Sünen-i Ebû Dâvûd · Haziran 28, 2026

Hz. peygamber’in abdesti

TAHARET BÖLÜMÜ · 50 – HZ. PEYGAMBER’İN ABDESTİ 106 – Hz. Osman’ın azatlısı Humran bin Ebân şöyle dedi: Osman bin Affan’ı radıyallahu anh abdest alırken gördüm. Ellerine su dökerek onları üç defa yıkadı. Sonra …

TAHARET BÖLÜMÜ · 50 – HZ. PEYGAMBER’İN ABDESTİ

106 – Hz. Osman’ın azatlısı Humran bin Ebân şöyle dedi: Osman bin

Affan’ı radıyallahu anh abdest alırken gördüm. Ellerine su dökerek onları

üç defa yıkadı. Sonra ağzına sonra burnuna su çekti. Dışarı attı sonra

yüzünü üç kere yıkadı, sağ elini dirseğine kadar üç kere yıkadı. Sonra sol

kolunu da sağ kolu gibi yıkadı. Başına meshetti, üç kere sağ ayağını yıkadı,

aynı şekilde solunu da yıkadı ve dedi ki; Ben Peygamber sallallahu aleyhi

ve sellem’in, benim aldığım gibi abdest aldığını gördüm. Sonra da şöyle

buyurduğunu duydum: “Kim benim şu abdestim gibi abdest alır sonra

kalbinden vesveseyi atarak iki rekat namaz kılarsa, Allah onun geçmiş

günahlarını bağışlar”. [108]

İZAH

Bazı nüshalarda istinsar yerine istinşak vardır. O zaman, ağzına ve burnuna

su verdi, manası verilir. Çünkü istinsar burna su çekip onu eli ile atmaktır.

107 – Humran’dan:

Affan’ın oğlu Osman radıyallahu anh’ı abdest alırken gördüm deyip önceki

hadisin benzerini zikretti, fakat (Ebû Seleme) ağıza ve burna su vermeyi

söylemedi. Bu rivâyetinde başını üç kere meshetti. Ayaklarını üç kere

yıkadı sonra Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem’i, böyle abdest alırken

gördüm, (Rasûlullah): “Kim bundan az yıkayarak abdest alırsa ona kafi

gelir” buyurdu, dedi. Ebû Seleme: Abdestten sonra namazı zikretmedi. [109]

İZAH

Bu hadis-i şerifte Rasûl-i Ekrem Efendimiz abdest azalarının üçer kere

yıkanmasının abdestin kemâli olduğunu tarif ettikten sonra, iki kere veya

bir kere yıkayanın abdestinin sahih olacağını haber vermiştir.

“Bir de bu rivâyette mesh üç kere tarif edilmiştir.

İmâm-ı Azam, Mâlik ve Ahmed bin Hanbel’e göre başa mesh bir keredir.

İmâm-ı Şâfiî ise meshi üç kere yapmak sünnettir diyor.

108 – Osman bin Abdurrahman et-Teymî’den rivâyete göre: İbn-i Ebû

Müleyke’ye abdestten soruldu da, şöyle dedi:

– Osman bin Affan’a abdestten sorulduğunu gördüm. Su istedi. Bir çanakta

su getirildi. Çanağı sağ eline eğdi, sağı ile su alıp üç kere ağzına üç kere

burnuna su verip üç defa yüzünü yıkadı. Üç kere sağ: üç kere de sol, kolunu

yıkadıktan sonra eliyle çanaktan su alıp başını ve kulaklarını meshetti.

Kulaklarının iç ve dışlarını bir kere yıkadı.

Ayaklarını da yıkadıktan sonra, abdestten soranlar neredeler? Rasûlullah

sallallahu aleyhi ve sellem’i bu şekilde abdest alırken gördüm, dedi.

Ebû Dâvud dedi ki, Hz. Osman’dan sahih olarak rivâyet edilen hadislerin

hepsi başa meshin bir kere olduğuna delalet eder. Hz. Osman’ın hadisini

nakleden râviler abdestin üçer üçer yıkayarak alındığını söyleyip başına

mesh eder dediler. Diğer azalarda adet zikrettikleri gibi mesihte aded

zikretmediler.

İZAH

İsğa: Eğmek demektir.

Mizat: Abdest alacak kadar su alabilen karnı geniş bir kaptır.

109 – Ebû Alkame’den rivâyet edilmiştir. Hz. Osman su istedi, sağ eli sol

eline suyu boşalttı, sonra onları baş parmakların dibindeki iki kemiğe kadar

yıkadı. Ebû Alkame Hz. Osman’ın abdest organlarını üç kere yıkadığını

söyledi ve şöyle devam etti: Osman radıyallahu anh başını mesh etti sonra

da ayağını yıkadı şöyle dedi:

Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’in benim şu abdestim gibi abdest

aldığını gördüm. Sonra (Ebû Alkame) Zührî hadisinin aynısını sonuna

kadar okudu.

İZAH

Kevabeyn: Bileğe bitişik iki kemiktir. Biri diğerinden daha incedir. Baş

parmağın dibindeki dışarıya çıkkın kemik bunların belirli kısmıdır.

110 – Şakîk bin Seleme radıyallahu anh’dan:

Osman bin Affan radıyallahu anh’ı kollarını üçer üçer yıkayıp başına üç

kere mesh ettiğini gördüm sonra, Osman radıyallahu anh:

Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’i böyle yaparken gördüm, dedi.

Ebû Dâvud dedi: Bunu Veki, İsrailden rivâyet etti yalnız üçer kere

yıkayarak abdest aldı dedi.

111 – Abdu Hayr’dan rivâyet edildiğine göre;

Ali radıyallahu anh bize gelip namaz kıldı, ve su istedi, biz:

Halbuki, namazı kıldı, suyu ne yapacak? Başka bir şey değil ancak bize

abdesti öğretmek istiyor dedik, bunun üzerine içinde su bulunan bir çanak

ve tas getirildi. Çanaktan sağ eline su döküp, ellerini üç kere yıkadı. Sonra

üçer kere ağız ve burnuna su verdi. Su aldığı avuçla ağız ve burnuna su

çekti. Üç kere yüzünü, üç kere sağ kolunu ve üç kere de sol kolunu yıkadı.

Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’in abdestini öğrenmekten kim sevinç

duyarsa, işte o, bundan ibarettir, dedi. [110]

112 – Abdu Hayr’dan rivâyete göre:

Ali radıyallahu anh kuşluk namazını kıldı, (Kûfe’de) Rahba mahallesine

girib su istedi. Hizmetçi O’na içinde su bulunan bir çanak ve bir de tas

getirdi. Çanağı sağ eline alıp, sol eline dökerek avuçlarını (üç kere) yıkadı

sonra sağ elini çanağa sokup, üç kere ağzına, üç kere burnuna su çekti.

Sonra bu hadisin râvilerinden Zâide bir önceki hadise benzeyen muhtevayı

naklederek rivâyetine şöyle devam etti: Sonra Hz. Ali başının önünü ve

arkasını bir kere mesh etti. Sonra bir önce geçen hadisin benzerini sevk etti.

[111]

113 – Abdu Hayr radıyallahu anh dedi ki: Hz. Ali’yi (Kûfe’de) gördüm

kendisine bir oturak getirildi, üzerine oturdu sonra bir testide su getirildi.

Üç kere elini yıkadıktan sonra bir avuç su ile hem ağzına, hem burnuna su

verdi râvi önceki hadisin devamını nakletti. [112]

114 – Zirr bin Hubeyş’den rivâyete göre o, Hazreti Ali’ye Peygamber

sallallahu aleyhi ve sellem’in abdestinden sorulduğunu işittim demiş ve

yukarıdaki hadis-i nakletmiştir.

Bunu naklederken Zirr sözlerine şöyle devam etmiştir: Hz. Ali başına mesh

etti, hatta damla akmadı, üçer kere ayaklarını yıkadı ve sonra işte

Rasûlullah’ın abdesti böyle idi, dedi. [113]

İZAH

Bu hadis-i şerif başa mesihte su damlayacak kadar mubalağa

yapılmamasının müstehap olduğuna delildir.

115 – Abdurrahman bin Ebû Leyla radıyallahu anh’dan rivâyet edildiğine

göre Hazreti Ali’yi abdest alırken gördüm. Üç kere yüzünü üçer kere

kollarını yıkadı. Bir kere de başına meshedip sonra Rasûlullah işte böyle

abdest alırdı, dedi.

