CİHAD BÖLÜMÜ · 89 – ORDU, ARKADAŞLAR VE MÜFREZELERDE MÜSTEHAB OLAN ŞEYLER



2611 – İbn-i Abbas radıyallahu anh’dan rivâyet edildiğine göre: Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem, “(Yolculukta) arkadaşlığın (sayı bakımından) en hayırlısı dört kişi, seriyyenin en hayırlısı dört yüz kişidir. Ordunun en hayırlısı dört bin kişidir. Ve on iki bin kişilik ordu, azlıktan dolayı mağlup olmaz,” buyurdu. [423]














2612 – Süleyman bin Büreyde radıyallahu anh’dan rivâyet edildiğine göre dedi ki: Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem, bir seriyye veya orduya kumandan tayin edip gönderdiği vakit, kendi nefsi hakkında Allah’tan korkmasını ve yine ona birlikte olduğu Müslümanlar hakkında hayır tavsiye ederdi. Şöyle buyurdu: “Müşriklerden olan düşmanlarınla karşılaştığın vakit, onları üç hasletten birine veya üç şeyden birine davet et. Bunlardan hangisini senden kabul ederlerse, sen de onlardan kabul et, ve kendilerini serbest bırak onları önce İslam’a davet et, bu teklifini kabul ederlerse, onların İslâm’ını kabul et ve kendilerini serbest bırak, sonra onları memleketlerinden muhacirlerin yurduna yer değiştirmelerine davet et ve onlara bildir. Eğer bunu yaparlarsa, muhacirlere olan ikram onlara da var, onlar aleyhine olanın onlara da olduğunu haber ver. Eğer, memleketlerini tercih ederlerse, onlar da müslümanların bedevîleri gibi olacaktır. Onlara, mü’minlerin üzerine cereyân eden Allah’ın hükmü onların da üzerine cereyan edecektir. Onlar için ganimetten, harpsiz alınan maldan hayır yoktur. Ancak, Müslümanlarla birlikte cihada çıkarlarsa müstesnâ. Eğer onlar İslam’dan yüz çevirirlerse, onları cizye vermeye çağır, eğer kabul ederlerse, onlardan kabul et ve kendilerini serbest bırak eğer kabul etmezlerse, Allah’tan yardım iste ve onlarla savaş. Bir kale halkını kale içinde muhasara ettiğinde, senden kendilerine Allah’ın hükmünü uygulamanı isterlerse, (bunu) onlara uygulama. Çünkü onlar hakkında Allah’ın ne hüküm ettiğini bilemezsin. Lakin, onlara kendi hükmünüzü uygulayın ve sonra onlar hakkında dilediğiniz hükmü veriniz.” [424]



2613 – Süleyman bin Büreyde radıyallahu anh’dan, o da babasından rivâyet ettiğine göre: Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem, Allah’ın adıyla Allah yolunda ve Allah’ı inkar edenlerle savaşınız ve ahdinizi bozmadan, hıyanet etmeden, müsle yapmadan, çocukları öldürmeden savaşınız.” buyurdu.




2614 – Enes bin Malik radıyallahu anh’dan rivâyet edildiğine göre: Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: “Allah’ın ismiyle, Allah’ın adıyla, Rasûlullah’ın dininde sebat ederek savaşınız. Yaşı geçmiş fanîleri, çocukları, küçükleri, kadınları öldürmeyin. Ganimete hıyanet etmeyin, çünkü ganimeti bir araya toplayın, işlerinizi düzeltiniz. İhsan ile muamele ediniz (çünkü Allah ihsan edenleri sever.)”
İZAH
Hanefîlere göre: Papazların, ihtiyarların, kadınların ve âmâların öldürülmesi caiz değildir. Şâfiî’ye göre: Papazlar, ihtiyarlar ve âmâlar iman etmedikleri takdirde öldürülürler. (Mealimü’s-Sünen, c. 3, s. 419)

