Sünen-i Ebû Dâvûd · Haziran 29, 2026

Akika kurbanı

KURBAN BÖLÜMÜ · 21 – AKİKA KURBANI 2834 – Ümmü Kürz el-Ka’biye radıyallahu anha’dan rivâyet edildiğine göre şöyle demiştir: Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’in şöyle buyurduğunu işittim: “Oğlan çocuğu …

KURBAN BÖLÜMÜ · 21 – AKİKA KURBANI

Sünen-i Ebû Dâvûd Arapça hadis metni
Sünen-i Ebû Dâvûd Arapça hadis metni
Sünen-i Ebû Dâvûd Arapça hadis metni

2834 – Ümmü Kürz el-Ka’biye radıyallahu anha’dan rivâyet edildiğine göre

şöyle demiştir:

Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’in şöyle buyurduğunu işittim: “Oğlan

çocuğu için birbirlerine denk iki koyun, kız çocuğu için, bir koyun kesilir,”

buyurdu.

Ebû Dâvud şöyle dedi: “Mükâfiatâni” birbirlerine müsavi veya birbirlerine

yakın manasınadır.

İZAH

Akika: Yeni doğan çocuğun saçına denir. Ve bu çocuk namına kesilecek

kurbana da akika denir. Akika kurbanı bizce müstehaptır. Diğer üç mezhebe

göre sünnettir. Zâhirîlere göre vaciptir. Akika kurbanı çocuğun doğduğu

günden bulûğa kadar kesilebilir. Yedinci günü kesilmesi efdaldir. Yedinci

günü çocuğun ismi konur, başının saçı temizlenir. Saçının ağırlığı kadar

altın veya gümüş tasadduk edilir. Ve o gün, akika kurbanı da kesilir. Akika,

oğlan ve kız çocuğu için birer koyundur. Bu hadise dayanarak oğlan için iki

koyun, kesilmesinin Şâfiî ve Ahmed bin Hanbel sünnet saymışlardır. (Bezl-

ül-Mechûd, Maalim-üs-Sünne)

Ümmü Kürzel-Ka’biye el-Huzâiye, Huzaa kabilesine mensuptur. Ashab-ı

Kiramdandır. Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’den rivâyette

bulunmuştur. Kendisinden Atâ, Tâvus, Mücâhid, Sibabil, Sabit ve Urve bin

Zübeyr rivâyette bulunmuşlardır. (Tehzib et-Tehzib, c. 2, s. 447)

Sünen-i Ebû Dâvûd Arapça hadis metni
Sünen-i Ebû Dâvûd Arapça hadis metni
Sünen-i Ebû Dâvûd Arapça hadis metni

2835 – Ümmü Kürz’den rivâyet edildiğine göre şöyle demiştir:

Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’i, “Kuşu yuvasında bırakın,” derken

işittim ve bir de “Oğlan çocuğuna iki koyun, kız çocuğuna da bir koyun

kesin,” “Koyunların erkek veya dişi olmaları size bir zarar vermez,”

buyurduğunu işittim.

İZAH

Kuşu yuvasında bırakmak şu demektir: Cahiliyyet devrinde bir iş

yapacaklarında yuvasında bulunan kuş uçurulur. Sağa uçarsa işe devam

ederler, sola uçarsa vazgeçerlerdi. Bu bâtıl inancın bırakılması için bu

hadis-i şerif söylenmiştir.

Sünen-i Ebû Dâvûd Arapça hadis metni
Sünen-i Ebû Dâvûd Arapça hadis metni
Sünen-i Ebû Dâvûd Arapça hadis metni

2836 – Ümmü Kürz’den rivâyet edildiğine göre:

Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: “Erkek çocuğu için

bir birinin emsali iki koyun, kız çocuğu için bir koyundur,” buyurdu.

Ebû Dâvud dedi ki: İşte (sahih olan) hadis budur. Süfyan’ın hadisi ise

hatalıdır. [557]

Sünen-i Ebû Dâvûd Arapça hadis metni
Sünen-i Ebû Dâvûd Arapça hadis metni
Sünen-i Ebû Dâvûd Arapça hadis metni
Sünen-i Ebû Dâvûd Arapça hadis metni
Sünen-i Ebû Dâvûd Arapça hadis metni
Sünen-i Ebû Dâvûd Arapça hadis metni
Sünen-i Ebû Dâvûd Arapça hadis metni
Sünen-i Ebû Dâvûd Arapça hadis metni
Sünen-i Ebû Dâvûd Arapça hadis metni
Sünen-i Ebû Dâvûd Arapça hadis metni

2837 – Semüre radıyallahu anh’dan rivâyet edildiğine göre:

Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: “Her çocuk akikasına

rehinlenmiştir. Yedinci gün çocuk namına (Akika) kurbanı kesilir. Saçı traş

edilir ve (kurbanın kanıyla) boyanır.” Katâde’ye çocuğun saçı nasıl kana

boyanır, diye sorulduğunda şöyle derdi. Akika kurbanı kesildiği vakit ondan

bir yün koparılır, kan damarına tutulur, kanlı iplik çocuğun başına konur.

Sonra çocuğun başı yıkanır ve tıraş edilir.

Ebû Dâvud şöyle dedi: Çocuğun saçı kana boyanır, manasına gelen “ve

yüdamma” Hemmam’ın vehminden ibarettir.

