TAHARET BÖLÜMÜ · 75 – ATEŞTE PİŞMİŞ ETİ YEMENİN HÜKMÜ


187 – İbn-i Abbas radıyallahu anh’dan: Rasûlullah sallallahu aleyhi ve
sellem (Pişmiş) bir koyunun ön budunu yedi ve abdest tazelemeden namaz
kıldırdı. [153]
İZAH
Ketif: Koyunun ayağının gövdeye bitişik olan kısmına denir. Dilimizde ona
kürek kemiği denir.






188 – Muğire bin Şu’be radıyallahu anh’dan rivâyet edildiğine göre şöyle
demiştir: Bir gece Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem’e misafir oldum,
(hayvanın) ön yan tarafından et pişirilmesini emr etti ve et pişirildi.
Rasûlullah Efendimiz bıçağı aldı, benim için etten kesmeye başladı. Muğıre
dedi ki: Bilâl, (Habeşi) geldi, namaz vaktinin geldiğini Rasûlullah sallallahu
aleyhi ve sellem’e haber verdi, dedi ki: Rasûlullah sallallahu aleyhi ve
sellem elindeki bıçağı bıraktı. Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem Bilâl’e:
“Ne oluyor ki, acele etti, elleri tozlanasıca?” buyurdu. Kalktı, namaz
kıldırmaya durdu.
Enbarî şunu ziyade etti: Bilâl dedi ki: Bıyığım uzamıştı, Rasûlullah (altına)
misvak koyarak onları kısalttı. Veya Rasûlullah “bıyığının altına misvak
koyarak kısaltayım” buyurdu.
İZAH
Bu hadis-i şerif, etin bıçakla kesilmesinin caiz olduğuna delildir. Fakat
temiz su ile su verilmemiş bıçakla sıcak et kesilmemeli, çünkü, bıçak
yapılırken pis su verilirse sıcakla karşılaştıkça suyunu bırakabilir.
Şefre: Enli, ağızlı bıçak demektir.
Teribet Yedâk: Araplar arasında dua için kullanılan bir sözdür.


189 – İbn-i Abbas radıyallahu anh’dan rivâyet edildiğine göre şöyle
demiştir: Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem (bir gün) koyun budu yedi,
sonra altındaki sergiye elini sildi sonra da kalktı namaz kıldırdı. [154]
Bu hadis-i, şerif, yemek yedikten sonra elleri yıkamaya imkân olmadığı
anlarda el ve ağzı sabunlu bir bezle silip kuruladıktan sonra namaza
durabileceğine delâlet eder.


190 – İbn-i Abbas radıyallahu anh’dan: Rasûlullah sallallahu aleyhi ve
sellem (Pişmiş bir koyun) budundan ısırıp, yedikten sonra abdest
yenilemeden namaz kıldı. [155]




191 – Muhammed bin Münkedir radıyallahu anh’dan: Câbir bin Abdullah’ın
şöyle dediğini işittim: Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem’e etle ekmek
sundum (biraz) yedikten sonra abdest suyu istedi, onunla abdest alıp öğle
namazını kıldı. Sonra yemeğin artanını istedi. Onu da yedikten sonra abdest
almadan namaza kalktı. [156]



192 – Câbir radıyallahu anh’dan: Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’in
iki işinden sonuncusu ateşle değiştirilen şeyden (pişirilip yenen etten
dolayı) abdest almamak oldu. [157]
İZAH
Bu ve bundan önce geçen hadis-i şerifler ateşte pişen eti yiyenin abdest
tazelemesinin mecburi olmadığına etin abdesti bozmadığına delildir. Eğer
yenen yemek, diş etlerini tahriş eder, kanatır, kanda ağız suyuna galib
gelirse o zaman abdesti bozulur. Kanamazsa abdest bozulmaz. Bu mesele
Hanefîlere göredir.







