TAHARET BÖLÜMÜ · 125 – CÜNÜP KİMSENİN TEYEMMÜM ETMESİ









332 – Ebû Zer radıyallahu anh’dan: Rasûlullah sallallahu aleyhi ve
sellem’in yanında biraz koyun toplanmıştı. Rasûlullah sallallahu aleyhi ve
sellem ‘Ey Ebû Zer, bunları badiyeye (sahraya) çıkar,” dedi. Ben de
Rebze’ye çıktım, orada cünüp oldum. Beş altı gün bekledim. Rasûlullah
sallallahu aleyhi ve sellem’e geldim. Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem
“Sen Ebû Zer misin?” dedi. Ben seslenmedim.
“Ebû Zer, annen seni kaybetsin, annen ölsün,” buyurdu. Benim için siyah
bir cariyeden su istedi. Cariye içinde su bulunan bir kâse getirip beni bir
elbise ile örttü, deveyi sütre edinip yıkandım da sanki üzerimden bir dağ
atmış gibi oldum. Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem, “Temiz, toprak,
mü’minin abdest suyudur. İsterse on sene su bulamasın, suyu bulduğu
zaman onunla azalarını yıkar. Su ile abdest daha hayırlıdır,” buyurdu.
Müseddet, rivâyetinde sadakadan koyuncağızlar, dedi.
Ebû Dâvud dedi ki: Amr’ın hadis-i daha tamamdır. [238]
İZAH
Rebze: Medine’ye üç mil mesafede bir köydür. Zâtı Irk’a yakındır.
Sekiletke Ümmüke: Araplarda çok kullanılan bir tabirdir. Dua değildir.
Annen çocuğunu kaybetsin demektir. “Ümmüke veyl” de dua için değil
tabir olarak kullanılmıştır. Çünkü Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem,
bedduadan çok sakınırdı.
Bu hadis-i şerif, bir teyemmümle bir kaç vakit namazın kılınabileceğini
ifade eder. İmâm-ı Âzam’ın görüşü de böyledir. Bir de teyemmüm etmiş
kimse suyu bulursa abdestinin bozulacağına delâlet eder.















333 – Benî Âmir’den bir zattan rivâyet olunduğuna göre; şöyle demiştir:
Müslüman olunca, dinim beni düşündürdü, gayrete getirdi. Ebû Zer’e
geldim. Ebû Zer, şöyle dedi: Ben Medine’ye gelince, Medine’yi (sıhhatim
bakımından) hoş görmedim.
Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem bana koyun ve deve sürülerinin
(bulunduğu yere gitmemi) emretti. Ve sütlerinden iç, buyurdu. (Hammâd)
diyor ki: Sidiklerinden (iç buyurduğunu) zannediyorum.
Ebû Zer dedi ki: Sudan uzak kalıyordum. Halbuki, yanımda ailem de vardı.
Cünüp olurdum da gusülsüz namaz kılardım.
Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem mescidin gölgesinde ashab-ından bir
topluluk içinde otururken, öğle vakti yanına geldim. Rasûlullah sallallahu
aleyhi ve sellem “Ebû Zer sen misin?” dedi.
Evet benim, helak oldum, ey Allah’ın Rasûlü, dedim.
“Seni ne helak etti?” buyurdu. Sudan uzak kalıyorum, hanımım da yanımda
olduğu için cünüp oluyor, gusülsüz namaz kılıyorum, dedim.
Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem bana su istedi. Siyah bir cariye bir
kâsede su getirdi, dolu olmadığı için su hareket ediyordu. Devenin arkasına
gizlenip yıkandıktan sonra geldim.
Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem: “Ey Ebû Zer, on sene su bulamazsan
da temiz toprak mü’minin abdest suyudur. Suyu bulunca vücudunu yıka,”
buyurdu.
Ebû Dâvud dedi ki: Bu hadis-i Hammâd bin Zeyd, Eyüb’den rivâyet etti.
(Develerin idrarını) zikretmedi.
Ebû Dâvud dedi ki: Bu hadis sahih değildir. Develerin idrarı hakkında
Enes’in hadisinden başka hadis yoktur. Enes’in hadis-i ile Basra halkı
teferrüt eti. (Başkaları onu rivâyet emediler.)
İZAH
Züt: Develerin sayısı ondan aşağı olursa, bu isim verilir. Çoğulu Ezvad
gelir.
Reht: Sayısı ondan aşağı olan, içinde kadın bulunmayan erkek topluluğuna
da denir.
