Sünen-i Ebû Dâvûd · Haziran 30, 2026

Bab

BÖLÜMÜ · 1 – BAB 3969 – Câbir radıyallahu anh’dan: Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem, (Bakara sûresinin yüzyirmi beşinci ayetinin ilk kelimesini emir sigası ile “Makam-ı İbrahim’de bir bölümü Namazgah …

BÖLÜMÜ · 1 – BAB

Sünen-i Ebû Dâvûd Arapça hadis metni
Sünen-i Ebû Dâvûd Arapça hadis metni

3969 – Câbir radıyallahu anh’dan:

Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem, (Bakara sûresinin yüzyirmi beşinci

ayetinin ilk kelimesini emir sigası ile “Makam-ı İbrahim’de bir bölümü

Namazgah edinin” diye okudu. [540]

İZAH

Bakara sûresinin yüryirmi beşinci âyetinin ilk kelimesi Rasûlullah

sallallahu aleyhi ve sellem’den iki şekilde rivâyet edilmiştir.

1- Bu hadiste olduğu gibi emir sigası ile VETTEHİZÛ şeklindedir. Kıraat

imamlarından Asım’ın kıraatı Hafs’ın rivâyeti bu şekildedir.

2- Mazi Sigası ile VETTEHEZÜ şeklinde rivâyet edilmiştir.

Kıraat imamlarından Nafi hazretlerinin kıraatı mazi sıgası ile okunmaktadır.

Mazi sıgası ile okunduğunda ayetin manası şöyle olur: “Makamı

İbrahim’den bir bölümünü Namazgah edindiler.”

Sünen-i Ebû Dâvûd Arapça hadis metni
Sünen-i Ebû Dâvûd Arapça hadis metni
Sünen-i Ebû Dâvûd Arapça hadis metni

3970 – Aişe radıyallahu anhâ’dan: Bir zât gecenin bir saatınde kalktı yüksek

sesle Kur’an okudu. Sabah vakti olunca Rasûlullah sallallahu aleyhi ve

sellem şöyle buyurdu: “Allah falana merhamet etsin, bu gece benim

unutarak atlamış olduğum bazı âyeti bana hatırlatmış oldu.” [541]

Sünen-i Ebû Dâvûd Arapça hadis metni
Sünen-i Ebû Dâvûd Arapça hadis metni
Sünen-i Ebû Dâvûd Arapça hadis metni
Sünen-i Ebû Dâvûd Arapça hadis metni
Sünen-i Ebû Dâvûd Arapça hadis metni

3971 – İbn-i Abbas radıyallahu anh’dan:

(Şu Âl-i İmran sûresi 161.ayeti) Bedir günü kaybedilen kırmızı kadifeyi

Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem almıştır, dediler. Bunun üzerine Aziz

ve Celil olan Allah, “Hiçbir Peygambere malı ganimeti gizlice alıp

haksızlık etmek yaraşmaz. Kim haksızlık yaparsa kıyamet günü yaptığı ile

gelir. Sonra haksızlık yapılmaksızın herkese kazanmış olduğu ödenir”

âyetini indirdi. [542]

Ebû Dâvud: Ayetteki Yeğulle kelimesi baştaki ya harfinin fethası ile

okunacak, dedi.

Sünen-i Ebû Dâvûd Arapça hadis metni
Sünen-i Ebû Dâvûd Arapça hadis metni

3972 – Enes bin Mâlik radıyallahu anh’dan rivâyete göre Rasûlullah

sallallahu aleyhi ve sellem:

“Ya Rab cimrilikten ve ihtiyarlıktan sana sığınırım” buyurdu. [543]

Sünen-i Ebû Dâvûd Arapça hadis metni
Sünen-i Ebû Dâvûd Arapça hadis metni
Sünen-i Ebû Dâvûd Arapça hadis metni

3973 – Asım bin Lakıt bin Sabre radıyallahu anh’dan rivâyet edildiğine göre

şöyle demiştir: Benî Müntefek heyetinden gelenler içerisinde idim. Veya

Benî Müntefek heyetinden Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’e gelenler

arasında idim. Râvi hadisin devamını zikretti.

Bu rivâyette Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem SİN harfini kesre olarak

okuyup, LÂ TAHSİBENNE (zannetmeyin) buyurdu. SİN harfinin fethası

ile LÂ TAHSEBENNE buyurmadı. [544]

Sünen-i Ebû Dâvûd Arapça hadis metni
Sünen-i Ebû Dâvûd Arapça hadis metni
Sünen-i Ebû Dâvûd Arapça hadis metni

3974 – İbn-i Abbas radıyallahu anh’dan rivâyet edildiğine göre şöyle

demiştir:

Müslümanlar birkaç koyundan ibaret sürüsü başında bulunan bir kimseye

yetiştiler. Adam Müslümanlara “Esselâmü aleyküm” dedi. Müslümanlar

(onun bu selâmını imanından dolayı değil, korkusundan verdiğini

zannederek) öldürdüler. O, birkaç koyunu da aldılar. Bunun üzerine (Nisa

sûresinin doksan dördüncü ayeti ki), “Ey inananlar Allah yolunda

yürüdüğünüz vakit her şeyi iyice anlayın, size Müslüman olduğunu

bildirene dünya hayatının geçici menfaatine (o birkaç koyuna) göz dikerek

sen mü’min değilsin, demeyin. Allah’ın vereceği çok ganimetler vardır”

mealindeki âyet indi. [545]

İZAH

Bu ayet-i kerimedeki selâm kelimesi Lamın önünde elifle çekilerek okundu.

Lamı çekmeksizin seleme şeklinde de okunmuş.

Bu ayeti kerime İslam mücahidleri bir ülkeye vardıklarında; ülkenin

camileri var, ezan okunuyor, namazı kılınıyorsa, o ülke halkına

dokunmamalarını ben Müslümanım diyenlerin korkularından böyle

diyorlar, diye öldürülmemesini emreder.

Sünen-i Ebû Dâvûd Arapça hadis metni
Sünen-i Ebû Dâvûd Arapça hadis metni
Sünen-i Ebû Dâvûd Arapça hadis metni
Sünen-i Ebû Dâvûd Arapça hadis metni

3975 – Harice bin Zeyd bin Sabit radıyallahu anh’dan onun da babasından

rivâyet edildiğine göre:

Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem, (Nisa sûresinin 94. ayetinde) şu

kelimeyi Ra harfinin fethası ile ğayra ûliz-zararı okurdu. Râvîlerden Saîd

bin Mansur rivâyetinde “okurdu” cümlesini söylemedi.

