-2. CİLT- · 361 – İSTİĞFAR


1514 – Ebû Bekir Es-Sıddîk radıyallahu anh’dan rivâyet edildiğine göre:
Rasûlullah sallallahu aleyhi vesellem, “İstiğfar eden kimse (günahlara)
günde yetmiş defa avdet etmiş olsa da ısrar etmiş sayılmaz.” [405] buyurdu.



1515 – Ebû Bürde ve Eğarr-ı Müzenî radıyallahu anh’dan rivâyet edildiğine
göre:
Rasûlullah sallallahu aleyhi vesellem şöyle buyurdu: “Gerçek şu ki: (Bazen)
Kalbimin perdelendiği olur. Bu sebeple ben Allah’a günde yüz defa istiğfar
ederim.” [406]
İZAH
Yuğânî: perdelenme, kapanma ve örtülme demektir.



1516 – İbn-i Ömer radıyallahu anh’dan rivâyet edildiğine göre şöyle
demiştir:
Biz Rasûlullah sallallahu aleyhi vesellem’in, bir mecliste yüz defa,
“Rabbim beni mağfiret et. Tevbemi kabul buyur, sen tevbeleri kabul eden
ve kullarına acıyansın,” dediğini sayardık. [407]




1517 – Hilâl bin Yesâr bin Zeyd babası Yesâr’dan, Resulullah’ın azatlısı
olan dedesi Zeyd’in Hz. Peygamber’i şöyle buyururken işittiğini rivâyet
etmiştir: “Her kim Allah’tan başka Allah yok ancak O, hayat sıfatıyla
muttasıf ve kayyum olan Allah vardır. Ben ona tövbe ederim derse harpten
bile kaçmış olsa günahı affolunur,”
İZAH
Bu hadis-i şerifi okuyarak harpten kaçanın günahı af oluyormuş, şu halde
harpten kaçmak büyük bir günah değilmiş zannına kapılmak, büyük
günahlardandır. Kumandanın düşmanı çember içine almak için merkezde
bulunan bölüğe geri çekilmesini emredip onların bu emre uyarak geri
çekilmesi müstesna, ölüm korkusu, aile hasreti için harpten kaçarak ırzını,
namusunu, dinini, memleketini, millet ve sancağını, düşmana teslim etmek
büyük hainliktir. Bu hadis-i şerif bu istiğfarın sevabının büyüklüğünü ifade
eder, yoksa harpten kaçanlar bu istiğfarı okurlarsa af edilirler demek
manâsına değildir. Milletlerin kanunlarında en büyük suç harpten
kaçmaktır. İslâmda imandan sonra en büyük farz cihaddır. En utanç verici
suç harpten kaçmaktır. Savaşanların büyük bir kısmının bunu işlediğini
düşünün. Memleket düşman çizmesi altında kaldığı gibi, kendileri de
öldürülürler. [408]



1518 – İbn-i Abbas radıyallahu anh’dan şöyle rivâyet edilmiştir:
Peygamber sallallahu aleyhi vesellem: “Kim istiğfara devam ederse, Allah
ona her darlıktan bir çıkış her kederden bir ferahlık ihsan eder ve o kimseyi
ümid etmediği yerden rızıklandırır” buyurdu. [409]





1519 – Abdülaziz bin Suhayb radıyallahu anh’dan rivâyet edildiğine göre
şöyle demiştir:
Katâde radıyallahu anh Hz. Enes’e, Rasûlullah sallallahu aleyhi vesellem
hangi duâ ile daha çok duâ ederdi, diye sordu. Enes radıyallahu anh;
– “Rasûlullah’ın en çok yaptığı dua, “Ey Allah’ım! Ey bizim Rabbimiz!
Bize dünyada da ahirette de hasene (dünya ve ahiretin maddi ve manevi
güzelliklerini) ver. Ve bizi cehennem azabından koru. Abdulaziz bin Suhayb
şunu ziyaret etti. “Enes radıyallahu anh kısaca bir duâ yapmak istediği
vakit, bu duayı okurdu. Ve bir daha uzun duâ etmek arzu ettiğinde, diğerleri
arasında bu duayı da okurdu.” [410]