İcteveytü: Hoş görmedim. Orada durmam güçleşti. Hastalığa tutuldum,
manâsına gelir.
Us: Tas demektir.
Yetehazhazu: Hareket eder demektir.
Bu hadiste ravinin şüpheye düşüp Hz. Ebû Zer’e develerin idrarlarından iç,
buyrulursa bu tedavi maksadı ile Ebû Zer’e mahsus bir tavsiyedir. Bununla
beraber hükmü mensuhtur kaldırılmıştır. (Bezlül, Mechüd, c. 3, s. 56)
[202] . Müslim, Kitâb’ul-Hayız, b. 3, n. 302, s. 246, c. 1; Tirmizî, Ebvâb’ut-
Tahâret, n. 2981; Neseî, Tahâret, b. 92, n. 289, s. 152, c. 1; İbn-i Mâce,
Kitâb’ut-Tahâret, b. 130, n. 651, s. 213, c. 1
[203] . Müslim, Kitâb’ul-Hayz, b. 3, n. 300, s. 246, 1; Neseî, Kitâb’ut-
Tahâret, b. 88, n. 280, s. 147, c. 1; İbn-i Mâce, Kitâb’ut-Tahâret, b. 125, N,
643, s. 211. c. 1
[204] . Buharî, Kitâb’ul-Hayz, b. 4. s. 77. c. 1; Müslim Kitâb’ul-Hayz, b. 3,
n. 301, s. 246, c. 1; Nesei, Kitâb’ut-tahâret, b. 86, n. 275, s. 147, c. 1; İbn-i
Mâce, Kitâb’ut-Tahâret, B. 120, n. 634, s. 208 c. 1
[205] . Müslim, kitâb’ut-Tahâret, b. 3, n. 298, s. 244, c. 1; Tirmizî, Kitâb’ut-
Tahâret, b. 101, n. 134, s. 241, c. 1; Nesei, Kitâb’ut-Tahâret, b. 86, n. 272, s.
147, c. 1; İbn-i Mâce, Kitâb’ut-Tahâret, b. 12, n. 632, s. 207, c. 1
[206] . Buharî, Kitâb’ul-Hayız, b. 21, s. 83, c. 1; Müslim, Kitâb’ul-Hayız, b.
15, n. 335, s. 265, c. 1; Neseî, Kitâb’ul-Hayız, n. 382, c. 1; Tirmizî,
Ebv^b’ut-Tahâret, b. 97, n. 130,s. 234, c. 1; İbn-i Mâce Kitâb’ut-Tahâret, b.
119, n. 631, s. 207, c. 1
[207] . Müslim, kitâb’ul-Hayız, b. 51, n. 335, s. 182, c. 1; Neseci, Kitâb’ul-
Hayız Rasûl-i 382, c.1; Tirmizî, Ebvâb’ut-Tahâret, b. 97, n. 130, s. 234, c. 1
[208] . Tirmizî, Kitâb’ut-Tahâret, b. 103, n. 136-137, s. 244-245, c. 1; Neseî,
Kitâb’ut-tahâret, b. 93, n. 290, s. 153, c. 1; İbn-i Mâce, Kitâb’ut-Tahâret, b.
123, n. 640, s. 210, c. 1
[209] . Tirmizî, Kitâb’ut-Tahâret, b. 103, n. 136-137, s. 244-245, c. 1
[210] . Neseî,Kitâb’ut-Tahâret, b. 9, n. 288, s. 151-152, c. 1
[211] . Buharî, Kitâb’ul-Hayız, b. 6, s. 78, c. 1; Müslim, Kitâb’ul-Hayız, b.
1, n. 293, s. 242, c. 1; Tirmizî, Ebvâb’ut-Tahâret, b. 99, n. 132, s. 239, c. 1;
Neseî, Kitâb’ut-Tahâret, b. 91, n. 826 s. 151, c. 1; İbn-i Mâce, Kitâb’ut-
tahâret, b. 121, n. 636, s. 208, c. 1
[212] . Neseî, Kitâb’ut-Tahâret, b. 90, n. 285, s. 249, c. 1
[213] . Buharî, Kitâb’ul-Hayız, b. 6, s. 78, c. 1; Neseî, Kitâb’ut-Tahâret, n.
286, c. 1; Müslim, kitâb’ul-Hayız,B. 1, n. 293, s. 242, c. 1; İbn-i Mâce,
Kitâb’ut-Tahâret, b. 121, n. 636, s. 208, c. 1; Tirmizî, Ebvâb’ut-Tahâret, b.
