
Hadis-i Şerif
Ebû Hüreyre radıyallâhu anh Resûlullah sallallâhu aleyhi ve
sellem’ i şöyle buyururken işittim dedi:
“Bir gün gelecek, insanlar Medine’yi bütün hayır ve
güzellikleriyle
terkedip
gidecekler;
orada
sadece
vahşi
hayvanlar
ve
kuşlar
kalacaktır.
Medine’ye
son
olarak
koyunlarına seslenip duran Müzeyne kabilesinden iki çoban
girecek ve orayı ıpıssız, vahşî hayvanlarla dolu bulacaklar. Onlar
da Vedâ Tepesi’ne gelince yüzüstü düşüp öleceklerdir.”
sellem’ i şöyle buyururken işittim dedi:
“Bir gün gelecek, insanlar Medine’yi bütün hayır ve
güzellikleriyle
terkedip
gidecekler;
orada
sadece
vahşi
hayvanlar
ve
kuşlar
kalacaktır.
Medine’ye
son
olarak
koyunlarına seslenip duran Müzeyne kabilesinden iki çoban
girecek ve orayı ıpıssız, vahşî hayvanlarla dolu bulacaklar. Onlar
da Vedâ Tepesi’ne gelince yüzüstü düşüp öleceklerdir.”
Buhârî, Fezâilü’l-Medîne 5; Müslim, Hac 498, 499.
Açıklama
Kitabımızın bu bölümünde, kıyamet kopmadan önce dünyanın
göreceği gariplikleri okumaktayız. Bu hadîs-i şerîfte, dünyanın artık
bir başka âleme dönüştüğü o karışık günlerde, hasretiyle gönüllerin
yanıp kavrulduğu o güzelim Medine’nin yürek sızlatan yalnızlığı
tasvir edilmektedir. İnsanlar bu gönüller kâbesini, sahip olduğu bütün
iyilik, güzellik, hayır ve bereketiyle başbaşa bırakarak çekip
gideceklerdir.
Hadis hâfızı Kâdî İyâz, bir zamanlar İslâm dünyasının başkenti
olan Medine’nin, dünyanın en mâmur şehri iken, ashâb ve tâbiînin ve
daha nice İslâm büyüğünün hâtırasını sinesinde barındırdığını, fakat
hilâfet merkezinin önce Şam’a, ardından Bağdat’a taşınmasıyla
burada birtakım fitneler ve acı olaylar yaşandığını, oradaki kıymetli
âlimlerin dağılıp gittiğini, şehri bedevîlerin işgal ettiğini, iyice
tenhalaşan Medine’nin hurmalıklarında vahşi hayvanların ve kuşların
mekân tuttuğunu, hatta kurtların ve köpeklerin Mescid-i Saâdet’te
yattığını söylemekte, dolayısıyla hadiste işaret buyurulan hali
Medine’nin daha önce yaşadığını ifade etmektedir.
Kâdî İyâz’ın sözünü ettiği olaylar, bazı Emevî ve Abbâsî
halifelerinin kaprisleri yüzünden maalesef yaşanmıştır. Fakat
kitabımızın müellifi İmâm Nevevî’nin belirttiği üzere, hadiste anlatılan
olay kıyametin yaklaştığı günlerde yaşanacaktır. Müzeyneli iki
çobanın Medine’de en son ölecek iki insan olarak belirtilmesi bunu
teyit etmektedir.
göreceği gariplikleri okumaktayız. Bu hadîs-i şerîfte, dünyanın artık
bir başka âleme dönüştüğü o karışık günlerde, hasretiyle gönüllerin
yanıp kavrulduğu o güzelim Medine’nin yürek sızlatan yalnızlığı
tasvir edilmektedir. İnsanlar bu gönüller kâbesini, sahip olduğu bütün
iyilik, güzellik, hayır ve bereketiyle başbaşa bırakarak çekip
gideceklerdir.
Hadis hâfızı Kâdî İyâz, bir zamanlar İslâm dünyasının başkenti
olan Medine’nin, dünyanın en mâmur şehri iken, ashâb ve tâbiînin ve
daha nice İslâm büyüğünün hâtırasını sinesinde barındırdığını, fakat
hilâfet merkezinin önce Şam’a, ardından Bağdat’a taşınmasıyla
burada birtakım fitneler ve acı olaylar yaşandığını, oradaki kıymetli
âlimlerin dağılıp gittiğini, şehri bedevîlerin işgal ettiğini, iyice
tenhalaşan Medine’nin hurmalıklarında vahşi hayvanların ve kuşların
mekân tuttuğunu, hatta kurtların ve köpeklerin Mescid-i Saâdet’te
yattığını söylemekte, dolayısıyla hadiste işaret buyurulan hali
Medine’nin daha önce yaşadığını ifade etmektedir.
Kâdî İyâz’ın sözünü ettiği olaylar, bazı Emevî ve Abbâsî
halifelerinin kaprisleri yüzünden maalesef yaşanmıştır. Fakat
kitabımızın müellifi İmâm Nevevî’nin belirttiği üzere, hadiste anlatılan
olay kıyametin yaklaştığı günlerde yaşanacaktır. Müzeyneli iki
çobanın Medine’de en son ölecek iki insan olarak belirtilmesi bunu
teyit etmektedir.
Hadisten Öğrendiklerimiz
- 1Kıyamete yakın bir zamanda insanlar, deccâlin bile giremediği o
güzelim
Medine’yi
mânevî
güzelliklerine
bakmadan
terkedip
gideceklerdir. - 2O zaman orada sadece vahşi hayvanlar ve kuşlar yaşayacaktır.
- 3Medine’ye son olarak Müzeyne kabilesinden iki çoban
koyunlarıyla birlikte gelecek, onlar henüz şehre girmeden, daha
Seniyyetü’l-vedâ’da iken kıyamet kopacaktır.