193 – Ubeyd bin Sümâmet el-Muradî radıyallahu anh’dan rivâyet edildiğine
göre şöyle demiştir:
Bize Mısır’da Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’in eshabından
Abdullah bin El Haris bin Cez’e geldi. Onu, Mısır Camii’nde şöyle
anlatırken işittim. Cez’e bir şahsın evinde yedi kişiden 7. ncisi ben olmak
üzere veya altı kişiden altıncısı ben olmak üzere Rasûlullah sallallahu
aleyhi ve sellem’le bulunuyorduk. Bilâl uğradı. Namaz için Rasûlullah
sallallahu aleyhi ve sellem’i çağırdı, evden çıktık. (Giderken) tenceresi
ocakta bir kimseye rastladık. Rasûlullah Efendimiz sallallahu aleyhi ve
sellem ona: “Tenceredeki yemeğin güzelleşti, pişti mi?” buyurdu, o da:
– Evet anam babam sana feda olsun, dedi. Rasûlullah sallallahu aleyhi ve
sellem:
Ondan biraz (et) aldı, namaz için başlangıç, tekbirini alıncaya kadar onu
çiğnedi, ben ona bakıyordum, dedi.
İZAH
Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem sıcak et yediği halde abdestini
yenilemeden namaz kılmıştır. Bu hadis, pişmiş et yiyen kimsenin abdestinin
bozulmayacağına delil olarak sevk edilmiştir.
Bürme: Tenceredir.
Ya’liku: Çiğniyordu demektir.
[121] . Nesi, Kitâb’ut-Tahâret, b. 41, n. 140, s. 88, c. 1; İbn-i Mâce,
Kitâb’ut-Tahâret, b. 48, n. 422, s. 146, c. 1
[122] . Tirmizî, Kitâb’ut-Tahâret, b. 33, n. 43, s. 62, c. 1
[123] . Buharî, Kitâb’ul-Vudu, b. 23, s. 48, c. 1; Tirmizî, Ebvâb’ut-Tahâret,
b. 32, n. 42, s. 60, c. 1; Neseî, Kitâb’ut-Tahâret, b. 29, n. 80, s. 74, c. 1; İbn-
i Mâce, Kitâb’ut-Tahâret, b. 45, n. 411, s. 143, c. 1
[124] . Buharî, Kitâb’ul-Vudu, b. 25, s. 48, c. 1; Müslim, Kitâb’ut-Tahâret,
b. 8, n. 237, s. 212, c. 1; Neseî, Kitâb’ut-Tahâret, b. 22, n. 88 s. 66
[125] . İbn-i Mâce, Kitâb’ut-Tahâret, b. 44, n. 48, s. 143, c. 1
[126] . Tirmizî, Kitâb’ut-Tahâret, b. 30, n. 38, s. 56, c. 1; Neseî, Kitâb’ut-
Tahâret, n. 114, c. 1; İbn-i Mâce Kitâb’ut-Tahâret, b. 44, n. 407, s 142, c. 1
[127] . Tirmizî, Ebvâb’ut-Tahâret, b. 30, n. 40, c. 1; İbn-i Mâce, b. 54, n.
446, s. 152, c. 1
[128] . Buharî, Kitâb’ul-Vudu, b. 36, c. 1, s. 53, Kitâbı libas, meğazide;
Müslim- Tahâret b. 22, n. 274, s. 228; Tirmizî, Tahâret, b. 72, n. 97, c. 1, s.
162; Neseî, Tahâret, b. 37, n. 133, s. 83, c. 1; İbn-i Mâce, Kitâb’ut-Tahâret,
b. 84, n. 545, s. 181, c. 1
[129] . Müslim, Tahâret, b. 23, n. 274, c. 1, s. 230; Tirmizî, E. Tahâret, b. 75,
n. 100, c. 1, s. 170; Neseî, Tahâret, b. n. 78, s. 83
[130] . Buharî, Tahâret, b. 36, s. 53, c. 1; Müslim, Tahâret, b. 22, s. 228, c. 1
[131] . Buharî, Kitâb’us-Salât, c. 1; Müslim, Kitâb’ut-Tahâret, b. 22, n. 272,
s. 228, c. 1; Tirmizî, Ebvâb’ut-Tahâret b. 70, n. 74, s. 157, c. 1; Neseî,
Kitâb’ut-Tahâret, b. 36, n. 118, s. 81