99, s. 239, c. 1
[214] . Neseî, Kitâb’ut-Tahâret, b. 52, n. 209, s. 116, c. 1; İbn-i Mâce,
Kitâb’ut-Tahâret, b. 115, n. 263, s. 204. c. 1
[215] . Neseî, Kitâb’ut-Tahâret, b. 52, n. 209, s. 116, c. 1
[216] . Müslim, Kitâb’ul-Hayız, b. 5, n. 334, s. 182, c. 1; Neseî, Kitâb’ut-
Tahâret, b. 52, n. 207, s. 117, c. 1
[217] . Neseî, Kitâb’ut-Tahâret, b. 52, n. 201, s. 116, c. 1
[218] . Buharî, Kitâb’ul-Hayız, Bâb-ı İstihaza, b. 9, s. 79, c. 1; Müslim,
Hayız, B 14, n. 333, s. 262, c. 1; Tirmizî, Ebvâb’ut-Tahâret, b. 3, n. 125, s.
217, c. 1; Neseî, Kitâb’ut-Tahâret, b. 52, n. 201, s. 116, c. 1; İbn-i Mâce,
Kitâb’ut-Tahâret, b. 116, n. 626, s. 205, c. 1
[219] . Buharî, Müslim, nesei, İbn-i Mâce, Tirmizî bir önceki bâb ve
ciltlerde rivâyet ettiler.
[220] . Buharî, Kitâb’ul-Hayız, b. 9, s. 79, c. 1; Müslim, Kitâb’ul-Hayız, b.
14, n. 334, s. 263, c. 1; İbn-i Mâce, kitâb’ut-Tahâret, b. 116, n. 626, s. 205,
c. 1
[221] . Neseî, Kitâb’ut-tahâret, b. 52, n. 201, s. 116, 117, 118, c. 1
[222] . Tirmizî, Ebvâb’ut-Tahâret, b. 95, n. 128, s. 221, c. 1; İbn-i Mâce,
Kitâb’ut-Tahâret, b. 115-117. n. 622,-627, s. 203-205, c.1
[223] . Neseî, Kitâb’ut-Tahâret, b. 52, n. 357, s. 116 – 122, c. 1
[224] . İbn-i Mâce, Kitâb’ut-Tahâret, b. 116, n. 626,s. 205, c. 1
[225] . Neseî, Kitâb’ul-Hayız, b. 52, n. 360, s. 121, c. 1
[226] . Tirmizî, Ebvâb’ut-tahâret, b. 94, n. 126, s. 220, c. 1; İbn-i Mâce,
Kitâb’ut-Tahâret. b. 115, n. 625, s. 204, c. 1
[227] . Neseî, Kitâb’ul-Hayız, b. 52, n. 363, s. 122, c.1
[228] . Buharî, Kitâb’ul-Hayız, b. 26, s. 84, c. 1; Neseî, Kitâb’ul-Hayız, b. 3
n. 368, s. 186, c. 1; İbn-i Mâce, Kitâb’ut-Tahâret b. 127, n. 947, s. 212, c. 1
[229] . Tirmizî, Ebvâb’ut-Tahâret, b. 105, N, 139, s. 256, c. 5; İbn-i Mâce,
kitâb’ut-Tahâret, b. 128, n. 648, s 213 c. 1
[230] . Buharî, Kitâb’ul-Hayız, b. 15, s. 81, c. 1; Müslim, Kitâb’ul-Hayız, b.
13, n. 332, s. 260, c. 1; Neseî, Kitâb’ut-Tahâret, n. 252, c. 1; İbn-i Mâce
Kitâb’ut-Tahâret, b. 134, n. 642, s. 210 c. 1
[231] . Buharî, Kitâb’ut-Teyemmüm, b. 1, s. 86, c. 1; Müslim, Kitâb’ul-
Hayız, b. 28, n. 367, s. 279, c.1; Neseî, Kitâb’ut-Tahâret, b. 105, n. 311, s.
163; İbn-i Mâce, Kitâb’ut-Tahâret, b. 135, n. 565, s. 216, c. 1
[232] . Neseî, Kitâb’ut-Tahâret, b. 107, n. 315, s. 167, c. 1; İbn-i Mâce,
Kitâb’ut-Teyemmüm, B, 92, n. 571, s. 187, c. 1
[233] . İbn-i Mâce, Kitâb’ut-Tahâret b. 92, n. 571, s. 189, c. 1
[234] . Neseî, Kitâb’ut-Tahâret b. 105, n. 315, s. 104, c. 1
[235] . Buharî, Kitâb’ut-Teyemmüm, b. 3, s. 87, c. 1; Müslim, Kitâb’ul-
Hayız, b. 28, n. 368, s. 280, c. 1; Neseî, Kitâb’ut-Tahâret, b. 108, n. 321, s.