Ebû Dâvud şöyle dedi: Şu kelamda Hemmam’a muhalefet bulundu. O,

Hemmam’ın vehminden ibarettir. Diğer râvîler sadece “çocuğun ismi

konur,” dediler. Hemmam’ın ise Yüdemma, “Saç kana boyanır,” dedi.

Ebû Dâvud: Hemman’ın bu rivâyeti alınamaz, dedi.

Çocuğun ismi konulur, şeklinde gelen yüsemma ibaresi Hemmam’ın rivâyet

ettiği kana boyanır, anlamında olan “yüdemma”dan daha sahihtir.

Sünen-i Ebû Dâvûd Arapça hadis metni
Sünen-i Ebû Dâvûd Arapça hadis metni
Sünen-i Ebû Dâvûd Arapça hadis metni
Sünen-i Ebû Dâvûd Arapça hadis metni
Sünen-i Ebû Dâvûd Arapça hadis metni

2838 – Semüre bin Cündeb radıyallahu anh’dan rivâyet edildiğine göre:

Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: Her çocuk akikasına

rehinlenmiştir. (Çocuğun doğumunun) yedinci günü onun için kurban

kesilir, tıraş edilir ve adı konur.

Ebû Dâvud dedi ki, adı konur rivâyeti daha sahihtir. Nitekim (bu kelimeyi)

Selam bin Ebî Mutî, Katâde’den, İyas bin Dağfel ve Eş’as Hasen’den “ve

yüsemma” diye rivâyet ettiler. Ayrıca Eş’as Hasen’den, o da Rasûlullah

sallallahu aleyhi ve sellem’den “ve yüsemma” “Çocuğun adı konur,” diye

rivâyet etti. [558]

Sünen-i Ebû Dâvûd Arapça hadis metni
Sünen-i Ebû Dâvûd Arapça hadis metni

2839 – Selman bin Amr Ez-zabiy radıyallahu anh’dan rivâyet edildiğine

göre:

Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem, “Yeni doğan çocukla birlikte bir

akika kurbanı kesmek vardır. Onun için kurban kanı akıtın ve çocuktan

ezayı giderin,” buyurdu. [559]

Sünen-i Ebû Dâvûd Arapça hadis metni

2840 – Hasan radıyallahu anh’dan rivâyet edildiğine göre, o şöyle derdi;

“Çocuktan ezayı gidermek, başını tıraş etmektir.”

Sünen-i Ebû Dâvûd Arapça hadis metni
Sünen-i Ebû Dâvûd Arapça hadis metni

2841 – İbn-i Abbas radıyallahu anh’dan rivâyet edildiğine göre:

Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem, “Hasan ve Hüseyin’den (her biri

için) birer koç akika kurbanı kesti.” [560]

Sünen-i Ebû Dâvûd Arapça hadis metni
Sünen-i Ebû Dâvûd Arapça hadis metni
Sünen-i Ebû Dâvûd Arapça hadis metni
Sünen-i Ebû Dâvûd Arapça hadis metni
Sünen-i Ebû Dâvûd Arapça hadis metni
Sünen-i Ebû Dâvûd Arapça hadis metni
Sünen-i Ebû Dâvûd Arapça hadis metni

2842 – Amr bin Şuayb’in babası vasıtasıyla zannederim dedesinden rivâyet

ettiğine göre şöyle demiştir:

Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’e akikadan soruldu da, Allah (bu

kelimenin manası olan) anne ve babaya isyanı sevmez” diyerek bu

kelimeden hoşlanmamış gibiydi.

Sözlerine devamla hazreti Peygamber şöyle buyurdu:

“Kimin bir çocuğu doğar da o çocuk için bir kurban kesmek isterse, erkek

çocuk için aynı yaşta iki koyun, kız çocuğu için de bir koyun kessin.”

Fer’a kurbanından soruldu da: Fer’a haktır, onu etlenene veya iki yaşına

veya üç yaşına girene kadar bırak onu bir dula vermen veya Allah yolunda

(harbe giden birini ona bindirmen onu kesmenden daha hayırlıdır. Çünkü

(şimdi kessen) eti yününe yapışır, çanağın sütsüz kalır, yavrusuz kalan

deveni şaşkına çevirirsin develiye gönderirsin,” buyurdu. [561]

İZAH

Şuğzubben: Etlenip kuvvetlenene kadar demektir. Şuğzubben, kelimesinin

doğrusu Zührubbendir. Yukarıda da geçtiği gibi, fer denilen hayvanın ilk

yavrusu kesilir, eti dağıtılırdı. Yeni doğmuş böyle bir hayvanı bir gelenek

uğruna kesmektense büyütüp besleyip onu bir dul veya fakire vermenin

daha hayırlı olduğu öğütlenmiştir. Bir de akika kelimesinin kökünde hakka

tecavüz manası yattığından Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem, Allah

ukuku sevmez, buyurmuş. O kelime yerine kurban anlamına gelen nesika

ve zebiha kelimesini öğütlemiş oldu.

Sünen-i Ebû Dâvûd Arapça hadis metni
Sünen-i Ebû Dâvûd Arapça hadis metni
Sünen-i Ebû Dâvûd Arapça hadis metni

2843 – Ebû Büreyde radıyallahu anh’dan rivâyet edildiğine göre şöyle

demiştir:

Cahiliyye devrinde bizden hepimizin bir çocuğu doğduğu vakit bir koyun

keser ve başını kana boyardık. Allah İslamı gönderince, bir koyun keser

başını tıraş eder ve onu za’feranla kokulardık.

