Buhârî, Meğâzî 44.Ebû Süleyman Hâlid İbni Velîd radıyallâhu anh şöyle dedi: Mûte Savaşının yapıldığı gün elimde dokuz kılıç kırıldı. Elimde sadece Yemen yapısı enli bir kılıç kaldı.
Hâlid İbni Velîd Soyu yedinci göbekten Peygamber Efendimiz’in soyu ile birleşen Hâlid İbni Velîd’in annesi, Resûl-i Ekrem’in hanımlarından Hz. Meymûne’nin baba bir kız kardeşidir. Ailesi Kureyş’in süvari birliği kumandanlığı görevini üstlendiği için ata binmeyi, savaş aletlerini iyi kullanmayı ve süvari birliklerini sevk ve idare etmeyi mükemmel sûrette bilirdi. O da babası Velîd İbni Mugîre gibi yıllarca İslâmiyet’in ve müslümanların aleyhinde bulundu. 8. yılın Safer ayında (Mayıs 629) Medine’ye gitti ve Resûlullah’ın huzurunda müslüman oldu. Mûte Savaşı’nda büyük kahramanlıklar gösterdi. Mekke’nin fethinde müslümanlara karşı direnen birliği o dağıttı. Daha sonra Resûl-i Ekrem kendisini birçok kabileyi İslâm’a davet etmekle görevlendirdi ve her defasında vazifesini başarıyla yaptı. Hz. Ebû Bekir devrindeki dinden dönme (irtidad) hâdiselerinde büyük yararlık gösterdi ve peygamberlik iddiasında bulunan sahtekârları dağıttı. Yine Hz. Ebû Bekir devrinde başlayan fütuhat hareketlerinde Sâsânîler’e ve Bizanslılar’a karşı başarılı savaşlar yaptı ve birçok yerin İslâm topraklarına katılmasını sağladı. Hz. Peygamber’den on sekiz hadis rivayet eden Hâlid İbni Velîd, fetih ve zaferlerle dolu bir hayattan sonra 21 (642) yılında Humus’ta vefat etti. Kabri oradadır. Allah ondan râzı olsun.
Metnin bağlamı
Tercüme-i hâlinde de yer yer gördüğümüz gibi Hâlid İbni Velîd yiğit bir adamdı. Bu sebeple Resûl-i Ekrem sallallâhu aleyhi ve sellem onun müslüman olmasını ve bu yiğitliğini İslâmiyet için kullanmasını isterdi. Nitekim Bedir Savaşı’ndan sonra müslüman olan kardeşi Velîd İbni Velîd’e, “Hâlid gibi bir insanın müslüman olmaması ne tuhaf! Keşke o, kahramanlıklarını müslümanların yanında müşriklere karşı gösterseydi, bu kendisi için daha hayırlı olurdu” demişti. Hâlid müslüman olunca sevinmiş, bundan dolayı Allah’a hamd etmişti. Hâlid İbni Velîd müslüman olduktan üç ay sonra, hadisimizde sözü edilen ve Bizanslılar’a karşı yapılan Mûte Savaşı patlak verdi (Cemâziyel-evvel 8/Eylül 629).
Peygamber aleyhisselâm Mûte’ye gönderdiği ordunun başına Zeyd İbni Hârise’yi kumandan tayin etti. Zeyd şehid olursa yerine Ca’fer İbni Ebû Tâlib’in geçmesini, o da şehid düşerse yerini Abdullah İbni Revâha’nın almasını emretti. Her üç kumandan da birbiri ardından şehid düşünce, mücahidler bu savaşa gönüllü olarak katılan Hâlid İbni Velîd’i kumandan seçtiler. Hâlid bu savaşta büyük bir hıristiyan ordusuyla çarpışmak zorunda kalan müslüman ordusunu, Bizanslılar tarafından imhâ edilmekten kurtardı. Medine’ye döndükleri zaman Peygamber aleyhisselâm ona Allah’ın kılıcı anlamında Seyfullah unvanını verdi. Mûte Savaşı’nda elinde dokuz kılıcın kırıldığını söyleyen Hâlid b.
Velîd’e nisbet edilen “Mirseb, Edlak ve Kurtubî” adlı üç kılıç Topkapı Sarayı Müzesi’nde korunmaktadır.
Hâlid İbni Velîd kahraman bir sahâbî idi.
Mûte Savaşı’nda elinde dokuz kılıcın kırılması, onun gerçekten Allah’ın kılıcı olduğunu göstermektedir.

Hadis arşivine dön