170, c. 1
[236] . Buharî, Kitâb’ut-Teyemmüm, c. 1; Müslim, Kitâb’ut-Teyemmüm, b.
28, n. 368, s. 280, c. 1; Neseî, Kitâb’ut-Tahâret, b. 107, n. 321, s. 168, c. 1;
Tirmizî, Ebvâb’ut-Tahâret, b. 110, n. 144, s. 268; İbn-i Mâce, Kitâb’ut-
Tahâret, b. 91, n. 569, s. 188, c. 1
[237] . Buharî, Kitâb’ut-tahâret, b. 2, s. 7. c. 1; Neseî, Kitâb’ut-Tahâret, n.
322, c. 1; Müslim,Kitâb’ut-Tahâret, b. 28, n. 369, s. 281, c. 1
[238] . Tirmizî, Kitâb’ut-Tahâret, b. 82, n. 124, s. 211,c. 1; Neseî, Kitâb’ut-
Tahâret, b. 110, n. 323, s. 171, c. 1
[202]. Müslim, Kitâb’ul-Hayız, b. 3, n. 302, s. 246, c. 1; Tirmizî, Ebvâb’ut-
Tahâret, n. 2981; Neseî, Tahâret, b. 92, n. 289, s. 152, c. 1; İbn-i Mâce,
Kitâb’ut-Tahâret, b. 130, n. 651, s. 213, c. 1
[203]. Müslim, Kitâb’ul-Hayz, b. 3, n. 300, s. 246, 1; Neseî, Kitâb’ut-
Tahâret, b. 88, n. 280, s. 147, c. 1; İbn-i Mâce, Kitâb’ut-Tahâret, b. 125, N,
643, s. 211. c. 1
[204]. Buharî, Kitâb’ul-Hayz, b. 4. s. 77. c. 1; Müslim Kitâb’ul-Hayz, b. 3,
n. 301, s. 246, c. 1; Nesei, Kitâb’ut-tahâret, b. 86, n. 275, s. 147, c. 1; İbn-i
Mâce, Kitâb’ut-Tahâret, B. 120, n. 634, s. 208 c. 1
[205]. Müslim, kitâb’ut-Tahâret, b. 3, n. 298, s. 244, c. 1; Tirmizî, Kitâb’ut-
Tahâret, b. 101, n. 134, s. 241, c. 1; Nesei, Kitâb’ut-Tahâret, b. 86, n. 272, s.
147, c. 1; İbn-i Mâce, Kitâb’ut-Tahâret, b. 12, n. 632, s. 207, c. 1
[206]. Buharî, Kitâb’ul-Hayız, b. 21, s. 83, c. 1; Müslim, Kitâb’ul-Hayız, b.
15, n. 335, s. 265, c. 1; Neseî, Kitâb’ul-Hayız, n. 382, c. 1; Tirmizî,
Ebv^b’ut-Tahâret, b. 97, n. 130,s. 234, c. 1; İbn-i Mâce Kitâb’ut-Tahâret, b.
119, n. 631, s. 207, c. 1
[207]. Müslim, kitâb’ul-Hayız, b. 51, n. 335, s. 182, c. 1; Neseci, Kitâb’ul-
Hayız Rasûl-i 382, c.1; Tirmizî, Ebvâb’ut-Tahâret, b. 97, n. 130, s. 234, c. 1
[208]. Tirmizî, Kitâb’ut-Tahâret, b. 103, n. 136-137, s. 244-245, c. 1; Neseî,
Kitâb’ut-tahâret, b. 93, n. 290, s. 153, c. 1; İbn-i Mâce, Kitâb’ut-Tahâret, b.
123, n. 640, s. 210, c. 1
[209]. Tirmizî, Kitâb’ut-Tahâret, b. 103, n. 136-137, s. 244-245, c. 1
[210]. Neseî,Kitâb’ut-Tahâret, b. 9, n. 288, s. 151-152, c. 1
[211]. Buharî, Kitâb’ul-Hayız, b. 6, s. 78, c. 1; Müslim, Kitâb’ul-Hayız, b.
