-4. CİLT- · 41 – İÇİNDE MAL BULUNAN ESKİ MİLLETLERE AİT KABİRLERİ AÇIP İÇİNDEKİLERİ ÇIKARMAK






3088 – Abdullah bin Amr radıyallahu anh demiştir ki:
Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’in maiyetinde (Taif seferine
çıktığımızda bir kabre uğradık) Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’in
şöyle buyurduğunu işittim:
“Şu kabir, Ebû Riğal’in kabridir. Bu harem bölgesi ona gelecek felâketi
defediyordu. Harem-i Şerif’ten çıkar çıkmaz kavmine isabet eden felâket
ona da bu yerde isabet etti. Buraya gömüldü, bunun alameti şudur, bu zatla
beraber altından (işlenmiş bir dal gömülmüştür. Eğer kabrini açarsanız
altından dalı onunla beraber bulursunuz.” Bunun üzerine halk kabre
üşüştüler. (Kabri açarak) altından dalı çıkardılar.
İZAH
Ebû Riğal, Salih aleyhisselamın kölesi idi. Öşür tahsildarlığına
görevlendirilmişti, çok zulmetti. Salih aleyhisselamın kavmi helak olunca
bu şahıs bir müddet Harem-i Şerif’te durdu. Harem-i Şerif’te durdukça
felâketten kurtuldu. Oradan çıkınca Taif’le Mekke arasında Salih
aleyhisselamın kavmine uğrayan felâket ona da uğradı, oraya gömdüler. Bir
rivâyette Ebû Riğal Habeşlilerin kılavuzu idi. Mekke ile Taif arasında
(Mina ile Müzdelife arasında muhassar vadisinde öldü.) Günden sonra onun
kabri Araplar tarafından taşlanmaktadır. Bu hadis-i şerif, içinde mal
bulunan kafir mezarlarını açmanın caiz olacağını ifade eder. (Maâlim-üs-
Sünen, c. 4, s. 272, Bezl-ül-Mechûd, s. 44, Avn-ül-Ma’bud, c. 3, s. 148)
[1] . Neseî, K. Kısmı-l-fey’i, N. 4139
[2] . Buharî, K. Farz’ul-Humusi, Babu farzı-l-humusi, N. 95/4; Müslim, K.
Eşribe, Babu tahrimi-l-hamri, N. 1979
[3] . Buharî, Müslim, Neseî
[4] . Buharî, K. Deavat, Babu-t-tekbiri ve-t-teshihi, N. 87/8; Müslim, K.
Zikr, veddua, babu-t-tesbihi evvelen nehâri ve inden nevmi, N. 2727
[5] . Buharî, K. Cihad, Babu men gaza bi sabiyyin, N. 43/4; K. Büyû, Babu-l
– abîdi ve-l-hayvan, N. 109/3; İbn-i Mâce, K, Nikah, Babu-r-raculi ya’tıku
emetehu, N. 1957; Müslim, K. Nikah, Babu fazileti i’takihı emetehü sümme
yetezevvecüha, N. 87
[6] . Buharî, K. Nikah, Babu ittihazı-s-sarari, N. 7/7; K. Cihad, Babu men
gaza bi sabiyyin li-l-hidmeti, N. 43/4; Müslim, K. Nikah, Babu fazileti
i’tâkıhı emetehü sümme, N. 86; Neseî, K. Nikah, Babu-l-binai fi-s-seferi, N.
3382
[7] . Buharî, K. Meğazi, Babu katli Ka’b ibn-i-l-eşref; Müslim, K. Cihad,
Babu katli Ka’b ibn-i-l-eşref, N. 1801
[8] . Buharî, K. Cizyeti, Babu ihracil yehûdi min ceziratil Arabi, N. 4/120;
Müslim, K. Cihad, Babu icla il yehûdi anil hicazi, N. 1765; Müsnet, 2/451
[9] . Buharî, K. Meğazi, Babu hadis-i beni-n-Nadiyri, N. 112/5; Müslim, K.