116 – Ebû İshak’ın rivâyetine göre Ebû Hayye; ben Ali’yi radıyallahu anh

abdest alırken gördüm demiş ve her abdest uzvunu üç kere yıkadığını

naklederek demiştir ki: Sonra başını meshetti. Sonra ayaklarının topuklarına

kadar yıkadı. Sonra ben size Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’in

abdestini göstermek istedim dedi. [114]

117 – İbn-i Abbas radıyallahu anh’dan rivâyet edildiğine göre şöyle

demiştir. Ebû Talib’in oğlu Ali radıyallahu anh yanıma geldi. Abdest

bozmuştu. Abdest suyu istedi biz de içinde su bulunan küçük bir kap

getirdik. Tam önüne koyduk. Ali radıyallahu anh ded iki; Ey İbn-i Abbas,

Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem nasıl abdest alıyordu sana göstereyim

mi? Ben de evet dedim. Kabı eline eğerek (sağ) elini yıkadı. Sonra sağ elini

çanağa soktu, onunla su aldı. Öbür eline döktü iki ellerini de yıkadı sonra

ağzına su verdi. Burnuna su çekti, attı. Sonra her iki elini de beraberce

çanağa soktu onlarla bir avuç su aldı. Onu yüzüne çaldı sonra baş

parmakları ile kulaklarının iç kısmına soktu.

Yüzünü ikinci ve üçüncü yıkayışında da aynı şeyi yaptı. Sonra sağ avucuna

tek avuçla su aldı. Onu başının ön tarafı saçına döktü onu öylece bıraktı. Su

yüzüne akıyordu sonra iki kollarını dirseklerine kadar üçer üçer yıkadı.

Sonra başına mesh etti. Kulağının dış kısmını da mesh etti. Sonra ellerini

suya daldırıp iki elinin dolusu su avuçlayıp ayağı nalinli iken üstüne

dökerek ovdu. Sonra öbür ayağını da öyle yaptı. Ubeydullah Havlânî; İbn-i

Abbas’a ayağında nalin varken ha! dedim. İbn-i Abbas:

– Ayağında nalin varken cevabını verdi.

– Ayağında nalin varken de mi dedim:

– Ayağında nalin varken de dedi.

– Ayağında nalin varken de mi dedim? Ayağında nalin varken de dedi.

Ebû Dâvud dedi ki; İbn Cüreyc’in Şu’be’den rivâyeti Hz. Ali’den

nakledilen hadise benzemektedir. Ancak Haccac’ın İbn Cüreyc’ten rivâyet

ettiği hadis “başına bir defa mesh etti” denilirken İbn Vehb’in İbn

Cüreyc’ten rivâyetinde “üç defa mesh etti” denilmektedir.

İbn-i Abbas’tan rivâyet edilen bu hadis üzerinde muhaddisler çok

durmuşlar.

1 – İsmail Buharî ve İmam Şâfiî bu hadisin zayıf olduğunu söylemişlerdir.

2 – Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’in abdeste ayaklarını yıkadığı İbn-

i Abbas’a ulaşınca İbn-i Abbas bu sözünden dönmüştür.

3 – Bu tatbikat İslam’ın ilk günlerinde idi sonradan hükmü kaldırılmıştır.

4 – Şîîler bu rivâyete dayanarak çıplak ayakları üzerine mesh ederler.

5 – Mu’tezile’den Cübbai’de bu rivâyeti benimsemiştir.

6 – Hz. Ali’nin ayağını ovuşturması suyun ayağının altına ulaşması içindir.

(El-Menhel Azbal mevrut c. 2, s. 38)

7 – Bu rivâyet Hz. Hasan’ın babası Hz. Ali’den rivâyetine de ters

düşmektedir. Hz. Hüseyin babam Ali beni çağırdı abdest suyu istedi. Ben de

suyu getirdim. Ellerini çanağa sokmadan üç defa yıkadı. Sonra ağzına,

burnuna üçer defa su verdi. Yüzünü ve kollarını üçer defa yıkadı. Sonra

başına bir kere mesh edip sonra üç defa sağ ayağını üç defa da sol ayağını

yıkadı. Sonra doğruldu. Ayakta abdest suyunun artığından içti. Ben hayret

ettim. Benim hayret ettiğimi görünce şöyle dedi. Hayret etme ben deden

Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’i böyle yaparken gördüm dedi.

(Avn’ül-Mabûd c, 1. 202) Hadis no: 117. Ayrıca İbn-i Abbas’ın rivâyet

ettiği 137 no.lu hadiste ayakta nalin varken ayağın üstünün bir elle, altının

da bir elle ovuşturulup yıkandığını açıkça göstermektedir.

İZAH

Hadis metninde geçen “ehrâka, erâka” manasına döktü demektir. Bizim

“idrar yaptı” tabiri yerine, su döktü dediğimiz gibi.

Tevr: Küçük bir tas adıdır.

Hafne: İki eli birleştirerek meydana getirilen avuca derler.

Testennu: Akıyordu manasınadır.

Bu hadis-i şerife göre kulağın yüze bakan kısmı yüzden sayılarak yıkanmış,

dış kısmı ise baştan sayılarak mesh edilmiştir.

Sakalı olanlar favori ile kulak arasındaki kılsız yeri yıkarlar. Sakalı

olmıyanlar. Kulak yumuşağına kadar yüzlerinin tamamını yıkarlar. Fakat

kulağı yıkamak şart değildir.

Hadiste ayakta nalin var iken bir avuç su ile ayaküstü oğuşturulduğu

belirtiliyor. Demek ki su ayağının üstüne dökülünce altına geçmiş olduğunu

anlamıştır. Yoksa çıplak ayağa mesh etmek caiz olamaz.

118 – Âmr bin Yahya el-Mazenî’nin babasından rivâyete göre Abdullah bin

Zeyd’e (Amr’ın dedesidir) şöyle dedi:

– Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem’in abdestinin nasıl olduğunu bana

gösterebilir misin? Abdullah bin Zeyd:

– Evet dedi: Su getirtti ellerine su dökerek iki ellerini yıkadı. Üçer kere ağız

ve burnuna su verdi. Üç kere yüzünü, iki kere dirseklerine kadar kollarını

yıkadı. Sonra iki eliyle başını önden arkaya, arkadan öne her ikisiyle

kaplama mesh yaptı şöyle ki: Başının önünden başladı sonra ellerini başının

gerisine götürdü sonra elleri geri çevirdi başladığı yere varana kadar

getirerek iki eliyle mesh yaptı. Sonra da ayaklarını yıkadı. [115]

İZAH

KAPLAMA MESH: (Başın tamamına mesh) Hanefîlere göre müstehaptır.

Mâlikilere göre Vaciptir.

Yapılış şekli: Her iki elin küçük, adsız orta parmakları birleştirilerek başın

ön tarafına konur. Şahadet ve baş parmak yukarı kaldırılarak eller önden

arkaya doğru başın gerisine kadar çekilir. Sonra avuçların içi başın yan

kısmına konarak eller öne doğru başladığı yere kadar götürülür.

119 – Abdullah bin Zeyd bin Âsım radıyallahu anh’dan rivâyete göre bir

önce geçen hadise ilave olarak o, bir avuç su ile ağzına burnuna su verdi

bunu üç kere yapardı dedi ve sonra bir önce geçen hadisin benzerini zikretti.

İZAH

Rasûl-i Ekrem Efendimiz’in bir tek avuç su alıp suyun bir kısmını ağzına

bir kısmını da burnuna vererek abdest aldığı da olmuştur.

120 – Habban’ın rivâyetine göre babası Vasi’, Abdullah bin Zeyd bin

Asım’ı Rasûlullah’ı gördüğünden bahsedip abdest alışını naklederken

işitmiştir. Abdullah bin Zeyd şöyle demiştir: Peygamber sallallahu aleyhi ve

sellem başına ellerinden artan yaşlıktan başka yeni su alarak mesh etti.

Ayaklarını da temizleyinceye kadar yıkadı. [116]

121 – Mikdâm bin Ma’di Kerib radıyallahu anh dedi ki: Peygamber

sallallahu aleyhi ve sellem’e abdest suyu getirildi, abdest aldı.

Üç kere ellerini yıkadı üç kere ağzına üç kere burnuna su verdi üç defa

yüzünü üçer defa sağ ve sol kolunu yıkadı. Sonra başını kulaklarının içlerini

ve dışlarını mesh etti.

İZAH

Bu hadis-i şerifte kulağın dışı gibi içinin de mesh edileceği bildiriliyor.