1, n. 293, s. 242, c. 1; Tirmizî, Ebvâb’ut-Tahâret, b. 99, n. 132, s. 239, c. 1;
Neseî, Kitâb’ut-Tahâret, b. 91, n. 826 s. 151, c. 1; İbn-i Mâce, Kitâb’ut-
tahâret, b. 121, n. 636, s. 208, c. 1
[212]. Neseî, Kitâb’ut-Tahâret, b. 90, n. 285, s. 249, c. 1
[213]. Buharî, Kitâb’ul-Hayız, b. 6, s. 78, c. 1; Neseî, Kitâb’ut-Tahâret, n.
286, c. 1; Müslim, kitâb’ul-Hayız,B. 1, n. 293, s. 242, c. 1; İbn-i Mâce,
Kitâb’ut-Tahâret, b. 121, n. 636, s. 208, c. 1; Tirmizî, Ebvâb’ut-Tahâret, b.
99, s. 239, c. 1
[214]. Neseî, Kitâb’ut-Tahâret, b. 52, n. 209, s. 116, c. 1; İbn-i Mâce,
Kitâb’ut-Tahâret, b. 115, n. 263, s. 204. c. 1
[215]. Neseî, Kitâb’ut-Tahâret, b. 52, n. 209, s. 116, c. 1
[216]. Müslim, Kitâb’ul-Hayız, b. 5, n. 334, s. 182, c. 1; Neseî, Kitâb’ut-
Tahâret, b. 52, n. 207, s. 117, c. 1
[217]. Neseî, Kitâb’ut-Tahâret, b. 52, n. 201, s. 116, c. 1
[218]. Buharî, Kitâb’ul-Hayız, Bâb-ı İstihaza, b. 9, s. 79, c. 1; Müslim,
Hayız, B 14, n. 333, s. 262, c. 1; Tirmizî, Ebvâb’ut-Tahâret, b. 3, n. 125, s.
217, c. 1; Neseî, Kitâb’ut-Tahâret, b. 52, n. 201, s. 116, c. 1; İbn-i Mâce,
Kitâb’ut-Tahâret, b. 116, n. 626, s. 205, c. 1
[219]. Buharî, Müslim, nesei, İbn-i Mâce, Tirmizî bir önceki bâb ve
ciltlerde rivâyet ettiler.
[220]. Buharî, Kitâb’ul-Hayız, b. 9, s. 79, c. 1; Müslim, Kitâb’ul-Hayız, b.
14, n. 334, s. 263, c. 1; İbn-i Mâce, kitâb’ut-Tahâret, b. 116, n. 626, s. 205,
c. 1
[221]. Neseî, Kitâb’ut-tahâret, b. 52, n. 201, s. 116, 117, 118, c. 1
[222]. Tirmizî, Ebvâb’ut-Tahâret, b. 95, n. 128, s. 221, c. 1; İbn-i Mâce,
Kitâb’ut-Tahâret, b. 115-117. n. 622,-627, s. 203-205, c.1
[223]. Neseî, Kitâb’ut-Tahâret, b. 52, n. 357, s. 116 – 122, c. 1
[224]. İbn-i Mâce, Kitâb’ut-Tahâret, b. 116, n. 626,s. 205, c. 1
[225]. Neseî, Kitâb’ul-Hayız, b. 52, n. 360, s. 121, c. 1
[226]. Tirmizî, Ebvâb’ut-tahâret, b. 94, n. 126, s. 220, c. 1; İbn-i Mâce,
Kitâb’ut-Tahâret. b. 115, n. 625, s. 204, c. 1
[227]. Neseî, Kitâb’ul-Hayız, b. 52, n. 363, s. 122, c.1
[228]. Buharî, Kitâb’ul-Hayız, b. 26, s. 84, c. 1; Neseî, Kitâb’ul-Hayız, b. 3
n. 368, s. 186, c. 1; İbn-i Mâce, Kitâb’ut-Tahâret b. 127, n. 947, s. 212, c. 1
[229]. Tirmizî, Ebvâb’ut-Tahâret, b. 105, N, 139, s. 256, c. 5; İbn-i Mâce,
kitâb’ut-Tahâret, b. 128, n. 648, s 213 c. 1
[230]. Buharî, Kitâb’ul-Hayız, b. 15, s. 81, c. 1; Müslim, Kitâb’ul-Hayız, b.