İZAH

Akika kurbanının kanı ile çocuğun başının boyanmasını fukahanın cumhuru

mekruh saymışlardır. İslam’dan önce Araplar arasında bu işlem devam

ederdi.

[522] . Tirmizî, K. Edâhi, Babu-l-Uteyrati, n. 1518; İbn-i Mace, K. Edâhî,

Babu-l-edâhî vacibetün, n. 3125; Neseî, K. Fer’ı ve-l-Uteyra, n. 4227

[523] . Neseî, K. Dahâyâ, Babu men lem yecidi-l-udhiye, n. 4370

[524] . Tirmizî, K. Edâhî, Babu fi-l-udhiyeti ani-l-meyyiti, n. 1495

[525] . Müslim, K. Edâhî, Babu nehy-i men dehale aleyhi aşra Zilhicce, n.

1977; Tirmizî, K. Edâhî, n. 1523; Neseî, K. Dahâyâ, n. 4367

[526] . Müslim, K. Edâhî, Babu ıstıhbabı-d-duhyeti ve zebhihâ, n. 1963

[527] . Buhari, K. Hac, Babu nahr-il-ibili, n. 210/5

[528] . Müslim, K. Edâhî, Babu istihbab-ıd-duhyeti, n. 1966; Tirmizî, K.

Edâhî, Babu’l uhdıyeti bi kebşeyni, n. 1494; Neseî, K. Dahâyâ, Babu vaz’ır-

rıcli ala safhatid-duhyeti, n. 219/7; İbn-i Mace, K. Edâhî, Babu edâhî

Rasûlullahi sallallahu aleyhi ve sellem n, 3120

[529] . İbn-i Mace, K. Edâhî, Babu edâhî Rasûlullahi sallallahu aleyhi ve

sellem, n. 3121

[530] . Tirmizî, K. Edâhî, n. 1496; Neseî, K. Edâhî, n. 321/7; İbn-i Mace, K.

Edâhî, Babu mâ yüstehabbü minel-edâhî, n. 3128

[531] . Müslim, K. Edâhî, Babu-sinnil-Üdhıyeti, n. 1963; Neseî, K. Duhâyâ,

Babül-Mesenneti vel-ciz’ati, n. 4383; İbn-i Mace, Babu mâ tücziü minel-

edâhî, n. 3141

[532] . Ahmed b. Hanbel, n. 4/449; Buhari, K. Edâhî, Babu udhiyeti-n-

Nebiyyi sallallahu aleyhi ve sellem bi kebşeyni: Müslim, K. Udhiye, Babu

sinnil-Udhıyeti, n. 1965; Tirmizî, n. 1500; Neseî, K. Duhâyâ, n. 218/7; İbn-i

Mace, K. Edâhî, Babu mâ tücziü minel edâhî, n. 3138

[533] . İbn-i Mace, K. Edâhî, Babu mâ tücziü minel-edâhî, n. 3140; Neseî,

K. Edâhî, Bab-ul-mesenneti ve-l-cizati, n. 4389

[534] . Buhari, K. Edâhî, Babu kavli-n-Nebiyyi sallallahu aleyhi ve sellem;

Müslim, K. Edâhî, Babu vaktihê, n. 1961; Tirmizî, K. Edâhî, Bab-üz-zebhi

ba’de-s-salâti, n. 1508; Dârimî, K. Edâhî, Babu zebhı kalbe salati, n. 80/2;

Neseî, K. Duhâyâ, Babu zebhı-d-duhyeti kalbe-l-imam, n. 4400

[535] . Tirmizî, K. Edâhî, Babu mâ lâ yecûzü mine-l-edâhî, n. 1497; Neseî,

K. Duhâyâ, Babu mâ nühiye anhü mine-l-edâhî, n. 4374; Muvatta, K.

Duhâyâ, Babu mâ yünhâ anhü mine-d-duhâyâ

[536] . Tirmizî, K. Edâhî, Babu ma yükrahü mine-l-edâhî, n. 1498; Neseî, K.

Edâhî, Babu-l-hırkai ve hiye-l-leti tahriku, n. 4382; İbn-i Mace, K. Edâhî,

Babu ma yükrahü en yudhâ bihî, n. 3142, Müsned, n. 851

[537] . Neseî, K. Edâhî, Babu-l-adbâi, n. 4382; Tirmizî, K. Edâhî, Babu-l-

udhiye bi udebâi-l-üzüni, n. 1504; İbn-i Mace K. Edâhî, Babu mâ yükrahü

en yudhâ bini. N. 3145

[538] . Neseî, K. Dahâyâ, Babu mâ tücziü anhü-l-bakaratü, n. 4398; Müslim,

K. Hac, Babu-l-iştirâki fi-l-hedyi, n. 1318; Muvatta, K. Edâhî, Babu-ş-

şirketi fi-d-dahâyâ, n. 9; Tirmizî, K. Hac, Babu-l-iştiraki fi-l-bedeneti, n.

904

[539] . Tirmizî, K. Edâhî, n. 1521

[540] . Buhari, K. Hac, Babu-n-nahri fî menharin Nebiyyi sallallahu aleyhi

ve sellem, n. 209/2; İbn-i Mace, K. Edâhî, b. Zebhı bi-l-musallî, n. 3161;

Neseî, K. Dahâyâ, babu zebhı-l-imami, n. 1590

[541] . Müslim, K. Edâhî, Babu beyani mâ kane mine-n-nehyi, n. 1971;

Neseî, K. Edâhî, b. İddihari mine-l-edâhî, n. 4436

[542] . İbn-i Mace, K. Edâhî, Babu iddihari luhûmi-l-edâhî, n. 3160

[543] . Müslim, K. Edâhî, Babu beyanı mâ kane mine-n-nehyi, n. 1975

[544] . Müslim, K. Sayd, Babu-l-emri bi ihsanı-z-zebhı, n. 1955; Tirmizî, K.

