BÖLÜMÜ · 1 – BAB


3969 – Câbir radıyallahu anh’dan:
Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem, (Bakara sûresinin yüzyirmi beşinci
ayetinin ilk kelimesini emir sigası ile “Makam-ı İbrahim’de bir bölümü
Namazgah edinin” diye okudu. [540]
İZAH
Bakara sûresinin yüryirmi beşinci âyetinin ilk kelimesi Rasûlullah
sallallahu aleyhi ve sellem’den iki şekilde rivâyet edilmiştir.
1- Bu hadiste olduğu gibi emir sigası ile VETTEHİZÛ şeklindedir. Kıraat
imamlarından Asım’ın kıraatı Hafs’ın rivâyeti bu şekildedir.
2- Mazi Sigası ile VETTEHEZÜ şeklinde rivâyet edilmiştir.
Kıraat imamlarından Nafi hazretlerinin kıraatı mazi sıgası ile okunmaktadır.
Mazi sıgası ile okunduğunda ayetin manası şöyle olur: “Makamı
İbrahim’den bir bölümünü Namazgah edindiler.”



3970 – Aişe radıyallahu anhâ’dan: Bir zât gecenin bir saatınde kalktı yüksek
sesle Kur’an okudu. Sabah vakti olunca Rasûlullah sallallahu aleyhi ve
sellem şöyle buyurdu: “Allah falana merhamet etsin, bu gece benim
unutarak atlamış olduğum bazı âyeti bana hatırlatmış oldu.” [541]





3971 – İbn-i Abbas radıyallahu anh’dan:
(Şu Âl-i İmran sûresi 161.ayeti) Bedir günü kaybedilen kırmızı kadifeyi
Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem almıştır, dediler. Bunun üzerine Aziz
ve Celil olan Allah, “Hiçbir Peygambere malı ganimeti gizlice alıp
haksızlık etmek yaraşmaz. Kim haksızlık yaparsa kıyamet günü yaptığı ile
gelir. Sonra haksızlık yapılmaksızın herkese kazanmış olduğu ödenir”
âyetini indirdi. [542]
Ebû Dâvud: Ayetteki Yeğulle kelimesi baştaki ya harfinin fethası ile
okunacak, dedi.


3972 – Enes bin Mâlik radıyallahu anh’dan rivâyete göre Rasûlullah
sallallahu aleyhi ve sellem:
“Ya Rab cimrilikten ve ihtiyarlıktan sana sığınırım” buyurdu. [543]



3973 – Asım bin Lakıt bin Sabre radıyallahu anh’dan rivâyet edildiğine göre
şöyle demiştir: Benî Müntefek heyetinden gelenler içerisinde idim. Veya
Benî Müntefek heyetinden Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’e gelenler
arasında idim. Râvi hadisin devamını zikretti.
Bu rivâyette Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem SİN harfini kesre olarak
okuyup, LÂ TAHSİBENNE (zannetmeyin) buyurdu. SİN harfinin fethası
ile LÂ TAHSEBENNE buyurmadı. [544]



3974 – İbn-i Abbas radıyallahu anh’dan rivâyet edildiğine göre şöyle
demiştir:
Müslümanlar birkaç koyundan ibaret sürüsü başında bulunan bir kimseye
yetiştiler. Adam Müslümanlara “Esselâmü aleyküm” dedi. Müslümanlar
(onun bu selâmını imanından dolayı değil, korkusundan verdiğini
zannederek) öldürdüler. O, birkaç koyunu da aldılar. Bunun üzerine (Nisa
sûresinin doksan dördüncü ayeti ki), “Ey inananlar Allah yolunda
yürüdüğünüz vakit her şeyi iyice anlayın, size Müslüman olduğunu
bildirene dünya hayatının geçici menfaatine (o birkaç koyuna) göz dikerek
sen mü’min değilsin, demeyin. Allah’ın vereceği çok ganimetler vardır”
mealindeki âyet indi. [545]
İZAH
Bu ayet-i kerimedeki selâm kelimesi Lamın önünde elifle çekilerek okundu.
Lamı çekmeksizin seleme şeklinde de okunmuş.
Bu ayeti kerime İslam mücahidleri bir ülkeye vardıklarında; ülkenin
camileri var, ezan okunuyor, namazı kılınıyorsa, o ülke halkına
dokunmamalarını ben Müslümanım diyenlerin korkularından böyle
diyorlar, diye öldürülmemesini emreder.




3975 – Harice bin Zeyd bin Sabit radıyallahu anh’dan onun da babasından
rivâyet edildiğine göre:
Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem, (Nisa sûresinin 94. ayetinde) şu
kelimeyi Ra harfinin fethası ile ğayra ûliz-zararı okurdu. Râvîlerden Saîd
bin Mansur rivâyetinde “okurdu” cümlesini söylemedi.
İZAH
Nisa sûresinin 94. ayetindeki GAYR kelimesi KÂİDÜN kelimesinden sıfat
olarak ötre ile Gayrü şeklinde okunmuştur. Kıraat imamlarından Asım İbn-i
Kesir Ebû Amr bu şekilde okurlar. Gayr kelimesi istisnâ veya hal olarak
Ranın fethasıyla ile Gayra şeklinde de okunmuştur. Nâfi, İbn-i Amr ve
Kisâî böyle okumuşlardır.


