Sünen-i Ebû Dâvûd · Haziran 29, 2026

Zıhar babı

TALAK BÖLÜMÜ · 17 – ZIHAR BABI 2213 – Seleme bin Sahr’dan rivâyet edildiğine göre İbn-i Âlâ el-Beyazî

TALAK BÖLÜMÜ · 17 – ZIHAR BABI

Sünen-i Ebû Dâvûd Arapça hadis metni
Sünen-i Ebû Dâvûd Arapça hadis metni
Sünen-i Ebû Dâvûd Arapça hadis metni
Sünen-i Ebû Dâvûd Arapça hadis metni
Sünen-i Ebû Dâvûd Arapça hadis metni
Sünen-i Ebû Dâvûd Arapça hadis metni
Sünen-i Ebû Dâvûd Arapça hadis metni
Sünen-i Ebû Dâvûd Arapça hadis metni
Sünen-i Ebû Dâvûd Arapça hadis metni
Sünen-i Ebû Dâvûd Arapça hadis metni
Sünen-i Ebû Dâvûd Arapça hadis metni
Sünen-i Ebû Dâvûd Arapça hadis metni
Sünen-i Ebû Dâvûd Arapça hadis metni
Sünen-i Ebû Dâvûd Arapça hadis metni
Sünen-i Ebû Dâvûd Arapça hadis metni
Sünen-i Ebû Dâvûd Arapça hadis metni

2213 – Seleme bin Sahr’dan rivâyet edildiğine göre İbn-i Âlâ el-Beyazî

radıyallahu anh şöyle demiştir:

“Ben öyle bir adamdım ki, kadınlara karşı başkalarında bulunmayan bir

za’fa, şehvete mübtelâ idim. Ramazan-ı Şerif girince karıma temas ederim

de bu hal beni sabaha kadar sürükler diye korktum. Ramazan-ı Şerif çıkana

kadar karıma zihar verdim. Bir ara, o bana gece hizmet ediyordu, onun

vücudundan bir kısmını açılmış gördüm, dayanamadım, ona cimada

bulundum sabah olunca hemen kavmim içerisine çıktım, onlara başımdan

geçenleri haber verdim ve haydin benimle Rasûlullah sallallahu aleyhi ve

sellem’e yürüyün, dedim. Kavmim “Vallahi gitmeyiz,” dediler. Rasûlullah

sallallahu aleyhi ve sellem’e gittim ve olayı anlattım. Rasûlullah sallallahu

aleyhi ve sellem: “Ey Seleme bunu sen mi yaptın, buyurdu. Ben iki defa,

“Evet onu ben yaptım. Allah sana ne bildirdiyse bana onu emret, çünkü ben

Allah’ın emrine sabırlıyım (razıyım)” dedim. Rasûlullah sallallahu aleyhi

ve sellem, “Bir ense (köle) azad et,” dedi.

Ben enseme (elimi) vurarak, “Bundan başka ensem yoktur.” Dedim.

Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem, “Arka arkaya iki ay oruç tut,”

buyurdu. Ben; “Benim şu başıma gelen ancak oruç yüzünden geldi.” Öyle

ise, “Altmış fakire bir vesak hurma dağıt,” buyurdu. Ben, seni peygamber

olarak gönderen, Allah’a yemin ederim ki, bizim yiyeceğimiz yoktu. Aç

olarak yattık, dedim. Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem, “Benî

Züreyk’in sadaka tahsildarına git, onlardan aldığı zekâtı sana versin, ondan

bir vesakını altmış fakire yedir, geri kalanını sen ve ailen yesin,” buyurdu.

Kavmime döndüm, onlara dedim ki, “Sizden çok tazyik ve iyi olmayan

görüşler gördüm, Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’den genişlik ve

güzel görüşler gördüm, bana veya benim için sadakanızı vermenizi

emretti,” dedim. [188]

İZAH

Yuttabeu: Düşünmeden şerde vaki olmaktır.

Vahşeyni: Yemeğimiz yok, aç olarak demektir. Muvakkat zihârın bir şey

ifade etmeyeceğine Şâfiî hükmediyor. Meselâ: Bir kimse karısına bir ay sen

bana annem gibisin, dese muvakkat olduğu için bir şey lâzım değil diyor.

İmam-ı A’zam zıhar kefaretinde azat edecek köle bulamazsan, iki ay oruç

tutar, ona da gücü yetmez ise altmış fakire birer fitre para verir veya

fakirleri doyurur. Fakire fitre verecekse bir fitir yarım sağ olduğu için 30

sağ buğday yeter diyor. Buğdaydan otuz sağ olursa yarımşar sağdan altmış

fakire dağıtılır, bu kâfi gelir, diyor. Bu hadisten bir mü’min zekâtının

hepsini bir mü’minin borçtan kurtulmasına sarf edebileceği de anlaşılıyor.