İZAH

Nisa sûresinin 94. ayetindeki GAYR kelimesi KÂİDÜN kelimesinden sıfat

olarak ötre ile Gayrü şeklinde okunmuştur. Kıraat imamlarından Asım İbn-i

Kesir Ebû Amr bu şekilde okurlar. Gayr kelimesi istisnâ veya hal olarak

Ranın fethasıyla ile Gayra şeklinde de okunmuştur. Nâfi, İbn-i Amr ve

Kisâî böyle okumuşlardır.

Sünen-i Ebû Dâvûd Arapça hadis metni
Sünen-i Ebû Dâvûd Arapça hadis metni

3976 – Enes bin Malik radıyallahu anh’dan rivâyet edildiğine göre şöyle

demiştir: Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem, (Maide sûresinin kısas

hükmünü bildiren 45. âyetindeki şu cümleyi) “Velaynü bil ayni” diye nunun

zammesiyle okudu. [546]

İZAH

Bu ayet-i kerime Maide sûresinin 45. âyetidir. Kısas hükmünü bildirir.

Elaynü bil ayni, göze göz demektir.

Aynü kelimesi kıraat imamlarından Kisaî tarafından ötüre diğerleri

tarafından nefse üzerine atıf yaparak hepsi vel ayne diye nunu üstün

okurlar.

Ayetin tamamı:

“Tevratta, onlara cana can, göze göz, buruna burun, kulağa kulak, dişe diş

ve yaralara karşılık ödeşme yazdık. Kim hakkından vaz geçerse ona keffaret

olur. Allah’ın indirdiği ile hükmetmeyenler işte onlar zalimdirler”

mealindedir.

Sünen-i Ebû Dâvûd Arapça hadis metni
Sünen-i Ebû Dâvûd Arapça hadis metni

3977 – Enes bin Malik radıyallahu anh’dan rivâyet edildiğine göre:

Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem, (Maide sûresinde geçen), “Ben

tevratta onlara cana can, göze göz yazdım” (mealindeki) ayette geçen Vel-

ayn kelimesinin nunun zammesiyle aynu” okudu.

İZAH

3976 nolu hadisin izahını okuyunuz.

Sünen-i Ebû Dâvûd Arapça hadis metni
Sünen-i Ebû Dâvûd Arapça hadis metni
Sünen-i Ebû Dâvûd Arapça hadis metni

3978 – Atiyye bin Sad el-Avfî radıyallahu anh’dan rivâyet edildiğine göre

şöyle demiştir: Abdullah bin Ömer’e (Rum sûresinin 54.) “Allah sizi

güçsüzlükten yarattı” mealindeki ayetini okudum. Abdullah bin Ömer

ayette geçen Za’fın kelimesini zadın zammesi ile Zu’fun okudu. Ve senin

bana okuduğun gibi ben de bu ayeti Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’e

okudum. Benim senin sözünü kestiğim gibi Rasûlullah sallallahu aleyhi ve

sellem de benim sözümü kesti. Ve (Zu’fun) okudu dedi. [547]

İZAH

Zu’fun kelimesinin Za’sının ötre okunması Kureyş Lûgatına göredir.

Asım’dan başka krıaat imamları Zu’fun okuyorlar. Asım ise Za’fın şeklinde

okuyor.

Sünen-i Ebû Dâvûd Arapça hadis metni

3979 – Ebû Saîd radıyallahu anh’dan rivayete göre:

Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’den (Rum sûresinin 54. ayeti “Min

Zu’fin” şeklinde rivâyet olunmuştur. [548]

İZAH

3978 nolu hadisi okuyunuz.

Sünen-i Ebû Dâvûd Arapça hadis metni
Sünen-i Ebû Dâvûd Arapça hadis metni

3980 – Abdurrahman bin Ebza’dan rivâyet edildiğine göre şu ayette şöyle

demiştir: Mealen “Allah’ın fazlı ve rahmeti ile sevinseniz.”

İZAH

Bu ayet Yunus sûresinin 58. ayetidir. Ayetteki sevinsinler mealindeki

kelime emr-i gaib olarak “Felyefrehû”dur. Kıraat imamlarının hepsi bu

şekilde okudular. Sadece Yakub hadisteki rivâyete uygun olarak sevininiz

anlamına muhatab sigası ile başının “tâ”sı ile (Veltefrehu) okumuştur.

Sünen-i Ebû Dâvûd Arapça hadis metni
Sünen-i Ebû Dâvûd Arapça hadis metni

3981 – Übey bin Ka’b radıyallahu anh’dan rivâyet edildiğine göre:

Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem, (Yunus sûresinin 58. ayetini),

“Allah’ın fazlı, rahmeti ve onunla sevininiz, zira o sizin topladıklarınızdan

daha hayırlıdır” şeklinde okudu.

İZAH

Bu rivâyette Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem Efendimizin sevininiz,

şeklinde muhatap sîgası ile okuduğu rivâyet olunmuştur.

Bir önce geçen hadisin izahında görüldüğü gibi Yakub’tan başka bütün

imamlar sevinsinler diye gâib sigası ile okumuşlardır.

Sünen-i Ebû Dâvûd Arapça hadis metni
Sünen-i Ebû Dâvûd Arapça hadis metni

3982 – Esma bin Yezid radıyallahu anh’dan rivâyet edildiğine göre, o

Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’i (Hud sûresinin 46. ayetini) “O, iyi

olmayan bir amel işledi” şeklinde okumuştur.

İZAH

Bu ayet Hud sûresinin 46. ayetidir. Kisâî ve Yakub ayeti, hadiste rivâyet

edildiği şekilde mazi sîgası ile “Amile” şeklinde okudular. Diğer kıraat

imamları mastar sîgası ile “Amelün” şeklinde okudular.

Mazî sîgası okunduğunda mânâ şöyle olur: “Ey Nuh; oğlun senin neslinden

sayılmaz. Çünkü o, iyi olmayan bir iş yapmıştır.”

Mastar sıgası ile okunursa mânâ şöyle olur: “Ey Nuh; oğlun senin neslinden

sayılmaz, çünkü onun yaptığı iyi olmayan bir iştir.” [549]

Sünen-i Ebû Dâvûd Arapça hadis metni
Sünen-i Ebû Dâvûd Arapça hadis metni
Sünen-i Ebû Dâvûd Arapça hadis metni

3983 – Şehr bin Havşeb radıyallahu anh’dan rivâyet edildiğine göre şöyle

demiştir: Ümmü Seleme’ye Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem: Şu “o iyi

olmayan bir iştir” mealindeki ayeti nasıl okurdu dedim. Aişe radıyallahu

anhâ, Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem, o ayeti (Mazî sîgası ile) “O iyi

olmayan bir iş işledi” diye okudu dedi. [550]

Sünen-i Ebû Dâvûd Arapça hadis metni
Sünen-i Ebû Dâvûd Arapça hadis metni
Sünen-i Ebû Dâvûd Arapça hadis metni
Sünen-i Ebû Dâvûd Arapça hadis metni

3984 – Übey bin Ka’b’dan rivayet edildiğine göre: Rasûlullah sallallahu

aleyhi ve sellem, dua ettiğinde önce kendisinden başlardı. Şöyle buyururdu:

“Allah’ın rahmeti bize ve Musa üzerine olsun, eğer sabretmiş olsaydı

arkadaşından (Hızır’dan) çok hayret verici şeyler görecekti” Lakin Musa

şöyle dedi: “Eğer bundan sonra sana bir şeyden sorarsam bana arkadaşlık

etme, benim tarafımdan mazur sayılırsın” Hamza bin Ziyâd “Ledünnî”

kelimesini uzatarak okudu. [551]

İZAH

“Min Ledünnî” kelimesini Nafi, Ebû Bekir ve Ebû Cafer nunun şeddesini

kaldırarak “min Ledüni” şeklinde okudular. Diğer kıraat imamları nunun

şeddesi ile okudular.