Kulak içi küçük veya şehadet parmakla mesh edilir.

122 – Mikdâm bin Ma’di Kerib radıyallahu anh dedi ki:

Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’i abdest alırken gördüm. (Sıra) başını

meshe gelince avuçlarını başının ön kısmına koydu başının ense kısmına

kadar çekti. Ellerini oradan geriye çevirdi, başladığı yere kadar çekti.

Mahmud bin Halid: Bunu bana Harîz (bin Osman) haber verdi dedi.

123 – Mahmud bin Halid ile Hişâm bin Halid aynı manayı rivâyette dediler

ki (bu hadis-i) Velid bize bu senetle ve şu şekilde rivâyet etti: Rasûlullah

sallallahu aleyhi ve sellem kulaklarının içini ve dışını mesh ett. Hişam: ise

bu rivâyette parmaklarını kulağının deliklerine soktu, cümlesini de ziyade

etti.

İZAH

Bu hadis-i şerif kulakları mesh anında parmakların kulağa sokulacağına

delildir.

124 – Ebû’l-Ezher Muğîre bin Ferve ve Yezid bin Ebû Mâlik radıyallahu

anhüma’dan rivâyet edilmiştir:

Muaviye radıyallahu anh Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’i abdest

alırken gördüğü gibi halka (öğretmek için) abdest aldı. Başını meshetmeye

gelince bir avuç su aldı suyu sol eline aktardı ve başının ortasına döktü.

Başından su damladı veya nerede ise su damlayacaktı. Sonra başının

önünden arkasına, arkasından önüne kadar mesh etti.

125 – Velid yine bir önceki hadisten aynı İsnâdla haber veriyor. Dedi ki:

Muaviye abdest uzuvlarını üçer üçer yıkayarak abdest aldı ayaklarını ise

sayısız yıkadı.

İZAH

Ayakları yıkarken üç diye sayı ile değil temizleninceye kadar yıkadı

demektir. Diğer rivâyetlerde Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’in

ayaklarını üçer kere yıkadığı nakledilmektedir.

126 – Abdullah bin Muhammed bin Akîl’den, Rubeyyi’ bint-i Muavviz bin

Afra radıyallahu anh şöyle demiştir:

Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem (zaman zaman) bize gelirdi.

(Abdullah bin Muhammed der ki:) Rubayyi’ Rasûlullah’ın ona; “Bana

abdest suyunu döker misin” dediğini bildirdi. Rasûlullah’ın abdestini anlattı

ve orada, şöyle dedi:

Üçer kere avuçlarını, üç defa yüzünü yıkadı. Ağzına, burnuna birer kere su

verdi. Kollarını da üçer üçer yıkadı. Başının sonundan başlayıp (önüne)

sonra önünden başlayıp (arkaya) iki defa mesh etti, kulaklarının içini ve

dışlarını da mesh etti. Ayaklarını üçer kere yıkadı. [117]

Ebû Dâvud dedi ki: Bu Müsedded’in rivâyet ettiği hadisin manasıdır.

İZAH

Bu hadis-i şerif, meshederken önce başın gerisine, sonra da başın önüne

meshetmenin caiz olduğunu söyleyenlerin delilidir. Meshederken eli başın

arka kısmına koyup, öne doğru çekerek mesh caiz olduğu gibi eli öne koyup

arkaya doğru çekmek de caizdir.

Bir de bu hadis Rasûlullah Efendimiz’in ayaklarını üçer kere yıkadığına

şahittir.

127 – Süfyan: bir önce geçen şu hadis-i, Bişr’in rivâyetinin bazı manalarını

değiştirerek İbn-i Ukayl radıyallahu anh’dan nakletti. Süfyan rivâyetinde:

“Ağzına ve burnuna üçer kere su verdi” dedi.

128 – Rubeyyi’ bint-i Muavviz bin Afra radıyallahu anh’dan rivâyet

edildiğine göre:

Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem onun yanında abdest aldı. Başını

bütünüyle, saçlarının en üst kısmından itibaren saçlarının dökülüp nihayet

bulduğu yere kadar saçının şeklini bozup dağıtmadan meshetmiştir. [118]

İZAH

Rasûl-i Ekrem Efendimiz başını meshederken elini önce başının üst kısmına

koydu, sonra üstten aşağı doğru saçların döküldüğü kısma indirdi. Bunun

için saçların şekli de değişmedi.

129 – Abdullah – bin Muhammed bin Akîl’ın babasından: Ona da Rubeyyi’

bint-i Muavviz bin Afra haber vermiş, demiş ki: Rasûlullah sallallahu aleyhi

ve sellem’i abdest alırken gördüm, başının ön ve arkasını, başın yanlarını ve

kulaklarını bir kere mesh etti.

130 – Rubeyyi’ radıyallahu anh’dan: Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem

elindeki suyun fazlası ile başını mesh etti.

131 – Rubeyyi’ bint-i Muavviz radıyallahu anh’dan: Rivâyet edildiğine

göre; Rasûlullah (abdest alırken) iki (şehadet) parmağını kulak deliklerine

sokmuştur. [119]

132 – Talha bin Musârrıf radıyallahu anh’ın babasından, O da dedesinden

rivâyet ettiğine göre şöyle demiştir: Ben Rasûlullah’ı başını “kazal” denilen

ense kısmına kadar bir kere meshederken gördüm. Müsedded dedi ki: Başın

evvelinden sonuna kadar mesh etti. Hatta ellerini kulaklarının altından

çıkardı.

Ebû Dvud ded iki: Müsedded şöyle dedi: Bunu ben Yahya’ya anlattım,

Yahya ise onu kabul etmedi.

Ebû Dâvud dedi ki: Ahmed’in şöyle söylediğini işittim. “Muhaddislerin

iddia ettiğine göre bu hadis-i İbn Uyeyne de kabul etmezmiş ve Talha

babasına bu ne biçim sened böyle dermiş.”

İZAH

Kazal: Başın gerisi, kafanın başlangıcı demektir. İnsan kafasının üst

kısmına Re’s, arkaya eğilen (ense) kısmına kafa, başın yan taraflarına

Sudağ denir.

133 – İbn-i Abbas radıyallahu anh’dan rivâyet olunmuştur. O Rasûlullah

sallallahu aleyhi ve sellem’i abdest alırken görmüş. (Her azayı üçer kere

yıkadığını) baş ve kulaklarını bir kere mesh ettiğini söylemiştir.

134 – Ebû Ümame radıyallahu anh’dan rivâyet olunduğuna göre: O

Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’in abdestini anlattı da Rasûlullah

sallallahu aleyhi ve sellem göz pınarlarını mesh ederdi. Rasûlullah

sallallahu aleyhi ve sellem “Kulaklar baştandır” buyurdu, dedi. [120]

Süleyman bin Harb dedi ki:

Kulak meselesini Ebû Ümame söylüyor. Kuteybe dedi ki: A’meş şöyle dedi:

Kulaklara mesh kıssası, Ebü Ümame’nin sözü müdür? Yoksa Rasûlullah

sallallahu aleyhi ve sellem’in sözümüdür? Bilmiyorum. Kuteybe dedi ki:

Bu hadis Sinan ibn Ebî Rebia’dan nakledilmiştir. Ebû Dâvud şöyle diyor: O

(yani Sinan) Rabia’nın oğludur. Künyesi de Ebû Rebia’dır.

İZAH

Elmak: Gözün pınarı demektir.

Abdestte göz pınarlarını parmakla yoklamalı, çünkü bu abdestin

edebindendir. Orada kuru bir yerin kalmasına meydan vermemeli. Abdestte

mubalağa yapmak sünnettir. Bu hadis-i şerif kulakların yıkanmasının farz

olmadığına, onların baştan sayılıp yüzden sayılmadığına delildir. Çünkü baş

ve kulak bir su ile mesh ediliyor.

Hanefî, Mâliki ve Ahmed bin Hanbel’e göre de bir su ile baş ve kulakları

mesh caizdir.

[64] . Bu hadis-i Buharî, Kitâb’ul-Cuma, b. 8, s. 214; Müslim, Kitâb’ut-

Tahâret, n. 252/42; İbn-i Mâce, Kitâb’ut-Tahâret, b. 7, n. 287, c. 4, s. 105;

Neseî, Kitâb’ut-Tahâret, b. 4, c. 1

[65] . Tirmizî, Ebvâbbut-Tahâret, b. 18, n. 23, s. 35. c. 1

[66] . Buharî, Kitâb’ul-Vuzu, b. 77, s. 66; Müslim, Kitâb’ut-Tahâret, B.4, n.