3976 – Enes bin Malik radıyallahu anh’dan rivâyet edildiğine göre şöyle
demiştir: Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem, (Maide sûresinin kısas
hükmünü bildiren 45. âyetindeki şu cümleyi) “Velaynü bil ayni” diye nunun
zammesiyle okudu. [546]
İZAH
Bu ayet-i kerime Maide sûresinin 45. âyetidir. Kısas hükmünü bildirir.
Elaynü bil ayni, göze göz demektir.
Aynü kelimesi kıraat imamlarından Kisaî tarafından ötüre diğerleri
tarafından nefse üzerine atıf yaparak hepsi vel ayne diye nunu üstün
okurlar.
Ayetin tamamı:
“Tevratta, onlara cana can, göze göz, buruna burun, kulağa kulak, dişe diş
ve yaralara karşılık ödeşme yazdık. Kim hakkından vaz geçerse ona keffaret
olur. Allah’ın indirdiği ile hükmetmeyenler işte onlar zalimdirler”
mealindedir.


3977 – Enes bin Malik radıyallahu anh’dan rivâyet edildiğine göre:
Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem, (Maide sûresinde geçen), “Ben
tevratta onlara cana can, göze göz yazdım” (mealindeki) ayette geçen Vel-
ayn kelimesinin nunun zammesiyle aynu” okudu.
İZAH
3976 nolu hadisin izahını okuyunuz.



3978 – Atiyye bin Sad el-Avfî radıyallahu anh’dan rivâyet edildiğine göre
şöyle demiştir: Abdullah bin Ömer’e (Rum sûresinin 54.) “Allah sizi
güçsüzlükten yarattı” mealindeki ayetini okudum. Abdullah bin Ömer
ayette geçen Za’fın kelimesini zadın zammesi ile Zu’fun okudu. Ve senin
bana okuduğun gibi ben de bu ayeti Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’e
okudum. Benim senin sözünü kestiğim gibi Rasûlullah sallallahu aleyhi ve
sellem de benim sözümü kesti. Ve (Zu’fun) okudu dedi. [547]
İZAH
Zu’fun kelimesinin Za’sının ötre okunması Kureyş Lûgatına göredir.
Asım’dan başka krıaat imamları Zu’fun okuyorlar. Asım ise Za’fın şeklinde
okuyor.

3979 – Ebû Saîd radıyallahu anh’dan rivayete göre:
Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’den (Rum sûresinin 54. ayeti “Min
Zu’fin” şeklinde rivâyet olunmuştur. [548]
İZAH
3978 nolu hadisi okuyunuz.


3980 – Abdurrahman bin Ebza’dan rivâyet edildiğine göre şu ayette şöyle
demiştir: Mealen “Allah’ın fazlı ve rahmeti ile sevinseniz.”
İZAH
Bu ayet Yunus sûresinin 58. ayetidir. Ayetteki sevinsinler mealindeki
kelime emr-i gaib olarak “Felyefrehû”dur. Kıraat imamlarının hepsi bu
şekilde okudular. Sadece Yakub hadisteki rivâyete uygun olarak sevininiz
anlamına muhatab sigası ile başının “tâ”sı ile (Veltefrehu) okumuştur.


3981 – Übey bin Ka’b radıyallahu anh’dan rivâyet edildiğine göre:
Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem, (Yunus sûresinin 58. ayetini),
“Allah’ın fazlı, rahmeti ve onunla sevininiz, zira o sizin topladıklarınızdan
daha hayırlıdır” şeklinde okudu.
İZAH
Bu rivâyette Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem Efendimizin sevininiz,
şeklinde muhatap sîgası ile okuduğu rivâyet olunmuştur.
Bir önce geçen hadisin izahında görüldüğü gibi Yakub’tan başka bütün
imamlar sevinsinler diye gâib sigası ile okumuşlardır.


3982 – Esma bin Yezid radıyallahu anh’dan rivâyet edildiğine göre, o
Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’i (Hud sûresinin 46. ayetini) “O, iyi
olmayan bir amel işledi” şeklinde okumuştur.
İZAH
Bu ayet Hud sûresinin 46. ayetidir. Kisâî ve Yakub ayeti, hadiste rivâyet
edildiği şekilde mazi sîgası ile “Amile” şeklinde okudular. Diğer kıraat
imamları mastar sîgası ile “Amelün” şeklinde okudular.
Mazî sîgası okunduğunda mânâ şöyle olur: “Ey Nuh; oğlun senin neslinden
sayılmaz. Çünkü o, iyi olmayan bir iş yapmıştır.”
Mastar sıgası ile okunursa mânâ şöyle olur: “Ey Nuh; oğlun senin neslinden
sayılmaz, çünkü onun yaptığı iyi olmayan bir iştir.” [549]



3983 – Şehr bin Havşeb radıyallahu anh’dan rivâyet edildiğine göre şöyle
demiştir: Ümmü Seleme’ye Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem: Şu “o iyi
olmayan bir iştir” mealindeki ayeti nasıl okurdu dedim. Aişe radıyallahu
anhâ, Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem, o ayeti (Mazî sîgası ile) “O iyi
olmayan bir iş işledi” diye okudu dedi. [550]




3984 – Übey bin Ka’b’dan rivayet edildiğine göre: Rasûlullah sallallahu
aleyhi ve sellem, dua ettiğinde önce kendisinden başlardı. Şöyle buyururdu:
“Allah’ın rahmeti bize ve Musa üzerine olsun, eğer sabretmiş olsaydı
arkadaşından (Hızır’dan) çok hayret verici şeyler görecekti” Lakin Musa
şöyle dedi: “Eğer bundan sonra sana bir şeyden sorarsam bana arkadaşlık
etme, benim tarafımdan mazur sayılırsın” Hamza bin Ziyâd “Ledünnî”
kelimesini uzatarak okudu. [551]
İZAH
“Min Ledünnî” kelimesini Nafi, Ebû Bekir ve Ebû Cafer nunun şeddesini
kaldırarak “min Ledüni” şeklinde okudular. Diğer kıraat imamları nunun
şeddesi ile okudular.