Sünen-i Ebû Dâvûd Arapça hadis metni
Sünen-i Ebû Dâvûd Arapça hadis metni

3985 – Ubey bin Ka’b radıyallahu anh’dan:

Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’den rivâyet edildiğine göre Kehf

sûresinin 76. ayetini nunun şeddesi ile (Min Ledünnî) şeklinde okudu. [552]

Sünen-i Ebû Dâvûd Arapça hadis metni
Sünen-i Ebû Dâvûd Arapça hadis metni

3986 – İbn-i Abbas radıyallahu anh’dan rivâyet edildiğine göre şöyle

demiştir: Ubey bin Kâ’b’a Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’in

okuttuğu gibi Ubey bin Ka’b da bana, “fî aynı hamietin” ayetinde

“hamietin” kelimesini elifsiz hafifletilmiş olarak okuttu. [553]

İZAH

Bu ayet-i kerime Kehf sûresinin 76. ayetidir. Konu Hazreti Zülkayneyn’in

Afrika’da Atlas Okyanusu’na kadar geldiğini akşam vakti güneşin siyah bir

balçık içine battığını görür. Çünkü akşam vakti güneş denizden batarken su

ve karanlık karışımı bir balçık içinden batar gibi görünür. Ayet bu olayı

tasvir eder. Bu ayette “Hamietin” kelimesini “Ha”nın önünde elif

kaldırılmış olarak okumuştur. Elif olduğunda “hâmietin” olur.

Sünen-i Ebû Dâvûd Arapça hadis metni
Sünen-i Ebû Dâvûd Arapça hadis metni
Sünen-i Ebû Dâvûd Arapça hadis metni
Sünen-i Ebû Dâvûd Arapça hadis metni
Sünen-i Ebû Dâvûd Arapça hadis metni

3987 – Ebû Saîd el-Hudrî radıyallahu anh’dan rivâyet edildiğine göre

Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: “Cennetin en üst

tabakasında bulunanlara bakar da, onun inciden yaldız gibi olan yüzünün

parlaklığından cennet aydınlanır.”

Râvi dedi ki: Hadis bu metin üzerine geldi. “Dürriyyin” kelimesi hemzesiz

ve dalın ötresi iledir.

Ebû Bekir ve Ömer Cennetin en yüksek bölümünde olanlardandır. (Hatta)

onlara daha ziyade nimet te verildi. [554]

İZAH

Bu hadis-i şerifte geçen “Dürriyyin” kelimesi Nûr suresinin 35. ayetidir.

Başındaki “Dal” harfinin ötresi “Ra” ve “Ye” harflerinin şeddesi ile

okunuyor.

Sünen-i Ebû Dâvûd Arapça hadis metni
Sünen-i Ebû Dâvûd Arapça hadis metni
Sünen-i Ebû Dâvûd Arapça hadis metni
Sünen-i Ebû Dâvûd Arapça hadis metni
Sünen-i Ebû Dâvûd Arapça hadis metni
Sünen-i Ebû Dâvûd Arapça hadis metni

3988 – Ferve bin Müseyk el-Gutayfî radıyallahu anh’dan rivâyet edildiğine

göre şöyle demiştir:

Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’e geldim. Râvi hadisin devamını

zikretti. Cemaatten bir kimse, Ey Allah’ın Rasûlü; Sebe nedir, bir arz

parçası mıdır, yoksa bir kadın adı mıdır? Bize haber ver, diye sordu.

Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem: “Sebe ne bir arz parçasıdır, ne de bir

kadındır. Lakin o bir erkektir. On çocuğu oldu. Çocuklarından altısı Yemen

tarafına gitti. Dört tanesi de Şam tarafına gidip yerleşti.”

Ravilerden Osman bin Ebû Şeybe ravinin ismi hakkında Gutayfi yerine

Gatafânî dedi. (Yine) bize Hasan bin Hakem el-Nehâî haber verdi, demiştir.

[555]

İZAH

Sebe’in oğullarından Şam tarafına giden oğullarının isimleri Lahm,

Cüzzam, Gassan ve Amile’dir.

Yemen tarafına gidenler ise Ezd, Eşar, Humeyr, Kinde, Muzahhıc ve

Enmar’dır. Sonradan bunlar birer kabileye isim olmuştur. Enmar kimdir

diye Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’e sormuşlar. Rasûlullah

sallallahu aleyhi ve sellem, “Has’am ve Büceyle kabilelerinin kendilerine

mensup olduğu zattır” diye cevap vermiştir.

Sünen-i Ebû Dâvûd Arapça hadis metni
Sünen-i Ebû Dâvûd Arapça hadis metni
Sünen-i Ebû Dâvûd Arapça hadis metni

3989 – Ebû Hüreyre radıyallahu anh’dan rivâyet olunduğuna göre:

Hazreti Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem vahiy hadisini zikretmiş.

“İşte bu Allah’ın şu sözüdür: “Kalplerinden korku çıkarıldığı vakit” [556]

âyetinde işaret buyurduğu meseledir” demiştir.

İZAH

Bu ayet Sebe sûresinin 23. ayetidir. Ayetin tamamı şöyledir: “Onun

nezdinde ahirette kendisine izin verdiği kimselerden başkasının şefaatı

fayda vermez. Nihayet (ona izin) çıkıp da kalplerinden korku çıkarıldığı

zaman birbirine Rabbımız ne buyurdu, derler. Şefaat edecek olanlar da

Hakkı söyledi, derler. O, çok Yüce çok büyüktür.

Bu ayette geçen füzzia kelimesini Peygamber Efendimizin “Fe”nin

zammesi ile okuduğunu ifade etmek için sevkedilmiştir.

Şâmî bu kelimeyi Fa ve Za’nın fethası ile fezzaa okudu. Diğer kıraat

imamları Fa’nın zammesi ile Füzzia okudular.

