Sünen-i Ebû Dâvûd · Haziran 30, 2026

Yiyecek ya da içecek bulunan kapların ağzını kapamak

İÇECEKLER BÖLÜMÜ · 22 – YİYECEK YA DA İÇECEK BULUNAN KAPLARIN AĞZINI KAPAMAK 3731 – Câbir radıyallahu anh’dan rivayetle Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’den şöyle buyurmuştur: “(Evine girdiğin zaman) …

İÇECEKLER BÖLÜMÜ · 22 – YİYECEK YA DA İÇECEK BULUNAN KAPLARIN AĞZINI KAPAMAK

Sünen-i Ebû Dâvûd Arapça hadis metni
Sünen-i Ebû Dâvûd Arapça hadis metni
Sünen-i Ebû Dâvûd Arapça hadis metni
Sünen-i Ebû Dâvûd Arapça hadis metni

3731 – Câbir radıyallahu anh’dan rivayetle Rasûlullah sallallahu aleyhi ve

sellem’den şöyle buyurmuştur: “(Evine girdiğin zaman) besmele çekerek

kapını kapat. Çünkü şeytan besmeleyle kapanan kapıyı açamaz. Besmele

çekerek lambanı söndür. (Yine) besmele çekerek enine koyacağın bir ağaç

parçasıyla da olsa kaplarının ağzını ört. Besmele çekerek su kabının ağzını

da ört.” [405]

Sünen-i Ebû Dâvûd Arapça hadis metni
Sünen-i Ebû Dâvûd Arapça hadis metni
Sünen-i Ebû Dâvûd Arapça hadis metni

3732 – Câbir bin Abdullah radıyallahu anh’dan Rasûlullah sallallahu aleyhi

ve sellem’den bir önce geçen şu haber tamamen olmamakla beraber rivâyet

olundu. Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem, şöyle buyurdu: “Çünkü

şeytan kilitli kapıyı açamaz, kapıların ağız bağını çözemez. Kapalı çanağı

açamaz. (Besmele çekmezseniz) fare insanların evini veya evlerini yakar.”

Sünen-i Ebû Dâvûd Arapça hadis metni
Sünen-i Ebû Dâvûd Arapça hadis metni

3733 – Câbir bin Abdullah radıyallahu anh’dan merfûan rivâyet edilen

hadis-i şerifte, Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu:

“Gecenin karanlığı çökmeye başladığı zaman (yatsı vakti) çocuklarınızı

(etrafınıza) toplayınız, (dışarıda bırakmayınız).”

Müsedded bu cümleyi “akşam olunca” şeklinde rivâyet etti. Çünkü cinler

için bir yayılma ve (başıboş çocukları) kapıp götürme (saatleri) vardır ki bu

vakitlerde başlamış olur.)

Sünen-i Ebû Dâvûd Arapça hadis metni
Sünen-i Ebû Dâvûd Arapça hadis metni
Sünen-i Ebû Dâvûd Arapça hadis metni
Sünen-i Ebû Dâvûd Arapça hadis metni
Sünen-i Ebû Dâvûd Arapça hadis metni

3734 – Câbir radıyallahu anh’dan rivâyet edildiğine göre şöyle demiştir:

Biz Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem ile beraber bulunuyorduk, su

istedi. Cemaat içerisinden bir zât ey Allah’ın Rasûlü sana bir şerbet ikram

etsem olmaz mı, dedi. Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem, “Hay hay

olur” buyurdu. Bunun üzerine adam koşarak dışarı çıktı ve içinde şira

bulunan bir bardak getirdi. (Bardağın ağzı açık olarak getirildiğini gören)

Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem ona: “Enine olarak üzerine koyacağın

bir tahta parçasıyla olsun bu bardağın üzerini örtseydin ya” buyurdu.

Ebû Dâvud dedi ki: el-Esmaî şöyle demiş, “onu enine koysaydın ya.” [406]

Sünen-i Ebû Dâvûd Arapça hadis metni
Sünen-i Ebû Dâvûd Arapça hadis metni

3735 – Aişe radıyallahu anha’dan şöyle rivâyet edilmiştir:

Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’e, Büyût-i Sukyâ denen (pınardan)

tatlı su getirilirdi.

Râvîlerden, Kuteybe şöyle demiştir: Büyût-i Sukyâ, Medine ile arasında iki

günlük mesafe bulunan bir pınardır.