3985 – Ubey bin Ka’b radıyallahu anh’dan:
Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’den rivâyet edildiğine göre Kehf
sûresinin 76. ayetini nunun şeddesi ile (Min Ledünnî) şeklinde okudu. [552]


3986 – İbn-i Abbas radıyallahu anh’dan rivâyet edildiğine göre şöyle
demiştir: Ubey bin Kâ’b’a Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’in
okuttuğu gibi Ubey bin Ka’b da bana, “fî aynı hamietin” ayetinde
“hamietin” kelimesini elifsiz hafifletilmiş olarak okuttu. [553]
İZAH
Bu ayet-i kerime Kehf sûresinin 76. ayetidir. Konu Hazreti Zülkayneyn’in
Afrika’da Atlas Okyanusu’na kadar geldiğini akşam vakti güneşin siyah bir
balçık içine battığını görür. Çünkü akşam vakti güneş denizden batarken su
ve karanlık karışımı bir balçık içinden batar gibi görünür. Ayet bu olayı
tasvir eder. Bu ayette “Hamietin” kelimesini “Ha”nın önünde elif
kaldırılmış olarak okumuştur. Elif olduğunda “hâmietin” olur.





3987 – Ebû Saîd el-Hudrî radıyallahu anh’dan rivâyet edildiğine göre
Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: “Cennetin en üst
tabakasında bulunanlara bakar da, onun inciden yaldız gibi olan yüzünün
parlaklığından cennet aydınlanır.”
Râvi dedi ki: Hadis bu metin üzerine geldi. “Dürriyyin” kelimesi hemzesiz
ve dalın ötresi iledir.
Ebû Bekir ve Ömer Cennetin en yüksek bölümünde olanlardandır. (Hatta)
onlara daha ziyade nimet te verildi. [554]
İZAH
Bu hadis-i şerifte geçen “Dürriyyin” kelimesi Nûr suresinin 35. ayetidir.
Başındaki “Dal” harfinin ötresi “Ra” ve “Ye” harflerinin şeddesi ile
okunuyor.






3988 – Ferve bin Müseyk el-Gutayfî radıyallahu anh’dan rivâyet edildiğine
göre şöyle demiştir:
Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’e geldim. Râvi hadisin devamını
zikretti. Cemaatten bir kimse, Ey Allah’ın Rasûlü; Sebe nedir, bir arz
parçası mıdır, yoksa bir kadın adı mıdır? Bize haber ver, diye sordu.
Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem: “Sebe ne bir arz parçasıdır, ne de bir
kadındır. Lakin o bir erkektir. On çocuğu oldu. Çocuklarından altısı Yemen
tarafına gitti. Dört tanesi de Şam tarafına gidip yerleşti.”
Ravilerden Osman bin Ebû Şeybe ravinin ismi hakkında Gutayfi yerine
Gatafânî dedi. (Yine) bize Hasan bin Hakem el-Nehâî haber verdi, demiştir.
[555]
İZAH
Sebe’in oğullarından Şam tarafına giden oğullarının isimleri Lahm,
Cüzzam, Gassan ve Amile’dir.
Yemen tarafına gidenler ise Ezd, Eşar, Humeyr, Kinde, Muzahhıc ve
Enmar’dır. Sonradan bunlar birer kabileye isim olmuştur. Enmar kimdir
diye Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’e sormuşlar. Rasûlullah
sallallahu aleyhi ve sellem, “Has’am ve Büceyle kabilelerinin kendilerine
mensup olduğu zattır” diye cevap vermiştir.



3989 – Ebû Hüreyre radıyallahu anh’dan rivâyet olunduğuna göre:
Hazreti Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem vahiy hadisini zikretmiş.
“İşte bu Allah’ın şu sözüdür: “Kalplerinden korku çıkarıldığı vakit” [556]
âyetinde işaret buyurduğu meseledir” demiştir.
İZAH
Bu ayet Sebe sûresinin 23. ayetidir. Ayetin tamamı şöyledir: “Onun
nezdinde ahirette kendisine izin verdiği kimselerden başkasının şefaatı
fayda vermez. Nihayet (ona izin) çıkıp da kalplerinden korku çıkarıldığı
zaman birbirine Rabbımız ne buyurdu, derler. Şefaat edecek olanlar da
Hakkı söyledi, derler. O, çok Yüce çok büyüktür.
Bu ayette geçen füzzia kelimesini Peygamber Efendimizin “Fe”nin
zammesi ile okuduğunu ifade etmek için sevkedilmiştir.
Şâmî bu kelimeyi Fa ve Za’nın fethası ile fezzaa okudu. Diğer kıraat
imamları Fa’nın zammesi ile Füzzia okudular.




3990 – Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’in zevcesi Ümmü Seleme
radıyallahu anha’dan rivâyet edildiğine göre şöyle demiştir: Rasûlullah
sallallahu aleyhi ve sellem’in bu ayeti okuyuş şekli şöyle idi; “Hayır ey
nefis. Sana bunca âyetlerim gelmişti de sen onları yalan saymış,
kibirlenmiye kalkmış, kafirlerden olmuştun.”
Ebû Dâvud dedi ki: Bu hadis mürseldir. Çünkü ravi Rabi Ümmü Seleme’ye
yetişmemiştir.
İZAH
Bu ayet Zümer sûresinin 59. ayetidir. Ayetteki Te ve Kef harfi muhatab
zamiridir. Te’nin üstünü ile okunursa Müzekker = Erkek için, Ti diye Ta’nın
esresi ile okunursa Müennes = kadın içindir. Peygamber Efendimizin Te ve
Kef harfinin esresi ile Kezzebti, Ceetki, istekberti, künti diye kadına hitap
şeklinde okuduğu rivâyet edilmiştir. Çünkü burada hitab nefsedir. Nefiste
Müennes olduğu için Müennes zamiri şeklinde gelmiştir.