Sünen-i Ebû Dâvûd Arapça hadis metni
Sünen-i Ebû Dâvûd Arapça hadis metni
Sünen-i Ebû Dâvûd Arapça hadis metni
Sünen-i Ebû Dâvûd Arapça hadis metni

3990 – Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’in zevcesi Ümmü Seleme

radıyallahu anha’dan rivâyet edildiğine göre şöyle demiştir: Rasûlullah

sallallahu aleyhi ve sellem’in bu ayeti okuyuş şekli şöyle idi; “Hayır ey

nefis. Sana bunca âyetlerim gelmişti de sen onları yalan saymış,

kibirlenmiye kalkmış, kafirlerden olmuştun.”

Ebû Dâvud dedi ki: Bu hadis mürseldir. Çünkü ravi Rabi Ümmü Seleme’ye

yetişmemiştir.

İZAH

Bu ayet Zümer sûresinin 59. ayetidir. Ayetteki Te ve Kef harfi muhatab

zamiridir. Te’nin üstünü ile okunursa Müzekker = Erkek için, Ti diye Ta’nın

esresi ile okunursa Müennes = kadın içindir. Peygamber Efendimizin Te ve

Kef harfinin esresi ile Kezzebti, Ceetki, istekberti, künti diye kadına hitap

şeklinde okuduğu rivâyet edilmiştir. Çünkü burada hitab nefsedir. Nefiste

Müennes olduğu için Müennes zamiri şeklinde gelmiştir.

Sünen-i Ebû Dâvûd Arapça hadis metni
Sünen-i Ebû Dâvûd Arapça hadis metni

3991 – Aişe radıyallahu anhâ’dan rivâyet edildiğine göre şöyle demiştir:

Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’in Vakıa sûresinin 89. ayetini ki “fe

rûhun ve reyhânun” Ra harfinin ötresi ile Fe Rûhun şeklinde okuduğunu

işittim. [557]

İZAH

Bu ayet Vakıa sûresinin 89. âyetidir. Asım kıraatına göre Ra harfinin üstünü

ile Ravhun şeklinde okunur. Hazreti Aişe radıyallahu anhâ’dan rivâyet

edildiğine göre Ra harfinin ötresi ile Ru’hun şeklinde de okunur. İki

okunuşa göre de ayetin meali: “Artık rahatlık, güzel rızık ve naim Cenneti

(onundur)” demektir.

Sünen-i Ebû Dâvûd Arapça hadis metni
Sünen-i Ebû Dâvûd Arapça hadis metni
Sünen-i Ebû Dâvûd Arapça hadis metni
Sünen-i Ebû Dâvûd Arapça hadis metni

3992 – İbn-i Abde bin Ya’lâ radıyallahu anh’dan, onun da babasından

rivâyet edildiğine göre şöyle demiştir:

Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’in Minber üzerinde Zuhruf sûresinin

77. ayetini Malik kelimesinin sonundaki Kef harfini hazf etmeyerek Malik

diye okuduğunu işittim. Ebû Dâvud dedi ki; Yani bu kelime kısaltma

yapılmadan okunmuştur.

İZAH

Bu ayette geçen Malik kelimesini Hazreti Ali, İbn-i Mes’ûd ve A’meş

radıyallahu anh sonundaki Kef harfini kaldırarak Mâlû şeklinde okudular.

[558]

Sünen-i Ebû Dâvûd Arapça hadis metni
Sünen-i Ebû Dâvûd Arapça hadis metni

3993 – Abdullah bin (Mes’ud) radıyallahu anh’dan rivâyet edildiğine göre

şöyle demiştir: Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem, Zâriyât sûresinin 57.

ayetini bana “Ben rızkı verenim, çetin kuvvet sahibiyim” anlamında okuttu.

İZAH

Bu ayet Zâriyât sûresinin 57. ayetidir. Meşhur olan kıraatte “İnnallâhe

hüver-razîkû” şeklindedir. İbn-i Mes’ûd’un bu rivâyetinde “innî ener-

razzakû” şeklinde rivâyet edilmiştir. [559]

Sünen-i Ebû Dâvûd Arapça hadis metni
Sünen-i Ebû Dâvûd Arapça hadis metni
Sünen-i Ebû Dâvûd Arapça hadis metni

3994 – Abdullah (bin Mes’ud) radıyallahu anh’dan rivâyet edildiğine göre;

Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem Kamer sûresinin 22. âyetini dalın

şeddesi ile “Fehel-min müddekir” okurdu.

Ebû Dâvud şöyle dedi: Min harfi ötre, Dal harfi üstün ve Kef harfi esredir.

[560]

Sünen-i Ebû Dâvûd Arapça hadis metni
Sünen-i Ebû Dâvûd Arapça hadis metni

3995 – Câbir radıyallahu anh’dan rivâyet edildiğine göre şöyle demiştir:

Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’in Hümeze sûresinin 3. âyetini Sin

harfinin esresi ile “Eyahsibü” okuduğunu gördüm.

İZAH

Hümeze sûresinin 3. âyetinin başında istifham hemzesi var. Muzari olan

Yahsebü kelimesi ile Eyahsebü okunur. İbn-i Hıbban’ın ve Hakim’in

Müstedrek’inde hazreti Câbir’den rivâyetlerine göre “Yahsebü”nün başında

istifham hemzesi yoktur. Ve “Yahsebü” kelimesi sin harfinin esresi ile

“Yahsibü” şeklindedir. Yedi kıraat imamından Asım, Şami ve Hamza Sin

harfinin üstünü ile Yahsebü şeklinde okurlar. Diğer imamlar Sin harfinin

esresi ile Yahsibu okurlar.

Sünen-i Ebû Dâvûd Arapça hadis metni
Sünen-i Ebû Dâvûd Arapça hadis metni
Sünen-i Ebû Dâvûd Arapça hadis metni

3996 – Ebû Kılabe radıyallahu anh’dan rivaye göre:

Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’in kendisine okuttuğu ayetlerden ikisi

de Fecr sûresinin: “O gün onun azab olunduğu gibi kimse azab olunmaz ve

onun bağlanışı gibi kimse bağlanmaz” mealindeki 25. ve 26. ayetleridir. Se

harfinin üstünü ile “yûsekü” şeklinde okutmuştur.

Ebû Dâvud şöyle dedi: Bazıları bu rivâyette ravilerden Halid ile Ebû Kılabe

arasına başka bir zât soktular.

İZAH

Kıraat imamlarından Hafs Zel harfinin esresi ile Lâ yüazzibü ve Se harfinin

esresi ile velâ yûsiku okudu. Böyle okununca mana; “o gün Allah’ın azabı

gibi kimse azab edemez, Allah’ın el ve ayağa vurduğu kelepçe gibi kimse

bağlayamaz” şeklinde olur.

