TIP BÖLÜMÜ · 19 – EFSUN NASIL YAPILIR



3890 – Abdulaziz bin Suhayb radıyallahu anh’dan rivayetle Enes
radıyallahu anh, (Sabit’e) şöyle dedi:
Seni Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’in efsunu ile efsunlamayım mı?
Sabit, “elbette”, dedi. Enes dedi ki: Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem
şöyle buyurdu: “Ey insanların Rabbi, şiddetleri gideren Allah’ım şifâ ver,
çünkü şifâ veren sensin. Senden başka şifâ veren yoktur. O’na hiçbir
hastalık bırakmayacak şifâ ver.” [496]





3891 – Osman bin Ebî’l-As radıyallahu anh’dan: O, Rasûlullah sallallahu
aleyhi ve sellem’e geldi. Osman dedi ki: Bende bir hastalık var, nerdeyse
beni helak edecek. Dedi ki: Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem, şöyle
buyurdu: “Onu sağ elinde yedi defa oğuştur, sıvazla ve bulduğum şu ağrının
şerrinden Allah’ın kudret ve izzetine sığınırım de.” Osman dedi ki: Bunu
yaptım, Aziz ve Celil olan Allah, bende olan ağrıyı giderdi, bunun üzerine o
günden beri ben ehlime başkalarına bu duaları tavsiye ediyorum. [497]





3892 – Ebû’d-Derdâ radıyallahu anh’dan rivâyet edildiğine göre, Rasûlullah
sallallahu aleyhi ve sellem’in şöyle buyurduğunu işittim, demiştir. “Sizden
biriniz bir şeyden rahatsız olursa veya onun bir kardeşi, rahatsız olursa
hükmü semayı kuşatan Rabbımız olan Allah’tır, ismin mukaddestir, emrin
sema ve arzdadır. Semada rahmetin bulunduğu gibi rahmetini arzda da kıl.
Bizim günah ve hatalarımızı mağfiret eyle, sen iyi davranan (peygamberler
ve meleklerin) Rabbısın. Şu ağrıya rahmetinden bir rahmet ve şifalardan bir
şifâ ver, desin, iyi olur.” [498]




3893 – Amr bin Şuayb’ın dedesinden; Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem
ashaba korkudan kurtulmak için (şu) kelimeleri öğretiyordu: “Allah’ın
gazabından kullarının şerrinden şeytanların vesveselerinden ve şeytanların
hazır olmasından Allah’ın tam olan kelimelerine sığınırım.”
Abdullah bin Amr oğullarından aklı erenlere bunu öğretir, aklı ermeyenlere
ise bunu yazar üzerine asardı. [499]




3894 – Yezid bin Ebû Ubeyd radıyallahu anh’dan rivâyet edildiğine göre
şöyle dedi: Seleme’nin inciğinde bir kılıç yarası gördüm, bu nedir diye
sordum. Seleme şöyle dedi: Hayber harbi sırasında bana isabet eden bir
yaradır. İnsanlar Seleme öldürüldü, dediler. Rasûlullah sallallahu aleyhi ve
sellem davet edildi. Bana üç nefesle nefes etti. Nihayet şu vakte kader
hiçbir rahatsızlık duymadım. [500]



3895 – Aişe radıyallahu anhâ’dan rivayetle Rasûlullah sallallahu aleyhi ve
sellem: “Bir kimse hastalandığı vakit (önce) tükrüğü ile toprağa bir çizgi
çizerdi. Râvi bu işareti göstermek için kendisi de tükrük ile toprağa çizdi.
Sonra şöyle buyururdu:
“Yerimizin toprağı, bazılarımızın tükrüğü ile Rabbimizin izni ile
hastalarımıza şifâ verir” derdi. [501]







3896 – Hârice bin Salt et-Temîmî radıyallahu anh’ın amcası (Ilâka bin Sıhar
el-Selîtî) radıyallahu anh’dan: O, Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’e
gelerek Müslüman oldu, sonra Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’in
yanından yöneldi, döndü, dönerken bir kavme uğradı. Onların yanında
demire bağlanmış deli bir zât vardı. O, delinin ehl-i şöyle dedi: Bize haber
verildiğine göre, sizin sohbetinde bulunduğunuz şu zat, hayır getirmiş,
senin yanında şu deliyi tedavi edecek bir şey var mı? Ben de ona fatiha ile
efsun yaptım. Deli iyi oldu. Bunun üzerine bana yüz koyun verdiler. Ben de
Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’e geldim, yaptığım efsunu ona haber
verdim. Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem “Bundan başka okuduğun bir
şey var mı?” buyurdu.
Müseddet, diğer bir yerde bundan başka bir şey söyledin mi? diye rivâyet
etti. Ben, hayır, dedim. Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem, “Onların sana
verdiğini al. Allah’a yemin ederim ki, batıl efsun karşılığında aldığını yiyen
nice insanlar var, yemin olsun ki, sen hak olan bir efsun karşılığında
aldığını yiyorsun.” [502]




3897 – Hârice bin Salt’ın amcası (Ilâka) radıyallahu anh’dan rivâyet
edildiğine göre, Ilâka, bir kavme uğradı, dedi ki: Deliyi üç gün sabah ve
akşam fatiha sûresini okuyarak efsun yaptım. Fatihayı her bitirişinde
tükrüğünü topluyor, sonra deliye tükürüyordu. (Üçgün sonra) deli bağdan
çözülür gibi olmuştur. Ilâka’ya bir şey verdiler. O da Rasûlullah sallallahu
aleyhi ve sellem’e geldi, Ilâka sözlerini bundan sonraki kısımda bir önce
geçen Müseddet’in rivâyet ettiği hadisin manasında söylemiştir.