13, n. 332, s. 260, c. 1; Neseî, Kitâb’ut-Tahâret, n. 252, c. 1; İbn-i Mâce
Kitâb’ut-Tahâret, b. 134, n. 642, s. 210 c. 1
[231]. Buharî, Kitâb’ut-Teyemmüm, b. 1, s. 86, c. 1; Müslim, Kitâb’ul-
Hayız, b. 28, n. 367, s. 279, c.1; Neseî, Kitâb’ut-Tahâret, b. 105, n. 311, s.
163; İbn-i Mâce, Kitâb’ut-Tahâret, b. 135, n. 565, s. 216, c. 1
[232]. Neseî, Kitâb’ut-Tahâret, b. 107, n. 315, s. 167, c. 1; İbn-i Mâce,
Kitâb’ut-Teyemmüm, B, 92, n. 571, s. 187, c. 1
[233]. İbn-i Mâce, Kitâb’ut-Tahâret b. 92, n. 571, s. 189, c. 1
[234]. Neseî, Kitâb’ut-Tahâret b. 105, n. 315, s. 104, c. 1
[235]. Buharî, Kitâb’ut-Teyemmüm, b. 3, s. 87, c. 1; Müslim, Kitâb’ul-
Hayız, b. 28, n. 368, s. 280, c. 1; Neseî, Kitâb’ut-Tahâret, b. 108, n. 321, s.
170, c. 1
[236]. Buharî, Kitâb’ut-Teyemmüm, c. 1; Müslim, Kitâb’ut-Teyemmüm, b.
28, n. 368, s. 280, c. 1; Neseî, Kitâb’ut-Tahâret, b. 107, n. 321, s. 168, c. 1;
Tirmizî, Ebvâb’ut-Tahâret, b. 110, n. 144, s. 268; İbn-i Mâce, Kitâb’ut-
Tahâret, b. 91, n. 569, s. 188, c. 1
[237]. Buharî, Kitâb’ut-tahâret, b. 2, s. 7. c. 1; Neseî, Kitâb’ut-Tahâret, n.
322, c. 1; Müslim,Kitâb’ut-Tahâret, b. 28, n. 369, s. 281, c. 1
[238]. Tirmizî, Kitâb’ut-Tahâret, b. 82, n. 124, s. 211,c. 1; Neseî, Kitâb’ut-
Tahâret, b. 110, n. 323, s. 171, c. 1
Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’e hediye edilen sütle karşılaştılar.
Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem arkadaşlarından (birini) gönderip o,
sütten onlara içirdi de onlara darılmamış olduğunu anladılar. [202]
Ben hayız halinde iken kemik üzerindeki eti ısırır sonra onu Rasûlullah
sallallahu aleyhi ve sellem’e verirdim. Rasûlullah sallallahu aleyhi ve
sellem benim ağzımı koyduğum yere ağzını kor, (eti ağzı ile koparır)dı.
Suyu içer, tası ona verirdim, ağzını benim su içerken ağzımı koyduğum yere
kordu. [203]
260 – Aişe radıyallahu anha’dan rivâyet edildiğine göre şöyle demiştir:
Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem ben hayızlı iken başını dizime kor,
(Kur’an) okurdu. [204]
Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem Efendimiz bana, “mescidten
seccadeyi alıver,” dedi. Ben: “Hayızlıyım” dedim. Rasûlullah sallallahu
aleyhi ve sellem: “Senin hayızın senin elinde değildir.” buyurdu. [205]
Bir kadın Aişe radıyallahu anha’ya: Hayızlı kadın geçirdiği namazı kaza
eder mi? Diye sordu. Aişe radıyallahu anha da ona: Sen Haruralı mısın? Biz
Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem’in yanında hayız görürdük de
(namazları) kaza etmezdik; kaza etmek için emir de olunmazdık. [206]
Evvelki hadis rivâyet olundu. Ebû Dâvud şöyle dedi: Ma’mer Eyyüp’ten
şunu ziyade etti: (Orucu kaza ile emir olunurduk. Namazın kazası ile emir
olunmazdık.) [207]
Ebû Dâvud diyor ki: Sahih rivâyet böyledir. İbn-i Abbas bu rivâyetinde bir
dinar veya yarım dinar dedi. Ancak, çok kere (Şu’be) yarım dinar
hakkındaki rivâyeti Rasûlullah’a ref etmedi. [208]
Ebû Dâvud: İbn-i Cüreyc Abdulkerim’den o da Müksim’den aynı şeklide
rivâyet etmiştir dedi. [209]
267 – Meymune radıyallahu anha’dan: Rasûlullah sallallahu aleyhi ve
sellem ailelerinden biri hayızlı iken, uyluklarının yarısına veya dizlerine
kadar gömleği olur, o gömlek onu perdelerse üzerinden istifade ederdi,
dedi [210]
268 – Aişe radıyallahu anha’dan: Rivâyete göre şöyle demiştir: Rasûl-i
Ekrem sallallahu aleyhi ve sellem bizden birimiz hayız olunca (diz kapağı
ile göbeği arasını örtecek) bir izar bağlamasını emreder, sonra onun yanına
yatardı. Bir defasında ise, “kocası ondan istifade ederdi,” dedi. [211]
269 – Aişe radıyallahu anha şöyle demiştir: Ben hayızlı ve Rasûlullah’a
dokunur olduğum halde ben ve Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem bir
örtü içinde yatardık. Benden Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’e bir şey
bulaşırsa yerini yıkar, yıkama bulaşan yeri geçmezdi. Onunla namaz kılardı.