Cihad, Bâbu icla-i-Yehudi ani-l-Hicazi. N. 1766
[10] . Müslim, K. Müsakat, Babu-l-musakat, n. 1551
[11] . Buharî, K. Meğazi, Babu gavzeti Hayber, n. 168/5; Müslim, K. Cihad,
Babu, gazveti Hayber, n. 1365
[12] . Buharî, K, Hars, Babu evkaf-ı eshabı-n-Nebiyyi (sallallahu aleyhi ve
sellem). N. 139/3 K. Hums – K. Meğazi
[13] . Müslim, K. Cihad, Babu feth-i Mekkete, N. 1780
[14] . Buharî, K. Cihad, Babu hel yesteşfiu ilâ ehli-z-zimmeti, n. 85/4; K.
Cizye, Babu ihrâcı-l-Yehudi, n. 121/4; K. Meğazi, Babu meradı-n-Nebiyyi
(sallallahu aleyhi ve sellem), ve vefatihi, n. 10/5; Müslim, K. Vasiyet, Babu
terki-l-vasiyyeti limen leyse lehu şey’ün, n. 1637; Müsned, 222/1 ve 4/271
[15] . Müslim, K. Cihad, Babu ihrâcı-l-Yahûdi ve-n-Nasara min, n. 1767;
Tirmizî, K. Seyr, Babu ihrâcı-l-Arabi-l-Yehudi min Cezireti-l-Arab, n. 1606
[16] . Tirmizî, K. Zekat, Babu leyse ala-l-Müslimîne cizyetün, n. 633
[17] . Müslim, K. Fiten, Babu lâ tekumu-s-saatu hatta yuhsıra-l-Fırat
[18] . Müslim, K. Cihad, babu hukmi-l-fey’i, n. 1756
[19] . Tirmizî, K. Zekat, babu zekatı-l-bakarı, n. 623; Neseî, K. Zekat, Babu
sukuti-z-zekati-l-ibili, n. 2455; İbn-i Mâce, k. Zekat, Babu sadakati-l-
bakarı, n. 1803
[20] . Buharî, K. Cizye, Babu-l-cizyeti ve-l-müvâdaati mea ehli-l-harb, n.
117/4; Tirmizî, K. Seyr, babu fî ahzi-l-cizyeti mine-l-mecûsi, n. 1586
[21] . Müslim, K. Birr, Babu-l-vaidi-ş-şedîdi limen azebe-n-nase bi gayri
hakkın
[22] . Buharî, k. Tarihi-l-Kebir
[23] . Tirmizî, K. Zekat, Babu leyse ala-l-müslimîne cizyetün, n. 633
[24] . Tirmizî, K. Seyr, Babu kerahiyyeti hedâyâ-l-müşrikîn, n. 1577
[25] . Tirmizî, K. Ahkam Babu fi-l-katai, n. 1381
[26] . Tirmizî, K. Ahkam, Babu fi-l-katai, n. 1380; İbn-i Mâce, K. Ruhun
Babu ıktâi-l-enhârı ve-l-uyûn, N. 2475
[27] . Tirmizî, K. Edep, Babu mâ câe fi-s-sevbi-l-asferi, N. 2815
[28] . Tirmizî, K. Ahkam, babu ihyai ardı-l-mevâtı, n. 1378; Neseî
[29] . Buharî, K. Hac, K. Meğazi, K. Fezaili-l-Ensar; Müslim K. Hac, Babu
“Uhudi cebelin yuhıbbuna ve nuhıbbıhu” n. 1392; K. Fezaili-n-Nebiyyi
(sallallahu aleyhi ve sellem), Babu mu’cizâtı-n-Nebiyyi (sallallahu aleyhi
ve sellem)
[30] . Buharî, K. Cihad ve K. Şurb, n. 148/3
[31] . Buharî, K. Zekat, n. 160/2; Müslim, K. Hudût, Babu cerhu-l-Acma-i,
n. 1710; Tirmizî, K. Ahkam, Babu-l-acmai cerhuha cebbârun, n. 1377; K.