Diyât, Babu-n-nehyi ani-l-müsleti, n. 1409; İbn-i Mace, K. Zebâih, Babu

izâ zebahtüm fe ahsinû, n. 3170; Neseî, K. Duhâyâ, Babu husni-z-zebhi, n.

4419; Dârimî, K. Edâhî, Babu husni-z-zebihati, n. 1967

[545] . Buhari, K. Zebâih; Müslim, K. Sayd, Babu-n-nehyi an sabrı-l-

behâimi, n. 1956; İbn-i Mace, K. Zebâih, Babu-n-nehyi an sabrı-l-behâimi,

n. 3186; Neseî, K. Edâhî, Babun-nehyi ani-l-mücessemeti, n. 4444

[546] . İbn-i Mace, K. Zebâih, Babu-t-tesmiyeti ınde-z-zebhı, n. 3173

[547] . Tirmizî, K. Tefsir, (En’am suresi), n. 3071

[548] . Buharî, K. Şirket, Babu kısmeti-l-ğanemi; Müslim, K. Edâhî, Babu

cevâzı-z-zebhı bi külli mâ enhera, n. 1968; Tirmizî, K. Edâhî, Babu-z-

zebihati bi-l-Merveti, n. 2891; Neseî, K. Dahâyâ, Babu-n-nehyi ani-z-zebhi

bi-z-zaferi, n. 4408; İbn-i Mace, K. Zebâih, Babu zekati-n-naddi mine-l-

behâim, n. 3183; Dârimî, K. Edâhî, Müsned, 463-464/3

[549] . Neseî, K. Dahâyâ, Babu ibahati-z-zebhi bi-l-Merveti, n. 4405; İbn-i

Mace, K. Sayd, Babu-l-ernebi, n. 3244

[550] . Neseî, K. Dahâyâ, Babu ibahati-z-zebhi bi-l-udi, n. 4406; İbn-i Mace,

K. Zebâih, Babu mâ yüzekkâ bihî, n. 3177

[551] . Tirmizî, K. Et’ime, Babu fi-z-zekati fi-l-halkı, n. 1481; Neseî, K.

Dahâyâ, Babu zikri-l-müteraddiyeti fi-l-bi’ri, n. 4413

[552] . Tirmizî, K. Et’ime, Babu zekatı-l-cenîn, n. 1476; İbn-i Mace, K.

Zebâih, Babu zekati-l-cenîn, n. 3199

[553] . Câmiu-l-Usûl, n. 2583

[554] . Buhari, K. Sayd, Babu ezbihati-l-a’rabî ve nahvihim, K. Büyû, babu

men lem yera-l-vesvase ve, K. Tevhid, Babu-s-suâli bismillahi Azze ve

Celle. Muvatta, K. Zebâih, Babu-t-tesmiyeti ala-z-zebîhati; Neseî, K.

Dahâyâ, Babu zebihati menlem yu’raf, n. 4441; İbn-i Mace, K. Zebâih,

Babu-t-tesmiyeti inde-z-zebhi, n. 3174

[555] . Neseî, K. Fer’i, n. 4233; İbn-i Mace, K. Zebâih, n. 3167

[556] . Müslim, K. Edâih, Babu-l-fer’i ve-l-atirati, n. 1976; Neseî, K. Fer’i

ve-l-atîra, n. 4227; Buhari, K. Akika, Babu-l-fer’i ve-l-atîrati; Tirmizî, K.

Edâhî, Babu-l-fer’i ve-l-atîrati, n. 1512; İbn-i Mace, K. Zebâih, Babu-l-fer’i

ve-l-atîrati, n. 3168

[557] . Tirmizî, K. Edâhî, Babu-l-ezâni fi üzüni-l-mevlûdi, n. 1516; İbn-i

Mace, K. Zebâih, Babu-l-akikati, n. 3162; Neseî, K. Akika, Babu-l-akikati

ani-l-ğulami, n. 4221

[558] . Tirmizî, K. Edâhî, Babu mâ câe fi-l-akîka, n. 1522; İbn-i Mace, K.

Zebâih, Babu-l-akikati, n. 3165; Neseî, K. Akika, Babu-l-akikati ani-l-

cariyeti, n. 4225

[559] . Buhari, K. Akika, Babu imâtati-l-ezâ ani-s-sabiyyi fi-l-akika;

Tirmizî, K. Edâhî, Babu-l-ezâni fi üzüni-l-mevlûdi, n. 1515; Neseî, K.

Akika, Babu-l-akikati ani-l-ğulami, n. 4219; İbn-i Mace, K. Zebaih, Babu-l-

akikati, n. 3164, Müsned, 2/17-18-214 5/12

[560] . Neseî, K. Akika, Babu kem yaıkku ani-l-cariyeti, n. 4225

[561] . Neseî, kK. Akika n. 4217

[522]. Tirmizî, K. Edâhi, Babu-l-Uteyrati, n. 1518; İbn-i Mace, K. Edâhî,

Babu-l-edâhî vacibetün, n. 3125; Neseî, K. Fer’ı ve-l-Uteyra, n. 4227

[523]. Neseî, K. Dahâyâ, Babu men lem yecidi-l-udhiye, n. 4370

[524]. Tirmizî, K. Edâhî, Babu fi-l-udhiyeti ani-l-meyyiti, n. 1495

[525]. Müslim, K. Edâhî, Babu nehy-i men dehale aleyhi aşra Zilhicce, n.

