TAHARET BÖLÜMÜ · 123 – TEYEMMÜM





317 – Aişe radıyallahu anha’dan: Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem
Hudayr’ın oğlu Üseydi bir takım kimselerle Aişe radıyallahu anha’nın
kaybettiği gerdanlığı aramaya göndermişti. Namaz vakti geldi (su
bulamadıklarından) namazı abdestsiz kıldılar. Rasûlullah sallallahu aleyhi
ve sellem’e geldiler. Namazı abdestsiz kıldıklarını haber verdiler,
arkasından teyemmüm ayeti indi. İbn-i Nüfeyl şunu ziyade etti.
Üseyd, Hz. Aişe’ye Allah sana merhamet etsin, sana hoş görmediğin bir şey
uğrarsa Allah onda senin ve Müslümanlar için bir genişlik yaratıyor, dedi.
[231]
İZAH
Teyemmüm sözlükte kastetmek demektir. Şeriatta namazı mübah kılmak
için niyet edip temiz toprağa ellerini vurup önce yüzünü oğuşturmak, sonra
tekrar ellerini toprağa vurup, önce sağ sonra sol kolunu oğuşturmaktan
ibarettir.
Üseyd bin Hudeyr ve arkadaşları su bulamayınca abdestsiz namaz kılmışlar,
Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem onlara ses çıkarmamış olduğundan
Şâfiî hazretleri; su ve toprak bulamayan kimse, namazını abdestsiz olarak
kılar sonra su bulunca iade eder, demiştir.
Diğer ilim adamları ise:
“Allah temizliksiz namazı kabul etmez,” hadisini delil getirip, abdestsiz
veya teyemmümsüz namazın kılınamayacağını söylemişlerdir. (Maalim, c.
1, s. 199)





318 – Ammar bin Yâsir radıyallahu anh şöyle anlatıyordu:
Ashab, Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem ile birlikte sabah namazı için
temiz toprakla teyemmüm ettiler. Avuçlarını, toprağa vurup bir defa
yüzlerini meshettiler. Sonra dönüp ellerini tekrar toprağa vurdular. Ellerin
içinden kollarını omuz ve koltuk altlarına kadar meshettiler. [232]
İZAH
Bu hadiste; kolların avuç içinden omuza ve koltuk altına kadar
meshedileceği bildirilmişse de teyemmüm abdestin yerini tuttuğu için,
abdest gibi sadece kollar dirseklerle beraber meshedilir, omuza ve koltuk
altlarına kadar meshedilmez.



319 – İbn-i Vehb radıyallahu anh’dan evvelki hadis gibi rivâyet edildi, şöyle
dedi. Müslümanlar kalkarak avuçlarını toprağa vurdular, fakat topraktan bir
şey avuçlamadılar. Buna benzer şekilde rivâyet etti de omuzlar ve koltuk
altlarını zikretmedi. [233]
İbn’ül-Leys:
Dirseklerin üzerine kadar, dedi.
İZAH
Bu hadis-i şerif; Teyemmümde dirseklerin kollara dahil olduğuna delildir.
İmâm-ı Ebû Hanife, Şâfiî ve Mâliki hazretlerinin görüşleri de budur.
