Zekat, Babu-l-acmai cerhuh cebbârun, n. 642; İbn-i Mâce, K. Diyat, n.
2673, k. Ahkam; Neseî, K. Zekat
[32] . İbn-i Mâce, K. Lukata, Babu iltıkaı mâ ehrace-l-cerezü, n. 2508
[1]. Neseî, K. Kısmı-l-fey’i, N. 4139
[2]. Buharî, K. Farz’ul-Humusi, Babu farzı-l-humusi, N. 95/4; Müslim, K.
Eşribe, Babu tahrimi-l-hamri, N. 1979
[3]. Buharî, Müslim, Neseî
[4]. Buharî, K. Deavat, Babu-t-tekbiri ve-t-teshihi, N. 87/8; Müslim, K.
Zikr, veddua, babu-t-tesbihi evvelen nehâri ve inden nevmi, N. 2727
[5]. Buharî, K. Cihad, Babu men gaza bi sabiyyin, N. 43/4; K. Büyû, Babu-l
– abîdi ve-l-hayvan, N. 109/3; İbn-i Mâce, K, Nikah, Babu-r-raculi ya’tıku
emetehu, N. 1957; Müslim, K. Nikah, Babu fazileti i’takihı emetehü sümme
yetezevvecüha, N. 87
[6]. Buharî, K. Nikah, Babu ittihazı-s-sarari, N. 7/7; K. Cihad, Babu men
gaza bi sabiyyin li-l-hidmeti, N. 43/4; Müslim, K. Nikah, Babu fazileti
i’tâkıhı emetehü sümme, N. 86; Neseî, K. Nikah, Babu-l-binai fi-s-seferi, N.
3382
[7]. Buharî, K. Meğazi, Babu katli Ka’b ibn-i-l-eşref; Müslim, K. Cihad,
Babu katli Ka’b ibn-i-l-eşref, N. 1801
[8]. Buharî, K. Cizyeti, Babu ihracil yehûdi min ceziratil Arabi, N. 4/120;
Müslim, K. Cihad, Babu icla il yehûdi anil hicazi, N. 1765; Müsnet, 2/451
[9]. Buharî, K. Meğazi, Babu hadis-i beni-n-Nadiyri, N. 112/5; Müslim, K.
Cihad, Bâbu icla-i-Yehudi ani-l-Hicazi. N. 1766
[10]. Müslim, K. Müsakat, Babu-l-musakat, n. 1551
[11]. Buharî, K. Meğazi, Babu gavzeti Hayber, n. 168/5; Müslim, K. Cihad,
Babu, gazveti Hayber, n. 1365
[12]. Buharî, K, Hars, Babu evkaf-ı eshabı-n-Nebiyyi (sallallahu aleyhi ve
sellem). N. 139/3 K. Hums – K. Meğazi
[13]. Müslim, K. Cihad, Babu feth-i Mekkete, N. 1780
[14]. Buharî, K. Cihad, Babu hel yesteşfiu ilâ ehli-z-zimmeti, n. 85/4; K.
Cizye, Babu ihrâcı-l-Yehudi, n. 121/4; K. Meğazi, Babu meradı-n-Nebiyyi
(sallallahu aleyhi ve sellem), ve vefatihi, n. 10/5; Müslim, K. Vasiyet, Babu
terki-l-vasiyyeti limen leyse lehu şey’ün, n. 1637; Müsned, 222/1 ve 4/271
[15]. Müslim, K. Cihad, Babu ihrâcı-l-Yahûdi ve-n-Nasara min, n. 1767;
Tirmizî, K. Seyr, Babu ihrâcı-l-Arabi-l-Yehudi min Cezireti-l-Arab, n. 1606
[16]. Tirmizî, K. Zekat, Babu leyse ala-l-Müslimîne cizyetün, n. 633
[17]. Müslim, K. Fiten, Babu lâ tekumu-s-saatu hatta yuhsıra-l-Fırat
[18]. Müslim, K. Cihad, babu hukmi-l-fey’i, n. 1756
[19]. Tirmizî, K. Zekat, babu zekatı-l-bakarı, n. 623; Neseî, K. Zekat, Babu
sukuti-z-zekati-l-ibili, n. 2455; İbn-i Mâce, k. Zekat, Babu sadakati-l-
bakarı, n. 1803
[20]. Buharî, K. Cizye, Babu-l-cizyeti ve-l-müvâdaati mea ehli-l-harb, n.
