TALAK BÖLÜMÜ · 27 – LİAN

















2245 – İbn-i Şihâb Zührî’den, Sehl bin Sa’d es-Sâidî’den rivâyet edildiğine
göre:
Aclanlı, Eşgar’ın oğlu Uveymir, Adîyoğlu Asım’a geldi. Asım’a dedi ki: Yâ
Asım, bir adam karısını başka bir erkekle bulursa, onu öldürür mü? Siz
öldürüyor musunuz? Yoksa nasıl yapar? Ya Asım bunu benim için
Rasûlullah’a sallallahu aleyhi ve sellem’e soruver, dedi. Asım da Rasûlullah
sallallahu aleyhi ve sellem’e soruverdi. Rasûlullah sallallahu aleyhi ve
sellem bu sordurmayı hoş görmedi. Kadını ayıpladı. Rasûlullah sallallahu
aleyhi ve sellem’den duydukları Asım’ın zihninde büyüdü, Asım evine
döndüğünde Uveymir ona geldi ve, Ey Asım, Rasûlullah sallallahu aleyhi
ve sellem sana ne cevap verdi, dedi. Asım dedi ki: Bana hayırla gelmedin,
Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem ondan sorduğum soruyu hoş
karşılamadı. Uveymir;
Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’den bu soruyu sormadıkça
vazgeçmem, dedi. Döndü Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’a kadar
geldi, Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem nâsın ortasında idi. Ya
Rasûlallah sallallahu aleyhi ve sellem, bir adam karısının yanında bir erkek
bulursa onu öldürür mü? Siz öldürür müsünüz? Yoksa ne yapar, dedi.
Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem, “Senin ve karının hakkında Kur’an
indi, git karını getir gel,” buyurdu. Sehl diyor ki: Ben de Rasûlullah
sallallahu aleyhi ve sellem’in yanında nâsın içinde idim. Karı koca
lânetleştiler, lânetleşme bitince Uveymir ben onu evimde tutarsam ona
yalandan iftira etmiş durumda olurum, dedi. Ve Rasûlullah sallallahu aleyhi
ve sellem ona bir şey söylemeden karısını üç talakla boşadı. İbn-i Şihab
diyor ki: işte bu boşanmak lânetleşen çiftlerin adeti oldu. [202]
İZAH
Bir erkek karısını başka bir erkekle görür bunu şahitlendiremezse, kadın da
inkâr ederse, kadınla erkek mahkeme huzurunda lânetleşirler. Erkek dört
defa Eşhedü billah, ben karımı zina halinde gördüm, der. Beşincide eğer
ben karıma söylediklerimde yalancı isem, Allah’ın gazabı bana olsun, der.
Kadın dört defa yeminle böyle bir şey yapmadığını kocasının yalan
söylediğini iddia ederek, beşincide eğer ben zina yapmışsam kocam doğru
söylüyorsa Allah’ın lâneti bana olsun der. Hakim de aralarını ayırır.



2246 – Sehl radıyallahu anh’dan şöyle rivâyet edilmiştir:
Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem, Asım bin Adiy’e şöyle buyurdu:
“Kadını doğum yapana kadar yanında tut.”
İZAH
Bu hadis-i şerif hamile kadına doğum yapana kadar had vurulmayacağına,
hamile kadına lânetleşme tatbik edilebileceğine delâlet eder.



2247 – Sehl bin Sa’di’s-Saidî radıyallahu anh’dan rivâyet edildiğine göre
şöyle demiştir:
Ben onbeş yaşında iken Asım’la karısının lânetleşmelerinde hazır
bulundum. dedi. Sonra hadisi sevk etti. O rivâyetinde, sonra kadın hamile
olarak (evden) çıktı. Çocuk annesine nisbet edilerek (falan kadının oğlu)
diye çağrılıyordu.
İZAH
Hadis-i şerif, zina eden bir kadın hamile kaldığında çocuğun babası kati
olmayacağından, annesine nisbetle çağrılacağını ifade ediyor.