1520 – Ebû Ümâme bin Sehl bin Huneyf’ten o da babasından rivâyet
ettiğine göre şöyle demiştir:
Peygamber sallallahu aleyhi vesellem şöyle buyurdu: “Kim sıdk ile
Allah’tan şehitlik isterse, yatağında ölse bile, Allah onu şehitlerin
derecesine yükseltir.” [411]








1521 – Esmâ bin Hakem El-Fezâri radıyallahu anh’dan rivâyet edildiğine
göre şöyle demiştir:
Ali radıyallahu anh’ın şöyle dediğini işittim: “Ben öyle kimseyim ki
Rasûlullah sallallahu aleyhi vesellem’den bir hadis-i şerif işittiğim zaman
Allah Tealâ’nın dilediği ölçüde ondan faydalanırım. Rasûlullah sallallahu
aleyhi vesellem ashabından bir kimse bana hadis-i şerif haber verdiğinde
yemin ettiriyordum. Eğer benim teklifim için yemin ederse, o hadis-i şerif
hakkında o kimseyi tasdik ederdim. Ebû Bekir radıyallahu anh bana bir
hadis haber verdi. Ebû Bekir radıyallahu anh sözlerinde doğru idi. O şöyle
anlattı. Rasûlullah sallallahu aleyhi vesellem’in şöyle dediğini işittim,
“Herhangi bir kul bir günah işler (arkasından) güzelce temizlenir, sonra
kalkar iki rekât namaz kılarsa sonra Allah’a istiğfar ederse, Allah onu
affeder.” Sonra Rasûlullah: “Ol kimseler ki bir fuhşiyat yaptıklarında veya
nefislerine zulümde bulunduklarında Allah’ı zikrederler.” (Ali İmran 135)
âyetini sonuna kadar okudu. [412]





1522 – Muaz bin Cebel radıyallahu anh’dan rivâyet edildiğine göre şöyle
demiştir:
Peygamber sallallahu aleyhi vesellem onun elini tuttu ve “Ey Muaz!
Allah’a yemin ederim ki ben seni seviyorum, Allah’a yemin ederim ki ben
seni seviyorum. Ey Muaz! Sana vasiyet ediyorum. Her namazın arkasından
(Allahım senin zikrine, şükrüne ve sana ibadet etmeme bana yardım et)
duasını terk etmemeni vasiyet ederim.” Hz. Muaz bunu Sunabihîyye vasiyet
etti. Sunabihî de Ebû Abdurrahman’a tavsiye etti. [413]


1523 – Ukbe bin Âmir radıyallahu anh’dan rivâyet edildiğine göre şöyle
demiştir:
Rasûlullah sallallahu aleyhi vesellem bana her namazın arkasından
muavvizât (Nas ve Felâk) sûrelerini okumamı emretti. [414]


1524 – Rasûlullah sallallahu aleyhi vesellem üç defa duâ ve üç defa istiğfar
etmekten hoşlanır.



1525 – Esmâ bint-i Umeys radıyallahu anha’dan rivâyet edildiğine göre o
dedi ki:
Rasûlullah sallallahu aleyhi vesellem bana “Sana sıkıntı anında veya sıkıntı
içersinde iken okuyacağın kelimeleri öğreteyim mi?” dedi ve “Allah, Allah
benim Rabbim, ben ona hiçbir şeyi ortak tutmam, dersin” buyurdu. [415]