Rakabe: Aslında Ense demektir. Fakat Köle manâsında kullanılır. Çünkü

ense insanın bir parçası ve can damarının bulunduğu yerdir. Köleler

efendiler tarafından ensesinden tutulmuşa benzerler. Bundan dolayı onlara

rakabe denir.

Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem, rakabe azad et, derken köle azad et,

demek istiyor. Seleme de kölesi olmadığını kinaye yollu ifade için rakabe

kelimesini asıl manâsında kullanarak benim bundan başka ensem yok,

demiştir.

Sünen-i Ebû Dâvûd Arapça hadis metni
Sünen-i Ebû Dâvûd Arapça hadis metni
Sünen-i Ebû Dâvûd Arapça hadis metni
Sünen-i Ebû Dâvûd Arapça hadis metni
Sünen-i Ebû Dâvûd Arapça hadis metni
Sünen-i Ebû Dâvûd Arapça hadis metni
Sünen-i Ebû Dâvûd Arapça hadis metni
Sünen-i Ebû Dâvûd Arapça hadis metni
Sünen-i Ebû Dâvûd Arapça hadis metni
Sünen-i Ebû Dâvûd Arapça hadis metni
Sünen-i Ebû Dâvûd Arapça hadis metni
Sünen-i Ebû Dâvûd Arapça hadis metni

2214 – Huveyle bin Malik bin Sa’lebe radıyallahu anh’dan rivâyet

edildiğine göre şöyle demiştir:

Kocam Evs bin Sâmit bana zıharda bulunmuştu. Ben Rasûlullah sallallahu

aleyhi ve sellem’e geldim, ona şikâyette bulunuyordum. Rasûlullah

sallallahu aleyhi ve sellem de kocam hakkında benimle mücadele ediyor ve,

“Allah’tan kork kocan senin amcanın oğludur,” buyuruyordu. Fazla zaman

geçmedi. Kur’an’dan, “Muhakkak Allah kocası hakkında seninle mücadele

eden kadının sözünü işitti.” Ayetleri ziharın kefaretini bildiren ayetlere

kadar indi. Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem, “Bir köle azat etsin,”

buyurdu. Huveyle, kocam bir köle azad edecek para bulamaz, dedi.

Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem:

“Arka arkaya iki ay oruç tutacak.”

Huveyle:

Ya Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem, kocam ihtiyar bir adamdır. Oruç

tutamaz dedi.

Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem:

“Altmış fakir doyursun.”

Huveyle: Sadaka olarak verecek bir şeyi yok. Daha sonra Huveyle şunları

rivâyet etti. Hemen o anda bir arak hurma getirildi. Ben de: Ya Rasûlullah

sallallahu aleyhi ve sellem kocama bir arak da ben yardım edeyim dedim.

Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem:

“Aferin sana, git kocan namına onunla altmış fakiri doyur ve amcanın oğlu

olan kocana dön,” buyurdu.

Ma’mer diyor ki: Arak altmış sa’dır.

Ebû Dâvud bu mevzuda diyor ki: Huveyle kocasından müsaade almadan

onun namına kefareti ödedi. (Ebû Dâvud: Evs, Ubade bin Samit’in oğlan

kardeşidir) dedi.

İZAH

Zıhar: Bir erkeğin karısına, senin sırtın bana annemin sırtı gibidir. Veya

senin başın bana annemin başı gibidir. Senin kalçaların bana annemin

kalçaları gibidir, veya senin bu azaların bana kız kardeşimin bu uzuvları

gibidir, sözleriyle kadına zihar vermiş oluyor. Karısına bu sözlerden birisi

ile zihar vermiş olan kimse bir köle azat etmedikce, onu bulamazsa arka

arkaya iki ay oruç tutmadıkça ona da gücü yetmezse, altmış fakire yarımşar

sa yiyecek vermedikçe karısına yaklaşamaz, işte karısına zıhar verenlerin

ödeyeceği kefaret budur.

Arak: Büyük bir harar. Veya harar büyüklüğünde bir zenbildir. Yukarıda

geçen ayetleri Mücadele suresinin ilk ayetleridir.

Sünen-i Ebû Dâvûd Arapça hadis metni
Sünen-i Ebû Dâvûd Arapça hadis metni

2215 – Muhammed bin Seleme, İbn-i İshak’tan:

Bu isnadla bu geçen hadisin benzerini rivâyet etti. Ancak orada, arak otuz

sa’ alan bir ölçektir, dedi.