254/45, s 220, c. 1; Neseî, Kitâb’ut-Tahâret, B.2, n. 3, c. 1

[67] . Mikdâm bin Şüreyh radıyallahu anh Babası Şüreh’ten ve Mesrukun

hanımı Kumeyir’den rivâyeti var. Ahmed bin Hanbel Ebû Hatim ve Neseî

Sikadır dediler. İbn-i Hibban da kendisini sikalar arasında zikretti. (Tehzib

El-tehzib, c. 10, s. 287)

[68] . Müslim Kitâb’ut-Tahâret, B.15, n. 253/43, c. 1, s. 220; Neseî,

Kitâb’ut-Tahâret, B.4, n. 8, c. 1; İbn-i Mâce, Kitâb’ut-Tahâret, B.7, n. 290,

c. 1, s. 106

[69] . Müslim Kitâb’ut-Tahâret, B.16, n. 261/56 s. 223, c. 1; Tirmizî,

Kitâb’ut-Tahâret, n. 2758; İbn-i Mâce, Kitâb’ut-Tahâret, B.8, n. 293, s. 107,

c. 1; Mesai Kitâb-ı Zinet n. 5043

[70] . İbn-i Mhace, Kitâb’ut-Tahâret, B.8, n. 294, s. 107, c. 1

[71] . Bu hadis-i Buharî, Kitâb’ut-Tahâret, b. 76, c. 1; Müslim, Kitâb’ut-

Tahâret, b. 15, n. 255/46, c. 1, s. 220; Neseî, Kitâb’ut-Tahâret, n. 2, c. 1;

İbn-i Mâce Kitâb’ut-Tahâret, b. 7. n. 286, s. 105, c. 1

[72] . Buharî, Kitâb’ut-Tefsir, Kitâb’ul-Edep, Kitâb’ut-Tevhit, Kitâb’-

Tahâret, Kitâb-ut-Davet, Fitir, Kitâb’ul-İlim ve Kitâb’ul-Libasta; Müslim,

Kitâb’us Salât’ta çok uzun, Kitâb’ut-Tahâret’te kısa bir metinle; Neseî

Kitâb’us-Salât’ta uzun, Kitâb’ut-Tahâret’te kısa; İbn-i Mâce ve Tirmizî,

Kitâb’us-Salât’ta tahriç ettiler.

[73] . Neseî, Kitâb’ut-Tahâret, n. 139, c. 1; Müslim, Kitâb’ut-Tahâret, b. 2,

n. 224, s. 204, c. 1; Tirmizî, Kitâb’ut-Tahâret, b. 1, n. 1, c. 1, s. 5, b. 2, n.

271, s. 100, c. 1’de tahriç ettiler.

[74] . Bu hadis-i Buharî, Kitâb’ut-Tahâret, c. 1; Müslim, Kitâb’ut-Tahâret, b.

2, n. 225, c. 1, s. 204

[75] . Tirmizî, Kitâb’ut-Tahâret, b. 3, c. 1, s. 8; İbn-i Mâce Kitâb’ut-Tahâret,

b. 3. n. 275, c. , s. 1011

[76] . Bu hadis-i şerifi Tirmizî, Kitâb’ut-Tahâret, b. 44, n. 59, c. 1, s. 87; İbn-

i Mâce Kitâb’ut-Tahâret, b. 73, n. 512, c. 1, s. 170

[77] . Bu hadis-i Tirmizî, Kitâb’ut-Tahâret, b. 50, n. 67, c. 1, s. 79; Neseî,

Kitâb’ut-Tahâret, b. 9, c. 1, s. 2; İbn-i Mâce Kitâb’ut-Tahâret, b. 75, n. 517-

518, c. 1, s. 172

[78] . Bu hadis-i Tirmizî, Kitâb’ut-Tahâret, b. 50, Rakam 76, c. 1, s. 96; İbn-

i Mâce Kitâb’ut-Tahâret, b. 75, n. 517-518 c. 1, s. 172

[79] . Tirmizî, Kitâb’ut-Tahâret, b. 59, n. 66, c. 1, s. 95; Neseî Kitâb’ut-

Tahâret, n. 327-328 c. 1

[80] . Tirmizî, Kitâb’ut-Tahâret, b. 48, n. 65, c. 1, s. 94; Neseî, Kitâb’ut-

Tahâret, b. 1 n. 326, c. 1

[81] . Müslim, Kitâb’ut-Tahâret; Neseî, Kitâb’ut-Tahâret, b. 6, c. 1

[82] . Bu hadis-i İbn-i Mâce Kitâb’ut-Tahâret, b. 25, n. 3343, c. 1, s. 124

[83] . Bu hadis-i, Müslim Kitâb’ut-Tahâret, b. 72, n. 279, c. 1, 9, 234; Neseî,

Kitâb’ut-Tahâret, b. B. 13, n. 63, c. 1; Tirmizî, Kitâb’ut-Tahâret, b. 88 n. 91,

c. 1, s. 151; İbn-i Mâce, Kitâb’ut-Tahâret, b. 31, n. 363-364, c. 1, s. 130

[84] . Bu hadis-i; Müslim, Kitâb’ut-Tahâret, b. 27, n. 279, c. 1, s. 234; Neseî,

Kitâb’ut-Tahâret, b. 13, n. 63, c. 1; Tirmizî, Ebvâb’ut-Tahâret, b. 68, n. 91,

c. 1, s. 151; İbn-i Mâce Kitâb’ut-Tahâret, b. 31, n. 363-364, . 1, s. 130

[85] . Bu hadis-i, Müslim, Kitâb’ut-Tahâret, b. 27, n. 279, c. 1, s. 234; Neseî,

Kitâb’ut-Tahâret, n. 67-338, c. 1; İbn-i Mâce Kitâb’us-Sayd, b. 1, n. 3200,

c. 1, s. 1068

[86] . Bu hadis-i Tirmizî, Kitâb’ut-Tahâret, b. 69, n. 92, c. 1, s. 153; Neseci,

Kitâb’ut-Tahâret, b. 14, n. 68-241, c. 1; İbn-i Mâce, Kitâb’ut-Tahâret, b. 32,

n. 36, c. 1, s. 131

[87] . Müslim Kitâb’ut-Tahâret, b. 9, n. 319, c. 1, s. 255; Neseî, Kitâb’ut-

Tahâret, b. 72, c. ; Buharî, Kitâb’ut-Tahâret, b. 2. c. 1

[88] . İbn-i Mâce, Kitâb’ut-Tahâret, b. 36, n. 382, c. 1, s. 135

[89] . Buharî, Kitâb’ut-Tahâret, b. 45, c. 1; Neseî, Kitâb’ut-Tahâret, b. n. 71-

343; İbn-i Mâce, Kitâb’ut-Tahâret, b. 36, n. 381, c. 1, s. 134

[90] . Neseî, Kitâb’ut-Tahâret, n. 239

[91] . Tirmizî, Ebvâb’ut-Tahâret, b. 47, n. 64, c. , s. 93; İbn-i Mâce,

Kitâb’ut-Tahâret, b. 34, c. 1, s. 133

[92] . Tirmizî, Kitâb’ut-Tahâret, b. 52, n. 69, s. 100, c. 1; Neseî, Kitâb’ut-

Tahâret, n. 59 – 333; İbn-i Mâce, Kitâb’ut-Tahâret, b. 38,N. 386, s. 136

[93] . Tirmizî Kitâb’ut-Tahâret, b. 65, n. 88, c. 1, s. 147; İbn-i Mâce,

Kitâb’ut-Tahâret, b. 37, n. 384, c. 1, s. 135

[94] . Bu hadis-i Müslim, Kitâb’us-Salât, b. 33, n. 450; Tirmizî, Kitâb-ut-

Tefsir, b. Tefsir-i Sureti ahkâf, 3254 No’lu hadisten sonra uzunca tahriç

ettiler.

[95] . Tirmizî Ebvâb’ut-Tahâret, b. 108, n. 142, s. 262, c. 1; Neseî,

Kitâb’ul,İmâmet, Bâb’ul-Özr fi Terk’il-Cemâati. n. 853; İbn-i Mâce,

Kitâb’us-Salât, b. 114, n. 616. s. 202

[96] . Müslim, Kitâb’us-Salât, b. 16, n. 560, s. 393

[97] . Tirmizî, Ebvâb’us-Salât, b. 285, n. 357, s. 189, c. 2; İbn-i Mâce

Kitâb’us-Salât b. 31 n. 923, s. 898, c. 1

[98] . Tirmizî, Kitâb’ut-Tahâret, n. 357; İbn-i Mâce, Kitâb’us-Salât, b. 31, n.