3991 – Aişe radıyallahu anhâ’dan rivâyet edildiğine göre şöyle demiştir:
Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’in Vakıa sûresinin 89. ayetini ki “fe
rûhun ve reyhânun” Ra harfinin ötresi ile Fe Rûhun şeklinde okuduğunu
işittim. [557]
İZAH
Bu ayet Vakıa sûresinin 89. âyetidir. Asım kıraatına göre Ra harfinin üstünü
ile Ravhun şeklinde okunur. Hazreti Aişe radıyallahu anhâ’dan rivâyet
edildiğine göre Ra harfinin ötresi ile Ru’hun şeklinde de okunur. İki
okunuşa göre de ayetin meali: “Artık rahatlık, güzel rızık ve naim Cenneti
(onundur)” demektir.




3992 – İbn-i Abde bin Ya’lâ radıyallahu anh’dan, onun da babasından
rivâyet edildiğine göre şöyle demiştir:
Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’in Minber üzerinde Zuhruf sûresinin
77. ayetini Malik kelimesinin sonundaki Kef harfini hazf etmeyerek Malik
diye okuduğunu işittim. Ebû Dâvud dedi ki; Yani bu kelime kısaltma
yapılmadan okunmuştur.
İZAH
Bu ayette geçen Malik kelimesini Hazreti Ali, İbn-i Mes’ûd ve A’meş
radıyallahu anh sonundaki Kef harfini kaldırarak Mâlû şeklinde okudular.
[558]


3993 – Abdullah bin (Mes’ud) radıyallahu anh’dan rivâyet edildiğine göre
şöyle demiştir: Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem, Zâriyât sûresinin 57.
ayetini bana “Ben rızkı verenim, çetin kuvvet sahibiyim” anlamında okuttu.
İZAH
Bu ayet Zâriyât sûresinin 57. ayetidir. Meşhur olan kıraatte “İnnallâhe
hüver-razîkû” şeklindedir. İbn-i Mes’ûd’un bu rivâyetinde “innî ener-
razzakû” şeklinde rivâyet edilmiştir. [559]



3994 – Abdullah (bin Mes’ud) radıyallahu anh’dan rivâyet edildiğine göre;
Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem Kamer sûresinin 22. âyetini dalın
şeddesi ile “Fehel-min müddekir” okurdu.
Ebû Dâvud şöyle dedi: Min harfi ötre, Dal harfi üstün ve Kef harfi esredir.
[560]


3995 – Câbir radıyallahu anh’dan rivâyet edildiğine göre şöyle demiştir:
Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’in Hümeze sûresinin 3. âyetini Sin
harfinin esresi ile “Eyahsibü” okuduğunu gördüm.
İZAH
Hümeze sûresinin 3. âyetinin başında istifham hemzesi var. Muzari olan
Yahsebü kelimesi ile Eyahsebü okunur. İbn-i Hıbban’ın ve Hakim’in
Müstedrek’inde hazreti Câbir’den rivâyetlerine göre “Yahsebü”nün başında
istifham hemzesi yoktur. Ve “Yahsebü” kelimesi sin harfinin esresi ile
“Yahsibü” şeklindedir. Yedi kıraat imamından Asım, Şami ve Hamza Sin
harfinin üstünü ile Yahsebü şeklinde okurlar. Diğer imamlar Sin harfinin
esresi ile Yahsibu okurlar.



3996 – Ebû Kılabe radıyallahu anh’dan rivaye göre:
Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’in kendisine okuttuğu ayetlerden ikisi
de Fecr sûresinin: “O gün onun azab olunduğu gibi kimse azab olunmaz ve
onun bağlanışı gibi kimse bağlanmaz” mealindeki 25. ve 26. ayetleridir. Se
harfinin üstünü ile “yûsekü” şeklinde okutmuştur.
Ebû Dâvud şöyle dedi: Bazıları bu rivâyette ravilerden Halid ile Ebû Kılabe
arasına başka bir zât soktular.
İZAH
Kıraat imamlarından Hafs Zel harfinin esresi ile Lâ yüazzibü ve Se harfinin
esresi ile velâ yûsiku okudu. Böyle okununca mana; “o gün Allah’ın azabı
gibi kimse azab edemez, Allah’ın el ve ayağa vurduğu kelepçe gibi kimse
bağlayamaz” şeklinde olur.








3997 – Ebû Kılabe radıyallahu anh’dan:
Bana Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’in kendisini okuttuğu kimse
haber verdi. Veya Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’in okuttuğu
kimsenin okuttuğu zât haber verdi. Fecr sûresinin 25. ayetini Zal harfinin
üstünü ile “Lâ yuazzebü” okudu.
Ebû Dâvud şöyle dedi: Bu ayetleri, Asım, A’meş, Talhâ bin Musarrıf Ebû
Ca’fer, Yezid bin Ka’ka’, Şeybe bin Nassah, Nafi bin Abdurrahman,
Abdullah bin Kesir el-Dârî, Ebû Amr bin Â’lâ Hamza el-Zeyyad,
Abdurrahman el-Arc, Katâde, Hasan el-Basrî, Mücahid, Humeyd el-A’rac,
Abdullah bin el-Abbas ve Abdurrahman bin Ebû Bekir Zal ve Se harfinin
esresi ile La yuazzibü ve Velâ yusikû okudular. Ancak bir merfu hadis
müstesna, o rivâyette Zal harfinin fethi ile Yuazzebû okundu.