İZAH

Buraya kadar, içilmesi helal ve haramdan olan içecekleri öğrendik. Hülasa

edilecek olursa: Yukarıda geçen hadis-i şeriflerde içkinin her çeşidini

içmekten, afyon, esrar gibi sıhhate zararlı şeyleri içmekten men edilmiş,

diğer helal içeceklerin içilmesinde mahzur olmadığı bildirilmiştir.

[365] . Buharî, Kitabu Eşribe, Babul hamr, n. 7/137; Müslim, Kitabu tefsir,

Babun-nüzûlü Tahrimil hamrı, n. 3032; Neseî, Kitabu eşribe, Babu zikri

envail, eşya, n. 5581

[366] . Neseî, Kitabu Eşribe, Babu Tahrimil-hamr, n. 5542; Tirmizî, Tefsir,

Maide sûresi tefsiri, n. 3053

[367] . Tirmizî, n. 3029

[368] . İbn-i Mâce, Kitabu’l-Eşribe, n. 3380

[369] . Tirmizî, Kitabu Eşribe, n. 1873; İbn-i Mâce, Kitabu Eşribe, n. 3379

[370] . Müslim, Kitabu Eşribe, n. 1935; Tirmizî, Kitabu Eşribe, n. 1876; İbn-

i Mâce, Kitabu eşribe, n. 3378; Neseî, Kitabu eşribe, n. 5575

[371] . Müslim, Kitabu eşribe, n. 2003; Tirmizî, Kitabu eşribe, n. 1862;

Neseî, Kitabu eşribe, Babu tahrîmi Kulli müskir, n. 5589

[372] . Tirmizî, n. 1863; İbn-i Mâce, n. 3277

[373] . Tirmizî, Kitabu’l-Eşribe, n. 1866; İbn-i Mâce, Kitabu’l-Eşribe, n.

3393

[374] . Buharî, K. Eşribe, Babul hamri, n. 7/137; Müslim, K. Eşribe, n.

2607; Tirmizî, K. Eşribe, n. 1864

[375] . Buharî, Kitabu Ahkam, Babu emril vali, n. 9/88; Müslim, Kitabu

Eşribe, n. 1733; Neseî, n. 5606

[376] . Tirmizî, Kitabu Eşribe, n. 1867

[377] . Müslim, Kitabu Eşribe, n. 1997; Neseî, K. Eşribe, n. 5646

[378] . Müslim, Kitabu-l-Eşribe, n. 47; Neseî, K. Eşribe, n. 5622

[379] . Buharî, Kitabu’l-İman, n. 1/21; Müslim, Kitabu’l-İman, n. 17; Neseî,

Kitabu’l-İman, n. 5034; Tirmizî, Kitabu’l-İman, n. 1741

[380] . Müslim, K. Eşribe, n. 33; Neseî, K. Eşribe, n. 5649

[381] . Müslim, Kitabu Edâhî, n. 1977; Neseî, Kitabu Eşribe, n. 5656;

Tirmizî, n. 1870; İbn-i Mâce, n. 3405

[382] . Buharî, Kitabu Eşribe, Babu Terhîsın-nebiyyi, n. 7/137; Tirmizî,

Kitabu Eşribe, n. 1871

[383] . Buharî, Kitabu Eşribe, n. 7/139; Müslim, Kitabu Eşribe, n. 2000

[384] . Müslim, Kitabu Eşribe, n. 1999; Neseî, Kitabu Eşribe, n. 5650; İbn-i

Mâce, Kitabu Eşribe, n. 3400

[385] . Müslim, Kitabu Eşribe, n. 1986; İbn-i Mâce, Kitabu Eşribe, n. 3395;

Neseî, Kitabu Eşribe, n. 5564; Tirmizî, Kitabu Eşribe, n. 1877

[386] . Müslim, n. 1988; Neseî, Kitabu Eşribe, n. 5563; İbn-i Mâce, Kitabu

Eşribe, n. 3397

[387] . Neseî, Kitabu Eşribe, n. 5549

[388] . Neseî, Kitabu Eşribe, n. Babu zikri mâ yecûzü şurbuhu, n. 3738

[389] . Müslim, Kitabu Eşribe, n. 1005; Tirmizî, Kitabu Eşribe, n. 1872

[390] . Müslim, Kitabu Eşribe, n. 2004; Neseî, Kitabu Eşribe, Babu zikri mâ

yecûzü şürbühû minel enbizeti, n. 5741; İbn-i Mâce, Kitabu Eşribe, n. 3399

[391] . Buharî, Kitab’ut Tefsiri suretit-tahrîm, n. 6/194; Müslim, Kitab’ut-

Talak, n. 1474; Neseî, Kitabu Talak, n. 3450

[392] . Buharî, K. Eşribe, n. 7/139; Müslim, K. Talak, n. 21; Tirmizî, K.