298

[99] . Buharî, Kitâb’ut-Tahâret, b. 49, s. 58; Müslim, Kitâb’ut-Tahâret, b. 10,

n. 325, s. 257, c. 1; Neseî, Kitâb’ut-Tahâret, b. 19, n. 347

[100] . Neseî, Kitâb’ut-Tahâret, b. 19, n. 74, s. 58

[101] . Neseî, Kitâb’ut-Tahâret, b. 19, n. 73, s. 58; Müslim, Kitâb’ut-Tahâret,

b. 10, c. 1, n. 325/51; Buharî Kitâb’ut-Tahâret, b. 49, s. 58, c. 1

[102] . İbn-i Mâce, Kitâb’ud-Dua, b, 12, n. 38/64, s. 1271, c. 2

[103] . Buharî, Kitâb’ul’Vuzu, b. 29, s. 49; Müslim,Kitâb’ut-Tahâret, b. 9, n.

242, s. 214; Neseî, Kitâb’ut-Tahâret, b. 32, s. 78, c. 1; İbn-i Mâce, Kitâb’ut-

Tahâret, b. 55, n. 450, s. 159, c. 1

[104] . İbn-i Mâce, Kitâb’ut-Tahâret, b. 61, n. 471, s. 159, c. 1

[105] . Tirmizî, Kitâb’ut-Tahâret, b. 20, n. 26, s. 39, c. 1; İbn-i Mâce

Kitâb’ut-Tahâret, b. 41, n. 399, s. 140, c. 1

[106] . Buharî, Kitâb’ul-Vudu b. 25, s. 48; Müslim, Kitâb’ut-Tahâret, b. 26,

n. 278, s. 233; İbn-i Mâce, Kitâb’ut-Tahâret, b. 40, n. 393, s. 138, c. 1;

Neseî, Kitâb’ut-Tahâret, b. 1, n. 1, s. 60

[107] . Müslim, Kitâb’ut-Tahâret, b. 26, n. 278, s. 233, c. 1

[108] . Buharî, Kitâb’ut-Tahâret, b. 23, s. 48; Müslim, Kitâb’ut-Tahâret, b. 3.

n. 226, c. 1, s. 204; Neseî, Kitâb’ut-Tahâret, b. 34, n. 84, s. 80, c. 1; İbn-i

Mâce Kitâb’ut-Tahâret, b. 6, n. 285, s. 105, c. 1

[109] . Buharî, Kitâb’ut-Tahâret, b. 23, s. 49, c. 1; Müslim, Kitâb’ut-Tahâret,

b. 3, n. 226, c. 1; Neseî, Kitâb’ut-Tahâret, b. 34, Rasûl-i 84 c. 1. s. 80

[110] . Neseî, Kitâb’ut-Tahâret, b. 37, n. 93, c. 1

[111] . Neseî, Kitâb’ut-Tahâret, b. 40, n. 930, c. 1, s. 87

[112] . Neseî, Kitâb’ut-Tahâret, b. 40, n. 93, 94, 95, s. 87, c. 1

[113] . Tirmizî, Kitâb’ut-Tahâret, n. 48; Neseî, Kitâb’ut-Tahâret, b. 40, n. 93,

94, 95

[114] . Tirmizî, Ebvâb’ut-Tahâret, b. 37, n. 48, s. 67, c. 1; Neseî, Kitâb’ut-

Tahâret, b. 40, n. 39, c. 1, s. 87

[115] . Buharî, Kitâb’ul-Vuzuh, b. 24, s. 48, c. ; Müslim, Kitâb’ut-Tahâret, b.

7, n. 235, c 1, s. 210; Tirmizî, Ebvâb’ut-Tahâret, b. 22, n. 28, c. 1, s. 41;

Neseî, Kitâb’ut-Tahâret, n. 97; İbn-i Mâce, Kitâb’ut-Tahâret, n. 434, c. 1, s.

149

[116] . Müslim, Kitâb’ut-Tahâret, b. 7. n. 236, s. 211, c. 1; Tirmizî Ebvâb’ut-

Tahâret, b. 27, n. 35, s. 50, c. 1

[117] . Tirmizî, Ebvâb’ut-Tahâret, b. 25, n. 33, s. 48, c. 1; İbn-i Mâce

Kitâb’ut-Tahâret, b. 52, n. 440, s. 151

[118] . Tirmizî, Ebvâb’ut-Tahâret, b. 25, n. 33, s. 48, c. 1

[119] . Kitâb’ut-Tahâret, b. 52, n. 441, s. 151, c. 1

[120] . Neseî, Kitâb’ut-Tahâret, b. 29, n. 37, s. 53, c. 1; İbn-i Mâce Kitâb’ut-

Tahâret, b. 53, n. 444, s. 152, c. 1

[64]. Bu hadis-i Buharî, Kitâb’ul-Cuma, b. 8, s. 214; Müslim, Kitâb’ut-

Tahâret, n. 252/42; İbn-i Mâce, Kitâb’ut-Tahâret, b. 7, n. 287, c. 4, s. 105;

Neseî, Kitâb’ut-Tahâret, b. 4, c. 1

[65]. Tirmizî, Ebvâbbut-Tahâret, b. 18, n. 23, s. 35. c. 1

[66]. Buharî, Kitâb’ul-Vuzu, b. 77, s. 66; Müslim, Kitâb’ut-Tahâret, B.4, n.

254/45, s 220, c. 1; Neseî, Kitâb’ut-Tahâret, B.2, n. 3, c. 1

[67]. Mikdâm bin Şüreyh radıyallahu anh Babası Şüreh’ten ve Mesrukun

hanımı Kumeyir’den rivâyeti var. Ahmed bin Hanbel Ebû Hatim ve Neseî

Sikadır dediler. İbn-i Hibban da kendisini sikalar arasında zikretti. (Tehzib

El-tehzib, c. 10, s. 287)

[68]. Müslim Kitâb’ut-Tahâret, B.15, n. 253/43, c. 1, s. 220; Neseî,

Kitâb’ut-Tahâret, B.4, n. 8, c. 1; İbn-i Mâce, Kitâb’ut-Tahâret, B.7, n. 290,

c. 1, s. 106

[69]. Müslim Kitâb’ut-Tahâret, B.16, n. 261/56 s. 223, c. 1; Tirmizî,

Kitâb’ut-Tahâret, n. 2758; İbn-i Mâce, Kitâb’ut-Tahâret, B.8, n. 293, s. 107,

c. 1; Mesai Kitâb-ı Zinet n. 5043

[70]. İbn-i Mhace, Kitâb’ut-Tahâret, B.8, n. 294, s. 107, c. 1

[71]. Bu hadis-i Buharî, Kitâb’ut-Tahâret, b. 76, c. 1; Müslim, Kitâb’ut-

Tahâret, b. 15, n. 255/46, c. 1, s. 220; Neseî, Kitâb’ut-Tahâret, n. 2, c. 1;

İbn-i Mâce Kitâb’ut-Tahâret, b. 7. n. 286, s. 105, c. 1

[72]. Buharî, Kitâb’ut-Tefsir, Kitâb’ul-Edep, Kitâb’ut-Tevhit, Kitâb’-

Tahâret, Kitâb-ut-Davet, Fitir, Kitâb’ul-İlim ve Kitâb’ul-Libasta; Müslim,

Kitâb’us Salât’ta çok uzun, Kitâb’ut-Tahâret’te kısa bir metinle; Neseî

Kitâb’us-Salât’ta uzun, Kitâb’ut-Tahâret’te kısa; İbn-i Mâce ve Tirmizî,

Kitâb’us-Salât’ta tahriç ettiler.

[73]. Neseî, Kitâb’ut-Tahâret, n. 139, c. 1; Müslim, Kitâb’ut-Tahâret, b. 2,

n. 224, s. 204, c. 1; Tirmizî, Kitâb’ut-Tahâret, b. 1, n. 1, c. 1, s. 5, b. 2, n.

271, s. 100, c. 1’de tahriç ettiler.

[74]. Bu hadis-i Buharî, Kitâb’ut-Tahâret, c. 1; Müslim, Kitâb’ut-Tahâret, b.