Sünen-i Ebû Dâvûd Arapça hadis metni
Sünen-i Ebû Dâvûd Arapça hadis metni
Sünen-i Ebû Dâvûd Arapça hadis metni
Sünen-i Ebû Dâvûd Arapça hadis metni
Sünen-i Ebû Dâvûd Arapça hadis metni
Sünen-i Ebû Dâvûd Arapça hadis metni
Sünen-i Ebû Dâvûd Arapça hadis metni
Sünen-i Ebû Dâvûd Arapça hadis metni

3997 – Ebû Kılabe radıyallahu anh’dan:

Bana Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’in kendisini okuttuğu kimse

haber verdi. Veya Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’in okuttuğu

kimsenin okuttuğu zât haber verdi. Fecr sûresinin 25. ayetini Zal harfinin

üstünü ile “Lâ yuazzebü” okudu.

Ebû Dâvud şöyle dedi: Bu ayetleri, Asım, A’meş, Talhâ bin Musarrıf Ebû

Ca’fer, Yezid bin Ka’ka’, Şeybe bin Nassah, Nafi bin Abdurrahman,

Abdullah bin Kesir el-Dârî, Ebû Amr bin Â’lâ Hamza el-Zeyyad,

Abdurrahman el-Arc, Katâde, Hasan el-Basrî, Mücahid, Humeyd el-A’rac,

Abdullah bin el-Abbas ve Abdurrahman bin Ebû Bekir Zal ve Se harfinin

esresi ile La yuazzibü ve Velâ yusikû okudular. Ancak bir merfu hadis

müstesna, o rivâyette Zal harfinin fethi ile Yuazzebû okundu.

Sünen-i Ebû Dâvûd Arapça hadis metni
Sünen-i Ebû Dâvûd Arapça hadis metni

3998 – Ebû Saîd el-Hudrî radıyallahu anh’dan rivâyet edildiğine göre şöyle

demiş: Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem, bir hadis haber verdi. O

hadiste Cibril ve Mikâil isimlerini zikretti. Bu isimleri okurken (Cibrail ve

Mikail şeklinde okudu.)

İZAH

Cibril kelimesinde on lûgat vardır. En meşhur olanı Cibril şeklindedir. Ebû

amr, Nafi ibn-i Amar ve Asım böyle okumaktadır (ve Cebrail şeklindeki

dört okuma, bir rivayet sayılmaktadır.)

İkincisi: Cim harfinin üstünü ile Cebril şeklindedir. İbn-i Kesir ve Hasan

böyle okumaktadırlar.

Üçüncüsü: Cebrail şeklidir. Hamza ve Kisâî böyle okumuşlardır.

Dördüncüsü: Cebrail şeklidir. Asım’dan böyle bir şey rivâyet edilmiştir:

Beşincisi: Lamın şeddesi ile Cebraille şeklidir.

Altıncısı: Cebrail şeklidir. İkrime böyle okumuştur:

Yerdincisi: Ya ile Cebrayile şeklidir.

Sekizincisi: İki ya ile Cebrayyile şeklidir.

Dokuzuncusu: Cebrale şeklidir.

Onuncusu: Yâlı ve çekmeden Cibriyle.

Onbirincisi. Cebrine.

Onikincisi: Cibrine.

Onüçüncüsü: Cebrayine.

Ondördüncüsü: Cebrail şekilleridir.

Sünen-i Ebû Dâvûd Arapça hadis metni
Sünen-i Ebû Dâvûd Arapça hadis metni
Sünen-i Ebû Dâvûd Arapça hadis metni
Sünen-i Ebû Dâvûd Arapça hadis metni

3999 – Muhammed bin Hâzım’dan rivâyet edildiğine göre şöyle demiştir:

A’meş’in yanında Cebrail ve Mikail kelimeleri zikrolundu. A’meş’de

Dâvud-i Tâî’den, o da Atiyye el-Âvfî’den, o da Saîd bin Hudrî’den olmak

üzere nakledip şöyle dedi: Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem, sur sahibi

(İsrafil’i) zikretti. Sağında Cebrail ve solunda Mikail var” buyurdu. (Bu iki

ismi böyle) “Ra” ve “Kef”i çekerek hemzenin altına ye koyarak okudu.

Sünen-i Ebû Dâvûd Arapça hadis metni
Sünen-i Ebû Dâvûd Arapça hadis metni
Sünen-i Ebû Dâvûd Arapça hadis metni
Sünen-i Ebû Dâvûd Arapça hadis metni

4000 – Ma’mer’den, o da Zührî’den: Mamer dedi ki: Zührî rivâyetinde çok

kere Saîd ibn-i Müseyyeb’i zikretti. İbn-i Müseyyeb dedi ki:

– Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem, Ebû Bekir, Ömer ve Osman

radıyallahu anh, (Fatiha sûresinin 3. ayetini Mimi çekerek “Mêlki

yevmiddîn” okuyan kimse Mervan’dır. [561]

Sünen-i Ebû Dâvûd Arapça hadis metni
Sünen-i Ebû Dâvûd Arapça hadis metni
Sünen-i Ebû Dâvûd Arapça hadis metni
Sünen-i Ebû Dâvûd Arapça hadis metni

4001 – Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’in hanımı Ümmü Seleme

radıyallahu anha’dan:

Ümmü Seleme Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’in Besmele ile

Fatiha’yı ayet ayet kesik kesik olarak üçüncü ayette Mimi çekmeden

“Meliki yevmiddîn” okuduğunu zikretti.

Ebû Dâvud dedi ki: Ahmed bin Hanbel’in önceki devamlı kıraat, “Mâliki”

şeklindedir, dediğini işittim. [562]

Sünen-i Ebû Dâvûd Arapça hadis metni
Sünen-i Ebû Dâvûd Arapça hadis metni
Sünen-i Ebû Dâvûd Arapça hadis metni

4002 – Ebû Zer radıyallahu anh’dan rivâyet edildiğine göre şöyle demiştir:

Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem, bir akşam üstü güneşin batacağı

sırada merkebe binmiş, beni de arkasına bindirmişti. Güneşi işaret ederek,

“Şunun nereye battığını biliyor musun” buyurdu. Ben de Allah ve Rasûlü

daha iyi bilir dedim. Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem, “Tağrûbû fî

aynin hâmiyetin” “Kızdırılmış pınara batıyor” buyurdu. [563]

İZAH

Bu ayet-i kerime Kehf sûresinin 76. ayetidir. Ayeti kerime “Fî aynin

hamietin” şeklinde rivâyet edildiği gibi “fi aynın hâmiyetin” şeklinde de

rivâyet edilmiştir.