2248 – Sehl bin Sa’d radıyallahu anh:
Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem, lian yapan karı koca hakkında şöyle
buyurdu: “hamile kadını gözetin, eğer gözlerinin siyahı çok siyah beyazı
çok beyaz oturakları büyük (ve geniş) bir çocuk doğurursa (zina nisbet
edilen adam böyle olduğundan) kadının kocası (Uveymir’i) iddiasında
doğru kabul ederim. Eğer kadın çocuğu sarımtırak, sarı böcek gibi
doğurursa (Uveymir kendisi böyle zayıf olduğundan) Uveymir’in zina
iddiasını yalan kabul ederim,” buyurdu. Sehl diyor ki: Kadın çocuğu, o
istenmeyen sıfat üzere dünyaya getirdi (Zinadan olduğu anlaşıldı)
İZAH
Vahara: Kertenkele büyüklüğünde yeşil renkli Anadolu’da yılan ebesi adı
verilen hayvandır. Kızıl renkli, kısa boylu kadına da bu isim verilir. Sadırda
insanı meşgun eden şeye de vahara denir.


2249 – Önceki hadislerde geçen haber Sehl’ Es-Saidî’den rivâyet edildi ve
bu haberde, “çocuk annesine nisbet edilerek çağırılıyordu,” dedi.





2250 – Bu haberde Sehl Es-Saidî’den rivâyet edildi, dedi ki:
(Uveymir) karısını Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’ın yanında üç
talakla boşadı. Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem talakın vukuûnu kabul
etti. Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’ın yanında işlenen şey sünnet
oldu.
Sehl diyor ki: Ben buna Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’ın yanında
şahit oldum, bundan böyle, lânetleşenlerde aralarının ayrılması, bir daha
ebedî birleşememeleri sünnet oldu.
İZAH
Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’in infazı iki manâya gelir.
1 – Üç talakın vukuûna infaz.
2 – Aralarında devamlı ayrılığı infazdır.
Bu kavle göre erkek kendisini yalanlayıp ben karıma iftira ettim derse artık
bir daha onunla evlenemez. Şâfiî, Mâlik, Evzâî, Sevrî, Yakub, Ahmed ve
İshak’ın kavilleri böyledir. Ebû Hanife’ye göre; erkek kendisini yalanlarsa
neseb ondan sabit olur. Çocuk da ona ilhak edilir.






2251 – Sehl bin Sa’d’den (Müseddet dedi ki, Sehl dedi). Asr-ı Saadet’te
lânetleşen karı kocaya şahit oldum, ben o zaman onbeş yaşında idim. Karı
koca lânetleştiklerinde Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem aralarını
ayırdı. Müseddet’in sözü bitti, diğerleri dedi ki: Rasûlullah sallallahu aleyhi
ve sellem lânetleşen karı koca arasını ayırdığında Sehl hazır bulundu. Erkek
dedi ki: Ya Rasûlallah sallallahu aleyhi ve sellem ben karımı evimde tutsam
ona yalandan zina isnad etmiş olur muyum, dedi. Bazı raviler (onun
üzerine) tabirini söylemediler.
Ebû Dâvud diyor ki: Hiçbir ravi ibn Uyeyne’ye tabi olarak, Peygamber
sallallahu aleyhi ve sellem’in lian yapan eşleri birbirinden ayırdığını rivâyet
etmemiştir.



2252 – Şu haberde Sehl bin Sa’d’dan şöyle rivâyet edildi. Kadın hamile idi.
Erkek hamlin kendinden olduğunu inkâr etti. Kadının oğlu anasına nisbetle
çağırılıyordu. Sonra mirasta Aziz ve Celil olan Allah’ın kadına takdir
buyurduğu hissede, çocuğun anasına anasının çocuğa varis olması sünneti
cari oldu. (liandan sonra doğan)