[132] . Tirmizî, Kitâb’ul-Edeb, n. 2821; İbn-i Mâce, Kitâb’ut-Tahâret, b. 84,
n. 549, c. 1, Kitâbu Libas, b. 31, n. 262 s. 182, 100 , 1096
[133] . Tirmizî, Kitâb’ut-Tahâret, b. 71, n. 95, c. 1, s. 158; İbn-i Mâce,
Kitâb’ut-Tahâret, b. 86, n. 553, c. 1, s. 183
[134] . İbn-i Mâce, Kitâb’ut-Tahâret, b. 87, n. 557 c. 1. s. 184
[135] . Tirmizî, Ebvâb’ut-Tahâret, b. 74, n. 99, c. 1, s. 167; İbn-i Mâce
Kitâb’ut-Tahâret, b. 88, n. 559, c. 1, s. 185
[136] . Tirmizî, Kitâb’ut-Tahâret, b. 73, n. 98, s. 65, c. 1
[137] . Tirmizî, Kitâb’ut-Tahâret, b. 72, n. 97, s. 162, c. 1
[138] . Neseî, Kitâb’ut-Tahâret, b. 39, n. 134 – 135, s. 86, c. 1; Tirmizî,
Kitâb’ut-Tahâret, b. 38 – 63, n. 50, s. 71, c. 1; İbn-i mâce, Kitâb’ut-Tahâret,
b. 58, n. 461, c. 1, s. 157
[139] . Müslim, Kitâb’ut-Tahâret, b. 6, n. 234, c. 1, s. 209; Neseî, Kitâb’ut-
Tahâret, b. 4, n. 148, c. 1, s. 92; İbn-i Mâce Kitâb’ut-Tahâret, b. 60, n. 470,
s. 159, c. 1; Tirmizî, Ebvâb’ut-Tahâret, b. 41, n. 55, c. 1, s. 77; Abdest
aldıktan sonra Kıble’ye karşı metinde bulunan bu kelimeleri okumak
abdestin adabındandır.
[140] . Buharî, Kitâb’ul-Vudu, b. 56, s. 60, c. 1; Tirmizî, Ebvâb’ut-Tahâret,
b. 44, n. 60, s. 88, c. 1; Neseî, Kitâb’ut-Tahâret, b. 38, n. 131, s. 85, c. 1;
İbn-i Mâce, Kitâb’ut-Tahâret, b. 72, n. 509, c. 1, s. 170; Ebû Dâvud: Sevr
bu hadis-i Reca’dan işitmemiştir, dedi.
[141] . Müslim, Kitâb’ut-Tahâret, b. 25, n. 277, s. 232, c 1; Tirmizî,
Ebvâb’ut-Tahâret, b. 45,N. 61, s. 89, c. 1; Neseî, Kitâb’ut-Tahâret, b. 38, n.
133, s. 86, c. 1; İbn-i Mâce, Kitâb’ut-Tahâret, b. 72, n. 510, s. 170, c. 1
[142] . İbn-i Mâce, Kitâb’ut-Tahâret, b. 139, n. 665 – 666, s. 218, c. 1;
Müslim, Kitâb’ut-Tahâret, b. 10, n. 243, c. 1, s. 215
[143] . İbn-i Mâce, Kitâb’ut-Tahâret, b. 139, n. 660, s. 218, c. 1
[144] . Buharî, Kitâb’ut-Tahâret ve Büyu, b. 4, s. 43, c. 1; Müslim, Kitâb’ut-
Tahâret, b. 26, n. 361, s. 276, c. 1; Neseî, Kitâb’ut-Tahâret, n. 160; İbn-i
Mâce, Kitâb’ut-Tahâret, b. 74, n. 513, s. 171, c. 1
[145] . Müslim, Kitâb’ut-Tahâret, b. 26, n. 362, s. 276, c. 1; Tirmizî,
Ebvâb’ut-Tahâret, b. 56, n. 75, s. 109, c. 1; İbn-i Mhace, Kitâb’ut-Tahâret,
b. 74, n. 516, s. 172, c. 1
[146] . Neseî, Kitâb’ut-Tahâret, n. 170, c. 1; Tirmizî, Ebvâb’ut-Tahâret, b.
63, n. 86, s. 133, c. 1
[147] . Tirmizî, Kitâb’ut-Tahâret, b. 63, n. 86, s. 133, c. 1; İbn-i Mâce,
Kitâb’ut-Tahâret, b. 69, n. 502, s. 168, c. 1
[148] . Tirmizî, Ebvâb’ut-Tahâret, b. 61, n. 82, s. 126, c. 1; Neseî, Kitâb’ut-
Tahâret, n. 163; İbn-i Mâce, Kitâb’ut-Tahâret, b. 63, n. 479, s. 161, c. 1
[149] . Tirmizî, Ebvâb’ut-Tahâret, B, 62, n. 85, s. 131, c. 1; Neseî, Kitâb’ut-
Tahâret, b. 46, n. 165, s. 100, c. 1; İbn-i Mâce, Kitâb’ut-Tahâret, b. 64, n.
