
Hadis-i Şerif
Âsım el-Ahvel’den rivayet edildiğine göre Abdullah İbni
Sercis radıyallâhu anh şöyle dedi:
Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem’ e :
– Ya Resûlallah! Allah seni bağışlasın, dedim. O da:
– “Seni de bağışlasın” buyurdu.
Âsım el-Ahvel dedi ki, Abdullah İbni Sercis’e:
– Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem senin için böyle mağfiret
diledi mi? diye sordum.
– Evet, senin için de mağfiret diledi, dedi ve şu âyet-i kerîmeyi
okudu:
“ (Habîbim!) Hem kendinin hem de mü’min erkeklerin ve
mü’min kadınların günahlarının bağışlanmasını dile!”
Sercis radıyallâhu anh şöyle dedi:
Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem’ e :
– Ya Resûlallah! Allah seni bağışlasın, dedim. O da:
– “Seni de bağışlasın” buyurdu.
Âsım el-Ahvel dedi ki, Abdullah İbni Sercis’e:
– Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem senin için böyle mağfiret
diledi mi? diye sordum.
– Evet, senin için de mağfiret diledi, dedi ve şu âyet-i kerîmeyi
okudu:
“ (Habîbim!) Hem kendinin hem de mü’min erkeklerin ve
mü’min kadınların günahlarının bağışlanmasını dile!”
Müslim, Fezâil 112.
Açıklama
Hadisimizin râvisi olan sahâbî Abdullah İbni Sercis radıyallâhu anh
hakkında 975 numaralı hadiste kısa bilgi verilmişti. Onunla yukarıda
görüldüğü şekilde konuşan Âsım el-Ahvel ise (ö. 142/759) güvenilir
tâbiîn muhaddislerinden biridir. Âsım bir gün Abdullah İbni Sercis’e
Resûlullah Efendimiz’i görüp görmediğini veya nasıl gördüğünü
sormuş olmalı ki, Abdullah ona Peygamber sallallâhu aleyhi ve
sellem’i gördüğünü, hatta onunla et ve ekmek, (bir rivayete göre tirit)
yediğini söyledi. Sonra aralarında geçen yukarıdaki konuşmayı
anlattı. Daha sonra Resûlullah’ın arka tarafına dolandığını ve iki
omuzunun arasındaki peygamberlik mührü ne baktığını belirtti
(Müslim, Fezâil 112).
Muhterem sahâbî Abdullah İbni Sercis, Peygamber duası almanın
pek güzel bir yolunu bulmuş. Verilen bir selâma, yapılan bir duaya en
azından aynıyla karşılık vermenin bir İslâm edebi olduğunu bildiği
için, Allah’ın Resûlü’ne, “Allah seni bağışlasın” diye dua etmiş, ondan
“Seni de bağışlasın” karşılığını almış ve böylece maksadına
ulaşmıştır. Bu olayı kendisine anlattığı talebesi Âsım el-Ahvel,
Peygamber duası almanın bir insan için ne büyük bir meziyet ve
fazilet olduğunu çok iyi bildiği için hocasına:
– Gerçekten Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem senin için böyle
mağfiret diledi mi? diye sormuş; Efendimiz’in genç sahâbîlerinden
biri olan Abdullah, kendisinin bir zamanki halini hatırlatan bu genç
talebesini sevindirmek için olmalı ki:
– Evet, senin için de mağfiret diledi, diyerek yukarıdaki âyet-i
kerîmeyi okumuştur. Bu âyette Allah Teâlâ Resûlü’ne:
“ (Habîbim!) Hem kendinin hem de mü’min erkeklerin ve
mü’min
kadınların
günahlarının
bağışlanmasını
dile!”
[Muhammed sûresi (47), 19] buyurmaktadır.
Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem’ in her vesileyle ümmetinin
bağışlanmasını dilediğini, onların âhirette bahtiyar olmalarını cân u
gönülden istediğini bilmekteyiz. Bu âyet-i kerîme ona bu görevin
Allah Teâlâ tarafından verildiğini, dolayısıyla bizim hem dünya hem
de âhirette bahtiyar olmamızı herkesten önce yüce Rabbimiz’in arzu
buyurduğunu açıkça göstermektedir.
hakkında 975 numaralı hadiste kısa bilgi verilmişti. Onunla yukarıda
görüldüğü şekilde konuşan Âsım el-Ahvel ise (ö. 142/759) güvenilir
tâbiîn muhaddislerinden biridir. Âsım bir gün Abdullah İbni Sercis’e
Resûlullah Efendimiz’i görüp görmediğini veya nasıl gördüğünü
sormuş olmalı ki, Abdullah ona Peygamber sallallâhu aleyhi ve
sellem’i gördüğünü, hatta onunla et ve ekmek, (bir rivayete göre tirit)
yediğini söyledi. Sonra aralarında geçen yukarıdaki konuşmayı
anlattı. Daha sonra Resûlullah’ın arka tarafına dolandığını ve iki
omuzunun arasındaki peygamberlik mührü ne baktığını belirtti
(Müslim, Fezâil 112).
Muhterem sahâbî Abdullah İbni Sercis, Peygamber duası almanın
pek güzel bir yolunu bulmuş. Verilen bir selâma, yapılan bir duaya en
azından aynıyla karşılık vermenin bir İslâm edebi olduğunu bildiği
için, Allah’ın Resûlü’ne, “Allah seni bağışlasın” diye dua etmiş, ondan
“Seni de bağışlasın” karşılığını almış ve böylece maksadına
ulaşmıştır. Bu olayı kendisine anlattığı talebesi Âsım el-Ahvel,
Peygamber duası almanın bir insan için ne büyük bir meziyet ve
fazilet olduğunu çok iyi bildiği için hocasına:
– Gerçekten Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem senin için böyle
mağfiret diledi mi? diye sormuş; Efendimiz’in genç sahâbîlerinden
biri olan Abdullah, kendisinin bir zamanki halini hatırlatan bu genç
talebesini sevindirmek için olmalı ki:
– Evet, senin için de mağfiret diledi, diyerek yukarıdaki âyet-i
kerîmeyi okumuştur. Bu âyette Allah Teâlâ Resûlü’ne:
“ (Habîbim!) Hem kendinin hem de mü’min erkeklerin ve
mü’min
kadınların
günahlarının
bağışlanmasını
dile!”
[Muhammed sûresi (47), 19] buyurmaktadır.
Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem’ in her vesileyle ümmetinin
bağışlanmasını dilediğini, onların âhirette bahtiyar olmalarını cân u
gönülden istediğini bilmekteyiz. Bu âyet-i kerîme ona bu görevin
Allah Teâlâ tarafından verildiğini, dolayısıyla bizim hem dünya hem
de âhirette bahtiyar olmamızı herkesten önce yüce Rabbimiz’in arzu
buyurduğunu açıkça göstermektedir.
Hadisten Öğrendiklerimiz
- 1Resûlullah Efendimiz’e ümmetinin bağışlanması için dua etme
görevini Allah Teâlâ vermiştir. - 2Allah Teâlâ ona bu görevi yüklemek sûretiyle hem kendisine
verdiği değeri göstermiş hem de onun ümmetine duyduğu sevgi ve
merhameti ortaya koymuştur. - 3Peygamber aleyhisselâm, kendisine dua eden birine aynı
şekilde dua ile karşılık vermek sûretiyle bize bir İslâm edebi
öğretmiştir. - 4Büyüklere dua etmek sûretiyle onların duasını almak, “Bize dua
ediniz” demekten daha akıllıca bir harekettir.