320 – Ammar bin Yâsir radıyallahu anh’dan: Rasûlullah sallallahu aleyhi ve
sellem Zatülceyş de yanında Aişe radıyallahu anha olduğu halde geceledi.
Hz. Aişe’nin zifar boncuğundan gerdanlığı koptu, onun gerdanlığını aramak
insanları şafak atıncaya kadar yollarından alıkoydu. Yanlarında su da
olmadığından, Ebû Bekir radıyallahu anh, Aişe radıyallahu anha’ya:
“İnsanları yollarından alıkoydun, yanlarında su da yok,” diye kızdı.
Allah (c.c); Peygamberine temiz toprakla temizlenme ruhsatını indirdi.
Müslümanlar Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem ile kalkıp ellerini yere
vurdular, ellerine toprak almadan kaldırıp onunla yüzlerini, ellerinin içinden
koltuk altına ve omuzlarına kadar kollarını mesh ettiler.
İbn-i Yahyâ hadisinde şunu ziyade etti:
İbn-i Şıhab hadisinde insanlar bu rivâyete itibar etmezler, dedi.
Ebû Dâvud; İbn-i İshak da böyle rivâyet etti dedi, orada İbn-i Abbas’tan,
Yunus’un zikrettiği gibi, iki vuruşu zikretti.
Bu hadis-i Ma’mer Zührî’den nakledip iki vuruşu rivâyet etti.
Mâlik dedi ki; Zührî’den o da Ubeydullah bin Abdullah’tan o da
babasından, o da Ammar’dan. Ebû Üveys şöyle dedi:
İbn-i Uyeyne orada şüphe etti, bir kere şöyle dedi.
Ubeydullah’tan, babasından veya Ubeydullah’tan, o da İbn-i Abbas’tan.
Bir kere de şöyle dedi. Babasından,
Bir kere de şöyle dedi. İbn-i Abbas’tan,
İbn-i Uyeyne orada ve Zührî’den işitmesinde tereddüd etti.
Şu hadiste, onlardan hiç biri iki vuruşu zikretmedi. Ancak benim isimlerini
verdiğim kimseler müstesna. [234]
İZAH
Taris: Gecenin evvelinde yolculuk edip, gecenin sonunda istirahat için bir
yere konaklamaya denir.
Ulatulceyş, Zatulceyş: Bu isim Medine yakınında Zülhüleyfe adı verilen
yerin diğer ismidir.
Hırz: Renkli boncuk demektir.
Zifar: Yemen’de deniz sahilinde bir şehir adıdır. Orada çok güzel renkli
boncuklar çıkar.













321 – Şakik radıyallahu anh’dan rivâyet edildiğine göre şöyle demiştir:
Abdullah’la Ebû Musâ arasında oturuyordum, Ebû Musâ:
– Ey Abdurrahman’ın babası, biliyorsun bir şahıs cünüp olup bir ay su
bulamazsa teyemmüm etmeyecek mi? Dedi. Ebû Abdurrahman:
Hayır bir ay su bulamazsa da (teyemmüm yapamaz) dedi. Ebû Musâ:
– Maide sûresindeki meâlen (su bulamazsanız temiz toprakla teyemmüm
edin) ayetini nasıl tatbik ederdiniz, dedi. Abdullah:
– Eğer insanlara böyle ruhsat verilse su onlara soğuk göründüğü vakit
toprakla teyemmüm etmeleri ihtimali var, dedi. Ebû Musâ:
– Bunun için mi teyemmümü hoş görmüyorsun. Abdullah:
– Evet bunun için, dedi. Ebû Musâ ona:
Ammar’ın Ömer’e sözünü işitmedin mi? Ammar:
Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem beni bir hizmete gönderdi. Cünüp
oldum, su bulamayınca toprakta hayvanın yuvarlandığı gibi yuvarlandım ve
gelince Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’e anlattım. Rasûlullah
sallallahu aleyhi ve sellem:
Şöyle yapsan sana yeterdi, diyerek ellerini toprağa vurup, elini silkti.
Sağ elini soluna, sol elinin içini sağına vurduktan sonra, yüzüne sürdü, dedi.
Abdullah da Ebû Musâ’ya:
Bilmiyor musun? Ömer Ammar’ın sözüyle ikna olmadı, dedi. [235]








