ITK (AZAT) BÖLÜMÜ · 2 – KİTABET AKDİNİN BOZULMASI HALİNDE MÜKÂTEB KÖLENİN SATILABİLMESİ









3929 – Aişe radıyallahu anhâ’dan, Berîre radıyallahu anha, Aişe radıyallahu anhâ’ya gelerek kitabetini ödemede kendisine yardım etmesini istedi. Henüz kitabetinden bir şey ödememişti. Aişe radıyallahu anhâ ona, ehline dön, eğer isterlerse senin kitabet borcunu ödeyeyim. Senin Velayetin bana ait olur, bunu ben yaparım, dedi. Berîre dönerek ehline bunu haber verdi. Ehl-i bu teklifi kabul etmediler. Ve dediler ki: Eğer Aişe radıyallahu anhâ sana sevap kazanmak için yardım yapacaksa yapsın. Senin Velayetin (azat edicin) biz oluruz, dediler. Aişe radıyallahu anhâ bunu Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’e anlattı. Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem, ona Berîre’yi satın al ve azat et. Azat edilen kimsenin velası azat edene aittir, buyurdu. Sonra Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem kalktı, şöyle buyurdu: “Bir kısım insanlara ne oluyor da Allah’ın kitabında olmayan bir takım şartlar koşuyorlar. Kim Allah’ın kitabında olmayan bir şart koşarsa onun için bu şart koştuğunu ödemek gerekmez. İsterse yüz defa şart koşsun. Allah’ın şartı daha haklı ve daha sağlamdır.” [520]






3930 – Aişe radıyallahu anhâ’dan rivâyet edildiğine göre şöyle demiştir: Berîre radıyallahu anhâ, kitabetine yardım için gelmişti. Şöyle dedi: Ben sahibime her sene bir ukiye ödemek şartı ile dokuz ukiyeye kitabette anlaştım. Bana yardım et, dedi. Aişe radıyallahu anhâ; eğer ehlin arzu ederse ben bir defada öderim. Ve seni azat ederim. Velayetin bana ait olur, bunu yaparım, dedi. Berîre radıyallahu anhâ, ehline gitti, Râvi hadisi Zührî’nin rivâyet ettiği gibi sevketti. Fakat bu hadisin sonunda şu ziyade var: Bu adamlara ne oluyor da birisi kalkıp kendi kafasından: – Ey falan azat et, velâsı bana ait olsun, diyebiliyor. Halbuki vela hakkı azat edene aittir. [521]
















3931 – Aişe radıyallahu anhâ’dan rivâyete göre şöyle demiştir: Mustalık oğlu Haris’in kızı Cüveyriye, Şemmas’ın oğlu Kays’ın oğlu Sabit’in sehmine veya (Sabit’in) amcasının oğluna düşmüş ve onunla kendi üzerine bir kitabet anlaşması yapmıştır. (Cüveyriye) gözlerin kendisine takılıp kaldığı çok güzel bir kadındı. Aişe radıyallahu anhâ dedi ki: Cüveyriye radıyallahu anha Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’e geldi. Kitabetini ödeyebilmesi için yardım istiyordu. Kapıya geldiği vakit onu gördüm. Anladım ki, Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem, benim onda gördüğüm (güzel endâmı) görür diye kalbime geldi. Cüveyriye, ben Haris’in kızı Cüveyriye’yim. Ey Allah’ın Rasûlü, benim durumum sana gizli değil. Ben Şemmas’ın oğlu, Kays’ın oğlu Sabit’in sehmine düşmüştüm. Ben kendimi kitabetle borçlandırdım. Kitabet borcumu ödememde bana yardım edersin diye sana geldim, dedi. Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem, “Senin bundan daha hayırlı bir şeye rağbetin yok mu?” dedi. Cüveyriye, o hayırlı şey nedir, ey Allah’ın Rasûlü, dedi. Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem, “Senin kitabet borcunu ödeyeyim. (Hürriyete kavuşturayım) ve seni nikâhıma alayım” buyurdu. Cüveyriye derhal kabul ettim, dedi. Aişe radıyallahu anhâ dedi ki: Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’in Cüveyriye’yi nikahladığı insanlar arasında kulaktan kulağa yayıldı. Ellerinde Mustalık kabilesinden ne kadar esir varsa salıverdiler. Ve bu esirler Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’e ailesi yönünden akraba oldular. (Onları esir alarak tutmak yakışmaz) dediler. Kendi kavmine Cüveyriye’den daha bereketli bir kadın görmedik. Çünkü onun yüzünden beni Mustalık’tan yüz aile hürriyetine kavuştu. Ebu Dâvud şöyle dedi: Bu hadis-i şerif, veli’nin velîsi olduğu kızı kendi nikahını kıyabileceğine delildir.