483, s. 163, c. 1
[150] . Tirmizî, Kitâb’ut-Tahâret, b. 44, n. 58, s. 86, c. 1; İbn-i Mâce,
Kitâb’ut-Tahâret, b. 67, n. 494, s. 166, c. 1
[151] . İbn-i Mâce, Kitâb’uz-Zebâih, b. 6, n. 3179, s. 1061, c. 1
[152] . Müslim, Kitâb’uz-Zühd, b. 53, n. 2057, s 2272, c. 4
[153] . Buharî, Kitâb’ul-Vudu, b. 51, s. 59, c. 1; Müslim, Kitâb’ut-Tahâret,
b. 24, n. 354, s. 273, c. 1
[154] . İbn-i Mâce, Kitâb’ut-Tahâret, b. 66, n. 488, s. 164, c. 1
[155] . Müslim, Kitâb’ut-Tahâret, b. 24, n. 353, s. 273, c. 1; Buharî,
Kitâb’ut-Tahâret, c. 1,; Neseî, Kitâb’ut-Tahâret, b. 49, n. 184, s. 107, c. 1
[156] . Tirmizî, Ebvâb’ut-Tahâret, b. 59, n. 80, s. 116, c. 1; İbn-i Mâce,
Kitâb’ut-Tahâret, b. 66, n. 489, s. 164, c. 1; Buharî, Kitâb’ul-Etime, b. 25, s.
206, c. 1
[157] . Neseî, Kitâb’ut-Tahâret, n. 185, c. 1
[121]. Nesi, Kitâb’ut-Tahâret, b. 41, n. 140, s. 88, c. 1; İbn-i Mâce,
Kitâb’ut-Tahâret, b. 48, n. 422, s. 146, c. 1
[122]. Tirmizî, Kitâb’ut-Tahâret, b. 33, n. 43, s. 62, c. 1
[123]. Buharî, Kitâb’ul-Vudu, b. 23, s. 48, c. 1; Tirmizî, Ebvâb’ut-Tahâret,
b. 32, n. 42, s. 60, c. 1; Neseî, Kitâb’ut-Tahâret, b. 29, n. 80, s. 74, c. 1; İbn-
i Mâce, Kitâb’ut-Tahâret, b. 45, n. 411, s. 143, c. 1
[124]. Buharî, Kitâb’ul-Vudu, b. 25, s. 48, c. 1; Müslim, Kitâb’ut-Tahâret,
b. 8, n. 237, s. 212, c. 1; Neseî, Kitâb’ut-Tahâret, b. 22, n. 88 s. 66
[125]. İbn-i Mâce, Kitâb’ut-Tahâret, b. 44, n. 48, s. 143, c. 1
[126]. Tirmizî, Kitâb’ut-Tahâret, b. 30, n. 38, s. 56, c. 1; Neseî, Kitâb’ut-
Tahâret, n. 114, c. 1; İbn-i Mâce Kitâb’ut-Tahâret, b. 44, n. 407, s 142, c. 1
[127]. Tirmizî, Ebvâb’ut-Tahâret, b. 30, n. 40, c. 1; İbn-i Mâce, b. 54, n.
446, s. 152, c. 1
[128]. Buharî, Kitâb’ul-Vudu, b. 36, c. 1, s. 53, Kitâbı libas, meğazide;
Müslim- Tahâret b. 22, n. 274, s. 228; Tirmizî, Tahâret, b. 72, n. 97, c. 1, s.