2253 – Abdullah bin Mes’ûd radıyallahu anh’dan rivâyet edildiğine göre
şöyle demiştir:
Bir Cuma gecesinde biz mescidde bulunuyorduk. Mescide ensardan bir
adam girdi. Ve dedi ki: Bir adam karısını bir erkekle bulsa karısının böyle
yaptığını söylerse iftira haddi uygular mısınız? Veya, o erkeği öldürse
kadının kocasını kısasan öldürür müsünüz? Eğer sükût ederse öfke üzerine
mi sükut etmeli? Vallahi ben bunu elbette Rasûlullah sallallahu aleyhi ve
sellem’den soracağım, ertesi gün Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’e
geldi, bunu sordu. Dedi ki: Bir adam karısını yabancı erkekle bulursa, bunu
da söylerse ona iftira haddi vurur musunuz? Veya o yabancı erkeği
öldürürse, kısasen erkeği öldürür müsünüz? Veya sükût ederse öfke üzerine
mi sükût etmeli? Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem: “Ey Rabbim,
meseleyi aç, aydınlat,” diye dua ediyordu. Bunun üzerine (şu mealdeki)
lânetleşme ayeti indi. “Eşlerine zina suçu atan ve kendilerinden başka
şahitleri bulunmayan kimseler…” İnsanlar arasında o adam, bununla
imtihan oldu. Karısı ve kendisi Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’e
geldiler, lânetleştiler. Erkek söylediğinde doğruluğuna dört defa Allah’ı
şahit tuttu. Beşincide eğer yalancılardan isem Allah’ın lâneti bana olsun,
dedi. Abdullah anlatıyor, kadın lânetleşmek için gitti, Rasûlullah sallallahu
aleyhi ve sellem ona (meh) yaptınsa lânetleşme, dedi. Kadın vazgeçmedi,
lânetleşti. Lânetleşme bitip dönerlerken, Rasûlullah sallallahu aleyhi ve
sellem: “Umulur ki bu kadın çocuğunu siyah ve kıvırcık saçlı doğurur”
buyurdu. Kadın hakikaten siyah ve kıvırcık saçlı bir çocuk dünyaya getirdi.
[203]
İZAH
Allahümme iftah: Allah’ım hükmet. Hükmünü bildir. Meh: Etme, yapma
diye ihtar ve ikazdır. Mülâane ayeti nûr suresi, ayet 6.
















2254 – İbn-i Abbas radıyallahu anh’dan şöyle rivâyet edilmiştir:
Hilâl bin Ümeyye, karısının Şerik bin Semha ile zina ettiğini huzur-ı
Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’da söyledi. Rasûlullah sallallahu
aleyhi ve sellem, “Ya şahid gösterirsin veya sırtına had vurulacak,”
buyurdu. Hilâl dedi ki:
Ey Allah’ın Rasûlü, bizden birimiz ailesi üzerinde bir erkeği görürse şahid
mi arayacak? Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem, “Ya şahid getirecek,
yoksa sırtına had vurulacak,” buyuruyordu. Hilâl:
Seni hak peygamber olarak gönderen Allah’a yemin ederim ki ben
muhakkak doğru konuştum. Elbette Allah benim hakkımda sırtımı haddan
kurtaracak bir hüküm indirecektir, dedi. “Karılarına zina isnad eden ve
kendi nefislerinden başka şahitleri de bulunmayan kimselerin her biri…..”
ayeti indi. Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem, “Eğer sadıklardansa”
ayetini kadar okudu ve ayeti bitirince onlara haber gönderdi, geldiler. Hilâl
bin Ümeyye kalktı. “Eşhedü billah dedi.” Nebi sallallahu aleyhi ve sellem:
“Allah biliyor ki, sizden biriniz yalancıdır. İçinizden lânetleşmeden
vazgeçen, tevbe eden var mı?” buyurdu. Sonra kadın kalktı (dört kere)
Eşhedü billah diye şehadet etti, ve eğer kocam sözünde doğru ise Allah’ın
gazabı bana olsun, mealindeki beşinci yemine gelince kadına eğer yalancı
isen bu söz büyük azabı mucibtir, dediler.
İbn-i Abbas diyor ki: Kadın durakladı, geriledi, hatta biz onu yeminden
dönecek (itiraf edecek) zannettik. Kadın ben hiçbir zaman kavmimi mahcup
etmem, dedi. Lian yeminini tamamladı, Rasûlullah sallallahu aleyhi ve
sellem, “Kadını gözetin, eğer gözleri sürmeli, uylukları büyük geniş,
incikleri, yağlı bir çocuk dünyaya getirirse, o çocuk Şerik bin
Semha’dandır,” buyurdu. Kadın bu evsafta bir çocuk dünyaya getirdi.
Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem, “Eğer Allah’ın kitabında
(lânetleşenlere ceza tatbik edilmeyeceği hakkında) bir hüküm geçmemiş
olsa idi. Benim ile bu kadın için başka bir durum vardı. (yani ben o kadına
zina haddi uygulardım)” buyurdu. [204]
İZAH
Tekelkeet: Durakladı, Sabit: Büyük, Nakasat: Döndü. Hadallece: İncikleri
yağlı, şişman demektir.