1526 – Ebû Musa el-Eş’arî radıyallahu anh’dan rivâyet edildiğine göre şöyle
demiştir:
Bir seferde ben Rasûlullah’ın maiyetinde bulunuyordum. Medine’ye
yaklaşınca nâs seslerini yükselterek tekbir getirdiler. Rasûlullah sallallahu
aleyhi vesellem: “Ey nâs siz(kulakları) sağıra ve gâibe duâ etmiyorsunuz,
kendisine yalvardığınız, sizin aranızda ve bineklerinizin boyunları
arasındadır,” Sonra Rasûlullah sallallahu aleyhi vesellem, “Ey Ebâ Musa!
Seni Cennet hazinelerinden bir hazineye delâlet edeyim mi?” buyurdu. Ben:
– O nedir, dedim. Rasûlullah sallallahu aleyhi vesellem:
– “Lâ havle velâ Kuvvete illâ Billah’tır (ibadete güç, kötülükten kaçmaya
kuvvet yok ancak Allah’ın yardımıyla var)” buyurdu.
İZAH
Bu hadis-i şerif bize tekbir ve tesbihi içimizden huzurla okumamızı talim
ediyor. Çünkü Allah kulun gönlünden geçeni dahi bilir ve işitir. Allah’ımız
kullarının arasında olmasa da kullarına sıfatları ile yakın olmasından
kinâyedir. Bu kelimelerin Cennet hazinelerinden oluşu, bu kelimelerin o
dereceye ve manevî sermayeye ermeye vesile oluşlarıdır. Bu hadiseye konu
olan sefer Hayber seferî dönüşü idi.




1527 – Ebû Musa el-Eş’arî radıyallahu anh’dan şöyle rivâyet edilmiştir:
Ashab Rasûlullah ile birlikte bir yokuşu tırmanırlarken bir kimse her
tümseği çıkışta yüksek sesle: “Allah’tan başka ilah yoktur. Allah büyüktür”
diye bağırıyordu. Nebî sallallahu aleyhi vesellem, “Şüphesiz siz sağıra ve
gâibe çağırmıyorsunuz” buyurdu. Sonra (Ey Abdullah bin Kays) buyurdu.
Râvî bundan sonra, önce geçen hadisin manâsını zikretti.
İZAH
Abdullah bin Kays; Ebû Musa el-Eş’arî’dir.


1528 – Ebû Musa’dan önceki hadis rivâyet edildi. Ve bu hadiste Nebî
sallallahu aleyhi vesellem “Ey nâs, nefislerinize acıyın, merhamet edin”
buyurdu. [416]


1529 – Ebû Saîd el-Hudrî radıyallahu anh’dan rivâyet edilmiştir:
Rasûlullah sallallahu aleyhi vesellem, “kim rab olarak allah’a, din olarak
islâma, resûl olarak muhammed sallallahu aleyhi vesellem’e razıyım derse
ona cennet vâcip olur” buyurdu.


1530 – Ebû Hüreyre radıyallahu anh’dan rivâyet edildiğine göre:
Peygamber sallallahu aleyhi vesellem, “Kim bana bir defa salavât-ı şerife
getirirse Allah da ona on defa salavat getirir (Rahmet ve merhamet eder)”
buyurdu. [417]





1531 – Evs bin Evs radıyallahu anh’dan rivâyet edildiğine göre şöyle
demiştir:
Rasûlullah sallallahu aleyhi vesellem, “Cum’a sizin en efdal
günlerinizdendir. Sizin okuduğunuz salavat-ı şerifeler bana arz olunur”
buyurdu. Ashab, “Ey Allah’ın Rasûlü! Bizim Salât ü (selamımız) sana nasıl
arz olunur? Hâlbuki sen çürümüş olacaksın.” Râvî diyor ki: (Erimte =
çürüdü) yerine (beliyte = çürüdün) lafzını söylerler.
Rasûlullah sallallahu aleyhi vesellem, “Şüphesiz yüce olan Allah toprağa
peygamberlerin cesetlerini yemeyi haram kıldı” buyurdu. [418]