162; Neseî, Tahâret, b. 37, n. 133, s. 83, c. 1; İbn-i Mâce, Kitâb’ut-Tahâret,
b. 84, n. 545, s. 181, c. 1
[129]. Müslim, Tahâret, b. 23, n. 274, c. 1, s. 230; Tirmizî, E. Tahâret, b. 75,
n. 100, c. 1, s. 170; Neseî, Tahâret, b. n. 78, s. 83
[130]. Buharî, Tahâret, b. 36, s. 53, c. 1; Müslim, Tahâret, b. 22, s. 228, c. 1
[131]. Buharî, Kitâb’us-Salât, c. 1; Müslim, Kitâb’ut-Tahâret, b. 22, n. 272,
s. 228, c. 1; Tirmizî, Ebvâb’ut-Tahâret b. 70, n. 74, s. 157, c. 1; Neseî,
Kitâb’ut-Tahâret, b. 36, n. 118, s. 81
[132]. Tirmizî, Kitâb’ul-Edeb, n. 2821; İbn-i Mâce, Kitâb’ut-Tahâret, b. 84,
n. 549, c. 1, Kitâbu Libas, b. 31, n. 262 s. 182, 100 , 1096
[133]. Tirmizî, Kitâb’ut-Tahâret, b. 71, n. 95, c. 1, s. 158; İbn-i Mâce,
Kitâb’ut-Tahâret, b. 86, n. 553, c. 1, s. 183
[134]. İbn-i Mâce, Kitâb’ut-Tahâret, b. 87, n. 557 c. 1. s. 184
[135]. Tirmizî, Ebvâb’ut-Tahâret, b. 74, n. 99, c. 1, s. 167; İbn-i Mâce
Kitâb’ut-Tahâret, b. 88, n. 559, c. 1, s. 185
[136]. Tirmizî, Kitâb’ut-Tahâret, b. 73, n. 98, s. 65, c. 1
[137]. Tirmizî, Kitâb’ut-Tahâret, b. 72, n. 97, s. 162, c. 1
[138]. Neseî, Kitâb’ut-Tahâret, b. 39, n. 134 – 135, s. 86, c. 1; Tirmizî,
Kitâb’ut-Tahâret, b. 38 – 63, n. 50, s. 71, c. 1; İbn-i mâce, Kitâb’ut-Tahâret,
b. 58, n. 461, c. 1, s. 157
[139]. Müslim, Kitâb’ut-Tahâret, b. 6, n. 234, c. 1, s. 209; Neseî, Kitâb’ut-
Tahâret, b. 4, n. 148, c. 1, s. 92; İbn-i Mâce Kitâb’ut-Tahâret, b. 60, n. 470,
s. 159, c. 1; Tirmizî, Ebvâb’ut-Tahâret, b. 41, n. 55, c. 1, s. 77; Abdest
aldıktan sonra Kıble’ye karşı metinde bulunan bu kelimeleri okumak
abdestin adabındandır.
[140]. Buharî, Kitâb’ul-Vudu, b. 56, s. 60, c. 1; Tirmizî, Ebvâb’ut-Tahâret,
b. 44, n. 60, s. 88, c. 1; Neseî, Kitâb’ut-Tahâret, b. 38, n. 131, s. 85, c. 1;
İbn-i Mâce, Kitâb’ut-Tahâret, b. 72, n. 509, c. 1, s. 170; Ebû Dâvud: Sevr
bu hadis-i Reca’dan işitmemiştir, dedi.
[141]. Müslim, Kitâb’ut-Tahâret, b. 25, n. 277, s. 232, c 1; Tirmizî,
Ebvâb’ut-Tahâret, b. 45,N. 61, s. 89, c. 1; Neseî, Kitâb’ut-Tahâret, b. 38, n.
133, s. 86, c. 1; İbn-i Mâce, Kitâb’ut-Tahâret, b. 72, n. 510, s. 170, c. 1
[142]. İbn-i Mâce, Kitâb’ut-Tahâret, b. 139, n. 665 – 666, s. 218, c. 1;
Müslim, Kitâb’ut-Tahâret, b. 10, n. 243, c. 1, s. 215
[143]. İbn-i Mâce, Kitâb’ut-Tahâret, b. 139, n. 660, s. 218, c. 1
[144]. Buharî, Kitâb’ut-Tahâret ve Büyu, b. 4, s. 43, c. 1; Müslim, Kitâb’ut-
Tahâret, b. 26, n. 361, s. 276, c. 1; Neseî, Kitâb’ut-Tahâret, n. 160; İbn-i
Mâce, Kitâb’ut-Tahâret, b. 74, n. 513, s. 171, c. 1
[145]. Müslim, Kitâb’ut-Tahâret, b. 26, n. 362, s. 276, c. 1; Tirmizî,
Ebvâb’ut-Tahâret, b. 56, n. 75, s. 109, c. 1; İbn-i Mhace, Kitâb’ut-Tahâret,
b. 74, n. 516, s. 172, c. 1
[146]. Neseî, Kitâb’ut-Tahâret, n. 170, c. 1; Tirmizî, Ebvâb’ut-Tahâret, b.