2255 – İbn-i Abbas radıyallahu anh’dan rivâyet edildiğine göre:
Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem birbiriyle lânetleşen karı kocaya
lânetleşmelerini emrettiğinde erkeğe beşincide elini ağzına koymasını
emretti ve, “Nefsine lâneti celbeden bu söz, azabı mucibtir,” buyurdu. [205]






























2256 – İbn-i Abbas radıyallahu anh’dan rivâyet edildiğine göre şöyle
demiştir:
(Allah’ın kendilerini bağışladığı üç kişiden biri olan) Hilâl bin Ümeyye
geldi. Akşam tarlasından geldiğinde karısının yanında bir erkek buldu.
Gözleriyle gördü. (konuştuklarını) kulaklarıyla işitti. Sabaha kadar o
olaydan kimseye bir şey söylemedi. Sonra sabahleyin Rasûlullah sallallahu
aleyhi ve sellem’e geldi, Ey Allah’ın Rasûlü, ben bu akşam vakti evime
geldim, karımın yanında bir erkek buldum, onu gözümle gördüm,
kulaklarımla (sözlerini) işittim, dedi. Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem
Ümeyye’nin getirdiği bu haberden hoşlanmadı, ona gazablandı, bunun
üzerine (karılarına zina isnad eden ve kendi nefislerinden başka şahidleri de
bulunmayan kimselerin her birinin şehadeti) mealindeki iki ayet indi
Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’den vahiy hali gidince Hilâl’e
“Müjde ya Hilâl Aziz ve Celil olan Allah sana genişlik ve çıkacak yer
hazırladı,” buyurdu. Hilâl:
Muhakkak ben Rabbımdan bunu ümid ediyordum, dedi. Rasûlullah
sallallahu aleyhi ve sellem, kadına haber gönderin, dedi. Kadın geldi.
Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem her ikisine de bu ayetleri okudu,
onlara vaaz etti. Ahiret azabının dünya azabından daha şiddetli olduğunu
haber verdi.
Hilâl; Allah’a yemin ederim ki, karıma söylediğim sözde doğruyum, dedi.
Kadın, kocam yalan söylüyor, dedi. Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem,
“Bunları aralarında lânetleştirin,” dedi. Hilâl’e, şehadet getir, denildi. O da
sözünde doğru olduğuna dört defa şehadet etti. Beşinciye gelince ona ya
Hilâl, Allah’tan kork, dünya azabı ahiret azabından ehvendir. Bu söz öyle
söz ki sana (Allah’ın azabını) vacib kılar, denildi.
Hilâl Allah’a yemin ederim bu sözümden dolayı da bana azab etmez, dedi.
Beşincide eğer yalancılardansam Allah’ın lâneti benim üzerime olsun, dedi.
Sonra kadına şehadet et, dediler. Dört defa kocasının yalancı olduğuna
şehadet etti. Beşinciye gelince, ona da dünya azabı ahiret azabından
ehvendir. Bu söz öyle bir söz ki senin üzerine azabı vacib kılar, dediler.
Biraz durakladı, sonra Allah’a yemin ederim ki, ben kavmimi mahcub
etmem, dedi. Beşincide eğer kocam doğru ise Allah’ın gazabı benim
üzerime olsun diye şehadet etti.
Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem aralarını ayırdı ve çocuğa babasına
nisbet edilerek çağrılmamasına, çocuğa ve annesine zina isnad
edilmemesine hükmetti. Kim kadına fahişe, çocuğa piç derse ona had
vurulacağını bildirdi. Karı koca talaksız ayrılmış olduklarından, ölümle de
kadın geri kalmadığından karının iddet müddeti içinde geçiminin ve
oturacağı evin erkek üzerine lâzım gelmeyeceğini de hükmetti. Doğacak
çocuk hakkında da şöyle dedi: “Eğer kadın, sarı renkli hafif uyluklu, dar
sırtlı, ince incikli bir çocuk doğurursa, çocuk Hilâl’indir. Eğer esmer,
kıvırcık saçlı azaları dolgun incikleri yağlı, besili, oturakları büyük çocuk
dünyaya getirirse, o isnad edilen adamdandır.” Kadın boz, kıvırcık saçlı
deve gibi vücutlu incikleri kalın, oturakları büyük bir çocuk dünyaya
getirdi. Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem, “Arada yaptıkları yemin
olmasaydı, ben o kadına had tatbik ederdim” buyurdu.
İkrime diyor ki: o çocuk Müdar (kabilesine) emir oldu. Babasının adıyla
çağrılmıyordu.
İZAH
Hadis-i şerif lânetleşmenin evliliği fesih olduğuna, talâk olmadığına
delildir. Eğer talâk olsa, kadının süknası ve nafakası kocasına lâzım gelirdi.
Şâfiî’nin görüşü de budur. İmam-ı Azam ve Muhammed bin Hasan’a göre
lânetleşme talâk-ı bâindir. Kadının iddeti içinde nafakası ve barınacağı ev
erkeğine aittir.
Lemyazaz: Yani Hilâl o adamı rahatsız etmedi. Keyfini kaçırmadı demek.
Usayhıb: Boz renk, sarımtırak.
Uraysıh: Hafif oturak.
Uteybin: Sırt,
Hamşüssak: İnce incikli
Evrak: Kül renkli
Cad: Kıvırcık saçlı
Cemâlî: deve gibi vücutlu tam azâlı.