3998 – Ebû Saîd el-Hudrî radıyallahu anh’dan rivâyet edildiğine göre şöyle
demiş: Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem, bir hadis haber verdi. O
hadiste Cibril ve Mikâil isimlerini zikretti. Bu isimleri okurken (Cibrail ve
Mikail şeklinde okudu.)
İZAH
Cibril kelimesinde on lûgat vardır. En meşhur olanı Cibril şeklindedir. Ebû
amr, Nafi ibn-i Amar ve Asım böyle okumaktadır (ve Cebrail şeklindeki
dört okuma, bir rivayet sayılmaktadır.)
İkincisi: Cim harfinin üstünü ile Cebril şeklindedir. İbn-i Kesir ve Hasan
böyle okumaktadırlar.
Üçüncüsü: Cebrail şeklidir. Hamza ve Kisâî böyle okumuşlardır.
Dördüncüsü: Cebrail şeklidir. Asım’dan böyle bir şey rivâyet edilmiştir:
Beşincisi: Lamın şeddesi ile Cebraille şeklidir.
Altıncısı: Cebrail şeklidir. İkrime böyle okumuştur:
Yerdincisi: Ya ile Cebrayile şeklidir.
Sekizincisi: İki ya ile Cebrayyile şeklidir.
Dokuzuncusu: Cebrale şeklidir.
Onuncusu: Yâlı ve çekmeden Cibriyle.
Onbirincisi. Cebrine.
Onikincisi: Cibrine.
Onüçüncüsü: Cebrayine.
Ondördüncüsü: Cebrail şekilleridir.




3999 – Muhammed bin Hâzım’dan rivâyet edildiğine göre şöyle demiştir:
A’meş’in yanında Cebrail ve Mikail kelimeleri zikrolundu. A’meş’de
Dâvud-i Tâî’den, o da Atiyye el-Âvfî’den, o da Saîd bin Hudrî’den olmak
üzere nakledip şöyle dedi: Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem, sur sahibi
(İsrafil’i) zikretti. Sağında Cebrail ve solunda Mikail var” buyurdu. (Bu iki
ismi böyle) “Ra” ve “Kef”i çekerek hemzenin altına ye koyarak okudu.




4000 – Ma’mer’den, o da Zührî’den: Mamer dedi ki: Zührî rivâyetinde çok
kere Saîd ibn-i Müseyyeb’i zikretti. İbn-i Müseyyeb dedi ki:
– Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem, Ebû Bekir, Ömer ve Osman
radıyallahu anh, (Fatiha sûresinin 3. ayetini Mimi çekerek “Mêlki
yevmiddîn” okuyan kimse Mervan’dır. [561]




4001 – Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’in hanımı Ümmü Seleme
radıyallahu anha’dan:
Ümmü Seleme Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’in Besmele ile
Fatiha’yı ayet ayet kesik kesik olarak üçüncü ayette Mimi çekmeden
“Meliki yevmiddîn” okuduğunu zikretti.
Ebû Dâvud dedi ki: Ahmed bin Hanbel’in önceki devamlı kıraat, “Mâliki”
şeklindedir, dediğini işittim. [562]



4002 – Ebû Zer radıyallahu anh’dan rivâyet edildiğine göre şöyle demiştir:
Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem, bir akşam üstü güneşin batacağı
sırada merkebe binmiş, beni de arkasına bindirmişti. Güneşi işaret ederek,
“Şunun nereye battığını biliyor musun” buyurdu. Ben de Allah ve Rasûlü
daha iyi bilir dedim. Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem, “Tağrûbû fî
aynin hâmiyetin” “Kızdırılmış pınara batıyor” buyurdu. [563]
İZAH
Bu ayet-i kerime Kehf sûresinin 76. ayetidir. Ayeti kerime “Fî aynin
hamietin” şeklinde rivâyet edildiği gibi “fi aynın hâmiyetin” şeklinde de
rivâyet edilmiştir.
Güneş Atlas Okyanusu’ndan batarken denize batar görünmektedir. Güneşin
kızartısı, suyun dalgası, akşam karartısı birbirine karışınca sanki kaynayan
bir pınar içine batıyormuş görüntüsü vermektedir. Hazreti Zülkarneyn bunu
böyle görmüştür. Kur’an-ı Kerim Mu’cizi’l-beyândır. Atlas Okyanusu’nda
güneşin battığı yerde deniz içerisinde kaynayan madenlere, saklı petrollere
işaret etmiş olabilir.




4003 – İbnü’l-Eska’dan rivâyet edilmiştir, dedi ki: Hazreti Peygamber
muhacirlerin fakirlerinden oluşan Suffe ehlini ziyaret etmiş, onlardan birisi
Peygamberimiz sallallahu aleyhi ve sellem’e Kur’an’da en Büyûk ayet
hangisidir diye sormuş, Peygamberimiz sallallahu aleyhi ve sellem de ona,
“Ayetel kürsidir Allah’dan başka ilah yoktur, o diridir, yaratıklarını görüp,
gözetendir. Allah uyumaz ve uyuklamaz” diye cevap vermiş. Ve bu ayeti
okurken el-Kayyûm okumuştur. [564]
İZAH
Ayete’l-Kürsîde Kayyûm kelimesi Kıyam kelimesinin mübalağa sîgasıdır.
Peygamber Efendimizden bu sîga ile rivâyet edilmiştir.
Amr bin Mes’ûd hazretleri bu ayeti Kıyâm okurdu. Alkame hazretleri de el-
Kayyûm okurdu. Asım hazretleri el-Kayyûm rivâyetine göre okurdu.


4004 – İbn-i Mes’ûd radıyallahu anh’dan rivâyet edildiğine göre, o (Yusuf
sûresinin 23. ayetini) Heyte lek okumuştur. Râvîlerden Şakik biz bu ayeti
“Hi’te leke” okuruz, demiştir. Yani İbn-i Mes’ûd şöyle demiştir: Bu ayeti
bana okutulduğu şekilde (Heyte) okumak benim için daha hoştur, demiştir.