63, n. 86, s. 133, c. 1
[147]. Tirmizî, Kitâb’ut-Tahâret, b. 63, n. 86, s. 133, c. 1; İbn-i Mâce,
Kitâb’ut-Tahâret, b. 69, n. 502, s. 168, c. 1
[148]. Tirmizî, Ebvâb’ut-Tahâret, b. 61, n. 82, s. 126, c. 1; Neseî, Kitâb’ut-
Tahâret, n. 163; İbn-i Mâce, Kitâb’ut-Tahâret, b. 63, n. 479, s. 161, c. 1
[149]. Tirmizî, Ebvâb’ut-Tahâret, B, 62, n. 85, s. 131, c. 1; Neseî, Kitâb’ut-
Tahâret, b. 46, n. 165, s. 100, c. 1; İbn-i Mâce, Kitâb’ut-Tahâret, b. 64, n.
483, s. 163, c. 1
[150]. Tirmizî, Kitâb’ut-Tahâret, b. 44, n. 58, s. 86, c. 1; İbn-i Mâce,
Kitâb’ut-Tahâret, b. 67, n. 494, s. 166, c. 1
[151]. İbn-i Mâce, Kitâb’uz-Zebâih, b. 6, n. 3179, s. 1061, c. 1
[152]. Müslim, Kitâb’uz-Zühd, b. 53, n. 2057, s 2272, c. 4
[153]. Buharî, Kitâb’ul-Vudu, b. 51, s. 59, c. 1; Müslim, Kitâb’ut-Tahâret,
b. 24, n. 354, s. 273, c. 1
[154]. İbn-i Mâce, Kitâb’ut-Tahâret, b. 66, n. 488, s. 164, c. 1
[155]. Müslim, Kitâb’ut-Tahâret, b. 24, n. 353, s. 273, c. 1; Buharî,
Kitâb’ut-Tahâret, c. 1,; Neseî, Kitâb’ut-Tahâret, b. 49, n. 184, s. 107, c. 1
[156]. Tirmizî, Ebvâb’ut-Tahâret, b. 59, n. 80, s. 116, c. 1; İbn-i Mâce,
Kitâb’ut-Tahâret, b. 66, n. 489, s. 164, c. 1; Buharî, Kitâb’ul-Etime, b. 25, s.
206, c. 1
[157]. Neseî, Kitâb’ut-Tahâret, n. 185, c. 1
Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’e bir şahıs gelerek ey Allah’ın
Rasûlü: Temizlik nasıl yapılır? (Abdest nasıl alınır) diye sordu, bir çanakta
su getirin buyurdu. (Çanakta su getirdiler) üç kere elini, üç kere yüzünü,
üçer kere kollarını yıkadı. Başına meshetti. Şahadet parmaklarını
kulaklarına sokup baş parmağı ile kulağının dışlarını, şehadet parmağı ile de
içlerini meshetti. Sonra da üç kere ayaklarını yıkadı da işte abdest böyledir.
Kim bu şekilden fazla veya eksik ederse kötülük ve zulüm etmiş olur veya
zulüm ve kötülük yapmış olur buyurdu. [121]
136 – Ebû Hüreyre radıyallahu anh’dan: Rasûlullah sallallahu aleyhi ve
sellem ikişer ikişer (yıkayarak) abdest aldı. [122]
İbn-i Abbas bize Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem nasıl abdest alırdı
size göstermemi sever misiniz? Dedi. Su bulunan bir çanak istedi (çanağı
getirdiler) sağ avucu ile bir avuç su alıp ağzına burnuna su verdi iki eliyle
bir avuç daha aldı (onunla yüzünü yıkadı bir daha avuçladı onunla sağ
kolunu, bir daha avuçladı, onunla da sol kolunu yıkadı sonra bir avuç su
alarak elini silkti (kalan yaşlıkla) başını ve kulaklarını meshetti. Bir avuç su
daha alıp nalinli olduğu halde, sağ ayağı üzerine döktü, elinin biri ayağının
altında, diğeri üstünde (olmak üzere) oğuşturdu, sol tarafını da aynen öyle
yaptı. [123]
140 – Ebû Hüreyre radıyallahu anh’dan Rasûlullah sallallahu aleyhi ve
sellem şöyle buyurdu: “Biriniz abdest alırken burnuna su alsın sonra (sol
eliyle) atsın.” [124]
141 – İbn-i Abbas radıyallahu anh’dan rivâyet edildiğine göre; Peygamber
sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: “Burnunuza iki veya üç kere dolu
dolu su çekerek dışarı atın (iyice temizleyin).” [125]
“Ravi diyor ki: Emret demekle sana itaat için nasihat et” demek istedi.
