
Hadis-i Şerif
İbni Ömer radıyallâhu anhümâ şöyle dedi:
Biz Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem’ in bir yerde yüz defa:
“Rabbiğfir lî ve tüb aleyye inneke ente’t-tevvâbü’r-rahîm:
Allahım! Beni bağışla ve tövbemi kabul eyle. Çünkü sen tövbeleri çok
kabul eden ve çok merhamet edensin ” dediğini sayardık.
Biz Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem’ in bir yerde yüz defa:
“Rabbiğfir lî ve tüb aleyye inneke ente’t-tevvâbü’r-rahîm:
Allahım! Beni bağışla ve tövbemi kabul eyle. Çünkü sen tövbeleri çok
kabul eden ve çok merhamet edensin ” dediğini sayardık.
Ebû Dâvûd, Vitir 26; Tirmizî, Daavât 39. Ayrıca bk. İbni Mâce, Edeb
Râvi
57.
Açıklama
Resûl-i Ekrem Efendimiz’in her hali, tavrı, yaşama biçimi,
ibadetleri, dua ve zikirleri, tövbe ve istiğfarları, kısacası bütün
davranışları bizim için örnektir. Bunu Allah Teâlâ yemin ile
bildirmekte ve şöyle buyurmaktadır: “Yemin ederim ki, sizin için,
Allah’ın huzuruna çıkmayı umanlar, âhiret gününe inananlar ve
Allah’ı çok çok ananlar için Allah’ın Resûlü güzel bir örnektir”
[Ahzâb sûresi (33), 21].
Onun gelmiş geçmiş günahları bağışlandığı halde, gecenin önemli
bir kısmını ibadetle geçirmesi, ayrıca ashâbının arasında bulunduğu
sırada yüz defa tövbe ve istiğfar etmesi, Allah Teâlâ’nın kendisine
verdiği nimetlere bir teşekkür olduğu kadar ümmetine de üstün bir
edep dersidir. Bunun anlamı, sizin günahlarınız bağışlanmadığına
göre, daha çok tövbe ve istiğfar etmelisiniz demektir.
Resûlullah Efendimiz’in bu kadar çok istiğfar etmesinin daha başka
sebepleri de bulunabilir. Kulun en önemli görevi, şüphesiz her zaman
Allah’ı hatırlamak ve O’na ibadet etmektir. Ama çeşitli dünyevî
meşgaleler
buna
imkân
vermediğinden,
Nebiyy-i
Muhterem
Efendimiz, her fırsatta yaptığı tövbe ve istiğfar ile bu nevi boşlukları
telâfi etmeye çalışıyor olabilir. Bazılarının dediği gibi, belki de ümmeti
adına, onların hesabına tövbe ve istiğfar ediyordur. Ama aslâ gösteri
yapmadığı açıktır.
Her ne sûretle olursa olsun, sevgili Efendimiz, namazlarımızda
tekrarlayıp durduğumuz Nasr sûresindeki “fe-sebbih bi-hamdi
rabbike ve’stağfirh, innehû kâne tevvâbâ: Rabbine hamd ederek
O’nu tesbih et ve O’ndan bağışlanma dile; O, gerçekten çok
bağışlayıcıdır ” emrine uymakta, dolayısıyla bize de böyle yapmamızı
tavsiye buyurmaktadır.
ibadetleri, dua ve zikirleri, tövbe ve istiğfarları, kısacası bütün
davranışları bizim için örnektir. Bunu Allah Teâlâ yemin ile
bildirmekte ve şöyle buyurmaktadır: “Yemin ederim ki, sizin için,
Allah’ın huzuruna çıkmayı umanlar, âhiret gününe inananlar ve
Allah’ı çok çok ananlar için Allah’ın Resûlü güzel bir örnektir”
[Ahzâb sûresi (33), 21].
Onun gelmiş geçmiş günahları bağışlandığı halde, gecenin önemli
bir kısmını ibadetle geçirmesi, ayrıca ashâbının arasında bulunduğu
sırada yüz defa tövbe ve istiğfar etmesi, Allah Teâlâ’nın kendisine
verdiği nimetlere bir teşekkür olduğu kadar ümmetine de üstün bir
edep dersidir. Bunun anlamı, sizin günahlarınız bağışlanmadığına
göre, daha çok tövbe ve istiğfar etmelisiniz demektir.
Resûlullah Efendimiz’in bu kadar çok istiğfar etmesinin daha başka
sebepleri de bulunabilir. Kulun en önemli görevi, şüphesiz her zaman
Allah’ı hatırlamak ve O’na ibadet etmektir. Ama çeşitli dünyevî
meşgaleler
buna
imkân
vermediğinden,
Nebiyy-i
Muhterem
Efendimiz, her fırsatta yaptığı tövbe ve istiğfar ile bu nevi boşlukları
telâfi etmeye çalışıyor olabilir. Bazılarının dediği gibi, belki de ümmeti
adına, onların hesabına tövbe ve istiğfar ediyordur. Ama aslâ gösteri
yapmadığı açıktır.
Her ne sûretle olursa olsun, sevgili Efendimiz, namazlarımızda
tekrarlayıp durduğumuz Nasr sûresindeki “fe-sebbih bi-hamdi
rabbike ve’stağfirh, innehû kâne tevvâbâ: Rabbine hamd ederek
O’nu tesbih et ve O’ndan bağışlanma dile; O, gerçekten çok
bağışlayıcıdır ” emrine uymakta, dolayısıyla bize de böyle yapmamızı
tavsiye buyurmaktadır.
Hadisten Öğrendiklerimiz
- 1Allah’ın Resûlü Rabbini dilinden düşürmez, her fırsatta O’nu
zikreder, O’na tövbe ve istiğfar ederdi. - 2Biz de her fırsatta tövbe ve istiğfar etmeliyiz.

