ve ağlayarak giden,
fakat daha sonra doğru okumanın verdiği bahtiyarlığı farkedip mutlu
olan insanın halini hatırlatmaktadır. Şüphesiz doğru yola ileten
sadece Allah’tır. Şayet O dilerse, hidâyet mıknatısıyla kulunu en
berbat şartlar altından çekip alır ve hadisimizde anlatıldığı üzere onu
zorla cennete götürür.
İkinci hadise çok farklı mâna veren âlimler de olmuştur. Onlara
göre bu hadiste anlatılan kimseler, düşmanla savaşarak onlara esir
düşen, zincire vurularak götürülen ve bu durumda iken ölen veya
öldürülen müslümanlardır. Allah için savaşıp düşman eline esir
düşen ve o durumda ölen veya düşman tarafından öldürülen
kimselerden Allah Teâlâ’nın hoşnut olacağı bellidir. Bu hadise birinci
hadis ışığında bakıldığı zaman, meselenin daha önce açıkladığımız
şekilde anlaşılması gerektiği görülür.
hidâyetine vesîle olmanın önemi, ikincisinde de müslümanlarla
yaptıkları savaşta onlara esir düştükten sonra İslâmiyet’in yüceliğini
görerek müslüman olmanın değeri ortaya konmaktadır.
Birinci
hadiste,
Ebû
Hüreyre’nin
sözü
imiş
gibi
görünen
açıklamanın esasen onun sözü olmadığı; bunun, ikinci hadiste
okuduğumuz Resûlullah Efendimiz’in sözünün, Ebû Hüreyre’nin
ifadesine bürünmüş şekli olduğu anlaşılmaktadır.
İnsanların en faydalısı, insanlara faydalı olandır. Şüphesiz bu
böyledir. İyi ama insanlara faydalı olmak için yapılması gereken en
iyi şey nedir? İşte birinci hadisimiz bunun cevabını ortaya
koymaktadır: Onların hidâyetine yani doğru yolu bulmasına vesîle
olmaktır. Çünkü hayatın gayesi Allah’a giden yolu bulmak, o yolda
yürümek ve böylece Allah’ın rızâsını elde etmektir. Bu en önemli işe
vesîle olan kimse veya kimseler de şüphesiz en hayırlı ve en faydalı
insanlardır. “Hayra Öncülük Etmek” bahsinde muhtelif örneklerini
gördüğümüz ve 177 numaralı hadiste Resûl-i Ekrem Efendimiz’in Hz.
Ali’ye “Allah’a yemin ederim ki, senin vasıtanla Allah’ın bir tek kişiye
hidâyet vermesi, senin için kırmızı develere (dünyanın en değerli
şeylerine) sahip olmaktan daha hayırlıdır” buyurduğunu okuduğumuz
üzere, insanları Allah yoluna çağıran kimse en faydalı işi yapmış
olur.
“Allah Teâlâ boyunlarından zincire vurulmuş olarak cennete
götürülen kimselerden hoşnut olur” ifadesi, yukarıdaki açıklamadan
da anlaşılacağı üzere mecâzî bir anlatımdır. İslâmiyet’i tanımayan,
Allah’ın hoşnut olduğu ve kullarının benimsemesini istediği yegâne
dinin İslâm olduğunu bilmeyen kimselerin müslümanlarla çarpışması,
onlara esir düşüp zincirlere vurulması gayet tabiidir. Sonra kendilerini
esir eden kimseler vasıtasıyla hidâyete eren, böylece hem Allah’tan
başkasına kul köle olmaktan kurtulan hem de dünyayı tanıyarak ona
mânen köle olma zilletinden kurtulan kimse, Cenâb-ı Hakk’ın
hoşnutluğunu
kazanır
ve
onun
lutfuyla
cennete
kavuşur.
“Boyunlarından zincire vurulmuş olarak cennete götürülmek”
şeklindeki mecâzî ifadeyle anlatılmak istenen işte bu gerçek
kurtuluştur.
Bu iki hadiste sergilenen manzara, okula zorla ve ağlayarak giden,
fakat daha sonra doğru okumanın verdiği bahtiyarlığı farkedip mutlu
olan insanın halini hatırlatmaktadır. Şüphesiz doğru yola ileten
sadece Allah’tır. Şayet O dilerse, hidâyet mıknatısıyla kulunu en
berbat şartlar altından çekip alır ve hadisimizde anlatıldığı üzere onu
zorla cennete götürür.
İkinci hadise çok farklı mâna veren âlimler de olmuştur. Onlara
göre bu hadiste anlatılan kimseler, düşmanla savaşarak onlara esir
düşen, zincire vurularak götürülen ve bu durumda iken ölen veya
öldürülen müslümanlardır. Allah için savaşıp düşman eline esir
düşen ve o durumda ölen veya düşman tarafından öldürülen
kimselerden Allah Teâlâ’nın hoşnut olacağı bellidir. Bu hadise birinci
hadis ışığında bakıldığı zaman, meselenin daha önce açıkladığımız
şekilde anlaşılması gerektiği görülür.
Hadisten Öğrendiklerimiz
- 1Ashâb-ı kirâm ile onların izinde gidenler, insanların iyiliği için
yaratılmış en hayırlı ümmettir. - 2İnsanların en faydalısı, başkalarının doğru yolu bulmasına vesîle
olan kimselerdir. - 3Allah Teâlâ, gerçeği görüp İslâmiyet’i kabul eden kimselere
cennetini ikram eder.