“Eğer onda hayır varsa nasihatını kabul eder, sakın cariyelerni dövdüğün
gibi aileni dövme” buyurdu. Ey Allah’ın Rasûlü, bana abdestten haber ver
dedim. “Abdesti tam yap, parmaklarının arasını hilâlle, burnuna suyu fazla
çek, oruçlu olduğun vakit müstesna,” buyurdu. [126]
148 – Müstevrid bin Şeddad radıyallahu anh’dan, Peygamber sallallahu
aleyhi ve sellem abdest aldığı vakit (elinin) küçük parmağı ile ayak
parmaklarını oğuşturduğunu gördüm. [127]
(Üzülmeyin) “isabet ettiniz veya güzel yaptınız” buyurdu. [128]
Ben onu Muğire’nin oğlundan işittim dedi. [129]
Şa’bi dedi ki: Urve bu hadis-i babasından bizzat müşahede ettiğini,
babasının da Rasûlullah’dan müşahede ettiğini kesinlikle ifade etti. [130]
154 – Ebi Zür’a bin Âmr bin Cerir radıyallahu anh’dan rivâyet edildiğine
göre: İdrarını yapıp sonra abdest alarak mestleri üzerine mesh etti ve: Ben
Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem mestleri üzerine mesh ederken
gördüm. Beni (Mestlerime) mesh etmekten hangi şey alıkoyabilir? O,
(Senin Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem’in mesh ettiğini görüşün)
Maide sûresinin inişinden önce imiştir dediler. Cerir de, Ben Maide
sûresinin inişinden sonra Müslüman oldum cevabını verdi. [131]
Eb Dâvud dedi ki; bu hadis ehl-i Basra’nın rivâyet de teferrud ettikleri
hadislerdendir. [132]
Ebû Dâvud şöyle dedi: Mensur bin Mu’temir, İbrihim et-Teymi’den aynı
İsnâdla rivâyet etti. (Eğer biz, Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’den
ziyade isteseydik, bize ziyade ederdi) dedi. [133]
Ebû Dâvud dedi ki; bu hadisin İsnâdında ihtilaf olundu. İsnâdı kuvvetli
değildir. [134]
159 – Muğire Bin Şu’be radıyallahu anh’dan rivâyet edilmiştir. Rasûlullah
sallallahu aleyhi ve sellem abdest aldı, çorapları ve nalınları üzerine mesh
etti. [135]
Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem mestleri üzerine mesh ederdi. (Bu
hadisin senedinde geçen) Muhammed bin Sabbah’tan başka râviler
“mestlerin üst kısmına diye” rivâyet ettiler. [136]
Ebû Dâvud dedi ki: Bana ulaştığına göre Sevr bin Yezid şu hadis-i
Reca’den işitmemşitir. [137]
Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem idrar yaptığı vakit abdest alır ve
(Abdest sonunda eline az su alır) eteğine saçardı dedi. [138]
Muaviye bin Sâlik şöyle dedi: Rabia bin Yezid Ebû İdris’ten o da, Ukbe bin
Âmir’den rivâyetle bana haber verdi. [139]
Enes bin Mâlik’e Abdestten sordum. Enes: Peygamber sallallahu aleyhi ve
sellem her namaz vakti abdest alırdı. Biz ise bir çok vakti bir abdestle
kılardık dedi. [140]
Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem Mekke’nin fethi günü bir abdestle
beş vakit namaz kıldı, ve mestleri üzerine meshetti. Hz. Ömer radıyallahu
anh Peygamberimize, şimdiye kadar yapmadığınız bir şeyi yaptığınızı
görüyorum dedi. Peygamberimiz: “Onu kasden (bile bile) yaptım.”
buyurdu. [141]
Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem Efendimiz’e birisi geldi. Abdest aldı,
ayağında tırnak kadar kuru yer bıraktı. Peygamber sallallahu aleyhi ve
sellem ona “dön abdestini güzel al.” buyurdu. [142]
– Ayağında suyun isabet etmediği dirhem kadar kuru yer kalan bir şahsı
namaz kılarken gördü. Ona abdestini ve namazını yenilemesini emir
buyurdu. [143]
Bir şahıs namazda oturağında kıpırtı bulur da (Abdest hakkında) şüpheye
düşerse diye, Peygamberimiz sallallahu aleyhi ve sellem’e şikâyet olundu.