Güneş Atlas Okyanusu’ndan batarken denize batar görünmektedir. Güneşin

kızartısı, suyun dalgası, akşam karartısı birbirine karışınca sanki kaynayan

bir pınar içine batıyormuş görüntüsü vermektedir. Hazreti Zülkarneyn bunu

böyle görmüştür. Kur’an-ı Kerim Mu’cizi’l-beyândır. Atlas Okyanusu’nda

güneşin battığı yerde deniz içerisinde kaynayan madenlere, saklı petrollere

işaret etmiş olabilir.

Sünen-i Ebû Dâvûd Arapça hadis metni
Sünen-i Ebû Dâvûd Arapça hadis metni
Sünen-i Ebû Dâvûd Arapça hadis metni
Sünen-i Ebû Dâvûd Arapça hadis metni

4003 – İbnü’l-Eska’dan rivâyet edilmiştir, dedi ki: Hazreti Peygamber

muhacirlerin fakirlerinden oluşan Suffe ehlini ziyaret etmiş, onlardan birisi

Peygamberimiz sallallahu aleyhi ve sellem’e Kur’an’da en Büyûk ayet

hangisidir diye sormuş, Peygamberimiz sallallahu aleyhi ve sellem de ona,

“Ayetel kürsidir Allah’dan başka ilah yoktur, o diridir, yaratıklarını görüp,

gözetendir. Allah uyumaz ve uyuklamaz” diye cevap vermiş. Ve bu ayeti

okurken el-Kayyûm okumuştur. [564]

İZAH

Ayete’l-Kürsîde Kayyûm kelimesi Kıyam kelimesinin mübalağa sîgasıdır.

Peygamber Efendimizden bu sîga ile rivâyet edilmiştir.

Amr bin Mes’ûd hazretleri bu ayeti Kıyâm okurdu. Alkame hazretleri de el-

Kayyûm okurdu. Asım hazretleri el-Kayyûm rivâyetine göre okurdu.

Sünen-i Ebû Dâvûd Arapça hadis metni
Sünen-i Ebû Dâvûd Arapça hadis metni

4004 – İbn-i Mes’ûd radıyallahu anh’dan rivâyet edildiğine göre, o (Yusuf

sûresinin 23. ayetini) Heyte lek okumuştur. Râvîlerden Şakik biz bu ayeti

“Hi’te leke” okuruz, demiştir. Yani İbn-i Mes’ûd şöyle demiştir: Bu ayeti

bana okutulduğu şekilde (Heyte) okumak benim için daha hoştur, demiştir.

Sünen-i Ebû Dâvûd Arapça hadis metni
Sünen-i Ebû Dâvûd Arapça hadis metni

4005 – Şakîk radıyallahu anh’dan rivâyet edildiğine göre şöyle demiştir:

Abdullah bin Mes’ûd’a bir takım kimseler Yusuf sûresinin 23. ayetini “Ve

kalet Hîte Lek” okuyorlar, denildi. İbn-i Mes’ûd, da ben bana okutuldu gibi

okurum, bu benim için daha hoştur. Bu ayet (Ve kalet heyte leke)

şeklindedir, dedi.

Sünen-i Ebû Dâvûd Arapça hadis metni
Sünen-i Ebû Dâvûd Arapça hadis metni
Sünen-i Ebû Dâvûd Arapça hadis metni

4006 – Ebû Saîd el-Hudrî radıyallahu anh’dan rivâyet edildiğine göre,

Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: “Allah İsrail

oğullarına, “Kudüs kapısından secde ederek girin ve mağfiret deyin. Sizin

hatalarınız mağfiret olunsun” buyurdu. Bu ayeti “nağfirleküm” yerine

“tuğferleküm” şeklinde okudu.

İZAH

Bu ayet Bakara sûresinin 58. ayetidir. Bu ayetteki nağfir kelimesi

Peygamberimiz sallallahu aleyhi ve sellem’den tuğfer şeklinde rivâyet

edilmiştir. Nafi Yuğfer okur, İbn-i Amr Tuğfer okur, diğer imamlar nun ile

Nağfir okurlar. [565]

Sünen-i Ebû Dâvûd Arapça hadis metni

4007 – Hişam bin Sa’d’den bir önceki hadisin misli aynı isnadla rivâyet

edildi.

Sünen-i Ebû Dâvûd Arapça hadis metni
Sünen-i Ebû Dâvûd Arapça hadis metni
Sünen-i Ebû Dâvûd Arapça hadis metni

4008 – Aişe radıyallahu anhâ’dan rivâyet edildiğine göre şöyle demiştir:

Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’e vahiy indi. Ve bize şeddesiz olarak

“Sûretün enzelnâhâ ve farednâhâ” diye okudu.

Ebû Dâvud: Yani şeddesiz olarak şu ayetlere kadar okudu dedi.

İZAH

Bu ayet Nur sûresinin, 1. ayetidir. İbn-i Kesir ve Amr “Râ”nın şeddesi ile

farraznâhâ okudular. Bu rivâyette ise şeddesiz olarak bildirmiş, diğer

imamlar da şeddesiz Faraznâ okumuşlardır.

[540] . Tirmizî, Kitabu Tefsir, Babu min sureti-l-Bakara, n. 2971; İbn-i

Mâce, Mukaddime, Babul Kıble, n. 1008

[541] . Buharî, Kitabu Şehâdât, Babu Şehadetil ama, n. 3/225; Müslim,

Kitabu Salat, Babu Fedâil-ül-Kur’ân, n. 788

[542] . Tirmizî, K. Tefsir, Tefsiri Ali İmran, n. 3012

[543] . Buharî, Kitabu Cihad, Babu men kaza bi sabiyyin; Müslim, Kitabu

Zikir, Babu-t-taavvüz min-el-aczi, n. 2706; Neseî, Kitabu İstiaze, Babul

istiaze minel buhi, n. 5450

[544] . K. Taharat, Babu tahlilil esabi-i, n. 38; Neseî, K. Taharet, Babu

Tahlilil esabi-ı, n. 114; İbn-i Mâce, K. Taharet, Babul mübalegati fil

ıstınşakı, n. 407

[545] . Buharî, k. Tefsir, Babu tefsiri süreti Ali İmran, n. 6/59

[546] . Tirmizî, Kıratlar Babında, Babu Fatihatil Kitab, n. 2930

[547] . Tirmizî, K. Sevabil Kur’ani ve faziletihi, n. 2937

[548] . Tirmizî, K. Sevabil Kur’ani, n. 2937

[549] . Tirmizî, K. Sevabil Kur’ani, Babu vemin sûre-i Hud, n. 2932

[550] . Tirmizî, Kitabu Kıraat vemin sureti Hûd, n. 2932

[551] . Tirmizî, K. Sevabil Kur’an, Babun vemin suretil Kehif, n. 2934

[552] . Tirmizî, K. Sevabil Kur’an, n. 2934

[553] . Tirmizî, K. Sevabil Kur’an, n. 2935

[554] . İbn-i Mâce, Mukaddime, babu fazlı Eshabı Rasûlullah, n. 96;

Tirmizî, k. Menakıb. N. 3659; Buharî, K. Sıfatil cenneti

[555] . Tirmizî, Tefsir, babu min sureti sebe, n. 3220

[556] . Buharî, K. Tefsir, n. 6/101; Tirmizî, K. Tefsir, n. 3221

[557] . Tirmizî, K. Kıraat, n. 2939

[558] . Buharî, K. Tefsir, n. 6/163; Müslim, K. Cuma, n. 871; Tirmizî, K.

