ORUÇ BÖLÜMÜ · 42 – SEFERDE ORUÇ



2402 – Aişe radıyallahu anha’dan rivâyet edildiğine göre: Hamza el-Eslemî, Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’a: ben devamlı oruç tutarım, seferde de tutayım mı, dedi. Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem, “Dilersen tut, dilersen tutma,” buyurdu. [296]





2403 – Hamza el-Eslemî, radıyallahu anh’dan rivâyet edildiğine göre: Ya Rasûlallah sallallahu aleyhi ve sellem, benim bir devem var, onu çalıştırıyorum, onun üzerinde sefere çıkıyorum, onu kiraya veriyorum, sefere çıkışım çok kere şu aya (Ramazana) tesedüf ediyor. Ben oruç tutmaya kuvvet de buluyorum, gencim bana oruç tutmak, onu tehir edip borç bırakmaktan daha kolay geliyor, onu tutsam mı sevabım daha çok, seferde yesem mi, dedi. Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem, “Bunlardan hangisini dilersen onu yap ey Hamza,” buyurdu. [297]




2404 – İbn-i Abbas radıyallahu anh’dan rivâyet edildiğine göre şöyle demiştir: Nebi sallallahu aleyhi ve sellem (Mekke’nin fethi için) Medine’den Mekke’ye gitmek için çıktı. Usfan’a geldi, bir bardak istedi, insanlara göstermek için su bardağını ağzına kaldırdı, bu olay Ramazan’da idi. İbn-i Abbas şöyle derdi. Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem yolculukta bazen oruç tutar bazen tutmazdı. [298]
İZAH
Usfan: Mekke’den otuz üç mil mesafede bir köydür.



2405 – Enes radıyallahu anh’dan rivâyet edildiğine göre şöyle demiştir: Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem ile Ramazan’da sefere çıktık, yolculuk yaptık. Bir kısmımız oruç tuttu, oruçlu olanlar yiyenleri, yiyenler de oruçluları ayıplamadılar. [299]










2406 – Kaze’a radıyallahu anh’dan rivâyet edildiğine göre şöyle demiştir: Ebû Said el-Hudrî’nin yanına gittim. İnsanlar onun etrafında toplanmışlardı ve onlara fetva veriyordu. Yalnız kalmasını bekledim. Yalnız kalınca ona seferde Ramazan orucu tutmayı sordum. Ebû Said dedi ki: Mekke’nin fethi yılı Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’la beraber çıktık, oruç tutuyorduk, konaklardan bir konak yerine vardık. Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem, “Siz düşmanlarınıza yaklaştığınız zaman, orucu yemeniz size kuvvet verir,” buyurdu. Sabahleyin, bir kısmımız oruçlu, bir kısmımız da orucu bozmuştu. Sonra yürüdük bir konak yerine geldik. Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem, “Siz sabahleyin düşmanlarınızla karşılaşacaksınız, orucu yemek sizin için daha kuvvet verir, oruçları bozun,” buyurdu. Bu Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellemdan bir azimet oldu. Ebû Sâid diyor ki: “Ben bundan (azimetten) önce de sonra da Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’la birlikte yolculukta oruç tuttuğumu biliyorum.” [300]


2407 – Câbir bin Abdullah radıyallahu anh’dan şöyle rivâyet edilmiştir: Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem, (Güneşin tesirinden bayılmış oruçlu) bir kimseyi üzerine gölgelik yapılmış halk üzerine toplanmış olarak gördü ve “Seferde oruç iyilik değildir,” buyurdu. [301]








2408 – Abdullah İbn-i Ka’b oğlullarından, Benî Kuşeyr’in kardeşlerinden olan Enes bin Malik rivâyet etti. Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’ın atlıları bize (kabilemize) baskın yaptı. Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’ın yanına vardım veya gittim, dedi. Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem yemek yiyordu. “Otur ve yemeğimizden nasiplen,” dedi. Ben oruçluyum, dedim. Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem, “Otur sana namaz ve oruçtan haber vereyim. Allah Teâlâ namazın bir kısmını veya yarısını ve orucu misafirden, emzikli ve hamile kadından kaldırmıştır. Yemin olsun bunların (emzikli ve hamile) ikisini birden ve hamile kadından kaldırmıştır.” Yemin olsun bunların ikisini birden veya ikiden birini söyledi. O zaman Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’ın yemeğinden yemediğim için kendi kendime teessüf ettim. [302]