117/4; Tirmizî, K. Seyr, babu fî ahzi-l-cizyeti mine-l-mecûsi, n. 1586
[21]. Müslim, K. Birr, Babu-l-vaidi-ş-şedîdi limen azebe-n-nase bi gayri
hakkın
[22]. Buharî, k. Tarihi-l-Kebir
[23]. Tirmizî, K. Zekat, Babu leyse ala-l-müslimîne cizyetün, n. 633
[24]. Tirmizî, K. Seyr, Babu kerahiyyeti hedâyâ-l-müşrikîn, n. 1577
[25]. Tirmizî, K. Ahkam Babu fi-l-katai, n. 1381
[26]. Tirmizî, K. Ahkam, Babu fi-l-katai, n. 1380; İbn-i Mâce, K. Ruhun
Babu ıktâi-l-enhârı ve-l-uyûn, N. 2475
[27]. Tirmizî, K. Edep, Babu mâ câe fi-s-sevbi-l-asferi, N. 2815
[28]. Tirmizî, K. Ahkam, babu ihyai ardı-l-mevâtı, n. 1378; Neseî
[29]. Buharî, K. Hac, K. Meğazi, K. Fezaili-l-Ensar; Müslim K. Hac, Babu
“Uhudi cebelin yuhıbbuna ve nuhıbbıhu” n. 1392; K. Fezaili-n-Nebiyyi
(sallallahu aleyhi ve sellem), Babu mu’cizâtı-n-Nebiyyi (sallallahu aleyhi
ve sellem)
[30]. Buharî, K. Cihad ve K. Şurb, n. 148/3
[31]. Buharî, K. Zekat, n. 160/2; Müslim, K. Hudût, Babu cerhu-l-Acma-i,
n. 1710; Tirmizî, K. Ahkam, Babu-l-acmai cerhuha cebbârun, n. 1377; K.
Zekat, Babu-l-acmai cerhuh cebbârun, n. 642; İbn-i Mâce, K. Diyat, n.
2673, k. Ahkam; Neseî, K. Zekat
[32]. İbn-i Mâce, K. Lukata, Babu iltıkaı mâ ehrace-l-cerezü, n. 2508
İbni Abbas şöyle dedi: Ben Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’in
(sağlığında) bu hisseyi kendilerine verdiği yakınlarına ait olduğu
(inancındayım.) Nitekim Hz. Ömer de bu hisseden Hz. Peygamber’in yakını
olarak bize bir pay vermişti. Fakat biz bunu hakkımızdan az bulduğumuz
için kendisine geri verdik ve almaktan çekindik. [1]
Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem, cübbesini istedi. Cübbelerini
giyindiler, sonra yürüdü gitti. Ben ve Zeyd bin Haris onu arkasından takip
ettik. Hamza’nın bulunduğu eve kadar geldi, içeri girmeye izin istedi, izin
verildi. Bir de ne görsün, onlar içki içiyorlardı. Rasûlullah sallallahu aleyhi
ve sellem, Hamza’yı yaptıklarından dolayı azarlıyordu. Hamza ise o anda
sarhoş ve gözleri kıpkırmızı idi. Hamza, Rasûlullah sallallahu aleyhi ve
sellem’e baktı, sonra bakışını yukarı çevirdi, dizlerine baktı, sora Hamza
şöyle dedi: “Sizler babamın kölelerinden başka bir şey değilsiniz.”
Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem onun sarhoş olduğunu anlamıştı.