Salat, n. 508

[559] . Tirmizî, K. Kıraat, n. 2941

[560] . Tirmizî, K. Kıraat, n. 2938

[561] . Tirmizî, K. Kıraat, n. 2929

[562] . Tirmizî, K. Kıraat, n. 2928

[563] . Buharî, Yasin sûresinin tefsirinde ve Bedi Halkta, n. 6/154; Müslim,

Kitabu İman, Babu beyani zemanillezi layukbelül İman, n. 159; Tirmizî,

Tefsir, n. 3225

[564] . Müslim, Salati Müsafirîn, Babu faldı sureti Kaf ve ayeti-l kürside, n.

810; Buharî, K. Tefsir, n. 6/96

[565] . Buharî, K. Tefsir, n. 6/22; Tirmizî, K. Tefsir, n. 2959

[540]. Tirmizî, Kitabu Tefsir, Babu min sureti-l-Bakara, n. 2971; İbn-i

Mâce, Mukaddime, Babul Kıble, n. 1008

[541]. Buharî, Kitabu Şehâdât, Babu Şehadetil ama, n. 3/225; Müslim,

Kitabu Salat, Babu Fedâil-ül-Kur’ân, n. 788

[542]. Tirmizî, K. Tefsir, Tefsiri Ali İmran, n. 3012

[543]. Buharî, Kitabu Cihad, Babu men kaza bi sabiyyin; Müslim, Kitabu

Zikir, Babu-t-taavvüz min-el-aczi, n. 2706; Neseî, Kitabu İstiaze, Babul

istiaze minel buhi, n. 5450

[544]. K. Taharat, Babu tahlilil esabi-i, n. 38; Neseî, K. Taharet, Babu

Tahlilil esabi-ı, n. 114; İbn-i Mâce, K. Taharet, Babul mübalegati fil

ıstınşakı, n. 407

[545]. Buharî, k. Tefsir, Babu tefsiri süreti Ali İmran, n. 6/59

[546]. Tirmizî, Kıratlar Babında, Babu Fatihatil Kitab, n. 2930

[547]. Tirmizî, K. Sevabil Kur’ani ve faziletihi, n. 2937

[548]. Tirmizî, K. Sevabil Kur’ani, n. 2937

[549]. Tirmizî, K. Sevabil Kur’ani, Babu vemin sûre-i Hud, n. 2932

[550]. Tirmizî, Kitabu Kıraat vemin sureti Hûd, n. 2932

[551]. Tirmizî, K. Sevabil Kur’an, Babun vemin suretil Kehif, n. 2934

[552]. Tirmizî, K. Sevabil Kur’an, n. 2934

[553]. Tirmizî, K. Sevabil Kur’an, n. 2935

[554]. İbn-i Mâce, Mukaddime, babu fazlı Eshabı Rasûlullah, n. 96;

Tirmizî, k. Menakıb. N. 3659; Buharî, K. Sıfatil cenneti

[555]. Tirmizî, Tefsir, babu min sureti sebe, n. 3220

[556]. Buharî, K. Tefsir, n. 6/101; Tirmizî, K. Tefsir, n. 3221

[557]. Tirmizî, K. Kıraat, n. 2939

[558]. Buharî, K. Tefsir, n. 6/163; Müslim, K. Cuma, n. 871; Tirmizî, K.

Salat, n. 508

[559]. Tirmizî, K. Kıraat, n. 2941

[560]. Tirmizî, K. Kıraat, n. 2938

[561]. Tirmizî, K. Kıraat, n. 2929

[562]. Tirmizî, K. Kıraat, n. 2928

[563]. Buharî, Yasin sûresinin tefsirinde ve Bedi Halkta, n. 6/154; Müslim,

Kitabu İman, Babu beyani zemanillezi layukbelül İman, n. 159; Tirmizî,

Tefsir, n. 3225

[564]. Müslim, Salati Müsafirîn, Babu faldı sureti Kaf ve ayeti-l kürside, n.

810; Buharî, K. Tefsir, n. 6/96

[565]. Buharî, K. Tefsir, n. 6/22; Tirmizî, K. Tefsir, n. 2959

Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem, (Bakara sûresinin yüzyirmi beşinci

ayetinin ilk kelimesini emir sigası ile “Makam-ı İbrahim’de bir bölümü

Namazgah edinin” diye okudu. [540]

3970 – Aişe radıyallahu anhâ’dan: Bir zât gecenin bir saatınde kalktı yüksek

sesle Kur’an okudu. Sabah vakti olunca Rasûlullah sallallahu aleyhi ve

sellem şöyle buyurdu: “Allah falana merhamet etsin, bu gece benim

unutarak atlamış olduğum bazı âyeti bana hatırlatmış oldu.” [541]

(Şu Âl-i İmran sûresi 161.ayeti) Bedir günü kaybedilen kırmızı kadifeyi

Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem almıştır, dediler. Bunun üzerine Aziz

ve Celil olan Allah, “Hiçbir Peygambere malı ganimeti gizlice alıp

haksızlık etmek yaraşmaz. Kim haksızlık yaparsa kıyamet günü yaptığı ile

gelir. Sonra haksızlık yapılmaksızın herkese kazanmış olduğu ödenir”

âyetini indirdi. [542]

“Ya Rab cimrilikten ve ihtiyarlıktan sana sığınırım” buyurdu. [543]

Bu rivâyette Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem SİN harfini kesre olarak

okuyup, LÂ TAHSİBENNE (zannetmeyin) buyurdu. SİN harfinin fethası

ile LÂ TAHSEBENNE buyurmadı. [544]

Müslümanlar birkaç koyundan ibaret sürüsü başında bulunan bir kimseye

yetiştiler. Adam Müslümanlara “Esselâmü aleyküm” dedi. Müslümanlar

(onun bu selâmını imanından dolayı değil, korkusundan verdiğini

zannederek) öldürdüler. O, birkaç koyunu da aldılar. Bunun üzerine (Nisa

sûresinin doksan dördüncü ayeti ki), “Ey inananlar Allah yolunda

yürüdüğünüz vakit her şeyi iyice anlayın, size Müslüman olduğunu

bildirene dünya hayatının geçici menfaatine (o birkaç koyuna) göz dikerek

sen mü’min değilsin, demeyin. Allah’ın vereceği çok ganimetler vardır”

mealindeki âyet indi. [545]