Elbisesine bir şey dokunursa dokunan yerini yıkar, yıkamada bulaştığı yeri
geçmez onunla namaz kılardı. [212]
273 – Aişe radıyallahu anha’dan: Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem
hayzımızın başlangıcında gömleğimizi giyinmemizi emreder ve bize
mübaşeret ederdi. Sizlerden hanginiz Peygamberinizin nefsine hakim
olduğu kadar nefsinize hakim olabilirsiniz? [213]
Ümmü Seleme o kadına Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’den fetva
istedi. Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem bu hastalık ona gelmezden
önce her ay kaç gün, kaç gece hayız görüyorsa o kadar beklesin, o kadar
müddet namazı bıraksın. O müddet geçince yıkansın, sonra eteğine kana
mani olacak bez bağlasın. (Özür kanı akarken) namazını kılsın, buyurdu.
[214]
Leys rivâyetinde şöyle dedi: Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem “hayız
günleri biter, geride kalır, Namaz vakti de gelirse, yıkansın ila ahîrîhi.”
buyurdu. [215]
Ümmü Seleme’nin çamaşır kabı kanla doluydu. Rasûlullah sallallahu aleyhi
ve sellem ona: “Haiz adetin kadar beklersin, sonra yıkanırsın,” buyurdu. [216]
280 – Urve bin Zübeyr radıyallahu anh’dan: Fatıma bint-i Ebû Hubeyş ona
şöyle anlatmış: Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’e devamlı kandan
şikâyetle hükmünü sordu. Rasûlullah ona, “O, bir damar (Arızası)dır, dikkat
et hayz günlerin gelince namaz kılma, adet günlerin geçince yıkan ve iki
âdet arasında (özür kanı aksa da) namazını kıl,” buyurdu. [217]
Ben özür kanından kurtulamayan bir kadınım. (Kan devamlı geldiğine göre)
Namazı bırakacak mıyız? diye sordu. Rasûlullah sallallahu aleyhi ve
sellem: “O, bir damar bozukluğu)dur. Hayız değildir. Eski âdet günlerin
gelince namazı bırak, âdet günlerin geçince, kanı yıka (temizlen) sonra
namazını kıl,” buyurdu. [218]
“- Hayız gelmeğe başladığında namazı terk et, hayız müddeti kadar zaman
geçince üzerindeki kanı yıka guslet ve namazını kıl.” [219]
Ona: (Ümmü Habibe bint-i Çahş’a) hayız günlerinde namazı terk etmesini
emretti. İşte bu İbn-i Uyeyne’den vehimdir. Muhammed bin Amr’ın
Zührî’den rivâyetinde, Evzâî’nin hadisinde ziyade ettiğine yakın bir anlam
var. [220]
Mekhul dedi: Kadınlara hayızları gizli değildir. Hayız kanı siyah ve
koyudur. Bu siyahlık gidip, sarılık ve incelik gelince o, istihaza’dır.
