BÖLÜMÜ · 36 – ÖLMÜŞ HAYVANI YEMEK ZORUNDA KALAN KİMSE







3816 – Câbir bin Semura radıyallahu anh’dan şöyle rivâyet edilmiştir: Bir zât (Medine yakınındaki) Hara mevkiine indi, yanında hanımı ve çocuğu da vardı. Bir kimse buna benim devem kayboldu, eğer onu bulursan onu yakala, dedi. Bu zât deveyi buldu. Fakat (tut diye tenbih eden) sahibini bulamadı. Deve hastalandı, bulan zatın hanımı bunu kes dedi. O zat, başkasının devesini kesmekten çekindi. Deve ise öldü. Hanım onun derisini yüz, yağını ve etini kıyma yapalım onu yeriz, dedi. Erkek ise bunu Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’e sorayım, dedi. Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’e geldi ve ölmüş devenin etini yeyip yemeyeceğni sordu. Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem, “İhtiyacını karşılayacak, bunu yemene ihtiyaç bırakmayacak imkanın var mı?” diye sordu. O zat, hayır yok, dedi. Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem: “Öyle ise onu yeyin” buyurdu. Dedi ki: Devenin asıl sahibi geldi, ölü deveyi yiyen kimse hadiseyi ona anlattı. Devenin sahibi, onu kesseydin ya, dedi. Deveyi yakalayan ise deveyi kesmekten çekindim, dedi.





3817 – Fücey el-Amirî radıyallahu anh’dan şöyle rivâyet edilmiştir: O, Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’e geldi ve şöyle dedi: Ey Allah’ın Rasûlü, ölmüş hayvanlardan bize hangi şey helaldir? Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem, “Yiyeceğiniz neden ibarettir?” buyurdu. Biz de, “Akşam bir bardak süt içer ve yatarız” dedik. Ebû Nüaym dedi ki: Ukbe bana metinde geçen “iğtibak” kelimesini sabah bir bardak süt içmek ıstıbah kelimesini de akşam bir bardak süt içmekten ibarettir, diye tefsir etti. Hazreti Peygamber de: Yemin olsun ki, işte bu (bir bardak süt açlığın devamını gideremeyeceğinden) açlıktan ibarettir buyurmuş ve onlara ölmüş hayvan etini helal kılmıştır. Ebû Dâvud şöyle dedi: Gabuk, gündüzün sonunda yenendir. Sabuh ise gündüzün evvelinde yenen şey demektir. [448]
İZAH
Ölmüş hayvan eti kesin olarak haramdır. Ancak muzdar durumda olanların ölümü önleyecek kadar yemelerine müsaade edilmiştir. Hanefî mezhebine göre durum böyledir. Şafiî ve Mâlikî mezheplerine göre ölümü önleyecek kadar değil gıdasını alacak kadar caizdir. (Bezl-ül-Mechûd, c. 16, s. 145)