Et’ime, n. 1832; İbn-i Mâce, K. Et’ime, n. 3323

[393] . Neseî, n. 5613; İbn-i Mâce, K. Eşribe, n. 3409

[394] . Müslim, Kitabu Eşribe, n. 2024; Tirmizî, Kitabu Eşribe, n. 1880; İbn-

i Mâce, Kitabu Eşribe, n. 3424

[395] . Buharî, Kitabu’l-Eşribe, Babu’ş-şürb Kaimen, n. 7/143

[396] . Buharî, Kitabu’l-Eşribe, n. 7/14; Tirmizî, Kitabu Et’ime, n. 1826;

İbn-i Mâce, Kitabu eşribe, n. 3421; Neseî, Kitabu dahâyâ, n. 4453

[397] . Müslim, Kitabu Eşribe, n. 2023; Tirmizî, n. 1891; İbn-i Mâce, Kitabu

Eşribe, n. 3418

[398] . Tirmizî, Kitabu Eşribe, n. 1892

[399] . Buharî, Kitabu eşribe, Babun fiş-şürbi fî Aniyetizzehebi, n. 7/146;

Müslim, kitabu libas, n. 2067; Tirmizî, Kitabu eşribe, n. 1879; İbn-i Mâce,

Kitabu Eşribe, n. 3414

[400] . Buharî, Kitabu Eşribe, n. 7/144; İbn-i Mâce, Kitabu Eşribe, n. 3432

[401] . Müslim, Kitabu Mesacid, n. 681; Tirmizî, Kitabu Eşribe, n. 1895;

İbn-i Mâce, Kitabu Eşribe, n. 3434

[402] . Müslim, K. Eşribe, n. 2203; Tirmizî, K. Eşribe, n. 1885

[403] . Buharî, Kitabu Eşribe, n. 7/146; Tirmizî, Kitabu Eşribe, n. 1889; İbn-

i Mâce, Kitabu Eşribe, n. 3428

[404] . Müslim, Kitabu Eşribe, n. 2042; Tirmizî Kitabu Davat, n. 3571

[405] . Buharî, Kitabu Eşribe, n. 7/145; Müslim, Kitabu Eşribe, n. 2012

[406] . Buharî, Kitabu Eşribe, n. 7/141; Müslim, Kitabu Eşribe, n. 200

[365]. Buharî, Kitabu Eşribe, Babul hamr, n. 7/137; Müslim, Kitabu tefsir,

Babun-nüzûlü Tahrimil hamrı, n. 3032; Neseî, Kitabu eşribe, Babu zikri

envail, eşya, n. 5581

[366]. Neseî, Kitabu Eşribe, Babu Tahrimil-hamr, n. 5542; Tirmizî, Tefsir,

Maide sûresi tefsiri, n. 3053

[367]. Tirmizî, n. 3029

[368]. İbn-i Mâce, Kitabu’l-Eşribe, n. 3380

[369]. Tirmizî, Kitabu Eşribe, n. 1873; İbn-i Mâce, Kitabu Eşribe, n. 3379

[370]. Müslim, Kitabu Eşribe, n. 1935; Tirmizî, Kitabu Eşribe, n. 1876; İbn-

i Mâce, Kitabu eşribe, n. 3378; Neseî, Kitabu eşribe, n. 5575

[371]. Müslim, Kitabu eşribe, n. 2003; Tirmizî, Kitabu eşribe, n. 1862;

Neseî, Kitabu eşribe, Babu tahrîmi Kulli müskir, n. 5589

[372]. Tirmizî, n. 1863; İbn-i Mâce, n. 3277

[373]. Tirmizî, Kitabu’l-Eşribe, n. 1866; İbn-i Mâce, Kitabu’l-Eşribe, n.