1977; Tirmizî, K. Edâhî, n. 1523; Neseî, K. Dahâyâ, n. 4367

[526]. Müslim, K. Edâhî, Babu ıstıhbabı-d-duhyeti ve zebhihâ, n. 1963

[527]. Buhari, K. Hac, Babu nahr-il-ibili, n. 210/5

[528]. Müslim, K. Edâhî, Babu istihbab-ıd-duhyeti, n. 1966; Tirmizî, K.

Edâhî, Babu’l uhdıyeti bi kebşeyni, n. 1494; Neseî, K. Dahâyâ, Babu vaz’ır-

rıcli ala safhatid-duhyeti, n. 219/7; İbn-i Mace, K. Edâhî, Babu edâhî

Rasûlullahi sallallahu aleyhi ve sellem n, 3120

[529]. İbn-i Mace, K. Edâhî, Babu edâhî Rasûlullahi sallallahu aleyhi ve

sellem, n. 3121

[530]. Tirmizî, K. Edâhî, n. 1496; Neseî, K. Edâhî, n. 321/7; İbn-i Mace, K.

Edâhî, Babu mâ yüstehabbü minel-edâhî, n. 3128

[531]. Müslim, K. Edâhî, Babu-sinnil-Üdhıyeti, n. 1963; Neseî, K. Duhâyâ,

Babül-Mesenneti vel-ciz’ati, n. 4383; İbn-i Mace, Babu mâ tücziü minel-

edâhî, n. 3141

[532]. Ahmed b. Hanbel, n. 4/449; Buhari, K. Edâhî, Babu udhiyeti-n-

Nebiyyi sallallahu aleyhi ve sellem bi kebşeyni: Müslim, K. Udhiye, Babu

sinnil-Udhıyeti, n. 1965; Tirmizî, n. 1500; Neseî, K. Duhâyâ, n. 218/7; İbn-i

Mace, K. Edâhî, Babu mâ tücziü minel edâhî, n. 3138

[533]. İbn-i Mace, K. Edâhî, Babu mâ tücziü minel-edâhî, n. 3140; Neseî,

K. Edâhî, Bab-ul-mesenneti ve-l-cizati, n. 4389

[534]. Buhari, K. Edâhî, Babu kavli-n-Nebiyyi sallallahu aleyhi ve sellem;

Müslim, K. Edâhî, Babu vaktihê, n. 1961; Tirmizî, K. Edâhî, Bab-üz-zebhi

ba’de-s-salâti, n. 1508; Dârimî, K. Edâhî, Babu zebhı kalbe salati, n. 80/2;

Neseî, K. Duhâyâ, Babu zebhı-d-duhyeti kalbe-l-imam, n. 4400

[535]. Tirmizî, K. Edâhî, Babu mâ lâ yecûzü mine-l-edâhî, n. 1497; Neseî,

K. Duhâyâ, Babu mâ nühiye anhü mine-l-edâhî, n. 4374; Muvatta, K.

Duhâyâ, Babu mâ yünhâ anhü mine-d-duhâyâ

[536]. Tirmizî, K. Edâhî, Babu ma yükrahü mine-l-edâhî, n. 1498; Neseî, K.

Edâhî, Babu-l-hırkai ve hiye-l-leti tahriku, n. 4382; İbn-i Mace, K. Edâhî,

Babu ma yükrahü en yudhâ bihî, n. 3142, Müsned, n. 851

[537]. Neseî, K. Edâhî, Babu-l-adbâi, n. 4382; Tirmizî, K. Edâhî, Babu-l-

udhiye bi udebâi-l-üzüni, n. 1504; İbn-i Mace K. Edâhî, Babu mâ yükrahü

en yudhâ bini. N. 3145

[538]. Neseî, K. Dahâyâ, Babu mâ tücziü anhü-l-bakaratü, n. 4398; Müslim,

K. Hac, Babu-l-iştirâki fi-l-hedyi, n. 1318; Muvatta, K. Edâhî, Babu-ş-

şirketi fi-d-dahâyâ, n. 9; Tirmizî, K. Hac, Babu-l-iştiraki fi-l-bedeneti, n.

904

[539]. Tirmizî, K. Edâhî, n. 1521

[540]. Buhari, K. Hac, Babu-n-nahri fî menharin Nebiyyi sallallahu aleyhi

ve sellem, n. 209/2; İbn-i Mace, K. Edâhî, b. Zebhı bi-l-musallî, n. 3161;

Neseî, K. Dahâyâ, babu zebhı-l-imami, n. 1590

[541]. Müslim, K. Edâhî, Babu beyani mâ kane mine-n-nehyi, n. 1971;

Neseî, K. Edâhî, b. İddihari mine-l-edâhî, n. 4436

[542]. İbn-i Mace, K. Edâhî, Babu iddihari luhûmi-l-edâhî, n. 3160

[543]. Müslim, K. Edâhî, Babu beyanı mâ kane mine-n-nehyi, n. 1975

[544]. Müslim, K. Sayd, Babu-l-emri bi ihsanı-z-zebhı, n. 1955; Tirmizî, K.