3898 – Süheyl’in babası Ebû Salih radıyallahu anh’dan rivâyet edildiğine
göre şöyle dedi: Eslem kabilesinden bir kimseyi dinledim. Şöyle dedi: Ben
Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’in yanında oturuyordum, ashabından
bir zât geldi ve şöyle dedi: Ey Allah’ın Rasûlü, bu gece zehirlendim, sabah
oluncaya kadar uyuyamadım. Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem, “Seni
zehirleyen nedir?” dedi. O zat, akreptir dedi. Rasûlullah sallallahu aleyhi ve
sellem, “Ama sen akşamladığın vakit yarattığı şeylerin şerrinden Allah’ın
tam kelimelerine sığınırım deseydin, Allah’ın izniyle dilerse sana zarar
vermezdi.” [503]



3899 – Ebû Hüreyre radıyallahu anh’dan rivâyet edildiğine göre şöyle dedi:
Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’e akrep tarafından sokulmuş bir
kimse getirilirdi. Râvi dedi ki: Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle
buyurdu: “Eğer bu zat, yarattığı şeylerin şerrinden Allah’ın tam olan
kelimelerine sığınırım, deseydi sokulmazdı, veya ona zarar veremezdi.”










3900 – Ebû Saîd el-Hudrî radıyallahu anh’dan:
Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’in ashabından bir cemaat bir sefere
gittiler. Arap kabilelerinden bir kabilenin yanına indiler, onlardan birisi
şöyle dedi: Bizim kabile reisimiz zehirlendi, sizden birinizin yanında
arkadaşımıza fayda verecek bir şey var mı? Cemaat içerisinden bir zat, evet
var, Allah’a yemin ederim ki ben efsun yaparım, lakin biz sizden bizi
misafir etmenizi istedik, siz ise kabul etmediniz, bana bir ücret vermenizi
şart kılmadıkça ben efsun yapmam, dedi. Bunun üzerine ona bir koyun
sürüsü vermeyi kararlaştırdılar, o zât kabile reisine geldi ve onun üzerine
Fatihayı okudu, okudukca üflüyordu. Her üfleyişte hasta bağdan çözülür
gibi oluyordu. Râvi dedi ki: Anlaştıkları bir koyun sürüsünü onlara
tamamen verdiler, heyet üyeleri bu sürüyü aranızda taksim edin, dediler.
Efsun yapan zat, hayır taksim etmeyin. Rasûlullah sallallahu aleyhi ve
sellem’e gelelim, ondan ne yapmamız gerektiği hakkında emir alalım, dedi.
Sabahleyin, Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’in yanına vardılar, olup
biteni O’na anlattılar. Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem, “Fatiha’nın
şifâ verdiğini nereden öğrendiniz? Sürüyü aldığınıza iyi yaptınız, sürüyü
taksim edin. Sizinle beraber bir hisse de bana ayırın” buyurdu. [504]








3901 – Hârice radıyallahu anh, amcası Ilâka radıyallahu anh’dan rivâyet
edildiğine göre şöyle demiştir:
Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’in yanına çıktık, Araptan bir
kabilenin yanına geldik, kabile halkı şöyle dediler, haber aldığımıza göre siz
şu zatın (Peygamber)in yanından hayırla gelmişsiniz, bizim yanımızda
elleri, ayakları bağlı bir deli var. Sizin yanınızda buna bir ilaç veya efsun
var mı?
Ilâka dedi ki: Biz, evet cevabını verdik. Dedi ki: Bağlanmış bir deli
getirdiler. Dedi ki: Üç gün sabah ve akşam ona Fatiha’yı okudum, Fatiha’yı
her bitirişimde tükrüğümü topluyor, sonra ona tükürüyordum. Bunun
üzerine sanki bağdan çözülür gibi oldu. Bu okuyuşuma karşılık bana bir
ücret verdiler, ben Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’e sormadan
almam, dedim. Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem, “Al da ye, ömrüme
yemin olsun ki, nice batıl efsunlar yapıp karşılığında bir şeyler alıp yiyenler
var. Yemin olsun sen hak olan bir efsun karşılığında yemiş olacaksın”
buyurdu.



3902 – Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’in hanımı Aişe radıyallahu
anhâ’dan:
Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem, rahatsız olduğu vakit felak ve nâs
sûrelerini okur ve (kendine) üflerdi. Ağrısı şiddetlendiği vakit O’na ben
okur, bereketini ümit ederek kendi eli ile üzerine mest ederdim. [505]