4005 – Şakîk radıyallahu anh’dan rivâyet edildiğine göre şöyle demiştir:
Abdullah bin Mes’ûd’a bir takım kimseler Yusuf sûresinin 23. ayetini “Ve
kalet Hîte Lek” okuyorlar, denildi. İbn-i Mes’ûd, da ben bana okutuldu gibi
okurum, bu benim için daha hoştur. Bu ayet (Ve kalet heyte leke)
şeklindedir, dedi.



4006 – Ebû Saîd el-Hudrî radıyallahu anh’dan rivâyet edildiğine göre,
Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: “Allah İsrail
oğullarına, “Kudüs kapısından secde ederek girin ve mağfiret deyin. Sizin
hatalarınız mağfiret olunsun” buyurdu. Bu ayeti “nağfirleküm” yerine
“tuğferleküm” şeklinde okudu.
İZAH
Bu ayet Bakara sûresinin 58. ayetidir. Bu ayetteki nağfir kelimesi
Peygamberimiz sallallahu aleyhi ve sellem’den tuğfer şeklinde rivâyet
edilmiştir. Nafi Yuğfer okur, İbn-i Amr Tuğfer okur, diğer imamlar nun ile
Nağfir okurlar. [565]

4007 – Hişam bin Sa’d’den bir önceki hadisin misli aynı isnadla rivâyet
edildi.