3976 – Enes bin Malik radıyallahu anh’dan rivâyet edildiğine göre şöyle

demiştir: Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem, (Maide sûresinin kısas

hükmünü bildiren 45. âyetindeki şu cümleyi) “Velaynü bil ayni” diye nunun

zammesiyle okudu. [546]

3978 – Atiyye bin Sad el-Avfî radıyallahu anh’dan rivâyet edildiğine göre

şöyle demiştir: Abdullah bin Ömer’e (Rum sûresinin 54.) “Allah sizi

güçsüzlükten yarattı” mealindeki ayetini okudum. Abdullah bin Ömer

ayette geçen Za’fın kelimesini zadın zammesi ile Zu’fun okudu. Ve senin

bana okuduğun gibi ben de bu ayeti Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’e

okudum. Benim senin sözünü kestiğim gibi Rasûlullah sallallahu aleyhi ve

sellem de benim sözümü kesti. Ve (Zu’fun) okudu dedi. [547]

Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’den (Rum sûresinin 54. ayeti “Min

Zu’fin” şeklinde rivâyet olunmuştur. [548]

Mastar sıgası ile okunursa mânâ şöyle olur: “Ey Nuh; oğlun senin neslinden

sayılmaz, çünkü onun yaptığı iyi olmayan bir iştir.” [549]

3983 – Şehr bin Havşeb radıyallahu anh’dan rivâyet edildiğine göre şöyle

demiştir: Ümmü Seleme’ye Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem: Şu “o iyi

olmayan bir iştir” mealindeki ayeti nasıl okurdu dedim. Aişe radıyallahu

anhâ, Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem, o ayeti (Mazî sîgası ile) “O iyi

olmayan bir iş işledi” diye okudu dedi. [550]

3984 – Übey bin Ka’b’dan rivayet edildiğine göre: Rasûlullah sallallahu

aleyhi ve sellem, dua ettiğinde önce kendisinden başlardı. Şöyle buyururdu:

“Allah’ın rahmeti bize ve Musa üzerine olsun, eğer sabretmiş olsaydı

arkadaşından (Hızır’dan) çok hayret verici şeyler görecekti” Lakin Musa

şöyle dedi: “Eğer bundan sonra sana bir şeyden sorarsam bana arkadaşlık

etme, benim tarafımdan mazur sayılırsın” Hamza bin Ziyâd “Ledünnî”

kelimesini uzatarak okudu. [551]

Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’den rivâyet edildiğine göre Kehf

sûresinin 76. ayetini nunun şeddesi ile (Min Ledünnî) şeklinde okudu. [552]

3986 – İbn-i Abbas radıyallahu anh’dan rivâyet edildiğine göre şöyle

demiştir: Ubey bin Kâ’b’a Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’in

okuttuğu gibi Ubey bin Ka’b da bana, “fî aynı hamietin” ayetinde

“hamietin” kelimesini elifsiz hafifletilmiş olarak okuttu. [553]

Ebû Bekir ve Ömer Cennetin en yüksek bölümünde olanlardandır. (Hatta)

onlara daha ziyade nimet te verildi. [554]

Ravilerden Osman bin Ebû Şeybe ravinin ismi hakkında Gutayfi yerine

Gatafânî dedi. (Yine) bize Hasan bin Hakem el-Nehâî haber verdi, demiştir.

[555]

Hazreti Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem vahiy hadisini zikretmiş.

“İşte bu Allah’ın şu sözüdür: “Kalplerinden korku çıkarıldığı vakit” [556]

âyetinde işaret buyurduğu meseledir” demiştir.

Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’in Vakıa sûresinin 89. ayetini ki “fe

rûhun ve reyhânun” Ra harfinin ötresi ile Fe Rûhun şeklinde okuduğunu

işittim. [557]

Bu ayette geçen Malik kelimesini Hazreti Ali, İbn-i Mes’ûd ve A’meş

radıyallahu anh sonundaki Kef harfini kaldırarak Mâlû şeklinde okudular.

[558]

Bu ayet Zâriyât sûresinin 57. ayetidir. Meşhur olan kıraatte “İnnallâhe

hüver-razîkû” şeklindedir. İbn-i Mes’ûd’un bu rivâyetinde “innî ener-

razzakû” şeklinde rivâyet edilmiştir. [559]

Ebû Dâvud şöyle dedi: Min harfi ötre, Dal harfi üstün ve Kef harfi esredir.

[560]

– Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem, Ebû Bekir, Ömer ve Osman

radıyallahu anh, (Fatiha sûresinin 3. ayetini Mimi çekerek “Mêlki

yevmiddîn” okuyan kimse Mervan’dır. [561]

Ebû Dâvud dedi ki: Ahmed bin Hanbel’in önceki devamlı kıraat, “Mâliki”

şeklindedir, dediğini işittim. [562]

Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem, bir akşam üstü güneşin batacağı

sırada merkebe binmiş, beni de arkasına bindirmişti. Güneşi işaret ederek,

“Şunun nereye battığını biliyor musun” buyurdu. Ben de Allah ve Rasûlü

daha iyi bilir dedim. Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem, “Tağrûbû fî

aynin hâmiyetin” “Kızdırılmış pınara batıyor” buyurdu. [563]

4003 – İbnü’l-Eska’dan rivâyet edilmiştir, dedi ki: Hazreti Peygamber

muhacirlerin fakirlerinden oluşan Suffe ehlini ziyaret etmiş, onlardan birisi

Peygamberimiz sallallahu aleyhi ve sellem’e Kur’an’da en Büyûk ayet

hangisidir diye sormuş, Peygamberimiz sallallahu aleyhi ve sellem de ona,

“Ayetel kürsidir Allah’dan başka ilah yoktur, o diridir, yaratıklarını görüp,

gözetendir. Allah uyumaz ve uyuklamaz” diye cevap vermiş. Ve bu ayeti

okurken el-Kayyûm okumuştur. [564]

Bu ayet Bakara sûresinin 58. ayetidir. Bu ayetteki nağfir kelimesi

Peygamberimiz sallallahu aleyhi ve sellem’den tuğfer şeklinde rivâyet

edilmiştir. Nafi Yuğfer okur, İbn-i Amr Tuğfer okur, diğer imamlar nun ile

Nağfir okurlar. [565]

Sünen-i Ebû Dâvûd Arapça hadis metni
Sünen-i Ebû Dâvûd Arapça hadis metni
Sünen-i Ebû Dâvûd Arapça hadis metni