2, n. 225, c. 1, s. 204

[75]. Tirmizî, Kitâb’ut-Tahâret, b. 3, c. 1, s. 8; İbn-i Mâce Kitâb’ut-Tahâret,

b. 3. n. 275, c. , s. 1011

[76]. Bu hadis-i şerifi Tirmizî, Kitâb’ut-Tahâret, b. 44, n. 59, c. 1, s. 87; İbn-

i Mâce Kitâb’ut-Tahâret, b. 73, n. 512, c. 1, s. 170

[77]. Bu hadis-i Tirmizî, Kitâb’ut-Tahâret, b. 50, n. 67, c. 1, s. 79; Neseî,

Kitâb’ut-Tahâret, b. 9, c. 1, s. 2; İbn-i Mâce Kitâb’ut-Tahâret, b. 75, n. 517-

518, c. 1, s. 172

[78]. Bu hadis-i Tirmizî, Kitâb’ut-Tahâret, b. 50, Rakam 76, c. 1, s. 96; İbn-

i Mâce Kitâb’ut-Tahâret, b. 75, n. 517-518 c. 1, s. 172

[79]. Tirmizî, Kitâb’ut-Tahâret, b. 59, n. 66, c. 1, s. 95; Neseî Kitâb’ut-

Tahâret, n. 327-328 c. 1

[80]. Tirmizî, Kitâb’ut-Tahâret, b. 48, n. 65, c. 1, s. 94; Neseî, Kitâb’ut-

Tahâret, b. 1 n. 326, c. 1

[81]. Müslim, Kitâb’ut-Tahâret; Neseî, Kitâb’ut-Tahâret, b. 6, c. 1

[82]. Bu hadis-i İbn-i Mâce Kitâb’ut-Tahâret, b. 25, n. 3343, c. 1, s. 124

[83]. Bu hadis-i, Müslim Kitâb’ut-Tahâret, b. 72, n. 279, c. 1, 9, 234; Neseî,

Kitâb’ut-Tahâret, b. B. 13, n. 63, c. 1; Tirmizî, Kitâb’ut-Tahâret, b. 88 n. 91,

c. 1, s. 151; İbn-i Mâce, Kitâb’ut-Tahâret, b. 31, n. 363-364, c. 1, s. 130

[84]. Bu hadis-i; Müslim, Kitâb’ut-Tahâret, b. 27, n. 279, c. 1, s. 234; Neseî,

Kitâb’ut-Tahâret, b. 13, n. 63, c. 1; Tirmizî, Ebvâb’ut-Tahâret, b. 68, n. 91,

c. 1, s. 151; İbn-i Mâce Kitâb’ut-Tahâret, b. 31, n. 363-364, . 1, s. 130

[85]. Bu hadis-i, Müslim, Kitâb’ut-Tahâret, b. 27, n. 279, c. 1, s. 234; Neseî,

Kitâb’ut-Tahâret, n. 67-338, c. 1; İbn-i Mâce Kitâb’us-Sayd, b. 1, n. 3200,

c. 1, s. 1068

[86]. Bu hadis-i Tirmizî, Kitâb’ut-Tahâret, b. 69, n. 92, c. 1, s. 153; Neseci,

Kitâb’ut-Tahâret, b. 14, n. 68-241, c. 1; İbn-i Mâce, Kitâb’ut-Tahâret, b. 32,

n. 36, c. 1, s. 131

[87]. Müslim Kitâb’ut-Tahâret, b. 9, n. 319, c. 1, s. 255; Neseî, Kitâb’ut-

Tahâret, b. 72, c. ; Buharî, Kitâb’ut-Tahâret, b. 2. c. 1

[88]. İbn-i Mâce, Kitâb’ut-Tahâret, b. 36, n. 382, c. 1, s. 135

[89]. Buharî, Kitâb’ut-Tahâret, b. 45, c. 1; Neseî, Kitâb’ut-Tahâret, b. n. 71-

343; İbn-i Mâce, Kitâb’ut-Tahâret, b. 36, n. 381, c. 1, s. 134

[90]. Neseî, Kitâb’ut-Tahâret, n. 239

[91]. Tirmizî, Ebvâb’ut-Tahâret, b. 47, n. 64, c. , s. 93; İbn-i Mâce,

Kitâb’ut-Tahâret, b. 34, c. 1, s. 133

[92]. Tirmizî, Kitâb’ut-Tahâret, b. 52, n. 69, s. 100, c. 1; Neseî, Kitâb’ut-

Tahâret, n. 59 – 333; İbn-i Mâce, Kitâb’ut-Tahâret, b. 38,N. 386, s. 136

[93]. Tirmizî Kitâb’ut-Tahâret, b. 65, n. 88, c. 1, s. 147; İbn-i Mâce,

Kitâb’ut-Tahâret, b. 37, n. 384, c. 1, s. 135

[94]. Bu hadis-i Müslim, Kitâb’us-Salât, b. 33, n. 450; Tirmizî, Kitâb-ut-

Tefsir, b. Tefsir-i Sureti ahkâf, 3254 No’lu hadisten sonra uzunca tahriç

ettiler.

[95]. Tirmizî Ebvâb’ut-Tahâret, b. 108, n. 142, s. 262, c. 1; Neseî,

Kitâb’ul,İmâmet, Bâb’ul-Özr fi Terk’il-Cemâati. n. 853; İbn-i Mâce,

Kitâb’us-Salât, b. 114, n. 616. s. 202

[96]. Müslim, Kitâb’us-Salât, b. 16, n. 560, s. 393

[97]. Tirmizî, Ebvâb’us-Salât, b. 285, n. 357, s. 189, c. 2; İbn-i Mâce

Kitâb’us-Salât b. 31 n. 923, s. 898, c. 1

[98]. Tirmizî, Kitâb’ut-Tahâret, n. 357; İbn-i Mâce, Kitâb’us-Salât, b. 31, n.

298

[99]. Buharî, Kitâb’ut-Tahâret, b. 49, s. 58; Müslim, Kitâb’ut-Tahâret, b. 10,

n. 325, s. 257, c. 1; Neseî, Kitâb’ut-Tahâret, b. 19, n. 347

[100]. Neseî, Kitâb’ut-Tahâret, b. 19, n. 74, s. 58

[101]. Neseî, Kitâb’ut-Tahâret, b. 19, n. 73, s. 58; Müslim, Kitâb’ut-Tahâret,

b. 10, c. 1, n. 325/51; Buharî Kitâb’ut-Tahâret, b. 49, s. 58, c. 1

[102]. İbn-i Mâce, Kitâb’ud-Dua, b, 12, n. 38/64, s. 1271, c. 2

[103]. Buharî, Kitâb’ul’Vuzu, b. 29, s. 49; Müslim,Kitâb’ut-Tahâret, b. 9, n.

242, s. 214; Neseî, Kitâb’ut-Tahâret, b. 32, s. 78, c. 1; İbn-i Mâce, Kitâb’ut-

Tahâret, b. 55, n. 450, s. 159, c. 1

[104]. İbn-i Mâce, Kitâb’ut-Tahâret, b. 61, n. 471, s. 159, c. 1

[105]. Tirmizî, Kitâb’ut-Tahâret, b. 20, n. 26, s. 39, c. 1; İbn-i Mâce

Kitâb’ut-Tahâret, b. 41, n. 399, s. 140, c. 1

[106]. Buharî, Kitâb’ul-Vudu b. 25, s. 48; Müslim, Kitâb’ut-Tahâret, b. 26,

n. 278, s. 233; İbn-i Mâce, Kitâb’ut-Tahâret, b. 40, n. 393, s. 138, c. 1;

Neseî, Kitâb’ut-Tahâret, b. 1, n. 1, s. 60

[107]. Müslim, Kitâb’ut-Tahâret, b. 26, n. 278, s. 233, c. 1

[108]. Buharî, Kitâb’ut-Tahâret, b. 23, s. 48; Müslim, Kitâb’ut-Tahâret, b. 3.

n. 226, c. 1, s. 204; Neseî, Kitâb’ut-Tahâret, b. 34, n. 84, s. 80, c. 1; İbn-i

Mâce Kitâb’ut-Tahâret, b. 6, n. 285, s. 105, c. 1

[109]. Buharî, Kitâb’ut-Tahâret, b. 23, s. 49, c. 1; Müslim, Kitâb’ut-Tahâret,

b. 3, n. 226, c. 1; Neseî, Kitâb’ut-Tahâret, b. 34, Rasûl-i 84 c. 1. s. 80

[110]. Neseî, Kitâb’ut-Tahâret, b. 37, n. 93, c. 1

[111]. Neseî, Kitâb’ut-Tahâret, b. 40, n. 930, c. 1, s. 87

[112]. Neseî, Kitâb’ut-Tahâret, b. 40, n. 93, 94, 95, s. 87, c. 1

[113]. Tirmizî, Kitâb’ut-Tahâret, n. 48; Neseî, Kitâb’ut-Tahâret, b. 40, n. 93,

94, 95

[114]. Tirmizî, Ebvâb’ut-Tahâret, b. 37, n. 48, s. 67, c. 1; Neseî, Kitâb’ut-

Tahâret, b. 40, n. 39, c. 1, s. 87

[115]. Buharî, Kitâb’ul-Vuzuh, b. 24, s. 48, c. ; Müslim, Kitâb’ut-Tahâret, b.

