-2. CİLT- · 177 – NAMAZDA ASAYA DAYANMAK







948 – Hilal bin Yesaf radıyallahu anh’dan rivâyet edildiğine göre şöyle demiştir: – Rakka’ye gelmiştim. Dostlarımdan biri bana: – Rasûlullah sallallahu aleyhi vesellem’in ashabından bir zatı görmek, tanımak ister misin? Dedi. Ben de: – Onu görmek benim için ganimet olur, dedim. Vâbisa radıyallahu anh’a gittik. Arkadaşıma ilk önce hey’etine bakalım, dedim. Birde ne görelim namazda bir asaya dayanmış, üzerinde ibrişimden dokunmuş toz renkli bir bornoz ve bir de başına tam yapışmış iki kulaklı başlığı vardı. Selam verdikten sonra ona: (Bu âsa ne) dedik? Şöyle dedi: – Bana Mihsan kızı Ümmü Kays şöyle haber verdi. – Rasûlullah sallallahu aleyhi vesellem ihtiyarlayıp kilo alınca namazgahına bir direk koydu. Onun üzerine dayanırdı.
İZAH
Rakka: Suriye’de Fırat nehri üzerinde büyük bir şehirdir. Lâtıya: Bitişik demektir. Haz: İbrişim veya ince yünden dokunmuş elbiseye denir. Burnus: Başlığı kendinden olan giyim eşyasına Burnus denir. Bizde başlığı kendinden olan hamam havlusuna da Bornoz derler. Ayakta bir yere dayanmadan namaz kılmaya gücü yeten kimsenin bir yere dayanarak namaz kılması mekruhtur. Hastalık, şişmanlık gibi bir sebeple ayakta duramayacak kimsenin bir yere dayanması câizdir. Dayanarak gücü yeterken oturarak kılmasına müsaade edilmez. Ashab-ı kiramdan bazılarının terâvih namazlarında âsa üzerinde dayandıkları sabittir. Çünkü, imam uzun süreli okuyor, ayakları şişiyor, bir yere dayanmadan durmak güç geliyordu.