322 – Abdurrahman bin Ebza radıyallahu anh’dan: Ömer bin Hattab’ın
yanında idim, bir zat gelerek biz bir veya iki aylık yerde bulunuyoruz, dedi.
Hz. Ömer; ben suyu bulmadıkça namaz kılmam, dedi. Ammar ise:
Ey mü’minlerin emiri hatırlamıyor musun seninle ben deve güderken cünüp
olduk, ben toprakta yuvarlandım. Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’e
gelince durumu anlattım. Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem:
“Şöyle yapman sana yeterdi.” Buyurdu ve ellerini toprağa vurup (tozunu)
üfledi. Elleri ile yüzünü ve kolunun yarısına kadar ellerini mesh etti. Ömer
radıyallahu anh:
Ey Ammar Allah’tan kork, dedi. Ammar da:
Ey mü’minlerin emiri, istersen Allah’a yemin olsun, bunu ebedi kimseye
söylemem, dedi. Ömer:
“- Hayır seni men etmem. Allah’a yemin olsun teyemmüm hakkında
naklettiğini biz sana bırakırız,” dedi.” [236]
İZAH
Hz. Ömer, hayır seni bu hadis-i nakletmekten men etmem, senin teyemmüm
hakkında nefsine razı olduğun hususu sana havale ederiz. Günahı sevabı
sana ait olur, dedi.






323 – Ammar bin Yâsir radıyallahu anh’dan: Rivâyet edilen bir önce geçen
şu hadiste Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem: “Ey Ammar sana şöyle
yapmak yeterdi,” buyurarak, ellerini yere vurduktan sonra birini öbürüne
vurup, elleriyle yüzlerini ve bileklerini yarısına kadar kollarını meshetti. Ve
dirseklere yetiştirmedi. Yere de bir defa vurdu.
Ebû Dâvud dedi ki: Bu hadis-i Veki A’meş’ten Selem bin Küheyl’den
Abdurrahman bin Ebzî’den rivâyet etti. Bu hadis-i Cerir A’meş’ten o da
Seleme bin Küheyl’den, o da Said bin Abdurrahman bin Ebzî’den yani
babasından rivâyet etti.



324 – Ammar’dan şu kıssa rivâyet edildi. Rasûlullah sallallahu aleyhi ve
sellem sana (şu) yeterdi, diye ellerini toprağa vurup, elini üfledikten sonra
eliyle yüzünü ve avuçlarını meshetti. Seleme şüphe ederek bilmiyorum
(dirseklere kadar mı?) kasdetti. Yoksa avuçlara kadar mı, dedi.




325 – Şu’be radıyallahu anh bir önce geçen şu hadis-i ayni İsnâdla rivâyet
etti. Ammar dedi ki: Sonra elini üfledi. Onunla yüz ve ellerini dirseklerine
kadar veya kollarına kadar meshetti, dedi. Şu’be şöyle anlatıyor: Seleme
rivâyetinde avuçlar, yüz, kollar diyordu. Bir gün Mansur O’na söylediğine
dikkat et, senden başkası kolları söylemiyor, dedi.






326 – Ammar radıyallahu anh’dan: Rivâyet edilen şu hadiste dedi ki:
Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: “Ancak senin ellerini
yere vurarak iki elinle yüzünü ve avuçlarını meshetmen sana yeterdi.”
Hakem hadis-i sevketti.
Ebû Dâvud dedi ki: Bu hadis-i Şu’be Hüseyin’den, o da Ebû Mâlik’ten
rivâyet etti. Ebû Mâlik dedi ki: Ammar’ın bunun mislini söylediğini işittim.
Ancak o Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem, elindeki tozu üflemedi,
dedi. Hüseyin bin Muhammed, Şu’be’den o da Hakem’den rivâyetle şu
hadiste dedi ki: Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem iki avuçlarını yere
vurdu ve üfledi.


327 – Ammar bin Yâsir radıyallahu anh’dan rivâyet edildiğine göre şöyle
demiştir: Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’e teyemmümden sordum.
– Yüz ve kollar için, toprağa bir kere vurmamı emretti, dedi.
İZAH
Bu hadise dayanarak Evzâî ve Ahmed bin Hanbel teyemmümde yüz ve
kolların meshi için, yere bir kere vurmanın kâfi geldiğine hükmettiler.
(Hattâbi)



328 – Eban radıyallahu anh’dan:
Katade’ye: Seferde teyemmümden soruldu da, bana bir haberci haber verdi,
o da Şa’bi’den, o Abdurrahman bin Ebza’dan o da Ammar bin Yâsir’den
duymuş.
Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem:
“Dirseklere kadar,” (meshedilecek) buyurmuştur.