Diyât, Babu-n-nehyi ani-l-müsleti, n. 1409; İbn-i Mace, K. Zebâih, Babu

izâ zebahtüm fe ahsinû, n. 3170; Neseî, K. Duhâyâ, Babu husni-z-zebhi, n.

4419; Dârimî, K. Edâhî, Babu husni-z-zebihati, n. 1967

[545]. Buhari, K. Zebâih; Müslim, K. Sayd, Babu-n-nehyi an sabrı-l-

behâimi, n. 1956; İbn-i Mace, K. Zebâih, Babu-n-nehyi an sabrı-l-behâimi,

n. 3186; Neseî, K. Edâhî, Babun-nehyi ani-l-mücessemeti, n. 4444

[546]. İbn-i Mace, K. Zebâih, Babu-t-tesmiyeti ınde-z-zebhı, n. 3173

[547]. Tirmizî, K. Tefsir, (En’am suresi), n. 3071

[548]. Buharî, K. Şirket, Babu kısmeti-l-ğanemi; Müslim, K. Edâhî, Babu

cevâzı-z-zebhı bi külli mâ enhera, n. 1968; Tirmizî, K. Edâhî, Babu-z-

zebihati bi-l-Merveti, n. 2891; Neseî, K. Dahâyâ, Babu-n-nehyi ani-z-zebhi

bi-z-zaferi, n. 4408; İbn-i Mace, K. Zebâih, Babu zekati-n-naddi mine-l-

behâim, n. 3183; Dârimî, K. Edâhî, Müsned, 463-464/3

[549]. Neseî, K. Dahâyâ, Babu ibahati-z-zebhi bi-l-Merveti, n. 4405; İbn-i

Mace, K. Sayd, Babu-l-ernebi, n. 3244

[550]. Neseî, K. Dahâyâ, Babu ibahati-z-zebhi bi-l-udi, n. 4406; İbn-i Mace,

K. Zebâih, Babu mâ yüzekkâ bihî, n. 3177

[551]. Tirmizî, K. Et’ime, Babu fi-z-zekati fi-l-halkı, n. 1481; Neseî, K.

Dahâyâ, Babu zikri-l-müteraddiyeti fi-l-bi’ri, n. 4413

[552]. Tirmizî, K. Et’ime, Babu zekatı-l-cenîn, n. 1476; İbn-i Mace, K.

Zebâih, Babu zekati-l-cenîn, n. 3199

[553]. Câmiu-l-Usûl, n. 2583

[554]. Buhari, K. Sayd, Babu ezbihati-l-a’rabî ve nahvihim, K. Büyû, babu

men lem yera-l-vesvase ve, K. Tevhid, Babu-s-suâli bismillahi Azze ve

Celle. Muvatta, K. Zebâih, Babu-t-tesmiyeti ala-z-zebîhati; Neseî, K.

Dahâyâ, Babu zebihati menlem yu’raf, n. 4441; İbn-i Mace, K. Zebâih,

Babu-t-tesmiyeti inde-z-zebhi, n. 3174

[555]. Neseî, K. Fer’i, n. 4233; İbn-i Mace, K. Zebâih, n. 3167

[556]. Müslim, K. Edâih, Babu-l-fer’i ve-l-atirati, n. 1976; Neseî, K. Fer’i

ve-l-atîra, n. 4227; Buhari, K. Akika, Babu-l-fer’i ve-l-atîrati; Tirmizî, K.

Edâhî, Babu-l-fer’i ve-l-atîrati, n. 1512; İbn-i Mace, K. Zebâih, Babu-l-fer’i

ve-l-atîrati, n. 3168

[557]. Tirmizî, K. Edâhî, Babu-l-ezâni fi üzüni-l-mevlûdi, n. 1516; İbn-i

Mace, K. Zebâih, Babu-l-akikati, n. 3162; Neseî, K. Akika, Babu-l-akikati

ani-l-ğulami, n. 4221

[558]. Tirmizî, K. Edâhî, Babu mâ câe fi-l-akîka, n. 1522; İbn-i Mace, K.

Zebâih, Babu-l-akikati, n. 3165; Neseî, K. Akika, Babu-l-akikati ani-l-

cariyeti, n. 4225

[559]. Buhari, K. Akika, Babu imâtati-l-ezâ ani-s-sabiyyi fi-l-akika;

Tirmizî, K. Edâhî, Babu-l-ezâni fi üzüni-l-mevlûdi, n. 1515; Neseî, K.

Akika, Babu-l-akikati ani-l-ğulami, n. 4219; İbn-i Mace, K. Zebaih, Babu-l-

akikati, n. 3164, Müsned, 2/17-18-214 5/12

[560]. Neseî, K. Akika, Babu kem yaıkku ani-l-cariyeti, n. 4225

[561]. Neseî, kK. Akika n. 4217

Râvî dedi ki: Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: “Ey

insanlar, her sene her ev halkına kurban kesmek ve atire lazımdır. Atirenin

ne olduğunu biliyor musunuz? İnsanların şu Recebiye diye tabir ettikler

(Recebin ilk on gününde kesilen kurban) var ya (işte odur).” [522]

Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem, “Hayır kesme, lâkin sen saçından ve

tırnaklarından biraz kesersin, bıyığını kısaltırsın, eteğini tıraş edersin, işte

Aziz ve Celil olan Allah katında senin kurbanın tamamı budur,” buyurdu.

[523]

Ali radıyallahu anh’ın iki koç kurban ettiğini gördüm. Ona bu nedir?