4008 – Aişe radıyallahu anhâ’dan rivâyet edildiğine göre şöyle demiştir:
Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’e vahiy indi. Ve bize şeddesiz olarak
“Sûretün enzelnâhâ ve farednâhâ” diye okudu.
Ebû Dâvud: Yani şeddesiz olarak şu ayetlere kadar okudu dedi.
İZAH
Bu ayet Nur sûresinin, 1. ayetidir. İbn-i Kesir ve Amr “Râ”nın şeddesi ile
farraznâhâ okudular. Bu rivâyette ise şeddesiz olarak bildirmiş, diğer
imamlar da şeddesiz Faraznâ okumuşlardır.
[540] . Tirmizî, Kitabu Tefsir, Babu min sureti-l-Bakara, n. 2971; İbn-i
Mâce, Mukaddime, Babul Kıble, n. 1008
[541] . Buharî, Kitabu Şehâdât, Babu Şehadetil ama, n. 3/225; Müslim,
Kitabu Salat, Babu Fedâil-ül-Kur’ân, n. 788
[542] . Tirmizî, K. Tefsir, Tefsiri Ali İmran, n. 3012
[543] . Buharî, Kitabu Cihad, Babu men kaza bi sabiyyin; Müslim, Kitabu
Zikir, Babu-t-taavvüz min-el-aczi, n. 2706; Neseî, Kitabu İstiaze, Babul
istiaze minel buhi, n. 5450
[544] . K. Taharat, Babu tahlilil esabi-i, n. 38; Neseî, K. Taharet, Babu
Tahlilil esabi-ı, n. 114; İbn-i Mâce, K. Taharet, Babul mübalegati fil
ıstınşakı, n. 407
[545] . Buharî, k. Tefsir, Babu tefsiri süreti Ali İmran, n. 6/59
[546] . Tirmizî, Kıratlar Babında, Babu Fatihatil Kitab, n. 2930
[547] . Tirmizî, K. Sevabil Kur’ani ve faziletihi, n. 2937
[548] . Tirmizî, K. Sevabil Kur’ani, n. 2937
[549] . Tirmizî, K. Sevabil Kur’ani, Babu vemin sûre-i Hud, n. 2932
[550] . Tirmizî, Kitabu Kıraat vemin sureti Hûd, n. 2932
[551] . Tirmizî, K. Sevabil Kur’an, Babun vemin suretil Kehif, n. 2934
[552] . Tirmizî, K. Sevabil Kur’an, n. 2934
[553] . Tirmizî, K. Sevabil Kur’an, n. 2935
[554] . İbn-i Mâce, Mukaddime, babu fazlı Eshabı Rasûlullah, n. 96;
Tirmizî, k. Menakıb. N. 3659; Buharî, K. Sıfatil cenneti
[555] . Tirmizî, Tefsir, babu min sureti sebe, n. 3220
[556] . Buharî, K. Tefsir, n. 6/101; Tirmizî, K. Tefsir, n. 3221
[557] . Tirmizî, K. Kıraat, n. 2939
[558] . Buharî, K. Tefsir, n. 6/163; Müslim, K. Cuma, n. 871; Tirmizî, K.
Salat, n. 508
[559] . Tirmizî, K. Kıraat, n. 2941
[560] . Tirmizî, K. Kıraat, n. 2938
[561] . Tirmizî, K. Kıraat, n. 2929
[562] . Tirmizî, K. Kıraat, n. 2928
[563] . Buharî, Yasin sûresinin tefsirinde ve Bedi Halkta, n. 6/154; Müslim,
Kitabu İman, Babu beyani zemanillezi layukbelül İman, n. 159; Tirmizî,
Tefsir, n. 3225
[564] . Müslim, Salati Müsafirîn, Babu faldı sureti Kaf ve ayeti-l kürside, n.
810; Buharî, K. Tefsir, n. 6/96
[565] . Buharî, K. Tefsir, n. 6/22; Tirmizî, K. Tefsir, n. 2959
[540]. Tirmizî, Kitabu Tefsir, Babu min sureti-l-Bakara, n. 2971; İbn-i
Mâce, Mukaddime, Babul Kıble, n. 1008
[541]. Buharî, Kitabu Şehâdât, Babu Şehadetil ama, n. 3/225; Müslim,
Kitabu Salat, Babu Fedâil-ül-Kur’ân, n. 788
[542]. Tirmizî, K. Tefsir, Tefsiri Ali İmran, n. 3012
[543]. Buharî, Kitabu Cihad, Babu men kaza bi sabiyyin; Müslim, Kitabu
Zikir, Babu-t-taavvüz min-el-aczi, n. 2706; Neseî, Kitabu İstiaze, Babul
istiaze minel buhi, n. 5450
[544]. K. Taharat, Babu tahlilil esabi-i, n. 38; Neseî, K. Taharet, Babu
Tahlilil esabi-ı, n. 114; İbn-i Mâce, K. Taharet, Babul mübalegati fil
ıstınşakı, n. 407
[545]. Buharî, k. Tefsir, Babu tefsiri süreti Ali İmran, n. 6/59
[546]. Tirmizî, Kıratlar Babında, Babu Fatihatil Kitab, n. 2930
[547]. Tirmizî, K. Sevabil Kur’ani ve faziletihi, n. 2937
[548]. Tirmizî, K. Sevabil Kur’ani, n. 2937
[549]. Tirmizî, K. Sevabil Kur’ani, Babu vemin sûre-i Hud, n. 2932
[550]. Tirmizî, Kitabu Kıraat vemin sureti Hûd, n. 2932
[551]. Tirmizî, K. Sevabil Kur’an, Babun vemin suretil Kehif, n. 2934
[552]. Tirmizî, K. Sevabil Kur’an, n. 2934
[553]. Tirmizî, K. Sevabil Kur’an, n. 2935
[554]. İbn-i Mâce, Mukaddime, babu fazlı Eshabı Rasûlullah, n. 96;
Tirmizî, k. Menakıb. N. 3659; Buharî, K. Sıfatil cenneti
[555]. Tirmizî, Tefsir, babu min sureti sebe, n. 3220
[556]. Buharî, K. Tefsir, n. 6/101; Tirmizî, K. Tefsir, n. 3221
[557]. Tirmizî, K. Kıraat, n. 2939
[558]. Buharî, K. Tefsir, n. 6/163; Müslim, K. Cuma, n. 871; Tirmizî, K.
Salat, n. 508
[559]. Tirmizî, K. Kıraat, n. 2941
[560]. Tirmizî, K. Kıraat, n. 2938
[561]. Tirmizî, K. Kıraat, n. 2929
[562]. Tirmizî, K. Kıraat, n. 2928
[563]. Buharî, Yasin sûresinin tefsirinde ve Bedi Halkta, n. 6/154; Müslim,
Kitabu İman, Babu beyani zemanillezi layukbelül İman, n. 159; Tirmizî,
Tefsir, n. 3225
[564]. Müslim, Salati Müsafirîn, Babu faldı sureti Kaf ve ayeti-l kürside, n.
810; Buharî, K. Tefsir, n. 6/96
[565]. Buharî, K. Tefsir, n. 6/22; Tirmizî, K. Tefsir, n. 2959
Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem, (Bakara sûresinin yüzyirmi beşinci
ayetinin ilk kelimesini emir sigası ile “Makam-ı İbrahim’de bir bölümü
Namazgah edinin” diye okudu. [540]
3970 – Aişe radıyallahu anhâ’dan: Bir zât gecenin bir saatınde kalktı yüksek
sesle Kur’an okudu. Sabah vakti olunca Rasûlullah sallallahu aleyhi ve
sellem şöyle buyurdu: “Allah falana merhamet etsin, bu gece benim
unutarak atlamış olduğum bazı âyeti bana hatırlatmış oldu.” [541]
(Şu Âl-i İmran sûresi 161.ayeti) Bedir günü kaybedilen kırmızı kadifeyi
Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem almıştır, dediler. Bunun üzerine Aziz
ve Celil olan Allah, “Hiçbir Peygambere malı ganimeti gizlice alıp
haksızlık etmek yaraşmaz. Kim haksızlık yaparsa kıyamet günü yaptığı ile
gelir. Sonra haksızlık yapılmaksızın herkese kazanmış olduğu ödenir”
âyetini indirdi. [542]
“Ya Rab cimrilikten ve ihtiyarlıktan sana sığınırım” buyurdu. [543]
Bu rivâyette Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem SİN harfini kesre olarak