Hemen geri dönerek dışarı çıktı. Onunla beraber biz de çıktık. [2]
Ayyaş dedi ki: Bu iki kadın, Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’in
amcasının kızlarıdır. [3]
Fatıma da Allah’tan ve O’nun Rasûlünden razı oldum dedi. [4]
Safiyye radıyallahu anha, Dıhyetü’l-Kelbi’nin hissesine düşmüştü. Sonra
(Dıhye’nin rızası ile) Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’in oldu. [5]
Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem, “Dıhye’yi cariye ile beraber çağırın”
buyurdu. Safiyye’ye nazar buyurunca Dıhye’ye şöyle dedi: “Esirlerden
Safiyye’den başka bir cariye al” dedi. Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem
onu azat etti ve kendisine nikahladı. [6]
Ka’b bin Eşref, Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’e ezâdan
vazgeçmeyince Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem Ka’b bin Eşref’i
öldürmeleri için bir müfreze göndermesini Saîd bin Muaz’a emretti. Saîd
de, Muhammed bin Mesleme’yi gönderdi. Onun öldürülmesi kıssasını
zikretti. Ka’b bin Eşref’i öldürdükleri vakit Yahudiler ve müşrikler
korktular, sabahleyin Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’e geldiler,
arkadaşlarımızın yanına gece girildi öldürüldü, dediler. Rasûlullah
sallallahu aleyhi ve sellem, Ka’b bin Eşref’in kendisine yönelik hicvedici
sözlerini onlara hatırlattı. Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem, kendilerini
(aralarında bir anlaşmazlık çıkması halinde başvurmaları için yazacağı bir)
anlaşmaya davet etti. Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem, kendisiyle
umûmî Müslümanlar ve Yahudiler arasında geçerli olmak üzere bir
(anlaşma) sahifesi yazdırdı. [7]
Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’le beraber yola çıktık, Yahudilere
kadar vardık. Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem durdu ve Yahudilere
şöyle seslendi: “Ey Yahudi cemaati, Müslüman olun, selâmet bulun.
Yahudiler, tebliğ ettin ey Ebû’l-Kasım, dediler, Rasûlullah sallallahu aleyhi
ve sellem önceki teklifini bir kez daha tekrar ettikten sonra onlara; “Biliniz,
gerçekten bu yer Allah ve Rasûlü’nündür. Ben sizleri şu yerden çıkarmak
istiyorum. Sizden kim malına karşılık bulursa onu satsın, satamazsa biliniz
ki bu yer Allah ve Rasûlü’nündür” buyurdu. [8]
Nadr ve Kurayza Yahudileri Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’e harp
açtılar. Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem de Benî Nadr’ı Medine’den
çıkardı. Kurayza’yı ise yerinde bıraktı, onlara emân verdi. Nihayet Kurayza
bundan sonra Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’e harp açınca
Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem erkeklerini öldürdü, kadınlarını ve
mallarını Müslümanlar arasında taksim etti. Ancak bazıları Rasûlullah
sallallahu aleyhi ve sellem’e sığınmışlardı. Onlara emân verdi, onlar da
Müslüman oldular. Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem, Medine
Yahudilerinin hepsini sürgün etmiştir. Abdullah bin Selam’ın kavmi olan
Kaynuka oğullarını Benî Harise Yahudilerini ve Medine’de bulunan bütün
Yahudileri (Medine’den çıkardı.) [9]
Hayber fethedildiği zaman Yahudiler çıkan mahsulün yarısı onlara ait
olmak üzere Hayber’de işçi olarak bırakılmalarını istediler. Rasûlullah
sallallahu aleyhi ve sellem onlara, “Bu şart üzere sizi Hayber’de dilediğiniz
zamana kadar bırakırım.” buyurdu. Yahudiler bu şart üzerine
bulunuyorlardı. Hayber’in yarı gelirinden elde edilen hurma hisselere ayrılır
ve bunun beşte birini Rasûlullah alırdı. Rasûlullah sallallahu aleyhi ve
sellem, bu beşte birden hanımlarından her birine yüz vesak hurma, yirmi
vesak arpa yiyecek veriyordu. Ömer radıyallahu anh, Yahudileri çıkarmak
isteyince, Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’in zevcelerine haber
gönderip şöyle dedi: “Sizden kim tahmini olarak kendisine yüz vesaklık bir
hurmalığı vermemi isterse oranın ağacı da toprağı da suyu da onun olsun.