(Neden iki tane kesiyorsun?) dedim. Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem

bana onun namına kurban kesmemi vasiyet etti. Bunun üzerine Rasûlullah

sallallahu aleyhi ve sellem namına kurban kesiyorum, cevabını verdi. [524]

İmam Azam ise kurban kesecek kimsenin tıraş olmasına tırnak kesmesine

ruhsat verdi. Hanefîlerce de bunun mendub olduğunu söyleyenler vardır.

[525]

“Ya Aişe, bıçağı getir, buyurdu. Sonra onu taşla bile,” dedi. Ben de bıçağı

getirdim. Taşla biledim. Bıçağı aldı, koçu tuttu, onu yere yatırdı ve kesti.

Keserken Bismillah. Yarabbi, Muhammed’den âl-i Muhammed’den ve

ümmet-i Muhammed’den kabul eyle dedi. Sonra onu kurban etti. [526]

Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem, ayakta bizzat kendi eliyle yedi deve

kesti. Medine’de ise boynuzlu, beyazı siyahına galip renkte (alaca) iki koç

kurban etti. [527]

Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem, boynuzlu, beyazı siyahına galip

renkte iki koç kurban etti. Sağ dizini kurbanların sağ yanına koyup:

Bismillah Allah’u Ekber, diyerek kesiyordu. [528]

Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem, kurban kesimi günü boynuzlu,

beyazı siyahına galip renkte hayaları iğdiş edilmiş iki koç kesti. Onları

(kesmek için) yanları üzerine yatırdığı vakit şöyle dedi, “Ben doğru olarak

yönümü gökleri ve yeri yaratan Allah’a yönelttim. Ben müşriklerden

değilim, benim namazım kurbanım diriliğim ölümüm alemlerin Rabbi olan

Allah içindir. Onun ortağı yoktur. Ben bununla emir olundum. Ben

Müslümanlardanım. Yârabbî: Senden, senin için, Muhammed ve ümmeti

namına (kesiyorum). Bismillah Allahuekber,” dedi. Sonra kesti. [529]

Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem, boynuzlu, hayaları burulmamış

(tohumluk için ayrılmış) gözleri siyah, ağzı siyah, ayakları siyah,

vücudunun diğer kısmı beyaz bir koç kurban etti. [530]

Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem: “Belli bir yaşa gelmiş hayvandan

başkasını (kurban olarak) kesmeyiniz. (Böylesini) bulmak güç gelirse

davarlardan altı ayını bitirmiş olanı kesiniz,” buyurdu. [531]

Zeyd dedi ki: Oğlağı Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’e götürdüm ve

bu küçük bir oğlaktır, dedim. Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem: “Onu

kurban et,” buyurdu. Bunun üzerine ben de onu kurban ettim. [532]

Biz Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’in ashabından Benî Süleym

kabilesinden Mucaşı’ denilen bir zat ile beraber bulunuyorduk. Koyun çok

kıymetlendi. Bunun üzerine hazreti Peygamber bir tellala emretti. Tellal

şöyle seslendi: Gerçekten Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle

buyurdu: “(Oğlak ve) kuzu diş değiştirmiş olan (keçi ve koyun)ların yerine

geçer.” [533]

Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem, “Evet senden kafi gelir, ama senden

sonra hiçbir kimseye aslâ kâfî gelmez,” buyurdu. [534]

Ebû Dâvud: Latünka kelimesini iliği olmayan diye tefsir etti. [535]

Züheyr dedi ki: Ebî İshak’a, boynuzu kırık olanı zikretti mi? dedim. Hayır,

dedi. Mukabele nedir? dedim. Kulağının bir tarafı kesilendir, dedi.

Müdabere nedir? dedim. Kulağının gerisinden kesilendir, dedi. Şerka nedir?

dedim. Kulağı yarılandır. Harka nedir? dedim. Alâmet için kulağı yarılır,

ona denir, dedi. [536]

Ebû Dâvud şöyle dedi: Râvî Cüreyc Basra’nın Sedüstendir. Ondan

Katade’den başkası rivâyet etmemiştir. [537]

Asr-ı Saadet’te biz temettu Haccı yapardık. Yedi kişi namına bir sığır keser

(yedi kişi namına bir deve keser) onda ortak olurduk. [538]

Musallâda Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem, maiyetinde kurbana şahit

oldum. Hutbesini bitirince minberden indi. Ona bir koç getirildi. Rasûlullah

sallallahu aleyhi ve sellem, onu kendi eliyle kesti. Ve “Bismillah Allahü

ekber, şu benim ve ümmetimden kurban kesmeyenlerin namına kurbandır,”

buyurdu. [539]

Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem kurbanını musallâda (bayram namazı

kıldığı yerde) keserdi. İbn-i Ömer de böyle yapardı. [540]

Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem, “Ben sizi ancak üzerinize akın eden

fakir topluluğu için nehy etmiştim. (Bu sene istediğiniz şekilde) yiyin,

dağıtın, biriktirin.” buyurdu. [541]

Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem, “Hepinize yetsin diye biz sizi kurban

etini üç günden sonra yemenizden nehy etmiştik. (Şimdi ise) Allah bolluk

verdi, dağıttınız. Birazını alıkoyunuz (fakirlere tasadduk ederek) sevap

kazınınız. Dikkat! Şu günler yeme, içme ve Aziz ve Celil olan Allah’ı

zikretme günleridir,” buyurdu. [542]

Medine’ye gelene kadar da Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’e devamlı

onun etinden yedirdim. [543]

Râvî Müslim’den başkaları şöyle diyorlar: “Öldürdüğünüz zaman

öldürmeyi iyi yapınız. Bir hayvan kestiğiniz vakit kesmeyi iyi (ve kolay

yapın). Sizden biriniz bıçağını bilesin. Keseceği hayvanı rahata kavuştursun

(ona acı çektirmesin),” buyurdu. [544]

Enes radıyallahu anh ile Hakem bin Eyyüb’ün yanına gitmiştik. Bir takım

gençler veya çocuklar bir tavuğu hedef olarak dikmişler, ona atış

yaparlarken gördü. Enes radıyallahu anh dedi ki: Rasûlullah sallallahu

aleyhi ve sellem, hayvanların nişan hedefi olarak kullanılmasını yasakladı.