Sünen-i Ebû Dâvûd Arapça hadis metni
Sünen-i Ebû Dâvûd Arapça hadis metni

2216 – Ebû Seleme bin Abdurrahman radıyallahu anh’dan rivâyet edildiğine

göre şöyle demiştir:

Arak, onbeş sa’ alan zenbildir.

Sünen-i Ebû Dâvûd Arapça hadis metni
Sünen-i Ebû Dâvûd Arapça hadis metni
Sünen-i Ebû Dâvûd Arapça hadis metni
Sünen-i Ebû Dâvûd Arapça hadis metni

2217 – Şu bir önceki hadis Süleyman bin Yesar’dan rivâyet edilmiş, bu

rivâyetle;

Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’a hurma getirildi, onu Evs bin

Samit’e verdi. Hurma on beş sa’a yakındı. Rasûlullah sallallahu aleyhi ve

sellem ona: “Bunları tasadduk et” buyurdu. Evs bin Samit, Ey Allah’ın

Rasûlü, bunu benden ve ehlimden daha fakire mi tasadduk edeceğim, dedi.

Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem, “Onu sen ve ehlin yiyin,” buyurdu.

Sünen-i Ebû Dâvûd Arapça hadis metni
Sünen-i Ebû Dâvûd Arapça hadis metni

2218 – Ubade bin Samit’in kardeşi Evs’den rivâyette:

Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem, Evs’e altmış fakire yedirmek üzere

on beş sa’ arpa vermiştir.

Sünen-i Ebû Dâvûd Arapça hadis metni
Sünen-i Ebû Dâvûd Arapça hadis metni
Sünen-i Ebû Dâvûd Arapça hadis metni

2219 – Hişam bin Urve radıyallahu anh’dan şöyle rivâyet edilmiştir:

Cemîle, Evs bin Sâmit’in nikâhı altında idi. Evs bin Sâmit, kadına çok

düşkün bir adamdır. Kadına düşkünlüğü şiddetlenince karısına zıharda

bulundu. Yüce olan Allah (c.c) zıhar kefaretini onun hakkında indirdi.

İZAH

Lemem: Delilik manâsına gelir, burada lemem kadınla cimaya düşkünlük

demektir.

Sünen-i Ebû Dâvûd Arapça hadis metni

2220 – Aişe radıyallahu anh’dan geçen hadisin benzeri rivâyet olundu.

Sünen-i Ebû Dâvûd Arapça hadis metni
Sünen-i Ebû Dâvûd Arapça hadis metni
Sünen-i Ebû Dâvûd Arapça hadis metni

2221 – İkrime radıyallahu anh’dan şöyle rivâyet edilmiştir.

Bir kimse karısına ziharda bulundu, daha kefaretini ödemeden önce cimada

bulundu, Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’e gelerek yaptığını haber

verdi. Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem:

“Zihar verdikten sonra karına cima etmeye seni hangi şey zorladı” buyurdu.

Adam:

Ayın aydınlığında inciğinin beyazlığını gördüm (dayanamadım) dedi.

Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem, “Zıharının kefaretini ödeyene kadar

ailenden uzak dur,” buyurdu. [189]

İZAH

Bu hadis-i şeriften anlaşıldığına göre zıhar veren kimse kefaretini

ödemeden cimada bulunursa yine kefaretini ödemesi gerektiğini ifade

ediyor.

Sünen-i Ebû Dâvûd Arapça hadis metni
Sünen-i Ebû Dâvûd Arapça hadis metni

2222 – İkrime radıyallahu anh’dan şöyle rivâyet edilmiştir:

Bir adam karısına zıhar vermişti. Karısının inciğinin berraklığını ay ışığında

görünce (dayanamayıp), ona cimada bulundu. Bunun üzerine Rasûlullah

sallallahu aleyhi ve sellem’a gelip anlattı. Rasûlullah sallallahu aleyhi ve

sellem ona (zıharına) kefaret ödemesini emretti.

Sünen-i Ebû Dâvûd Arapça hadis metni
Sünen-i Ebû Dâvûd Arapça hadis metni

2223 – İkrime radıyallahu anh, İbn-i Abbas’tan, Rasûlullah sallallahu aleyhi

ve sellem’den bu hadisin benzerini rivâyet etti. Fakat orada “İncik” tabirini

zikretmedi.

Sünen-i Ebû Dâvûd Arapça hadis metni

2224 – İkrime radıyallahu anh’dan:

Süfyan’ın hadisinin benzeri rivâyet olundu.

Sünen-i Ebû Dâvûd Arapça hadis metni

2225 – İbn-i Abbas radıyallahu anh’dan, Rasûlullah sallallahu aleyhi ve

sellem’den aynı manâda rivâyet olunmuştur.