okuyup, LÂ TAHSİBENNE (zannetmeyin) buyurdu. SİN harfinin fethası
ile LÂ TAHSEBENNE buyurmadı. [544]
Müslümanlar birkaç koyundan ibaret sürüsü başında bulunan bir kimseye
yetiştiler. Adam Müslümanlara “Esselâmü aleyküm” dedi. Müslümanlar
(onun bu selâmını imanından dolayı değil, korkusundan verdiğini
zannederek) öldürdüler. O, birkaç koyunu da aldılar. Bunun üzerine (Nisa
sûresinin doksan dördüncü ayeti ki), “Ey inananlar Allah yolunda
yürüdüğünüz vakit her şeyi iyice anlayın, size Müslüman olduğunu
bildirene dünya hayatının geçici menfaatine (o birkaç koyuna) göz dikerek
sen mü’min değilsin, demeyin. Allah’ın vereceği çok ganimetler vardır”
mealindeki âyet indi. [545]
3976 – Enes bin Malik radıyallahu anh’dan rivâyet edildiğine göre şöyle
demiştir: Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem, (Maide sûresinin kısas
hükmünü bildiren 45. âyetindeki şu cümleyi) “Velaynü bil ayni” diye nunun
zammesiyle okudu. [546]
3978 – Atiyye bin Sad el-Avfî radıyallahu anh’dan rivâyet edildiğine göre
şöyle demiştir: Abdullah bin Ömer’e (Rum sûresinin 54.) “Allah sizi
güçsüzlükten yarattı” mealindeki ayetini okudum. Abdullah bin Ömer
ayette geçen Za’fın kelimesini zadın zammesi ile Zu’fun okudu. Ve senin
bana okuduğun gibi ben de bu ayeti Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’e
okudum. Benim senin sözünü kestiğim gibi Rasûlullah sallallahu aleyhi ve
sellem de benim sözümü kesti. Ve (Zu’fun) okudu dedi. [547]
Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’den (Rum sûresinin 54. ayeti “Min
Zu’fin” şeklinde rivâyet olunmuştur. [548]
Mastar sıgası ile okunursa mânâ şöyle olur: “Ey Nuh; oğlun senin neslinden
sayılmaz, çünkü onun yaptığı iyi olmayan bir iştir.” [549]
3983 – Şehr bin Havşeb radıyallahu anh’dan rivâyet edildiğine göre şöyle
demiştir: Ümmü Seleme’ye Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem: Şu “o iyi
olmayan bir iştir” mealindeki ayeti nasıl okurdu dedim. Aişe radıyallahu
anhâ, Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem, o ayeti (Mazî sîgası ile) “O iyi
olmayan bir iş işledi” diye okudu dedi. [550]
3984 – Übey bin Ka’b’dan rivayet edildiğine göre: Rasûlullah sallallahu
aleyhi ve sellem, dua ettiğinde önce kendisinden başlardı. Şöyle buyururdu:
“Allah’ın rahmeti bize ve Musa üzerine olsun, eğer sabretmiş olsaydı
arkadaşından (Hızır’dan) çok hayret verici şeyler görecekti” Lakin Musa
şöyle dedi: “Eğer bundan sonra sana bir şeyden sorarsam bana arkadaşlık
etme, benim tarafımdan mazur sayılırsın” Hamza bin Ziyâd “Ledünnî”
kelimesini uzatarak okudu. [551]
Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’den rivâyet edildiğine göre Kehf
sûresinin 76. ayetini nunun şeddesi ile (Min Ledünnî) şeklinde okudu. [552]
3986 – İbn-i Abbas radıyallahu anh’dan rivâyet edildiğine göre şöyle
demiştir: Ubey bin Kâ’b’a Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’in
okuttuğu gibi Ubey bin Ka’b da bana, “fî aynı hamietin” ayetinde
“hamietin” kelimesini elifsiz hafifletilmiş olarak okuttu. [553]
Ebû Bekir ve Ömer Cennetin en yüksek bölümünde olanlardandır. (Hatta)
onlara daha ziyade nimet te verildi. [554]
Ravilerden Osman bin Ebû Şeybe ravinin ismi hakkında Gutayfi yerine
Gatafânî dedi. (Yine) bize Hasan bin Hakem el-Nehâî haber verdi, demiştir.
[555]
Hazreti Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem vahiy hadisini zikretmiş.
“İşte bu Allah’ın şu sözüdür: “Kalplerinden korku çıkarıldığı vakit” [556]
âyetinde işaret buyurduğu meseledir” demiştir.
Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’in Vakıa sûresinin 89. ayetini ki “fe
rûhun ve reyhânun” Ra harfinin ötresi ile Fe Rûhun şeklinde okuduğunu
işittim. [557]
Bu ayette geçen Malik kelimesini Hazreti Ali, İbn-i Mes’ûd ve A’meş
radıyallahu anh sonundaki Kef harfini kaldırarak Mâlû şeklinde okudular.
[558]
Bu ayet Zâriyât sûresinin 57. ayetidir. Meşhur olan kıraatte “İnnallâhe
hüver-razîkû” şeklindedir. İbn-i Mes’ûd’un bu rivâyetinde “innî ener-
razzakû” şeklinde rivâyet edilmiştir. [559]
Ebû Dâvud şöyle dedi: Min harfi ötre, Dal harfi üstün ve Kef harfi esredir.
[560]
– Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem, Ebû Bekir, Ömer ve Osman
radıyallahu anh, (Fatiha sûresinin 3. ayetini Mimi çekerek “Mêlki
yevmiddîn” okuyan kimse Mervan’dır. [561]
Ebû Dâvud dedi ki: Ahmed bin Hanbel’in önceki devamlı kıraat, “Mâliki”
şeklindedir, dediğini işittim. [562]
Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem, bir akşam üstü güneşin batacağı
sırada merkebe binmiş, beni de arkasına bindirmişti. Güneşi işaret ederek,
“Şunun nereye battığını biliyor musun” buyurdu. Ben de Allah ve Rasûlü
daha iyi bilir dedim. Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem, “Tağrûbû fî
aynin hâmiyetin” “Kızdırılmış pınara batıyor” buyurdu. [563]
4003 – İbnü’l-Eska’dan rivâyet edilmiştir, dedi ki: Hazreti Peygamber
muhacirlerin fakirlerinden oluşan Suffe ehlini ziyaret etmiş, onlardan birisi
Peygamberimiz sallallahu aleyhi ve sellem’e Kur’an’da en Büyûk ayet
hangisidir diye sormuş, Peygamberimiz sallallahu aleyhi ve sellem de ona,
“Ayetel kürsidir Allah’dan başka ilah yoktur, o diridir, yaratıklarını görüp,
gözetendir. Allah uyumaz ve uyuklamaz” diye cevap vermiş. Ve bu ayeti
okurken el-Kayyûm okumuştur. [564]
Bu ayet Bakara sûresinin 58. ayetidir. Bu ayetteki nağfir kelimesi
Peygamberimiz sallallahu aleyhi ve sellem’den tuğfer şeklinde rivâyet
edilmiştir. Nafi Yuğfer okur, İbn-i Amr Tuğfer okur, diğer imamlar nun ile
Nağfir okurlar. [565]




