BÖLÜMÜ · 11 – İPEK ELBİSE GİYMEYİ HOŞ GÖRMEYENLERİN RİVAYET ETTİĞİ HADİSLER



4044 – Ali bin Ebû Talib radıyallahu anh’dan:
Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem, Kassiy ipeklisinden yapılmış elbiseyi
giyinmekten usfur boyası ile boyanmış kumaşı giyinmekten, altın yüzük
takınmaktan ve rükûda kuran okumaktan nehyetti. [587]


4045 – Ali bin Ebû Talib’den bir önce geçen şu hadis rivâyet edildi: Orada
rükûda ve secdede Kur’an okumaktan nehyedildi, dedi.

4046 – İbrahim bin Abdullah’dan şu bir önce geçen hadis rivâyet edildi.
Orada sizi bunlardan nehyetti, diye söylemedim ziyâdesi var.
İZAH
Rükû ve secdeler tesbih mahalleridir. Oralarda tesbih tayin edilmiştir.
Kur’an okumak mahalli ayakta durmak ânıdır. Onun için kıyamda okunacak
kıraatı tesbih mahalli olan rükû ve secdeye tehirden nehyedilmiştir.





4047 – Enes bin Malik radıyallahu anh’dan:
Rum Meliki Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’e ince ipekten bir kürk
hediye etmişti. Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem, onu giyindi, şu anda
yenlerinin titreştiğini görüyor gibiyim. Sonra onu Hazreti Cafer’e gönderdi.
Cafer de onu giyinip Peygamberimiz sallallahu aleyhi ve sellem’e gelid.
Ona:
“Ben onu sana giyinesin diye vermedim” buyurdu. Cafer onu ne yapayım,
dedi. Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem, “Onu (Habeş Kralı) kardeşin
Necaşi’ye gönder” buyurdu.






4048 – İmran bin Husayn radıyallahu anh’dan rivâyet edildiğine göre
Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: “Ben kırmızı (ipekten
yapılmış) eğer yastığı üzerine binmem. Usfur boyası ile boyanmış elbise
giyinmem, yakası ipekle çevrili elbiseyi giyinmem.” Râvi Katâde şöyle
dedi: Hasan-ı Basrî gömleğinin yakasına işaret etti. Katâde dedi ki,
Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu:
“Dikkat, erkeklerin kullanacağı esans renksiz ve kokusu bulunan kokudur,
kadınların esansı ise rengi bulunup kokusu olmayandır.”
Ravi Said bin Ebû Arube şöyle dedi: Öyle zannediyorum ki, Katâde şöyle
dedi: Ulemâ burada geçen “kadınların esansı” sözünün kadınların dışarı
çıkmalarıyla ilgili olduğunu (evinde) eşinin yanında olduğu zaman istediği
güzel kokuyu sürünebileceğini söylediler. [588]











4049 – Ebu’l-Husayn (yani Heysem bin Şefi) radıyallahu anh’dan: Ben ve
Muafir kabilesinden olan Ebû Amr diye künyelenen dostumla beraber
İlya’da (Mescid-i Aksa’da) namaz kılmak üzere çıktım. Ashabın vaizi Ezd
kabilesinedn Ebû Reyhâne denen bir zattı.
Ebu’l-Husayn dedi ki: Arkadaşım mescide benden önce girdi. Sonra onu
takip ederek ben de onun yanına oturdum. Arkadaşım bana sen hiç Ebû
Reyhâne’nin vaazlarında bulundun mu diye sordu. Ben de hayır, dedim.
Arkadaşım bana ben onun şöyle dediğini işittim. Rasûlullah sallallahu
aleyhi ve sellem, şu on şeyden nehyetti: Dişi inceltmekten, vücuda dövme
yapmaktan, beyaz kılları yolmaktan, bir erkeğin diğer bir erkekle aralarında
elbiseleri olmadığı halde bir arada yatmasından, arada perde olmaksızın bir
kadının diğer bir kadın ile çıplak yatmasından, erkeğin acemlerin yapıtığı
gibi elbisesinin eteğinde ve omuzlarında ipek süs yapmasından, haksız yere
mal kapmaktan, kaplan derisi üzerine oturmaktan ve sultandan başkasının
mühürlü yüzük takınmasından. [589]
Ebû Dâvud dedi ki: Bu hadisin diğer yollarından gelen rivâyetlerinde
zikredilmeyip de sadece bu yoldan gelen rivâyetinde zikredilen kelime
yüzük kelimesidir.
İZAH
Veşr: Diş ince küçük ve keskin görünsün diye dişi eğelemek inceltmektir.
Arap kadınları buna çok özen gösterirlerdi.
Veşm: Vücudu iğne ucu ile yaralayıp barut ile göğertmektir. Bu da Arap ve
zenci kabileleri arasında yaygındır. Bu işlem Allah’ın hilkatini
değiştirmektir, yasaktır.
Mükamaa: Kucak kucağa yatmak demektir.
Şiar: Arada perde, elbise demek, kıllara kadar dokunan gömlek anlamına
gelir.
Nühbe: Haksız yere Müslümanların malını almak demektir.
Nümür: Kaplanlar demektir. Kaplan derisine oturmak kibirlilik alameti
olacağı için yasaklanmıştır.
Mühürlü halka kullanmaya gelince bu başkaları için bir zarûret olmayacağı
için nehyedilmiştir. Fakat Peygamberimizin ashabının halka yüzük
taktıkları rivâyetleri de düşünüldüğünde halka yüzüğün terk edilmesinin
evlâ olduğu anlaşılır. Üzerinde mühür bulunan halka yüzükler sultanlar ve
mühür kullanma yetkisi verilenler için taşıma zarûretinden dolayı mübahtır.

4050 – Ali radıyallahu anh’dan rivâyet edildiğine göre şöyle demiştir:
Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem, eğer üzerine ipekli minder
koymaktan nehyetti.
İZAH
Meyâsir: Eğerin üzerine konan mindere denir.
İpek giyinmek yasak olduğu gibi, eğer üzerine koyup üstüne oturmak da
uygun görülmemiştir.


4051 – Ali radıyallahu anh’dan rivâyet edildiğine göre şöyle demiştir:
Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem beni, altın yüzük takınmaktan, ipekli
kıssî kumaşı giyinmekten, kırmızı ipekli eğer minderi kullanmaktan
nehyetti. [590]




4052 – Aişe radıyallahu anhâ’dan, Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem,
üzerinde işleme bulunan yünlü üzerinde namaz kılmıştı. Onun işlemesine
baktı. Selam verince şöyle dedi: “Benim şu işlemeli elbisemi Ebu’l Cehm’e
götürün. O beni namazımda meşgul etti. Bana Ebû Cehm’in işlemesiz
elbisesini getirin” buyurdu.
İZAH
Hamîsa: Yünden işlemeli kumaş.
Enbicâniye: Üzerinde işleme bulunmayan elbise demektir.
Ebû Cehm’in asıl adı; Amr’dır. Übey diyenler de olmuştur.
Peygamber Efendimiz’in üzerinde namaz kıldığı siyah yünlü veya ipek
işlemeli kumaşı Peygamberimiz sallallahu aleyhi ve sellem’e Ebû Cehm
hediye etmişti. Onun için Peygamberimiz Hamîsayı ona iade ediyor. Ebû
Cehm’in düz işlemesiz kumaşını istiyor.

4053 – Aişe radıyallahu anhâ’dan: Bir önce geçen hadisin benzeri rivâyet
olundu. Fakat önceki hadis daha tamamdır.