Peygamberimiz sallallahu aleyhi ve sellem “Ses işitmedikçe veya koku
duymadıkça namazı bozmasın.” buyurdu. [144]
Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem: “Biriniz namazda iken oturağında
kıpırtı hissedip abdesti bozuldu mu? Bozulmadı mı? Bilemez. Müşkül
durumda kalırsa, ses işitip veya koku duyuncaya kadar namazı bırakmasın.”
buyurdu. [145]
178 – Aişe radıyallahu anha’dan rivâyet edildiğine göre Peygamber
sallallahu aleyhi ve sellem Aişe radıyallahu anha’yı öptü de abdestini
yenilemedi. [146]
179 – Aişe radıyallahu anha’dan rivâyet olunduğuna göre; Peygamber
sallallahu aleyhi ve sellem kadınlarından birini öptü de abdest almadan
namaza gitti, dedi. Urve: (Hazreti Aişe’ye) öyle ise o sensindir dedim. O da
güldü. [147]
“Kim Kamışına dokunursa abdest alsın” dediğini işitmiş, bana haber verdi,
dedi. [148]
182 – Kays’ın babası Talk radıyallahu anh’dan rivâyet edildiğine göre şöyle
demiştir: Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’in yanına geldik. Bedeviye
benzer birisi de geldi. Ey Allah’ın elçisi bir kimse abdest aldıktan sonra
edep yerine elini sürerse abdesti hakkında ne buyurursun dedi. Rasûlullah
sallallahu aleyhi ve sellem Efendimiz O, ondan bir parçadan başka bir şey
değildir. Veya ondan bir et parçasıdır buyurdu. [149]
– “Koyun ağılında kılın. Çünkü koyun berekettir.” buyurdu. [150]
185 – Ebû Said radıyallahu anh’dan rivâyet olunmuştur. Peygamber
sallallahu aleyhi ve sellem bir delikanlıya koyun yüzerken rast geldi, Rasûl-
i Ekrem ona: “Öte git (koyun nasıl soyulur) sana göstereyim,” buyurup,
elini etle deri arasına koltuğuna kadar gömülecek şekilde soktu, sonra
abdest tazelemeden cemaata namaz kıldırdı. [151]
186 – Câbir radıyallahu anh’dan: Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem
Avalinin bir yerinden inerek çarşıya girdi Etrafında insanlar da vardı.
Kulakları bitişik ve küçük bir oğlak ölüsüne rastladı. Onu kulaklarında
kavrayıp tuttu ve “Hanginiz bunun kendisine ait olmasından hoşlanır,”
buyurdu. Râvî hadis-i sevk etti. [152]
187 – İbn-i Abbas radıyallahu anh’dan: Rasûlullah sallallahu aleyhi ve
sellem (Pişmiş) bir koyunun ön budunu yedi ve abdest tazelemeden namaz
kıldırdı. [153]
189 – İbn-i Abbas radıyallahu anh’dan rivâyet edildiğine göre şöyle
demiştir: Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem (bir gün) koyun budu yedi,
sonra altındaki sergiye elini sildi sonra da kalktı namaz kıldırdı. [154]
190 – İbn-i Abbas radıyallahu anh’dan: Rasûlullah sallallahu aleyhi ve
sellem (Pişmiş bir koyun) budundan ısırıp, yedikten sonra abdest
yenilemeden namaz kıldı. [155]
191 – Muhammed bin Münkedir radıyallahu anh’dan: Câbir bin Abdullah’ın
şöyle dediğini işittim: Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem’e etle ekmek
sundum (biraz) yedikten sonra abdest suyu istedi, onunla abdest alıp öğle
namazını kıldı. Sonra yemeğin artanını istedi. Onu da yedikten sonra abdest
almadan namaza kalktı. [156]
192 – Câbir radıyallahu anh’dan: Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’in
iki işinden sonuncusu ateşle değiştirilen şeyden (pişirilip yenen etten
dolayı) abdest almamak oldu. [157]