7, n. 235, c 1, s. 210; Tirmizî, Ebvâb’ut-Tahâret, b. 22, n. 28, c. 1, s. 41;

Neseî, Kitâb’ut-Tahâret, n. 97; İbn-i Mâce, Kitâb’ut-Tahâret, n. 434, c. 1, s.

149

[116]. Müslim, Kitâb’ut-Tahâret, b. 7. n. 236, s. 211, c. 1; Tirmizî Ebvâb’ut-

Tahâret, b. 27, n. 35, s. 50, c. 1

[117]. Tirmizî, Ebvâb’ut-Tahâret, b. 25, n. 33, s. 48, c. 1; İbn-i Mâce

Kitâb’ut-Tahâret, b. 52, n. 440, s. 151

[118]. Tirmizî, Ebvâb’ut-Tahâret, b. 25, n. 33, s. 48, c. 1

[119]. Kitâb’ut-Tahâret, b. 52, n. 441, s. 151, c. 1

[120]. Neseî, Kitâb’ut-Tahâret, b. 29, n. 37, s. 53, c. 1; İbn-i Mâce Kitâb’ut-

Tahâret, b. 53, n. 444, s. 152, c. 1

“Mü’minlere meşekkat verecek olmasaydım yatsı namazının tehirini ve her

namaz başında da misvak kullanmayı emrederdim.” [64]

47 – Zeyd bin Hâlid el Cübeni radıyallahu anh’dan rivâyet edildiğine göre

Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’in “Ümmetime meşakkat verecek

olmasaydım, her namaz anında misvak kullanmayı emr ederdim.”

buyurduğunu işittim, demiştir. Ebû Seleme dedi ki: Zeyd’i mescidde

otururken gördem, kâtibin kulağında kalem koyduğu yere misvakı koymuş,

her namaza kalkışında misvaklanıyordu. [65]

Bu uzun bir hadisti lâkin ben bunu kısalttım. [66]

– Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem dişlerini misvaklıyordu. Yanında,

biri öbüründen daha yaşlı, iki erkek vardı. Misvakın fazileti hakkında vahiy

geldi, “Büyüğü gözet” misvakı büyük olana ver denildi. [67]

Dişlerini misvaklardı diye cevap verdi. [68]

Onuncuyu unuttum ancak mazmaza olabilir. [69]

Ammar b. Yasîr önceki hadis-i aynen rivâyet etti, ancak sakal bırakmaktan

söz etmedi ve sünnet olmayı ziyade etti. Su ile tahareti söylemedi onun

yerine; önüne su atmayı zikretti. [70]

Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem gece kalktığı vakit ağzını (dişlerini)

misvakla oğuştururdu. [71]

(Göklerin ve yerlerin yaratılmasında…) Sureyi bitirene kadar okudu. [72]

“Allah hıyanetle kazanılan maldan verilen hiç bir sadakayı ve abdestsiz

olarak kılınan hiç bir namazı kabul etmez.” [73]

“Abdesti bozulduğu vakit abdest almadıkça Allah hiçbirinizin namazını

kabul etmez.” [74]

Tahlili de (dışarı ile ilgilenmeyi helal kılan şeyi) selâmdır” [75]

Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem kim abdestli iken abdest alırsa Allah

ona on sevap yazar buyurdu. [76]

“-Su iki gulle miktarı olursa pislik tutmaz buyurdu.” [77]

“Su iki gulle miktarı olduğu vakit pis olmaz.” [78]

“-Su temizdir, (ve temizleyicidir) onu bir şey pisleyemez, cevabını verdiğini

işittim.” [79]

“Su cünüb (pis) olmaz” buyurdu. [80]

“Sizden biriniz sakın durgun suya abdest bozmasın, ola ki biraz sonra ondan

yıkanır.” [81]

“Sizden biriniz sakın durgun suya idrar yapmasın, ve orada cenabetken

gusül etmesin” buyurdu. [82]

“-Birinizin çanağını köpek yaladığı vakit, birincisi toprakla olmak üzere

yedi kere yıkamakla temizlenir.” [83]

Ebû Dâvud dedi ki: Bu hadis-i Ebû Hüreyre’den Ebû Salih, Ebû Rezin

A’rac, Sabit el Ahnef, Hemmam bin Münebbih, Ebû Suddîy, Abdurrahman

rivâyet ettiler. Hiç biri de “turab” lafzını zikretmediler. [84]

“Kaba köpek banarsa, onu yedi kere yıkayın, sekizincide toprakla

ovuşturun” buyurdu. [85]

– Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem: “Kedi pis değildir. Çünkü o, her

zaman aranızda dolaşan hayvanlardandır.” buyurdu. [86]

– “Ben ve Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem cünüp iken aynı kaptan

guslederdik. [87]

Bir kaptan abdest alırken kâh benim kâh Peygamber Efendimizin eli (sıra)

ile girer çıkardı. [88]

79 – İbn-i Ömer radıyallahu anh’dan rivâyet edildiğine göre şöyle demiştir.

Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem zamanında erkekler ve kadınlar

(Müseddet dedi ki) Hep birlikte bir kaptan abdest alırlardı. [89]

81 – Humeyd el-Humeyrî radıyallahu anh’dan rivâyet edildiğine göre dedi

ki: Ebû Hüreyre gibi dört yıl Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’in

sohbetinde bulunmuş, bir zatla karşılaştım, şöyle dedi. Peygamber

sallallahu aleyhi ve sellem kadının, erkeğin artığı ile, erkeğin de kadının

artığı ile yıkanmasını men etti, dedi. (Müseddet) rivâyetinde, (kadın erken

beraberce avuşlasınlar) ibaresini ziyade etti. [90]

82 – Hakem bin Âmr radıyallahu anh’dan rivâyet edildiğine göre;

Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem kadının abdest suyu artığı ile erkeğin

abdest almasını men etti. [91]

Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem’e bir kimse; ey Allah’ın Rasûl-i

deniz seferine çıkıyoruz, yanımıza çok az su alıyoruz. O su ile abdest alsak

susayacağız, deniz suyu ile abdest alabilir miyiz? diye sordu. Peygamber

sallallahu aleyhi ve sellem “Denizin suyu temiz, ölüsü helaldir” buyurdu.

[92]

Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem O’na Cin gecesi (Cinlerin

Peygamberimizi dinlediği gece) “Kabında ne var diye sordu? O’da nebîz

dedi, Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem “Hurma temiz, suyu paktır”

buyurdu. [93]

85 – Alkame radıyallahu anh’dan rivâyet edildiğine göre şöyle demiştir:

Abdullah bin Mes’ûd’a, Cin gecesi Peygamberimizle beraber sizden kim

vardı? dedim. (İbn-i Mes’ûd: Peygamberimizle beraber bizden kimse yoktu

dedi. [94]

88 – Abdullah bin Erkâm radıyallahu anh’dan: Yanında bazı kimselerle hac

veya umre için çıkmıştı. Onlara imamlık da yapıyordu. Bir gün sabah

namazına ikamet yapıldı. Yerime birisi kıldırsın deyip, kendisi

abdesthaneye gitti ve ben Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem’in “biriniz

helâya gitmek ister ve o anda ikamet de yapılırsa, evvela helâya gitsin”,

dediğini işittim dedi. [95]

89 – Kasım bin Muhammed’in kardeşi Abdullah bin Muhammed bin Ebî

Bekir’den rivâyete göre o demiştir ki, Hz. Aişe’nin yanında bulunuyorduk

yemek getirildi. Burada (Kasım bin) Muhammed bin Ebû Bekir bu esnada

Kasım namaz kılmak üzere kalktı. Bunun üzerine Hz. Aişe ben Rasûlullah

sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyururken işittim: “Yemek hazırken,

büyük ve küçük abdeste sıkışmışken namaz kılınmaz.” [96]

Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem: “Üç şey var onları işlemek hiç

kimseye helâl değildir. Bir kimse bir cemaata imam olup duada cemaatı

değil yalnız kendini tahsis etmek. Eğer böyle yaparsa muhakkak onlara

hıyanet etmiş olur. İzin istemeden (başkasının) evi içine bakamaz. Eğer

bakarsa izinsiz girmiş sayılır. Abdesti sıkışmışken, rahatlamadan namaz

kılamaz” [97]

Ebû Dâvud dedi ki; “Bu hadis Şamlıların rivâyetidir. Râvileri arasında

Şamlılardan başka kimse yoktur.” [98]

92 – Aişe radıyallahu anha’dan rivâyet edildiğine göre, Peygamber

sallallahu aleyhi ve sellem bir sa’ (su) ile yıkanır, bir müd(su) ile abdest

alırdı, demiştir. [99]

94 – Habîb-ul-Ensarî radıyallahu anh demiştir ki: Ubbat bin Temim’den

işittim. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem’e bir kap getirildi. İçinde bir

müddün üçte ikisi kadar su vardı, onunla abdest aldı. [100]

Yine Ebû Dâvud dedi ki; Bu miktar sa’ İbn-i Ebî Zi’b’in sâ’ıdır. Onun sa’ı

da Nebi sallallahu aleyhi ve sellem’in sâ’ıdır. [101]

96 – Ebî Neame radıyallahu anh’dan rivâyet edilmiştir. Abdullah bin

Muğaffel oğlunu: “Allah’ım girdiğim zaman cennetin sağ tarafındaki beyaz

köşkü isterim derken işitti ve dedi ki, Ey oğulcuğum, Allah’tan cenneti iste.

Cehennemden ona sığın, ben Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem’den

“yakında bir kavim gelecek temizlik ve duada haddi aşacaklar” dediğini

işittim. [102]

Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem ökçekeleri kuru kalan bir kavm

gördü de “ökçeleri ateşte yanacakların vay haline. Abdesti tam alın”

buyurdu. [103]

Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem bize geldi. Tunçtan yapılmış bir

kapta su hazırladık abdest aldı. [104]

Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem “abdesti olmayanın namazı olmaz.

Allah’ı zikretmeyenlerin de abdesti (tam) olmaz” buyurdu. [105]

103 – Ebû Hüreyre radıyallahu anh’dan rivâyete göre, Peygamber sallallahu

aleyhi ve sellem “biriniz gece kalkınca elini üç kere yıkamadan çanağa

daldırmasın. Çünkü o kimse elinin nerede gecelediğini bilemez” buyurdu.

[106]

“Biriniz uykudan uyandığı vakit elini, üç defa yıkamadan çanağa sokmasın,

çünkü sizden biriniz elinin nerede gecelediğini veya elinin nereyi

dolaştığını bilemez.” [107]

106 – Hz. Osman’ın azatlısı Humran bin Ebân şöyle dedi: Osman bin

Affan’ı radıyallahu anh abdest alırken gördüm. Ellerine su dökerek onları

üç defa yıkadı. Sonra ağzına sonra burnuna su çekti. Dışarı attı sonra

yüzünü üç kere yıkadı, sağ elini dirseğine kadar üç kere yıkadı. Sonra sol

kolunu da sağ kolu gibi yıkadı. Başına meshetti, üç kere sağ ayağını yıkadı,

aynı şekilde solunu da yıkadı ve dedi ki; Ben Peygamber sallallahu aleyhi

ve sellem’in, benim aldığım gibi abdest aldığını gördüm. Sonra da şöyle

buyurduğunu duydum: “Kim benim şu abdestim gibi abdest alır sonra

kalbinden vesveseyi atarak iki rekat namaz kılarsa, Allah onun geçmiş

günahlarını bağışlar”. [108]

Affan’ın oğlu Osman radıyallahu anh’ı abdest alırken gördüm deyip önceki

hadisin benzerini zikretti, fakat (Ebû Seleme) ağıza ve burna su vermeyi

söylemedi. Bu rivâyetinde başını üç kere meshetti. Ayaklarını üç kere

yıkadı sonra Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem’i, böyle abdest alırken

gördüm, (Rasûlullah): “Kim bundan az yıkayarak abdest alırsa ona kafi

gelir” buyurdu, dedi. Ebû Seleme: Abdestten sonra namazı zikretmedi. [109]

Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’in abdestini öğrenmekten kim sevinç

duyarsa, işte o, bundan ibarettir, dedi. [110]

Ali radıyallahu anh kuşluk namazını kıldı, (Kûfe’de) Rahba mahallesine

girib su istedi. Hizmetçi O’na içinde su bulunan bir çanak ve bir de tas

getirdi. Çanağı sağ eline alıp, sol eline dökerek avuçlarını (üç kere) yıkadı

sonra sağ elini çanağa sokup, üç kere ağzına, üç kere burnuna su çekti.

Sonra bu hadisin râvilerinden Zâide bir önceki hadise benzeyen muhtevayı

naklederek rivâyetine şöyle devam etti: Sonra Hz. Ali başının önünü ve

arkasını bir kere mesh etti. Sonra bir önce geçen hadisin benzerini sevk etti.

[111]

113 – Abdu Hayr radıyallahu anh dedi ki: Hz. Ali’yi (Kûfe’de) gördüm

kendisine bir oturak getirildi, üzerine oturdu sonra bir testide su getirildi.

Üç kere elini yıkadıktan sonra bir avuç su ile hem ağzına, hem burnuna su

verdi râvi önceki hadisin devamını nakletti. [112]

Bunu naklederken Zirr sözlerine şöyle devam etmiştir: Hz. Ali başına mesh

etti, hatta damla akmadı, üçer kere ayaklarını yıkadı ve sonra işte

Rasûlullah’ın abdesti böyle idi, dedi. [113]

116 – Ebû İshak’ın rivâyetine göre Ebû Hayye; ben Ali’yi radıyallahu anh

abdest alırken gördüm demiş ve her abdest uzvunu üç kere yıkadığını

naklederek demiştir ki: Sonra başını meshetti. Sonra ayaklarının topuklarına

kadar yıkadı. Sonra ben size Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’in

abdestini göstermek istedim dedi. [114]

– Evet dedi: Su getirtti ellerine su dökerek iki ellerini yıkadı. Üçer kere ağız

ve burnuna su verdi. Üç kere yüzünü, iki kere dirseklerine kadar kollarını

yıkadı. Sonra iki eliyle başını önden arkaya, arkadan öne her ikisiyle

kaplama mesh yaptı şöyle ki: Başının önünden başladı sonra ellerini başının

gerisine götürdü sonra elleri geri çevirdi başladığı yere varana kadar

getirerek iki eliyle mesh yaptı. Sonra da ayaklarını yıkadı. [115]

120 – Habban’ın rivâyetine göre babası Vasi’, Abdullah bin Zeyd bin

Asım’ı Rasûlullah’ı gördüğünden bahsedip abdest alışını naklederken

işitmiştir. Abdullah bin Zeyd şöyle demiştir: Peygamber sallallahu aleyhi ve

sellem başına ellerinden artan yaşlıktan başka yeni su alarak mesh etti.

Ayaklarını da temizleyinceye kadar yıkadı. [116]

Üçer kere avuçlarını, üç defa yüzünü yıkadı. Ağzına, burnuna birer kere su

verdi. Kollarını da üçer üçer yıkadı. Başının sonundan başlayıp (önüne)

sonra önünden başlayıp (arkaya) iki defa mesh etti, kulaklarının içini ve

dışlarını da mesh etti. Ayaklarını üçer kere yıkadı. [117]

Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem onun yanında abdest aldı. Başını

bütünüyle, saçlarının en üst kısmından itibaren saçlarının dökülüp nihayet

bulduğu yere kadar saçının şeklini bozup dağıtmadan meshetmiştir. [118]

131 – Rubeyyi’ bint-i Muavviz radıyallahu anh’dan: Rivâyet edildiğine

göre; Rasûlullah (abdest alırken) iki (şehadet) parmağını kulak deliklerine

sokmuştur. [119]

134 – Ebû Ümame radıyallahu anh’dan rivâyet olunduğuna göre: O

Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’in abdestini anlattı da Rasûlullah

sallallahu aleyhi ve sellem göz pınarlarını mesh ederdi. Rasûlullah

sallallahu aleyhi ve sellem “Kulaklar baştandır” buyurdu, dedi. [120]