[545]

“Şeytanlar kendi dostları olan kafirlere vesvese verirler” ve Allah’ın

öldürdüğünü yemeyin. Kendi kestiğinizi yiyin, derler. Bunun üzerine Aziz

ve Celil olan Allah, “Üzerine besmele çekilmeyen hayvanın etinden

yemeyiniz,” mealindeki enam suresi 121. ayetini indirdi. [546]

Yahudiler Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’e geldiler ve “Biz kendi

öldürdüğümüzün etinden yiyelim mi? Allah’ın öldürdüğü hayvanın etinden

yemeyelim mi,” dediler. Bunun üzerine Aziz ve Celil olan Allah, “Üzerine

besmele çekilmeyen hayvanın etinden yemeyin,” mealindeki En’âm

suresinin 121. ayetini indirdi. [547]

Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem, insanların gerisinde idi. Halk

(ganimetten bir şeyler pişirmek için) tencereleri ocağa koydular. Rasûlullah

sallallahu aleyhi ve sellem, tencerelere rastladı. Emir buyurdu. Tencereler

devrildi. Ganimet malı ashab arasında taksim olundu. Bir deve on koyuna

muadil tutuldu. Kavmin develerinden bir deve kaçtı. Onu kovalayacak

yanlarında at da yoktu. Bir zat ona bir ok attı. Allah onu kaçmaktan

alıkoydu. Bunun üzerine Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem, “Gerçekten

şu hayvanların, vahşî hayvanlar gibi ürküp kaçmaları vardır. Bunlardan

hangisi böyle yapar (kaçarsa) siz de ona böyle yapın (ok atın) öldürün,”

buyurdu. [548]

İki tavşan avladım. Ve onları çakmak taşıyla kestim. O iki tavşan hakkında

Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’e sordum. Bana onların etini yememi

emretti. [549]

Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem, “Besmele çek, istediğin şeyle kes

kanı akıt,” buyurdu. [550]

Ebû Dâvud; bu ancak yüksekten düşmüş ve yabanîleşmiş hayvanda caiz

olur, dedi. [551]

Ya Rasûlallah, biz dişi deve kesiyoruz, inek ve koyun boğazlıyoruz,

karnında yavru buluyoruz, onu yiyelim mi, yoksa atalım mı? dedik.

Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem, “İsterseniz yiyin, zira onun kesilmesi

annesini kesmekten ibarettir,” buyurdu. [552]

Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem, “Anne karnındaki yavrunun

kesilmesi annesini kesmekten ibarettir,” buyurdu [553]

Ashab, ya Rasûlallah, cahiliyetten yeni kurtulmuş olan kimseler kesilmiş

etler getiriyorlar, onlar üzerine besmele çektiler mi, çekmediler mi?

bilmiyoruz. Ondan yiyelim mi? dediler. Rasûlullah sallallahu aleyhi ve

sellem, “Besmele çekin ve yeyin,” buyurdu. [554]

Halid dedi ki: Ebû Kılâbe’ye kaç hayvana salma sürü denir, dedim. Yüz

hayvana denir, dedi. [555]

Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem, “Atira kurbanı ve fera kurbanı

(islamda) vacip değildir,” buyurdu. [556]

Ebû Dâvud dedi ki: İşte (sahih olan) hadis budur. Süfyan’ın hadisi ise

hatalıdır. [557]

Ebû Dâvud dedi ki, adı konur rivâyeti daha sahihtir. Nitekim (bu kelimeyi)

Selam bin Ebî Mutî, Katâde’den, İyas bin Dağfel ve Eş’as Hasen’den “ve

yüsemma” diye rivâyet ettiler. Ayrıca Eş’as Hasen’den, o da Rasûlullah

sallallahu aleyhi ve sellem’den “ve yüsemma” “Çocuğun adı konur,” diye

rivâyet etti. [558]

Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem, “Yeni doğan çocukla birlikte bir

akika kurbanı kesmek vardır. Onun için kurban kanı akıtın ve çocuktan

ezayı giderin,” buyurdu. [559]

Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem, “Hasan ve Hüseyin’den (her biri

için) birer koç akika kurbanı kesti.” [560]

Fer’a kurbanından soruldu da: Fer’a haktır, onu etlenene veya iki yaşına

veya üç yaşına girene kadar bırak onu bir dula vermen veya Allah yolunda

(harbe giden birini ona bindirmen onu kesmenden daha hayırlıdır. Çünkü

(şimdi kessen) eti yününe yapışır, çanağın sütsüz kalır, yavrusuz kalan

deveni şaşkına çevirirsin develiye gönderirsin,” buyurdu. [561]

Sünen-i Ebû Dâvûd Arapça hadis metni
Sünen-i Ebû Dâvûd Arapça hadis metni
Sünen-i Ebû Dâvûd Arapça hadis metni