Yıkansın ve namazını kılsın. [221]
Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem: “Sana pamuk tavsiye edeyim, pamuk
kanı tıkar.” Ben: çok geliyor, pamukla tıkanmaz, dedim. Rasûlullah
sallallahu aleyhi ve sellem: “Bir bez tutun,” ben: Bezle de önlenmez, çünkü
pek fazla akıtıyorum, dedim. Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem: “Sana
iki şey tavsiye edeceğim, hangisini yaparsan öbürüne luzum kalmaz. İkisine
de gücün yeterse bunu sen bilirsin, bu (özür kanı) şeytanın vuruşlarından bir
vuruştur. Allah bilir ya, sen ya altı veya yedi gün hayız olursun. Sonra yıkan
temizlenip paklanınca 23 veya 24 gün ve gece namazını kıl, orucunu tut, bu
sana yeter. Her ay böylece kadınların hayız görüp temizlendikleri gibi hayız
ve temizlik müddetince yaptıklarını yap. (ikincisi): eğer gücün yeterse
öğleyi sona bırakarak, ikindiyi ilk vaktine acele edip, ikisi için yıkan. Öğle
ve ikindiyi bir arada kıl. Akşamı vaktin sonuna bırakıp yatsıyı evvelinde
acele edip, ikisi için de yıkanarak, akşam ve yatsı namazlarını bir arada kıl,
sabah için de yıkan. Gücün yeterse orucu da tut. Böyle yap, Rasûlullah
çünkü bence böyle yapmak iki şıkkın en iyisidir.” buyurdu. [222]
“Ümmü Habibe yedi sene istihaza (özür kanı) gördü.” Rasûlullah sallallahu
aleyhi ve sellem ona gusül etmesini emretti. “Ümmü Habibe her namaz
vakti yıkanırdı.” [223]
“Her namaz vaktinde yıkanıp namazını kılmasını” emretti. [224]
Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’den başkasından bir şey
nakletmiyorum, dedi. [225]
297 – Adiy bin Sabit radıyallahu anh’dan: O’da babası Salih’ten O’da
dedesinden, Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’in “özürlü kadınlar,
hayızlı günlerinde namazı bırakır (hayızları bittikten) sonra yıkanıp
namazını kılar ve her namaz vaktinde abdest alır” buyurduğu rivâyet
olundu. [226]
“(Hayzın bittikten) sonra yıkan ve sonra her namaz için abdest al, namazını
kıl,” buyurdu. [227]
Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’e biat etmişti. Biz temizlikten sonra
görünen sarılık ve bulanıklığı (Hayızdan) bir şey saymazdık, dedi. [228]
311 – Ümmü Seleme radıyallahu anha’dan rivâyet edildiğine göre şöyle
demiştir: Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem zamanında lohusa kadınlar,
lohusalıktan sonra kırk gün veya kırk gece beklerlerdi. (Namazı orucu terk
ederlerdi) Biz ise yüzümüze (güzel kokulu) vers (otundan) sürerdik, dedi.
[229] Keleften (yüzdeki çillikten) dolayı sürüldüğünü kastediyor.
Ey Allah’ın Rasûl-i pamukla nasıl temizleneceğim, dedi. Hz. Aişe:
Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’in neden kinaye ettiğini ben
anlamıştım. Esmâ’ya, birbiri ardına kullanacağın pamukla kan eserini
temizleyeceksin dedim, diyor. [230]
Üseyd, Hz. Aişe’ye Allah sana merhamet etsin, sana hoş görmediğin bir şey
uğrarsa Allah onda senin ve Müslümanlar için bir genişlik yaratıyor, dedi.
[231]
Ashab, Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem ile birlikte sabah namazı için
temiz toprakla teyemmüm ettiler. Avuçlarını, toprağa vurup bir defa
yüzlerini meshettiler. Sonra dönüp ellerini tekrar toprağa vurdular. Ellerin
içinden kollarını omuz ve koltuk altlarına kadar meshettiler. [232]
319 – İbn-i Vehb radıyallahu anh’dan evvelki hadis gibi rivâyet edildi, şöyle
dedi. Müslümanlar kalkarak avuçlarını toprağa vurdular, fakat topraktan bir
şey avuçlamadılar. Buna benzer şekilde rivâyet etti de omuzlar ve koltuk
altlarını zikretmedi. [233]
Şu hadiste, onlardan hiç biri iki vuruşu zikretmedi. Ancak benim isimlerini
verdiğim kimseler müstesna. [234]
Bilmiyor musun? Ömer Ammar’ın sözüyle ikna olmadı, dedi. [235]
“- Hayır seni men etmem. Allah’a yemin olsun teyemmüm hakkında
naklettiğini biz sana bırakırız,” dedi.” [236]
Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem Cemel kuyusu tarafından geliyordu.
Ona bir adam rastgeldi ve selâm verdi. Rasûlullah sallallahu aleyhi ve
sellem selâmını iade etmedi. Bir duvara gelerek yüzünü ve kolarını
meshettikten sonra ona selâmını iade etti. [237]
Ebû Dâvud dedi ki: Amr’ın hadis-i daha tamamdır. [238]