Kim de kendisine tahminen yirmi vesaklık bir arpa tarlası hisse olarak
vermemi istiyorsa (onu da) yaparız. Kim de humustaki hissesini ayırmamızı
istiyorsa öyle yaparız.” [10]
Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem, Hayber’e savaş açtı orayı savaş
zoruyla ele geçirdik. Bir miktar esir ele geçirildi. [11]
Ömer radıyallahu anh, Eğer sonradan gelen Müslümanları düşünür
olmasam fethettiğim her köyün gelirini Rasûlullah sallallahu aleyhi ve
sellem’in Hayber arazisini yaptığı gibi taksim ederdim. [12]
Ebû Dâvud dedi ki: Ahmed bin Hanbel’e bir şahsın sorduğunu işittim.
Mekke kahren mi fethedildi, dedi. Ahmed bin Hanbel, olan iş sana zarar
verir mi, dedi. Adam sulhan mı fethedildi, dedi. Ahmed bin Hanbel hayır,
dedi. [13]
İbn-i Abbas dedi ki: “Üçüncüyü söylemedi yahut ta onu (söyledi de) ben
unuttum. (Humeydî, Süfyan bin Uyeyne’den rivâyet ederek dedi. Süleymân
el-Ahvâl dedi ki: Saîd üçüncüyü zikretti de ben mi unuttum, yoksa onu
söylemedi mi, bilmiyorum. [14]
Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’in şöyle buyurduğunu işitmiştir:
“Yahudi ve Hıristiyanları Arap yarımadasından elbette çıkaracağım. Orada
Müslümanlardan başkasını bırakmayacağım.” [15]
Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: “Bir beldede iki kıble
olmaz.” [16]
Züheyr bunu üç defa söyledi. Buna, “Ebû Hüreyre’nin eti ve kanı şahit
olmuştur” dedi. [17]
Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem, “Hangi köy ki siz oraya geldiniz
(orayı harpsiz fethettiniz) ve orada yerleştiniz, oradan feydeki hissenizi
alırsınız. Hangi köy ki Allah’a ve Rasûlüne âsî olur? (Siz de onu harple
fethedersiniz, oranın malı ganimettir) onun beşte biri Allah ve Rasûlüne’dir.
Sonra, o (geri kalan) sizindir” buyurdu. [18]
Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem, Muaz’ı Yemen’e vali olarak
gönderdiği zaman her bülûğa ermiş kimseden bir dinar cizye almasını veya
onun değerinde Yemendeki muafir denen kumaştan almasını emretti. [19]
Abdurrahman bin Avf’ın Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem Hecer
Mecûsîlerinden cizye aldı diye şahitlik etmesine kadar Ömer radıyallahu
anh, Mecûsîlerden cizye almıyordu. [20]
Hişam bin Hakim (bin Hizam) Hımsa görevlendirilmiş bir adamı cizyeyi
ödemeleri hususunda Kıptîlerden bir kısmını (çıplak) güneşe yatırıyor
buldu. Hişam ona bu (yaptığın) nedir, dedi. Ben Rasûlullah sallallahu aleyhi
ve sellem’in şöyle buyurduğunu işittim: “Aziz ve Celil olan Allah, dünyada
insanları azap edenleri (ahirette) azap eder” dedi. [21]
Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’e geldim. İslam’ı kabul ettim, bana
İslam’ı, kavmimden İslam’a girenlerden nasıl zekat alacağımı öğretti. Sonra
ona döndüm, Ya Rasûlallah sallallahu aleyhi ve sellem, bana öğrettiğin her
şeyi hıfz ettim, ancak zekatı (iyice) hıfzetmedim. Kavmimden öşür
toplayayım mı, dedim. Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem; “Hayır,
gerçekten (ticaret mallarından) öşür Hıristiyan ve Yahudiler üzerinedir”
buyurdu. [22]
Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem, “Müslüman üzerine cizye yoktur”
buyurdu. [23]
Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’e bir dişi deve hediye ettim.
Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem, “Müslüman oldun mu” buyurdu.
Ben, “Hayır” dedim. Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem “Ben
müşriklerin hediyesini almaktan nehy olundum” buyurdu. [24]
Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem, Hadramut’ta bulunan bir araziyi
kendisine parsellemiştir. [25]
Râvi dedi ki: (Rasûlullah Ebyaz’ın tuzdaki işletme hakkını) çekip aldı. Dedi
ki: Bu sefer Ebyaz Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’den misvak ağacı
koruluğundan istedi. Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem, “Develerin
ayaklarının yetişmediği yerleri verebilirim” buyurdu. İbn-i Mütevekkil, bu
kısmı (develerin yerine) “Devenin ayakları” diye rivâyet etti. [26]
Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’in yanına geldik. Bekir bin Vail’in
elçisi, Hureys bin Hassan’ı kastederek dedi ki: Arkadaşım öne geçti, kendisi
ve kavmi yerine Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’e İslamiyet üzerine
biat etti. Sonra şöyle dedi: “Ya Rasûlallah, bizimle Benî Temim arasında
Dehna mevkii hakkında bir anlaşma yaz, onlardan misafir ve komşu
olanlardan başka tek bir kimse bizim tarafa Dehna’ya geçmesin.”
Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem (katiplerinden birine emredip): “Ey
oğul, Dehna hakkında Hureys’e bir senet yaz” buyurdu. Ben ona Dehna’nın
verilmesinin emrolunduğunu görünce, oranın kendi memleketim ve evim
olması yönüyle beni bir üzüntü kapladı “Ya, Rasûlallah, bu senden
istediğinde bu yerlerden adaletli bir istekle bulunmadı, gerçekten şu Dehna
senin yanında develerin bağlandığı salındığı yer, koyunların da merâsıdır.
Temim oğullarının kadınları ve oğulları hemen onun arkasındadır” dedim.
Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem, “Ey oğul, yazmaktan vazgeç bu
kadıncağız doğru söyledi. Müslüman Müslümanın kardeşidir. (Dehna’da
bulunan) su ve ot (Bekir bin Vail ile Benî Temim’den) her ikisine de yeter.
(Orada) fitne vericilere (şeytanlara) karşı birbirlerine yardım ederler”
buyurdu. [27]
“Bir kimse ölü bir araziyi ihyâ ederse, orası onun olur. Zalim damar
sahibine (Zulmen başkasının yerine ağaç dikene) hak yoktur.” [28]
“Ben Medine’ye acele döneceğim. Sizden her kim acele benimle dönmek
isterse acele etsin” buyurdu. [29]
Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: bir yeri koru ilan etme
hakkı ancak Allah ve Rasûlüne aittir. [30]
3085 – Saîd bin Müseyyeb ve Ebû Seleme’nin Ebû Hüreyre’den
dinlediklerine göre Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem, “Defnede beşte
bir vergi vardır” buyurmuş. [31]
Mikdad radıyallahu anh, bir ihtiyacını görmek için (Medine yakınında
bulunan) Bakiü’l-Habhab’a gitmişti. Bir de ne görsün, bir kum faresi bir
delikten (ağzında) altın çıkarıyor, sonra birer birer çıkarmaya devam ederek
on yedi altın çıkardı. Sonra içinde altın bulunan kırmızı bir bez parçası
çıkardı. Altınların sayısı onsekiz oldu. Mikdad altınları alarak Rasûlullah
sallallahu aleyhi ve sellem’e getirdi ve olayı haber verdi. Bunun zekatını al,
dedi. Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem ona: “Sen deliğe elini uzattın
mı” buyurdu. Mikdad: Hayır uzatmadım, dedi. Bunun üzerine Rasûlullah
sallallahu aleyhi ve sellem: “Allah onu sana mübarek kılsın” buyurdu. [32]