2257 – Said bin Cübeyr radıyallahu anh’dan şöyle rivâyet edilmiştir:
İbn-i Ömer radıyallahu anh’in şöyle dediğini işittim. Rasûlullah sallallahu
aleyhi ve sellem, birbiriyle lânetleşen karı ve kocaya, “ikinizden biriniz
yalancıdır. Hesaplarınız Allah’adır. (Erkeğe), senin karının yanına
yaklaşmana yolun yok.” (Erkek) Ey Allah’ın Rasûlü ona verdiğim malım ne
olacak? Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem, “Eğer ona söylediğin sözde
doğru isen, malın kadını kendine helâl kılmana karşılıktır, eğer ona
yalandan zina isnad ettiysen, o mal sana çok uzaktır,” buyurdu. [206]




2258 – Said bin Cübeyr radıyallahu anh’dan rivâyet edildiğine göre şöyle
demiştir:
İbn-i Ömer’e, bir adam karısına zina isnad etti, dedim. İbn-i Ömer:
Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem, Aclan oğullarından iki kardeşin
(Karı kocanın) arasını ayırdı ve onlara şöyle buyurdu: “Allah biliyor ki,
ikinizden biriniz yalancıdır. İçinizde iddiasından dönen var mı?” diye üç
defa tekrarladı. İddialarından vaz geçen olmadı ve aralarını ayırdı. [207]






2259 – İbn-i Ömer radıyallahu anh’dan şöyle rivâyet edilmiştir:
Asr-ı Saadet’te bir adam karısıyla lânetleşti. Kadının doğurduğu çocuğun
kendisinden olduğunu reddetti. Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem de
aralarını ayırıp çocuğu annesine verdi.
Ebû Dâvud diyor ki: Malik’in rivâyette tek kaldığı lafızlar, “Çocuğu
annesine ilhak etti,” kelimeleridir. Yunus, Zührî’(den naklen, Zührî de Sehl
bin Sa’d’den naklen lian hadisinde dedi ki: Kadının kendinden hamlini
inkâr etti. Kadının çocuğu kendisine nisbet edilerek çağrılıyordu. [208]

