-4. CİLT- · 35 – DEVLET BAŞKANININ MÜŞRİKLERDEN GELEN HEDİYELERİ KABUL ETMESİ



































3055 – Abdullah el-Hevzenî radıyallahu anh’dan rivâyet edildiğine göre
şöyle demiştir:
Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’in müezzini Bilal’e Haleb’te rast
geldim. Ben, “Ya Bilal Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’in geçimi
nasıldı, bana anlat” dedim.
Bilal, “Onun bir şeyi yoktu” dedi. Allah onu Peygamber gönderdiği günden
vefatına kadar nafakasıyla ben görevliydim, ona bir Müslüman gelir çıplak
görür, bana emreder, ben de gider (birinden) ödünç isterdim. Onunla o
Müslümanlara cüppe alır giydirirdim ve onu doyururdum. Ve hatta
müşriklerden bir adam beni karşıladı ve; “yâ Bilal benim imkanım geniş,
benden başka kimseden ödünç alma” dedi. Ben de öyle yaptım. Günlerden
bir gün abdest aldım sonra namaz için ezan okumak üzere kalktım, bir de ne
göreyim o müşrik bir tüccar topluluğu içersinde karşıma geldi ve beni
görünce “Ey Habeşli”, diye seslendi ben “buyurun” dedim. Beni çirkin bir
suratla karşılayıp bana ağır sözler söyledi. Bana seninle ay (sonu) arasında
kaç gün var, dedi. Ben yakındır, dedim. Müşrik; seninle ay arasında dört
gün var üzerindeki borç yerine seni alırım, daha önce olduğu gibi seni
koyun gütmeye gönderirim, dedi. İnsanların nefsini alan üzüntü beni de
aldı. Yatsı namazını kıldığım zaman Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem,
ailesine döndü, yanına girmeye izin istedim. Girmeme izin verdi.
Ya Rasûlallah, annem babam sana feda olsun, kendisinden borç aldığım
müşrik bana şöyle şöyle dedi, sizin yanınızda borcumu ödeyecek bir şey
yok, ben de de yok, bu benim kepâze bir duruma düşmem demektir. Bana
izin ver Allah Rasûlünü rızıklandırıp borcumu ödeyecek duruma gelene
kadar şu Müslüman olmuş kabilelerden birine gideyim, dedim. Rasûlullah
sallallahu aleyhi ve sellem’in yanından çıktım. Ta evime geldim. Kılıcımı,
dağarcığımı, nalinimi ve kalkanımı baş ucuma koydum, yalancı şafağın
direk gibi beyazlığı açılınca gitmek istedim.
Bir de bir adam hem koşuyor, hem yâ Bilal, Rasûlullah seni istiyor, gel diye
çağırıyordu, gittim. Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’e vardım. Bir de
ne göreyim çöktürülmüş dört binek (deve) üzerlerinde yükleri de vardı.
Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’den girmeye izin istedim. Bana,
“Müjde yâ Bilal Allah senin borcunu ödeyecek malı getirdi” dedi. Sonra,
“çökertilmiş dört binit develerini görmedin mi” dedi. Ben, “Evet” dedim.
Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem: “Onların kendileri ve üstlerinde
olanlar senindir. Onların üstünde giyecek ve yiyecek var. Bunları bana
Fedek reisi hediye etmiş, bunları al borcunu öde” buyurdu. Ben de öyle
yaptım.
Hadisin devamını zikretti. Sonra şunları anlattı. Sonra mescide gittim, bir de
ne göreyim Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem, mescitte oturuyordu, ona
selam verdim. “Yanındaki mal ne yaptı (ödedi mi?)” dedi. Ben de, “Evet
Allah Teala, Rasûlü üzerinde olan bütün borçlarını ödedi, hiçbir şey
kalmadı, dedim. Ondan beni rahata kavuşturmaya bak (onları dağıt)
onlardan beni rahata kavuşturmadıkça (onları dağıtıp fikrimi ondan
temizlemedikçe) ailelerimden hiçbirinin yanına girmeyeceğim, buyurdu.
Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem, yatsı namazını kılınca beni çağırdı.
“Yanındaki mal ne oldu?” dedi. O, benim yanımda bize hiçbir (ihtiyaç
sahibi) kimse gelmedi, dedim. Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem,
geceyi mescitte geçirdi (ehline gitmedi), dedi.
Hadisin kalan kısmını anlattı ve şöyle devam etti. (Ertesi gün) yatsı
namazını kıldığı vakit beni çağırdı. Yanındaki mal ne oldu” dedi. Ben Allah
seni ondan rahata kavuşturdu ya Rasûlallah, dedim. Rasûlullah sallallahu
aleyhi ve sellem, o mal yanında iken ölüm gelip çatacağından korkusundan
tekbir getirdi, hamd etti. Sonra ben onu takibe koyuldum. Hanımlarının
yanına geldiği vakit birer birer hanımlarına selam verdi ve yatağına vardı,
işte senin bana kendisinden sorduğun Rasûlullah sallallahu aleyhi ve
sellem’in geçimi budur.”


3056 – Bir rivâyette, “Borcumu ödeyecek bir şey yok” sözü üzerine dedi ki:
Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem bu isteğime sukutla cevap verdi.
Sükutu bana ağır geldi.



3057 – Iyaz bin Hımar radıyallahu anh’dan rivâyet edildiğine göre şöyle
demiştir:
Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’e bir dişi deve hediye ettim.
Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem, “Müslüman oldun mu” buyurdu.
Ben, “Hayır” dedim. Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem “Ben
müşriklerin hediyesini almaktan nehy olundum” buyurdu. [24]
İZAH
Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’in Iyaz bin Hımar’ın hediyesini kabul
etmeyişinin bazı sebepleri vardı. Evvela onun hediyesini red ederek onu
İslam’a teşvik etti. Sonra hediye gönülde sevgi meydana getirir.
Peygamberin gönlünde bir müşrikin sevgisinin bulunması uygun düşmezdi.
Gerçi Peygamber Efendimiz Necaşi’nin hediyesini kabul etmişti. Necaşi ise
müşrik değil ehl-i kitap idi. Ehl-i kitabın yemeği yenebilir, kızları da
nikahlanabilir. Ama müşriklerin kızları nikahlanamaz. (Maalim-üs-Sünen,
c. 4, s. 258)