3393

[374]. Buharî, K. Eşribe, Babul hamri, n. 7/137; Müslim, K. Eşribe, n.

2607; Tirmizî, K. Eşribe, n. 1864

[375]. Buharî, Kitabu Ahkam, Babu emril vali, n. 9/88; Müslim, Kitabu

Eşribe, n. 1733; Neseî, n. 5606

[376]. Tirmizî, Kitabu Eşribe, n. 1867

[377]. Müslim, Kitabu Eşribe, n. 1997; Neseî, K. Eşribe, n. 5646

[378]. Müslim, Kitabu-l-Eşribe, n. 47; Neseî, K. Eşribe, n. 5622

[379]. Buharî, Kitabu’l-İman, n. 1/21; Müslim, Kitabu’l-İman, n. 17; Neseî,

Kitabu’l-İman, n. 5034; Tirmizî, Kitabu’l-İman, n. 1741

[380]. Müslim, K. Eşribe, n. 33; Neseî, K. Eşribe, n. 5649

[381]. Müslim, Kitabu Edâhî, n. 1977; Neseî, Kitabu Eşribe, n. 5656;

Tirmizî, n. 1870; İbn-i Mâce, n. 3405

[382]. Buharî, Kitabu Eşribe, Babu Terhîsın-nebiyyi, n. 7/137; Tirmizî,

Kitabu Eşribe, n. 1871

[383]. Buharî, Kitabu Eşribe, n. 7/139; Müslim, Kitabu Eşribe, n. 2000

[384]. Müslim, Kitabu Eşribe, n. 1999; Neseî, Kitabu Eşribe, n. 5650; İbn-i

Mâce, Kitabu Eşribe, n. 3400

[385]. Müslim, Kitabu Eşribe, n. 1986; İbn-i Mâce, Kitabu Eşribe, n. 3395;

Neseî, Kitabu Eşribe, n. 5564; Tirmizî, Kitabu Eşribe, n. 1877

[386]. Müslim, n. 1988; Neseî, Kitabu Eşribe, n. 5563; İbn-i Mâce, Kitabu

Eşribe, n. 3397

[387]. Neseî, Kitabu Eşribe, n. 5549

[388]. Neseî, Kitabu Eşribe, n. Babu zikri mâ yecûzü şurbuhu, n. 3738

[389]. Müslim, Kitabu Eşribe, n. 1005; Tirmizî, Kitabu Eşribe, n. 1872

[390]. Müslim, Kitabu Eşribe, n. 2004; Neseî, Kitabu Eşribe, Babu zikri mâ

yecûzü şürbühû minel enbizeti, n. 5741; İbn-i Mâce, Kitabu Eşribe, n. 3399

[391]. Buharî, Kitab’ut Tefsiri suretit-tahrîm, n. 6/194; Müslim, Kitab’ut-

Talak, n. 1474; Neseî, Kitabu Talak, n. 3450

[392]. Buharî, K. Eşribe, n. 7/139; Müslim, K. Talak, n. 21; Tirmizî, K.

Et’ime, n. 1832; İbn-i Mâce, K. Et’ime, n. 3323

[393]. Neseî, n. 5613; İbn-i Mâce, K. Eşribe, n. 3409

[394]. Müslim, Kitabu Eşribe, n. 2024; Tirmizî, Kitabu Eşribe, n. 1880; İbn-

i Mâce, Kitabu Eşribe, n. 3424

[395]. Buharî, Kitabu’l-Eşribe, Babu’ş-şürb Kaimen, n. 7/143

[396]. Buharî, Kitabu’l-Eşribe, n. 7/14; Tirmizî, Kitabu Et’ime, n. 1826;

İbn-i Mâce, Kitabu eşribe, n. 3421; Neseî, Kitabu dahâyâ, n. 4453

[397]. Müslim, Kitabu Eşribe, n. 2023; Tirmizî, n. 1891; İbn-i Mâce, Kitabu

Eşribe, n. 3418

[398]. Tirmizî, Kitabu Eşribe, n. 1892

[399]. Buharî, Kitabu eşribe, Babun fiş-şürbi fî Aniyetizzehebi, n. 7/146;

Müslim, kitabu libas, n. 2067; Tirmizî, Kitabu eşribe, n. 1879; İbn-i Mâce,

Kitabu Eşribe, n. 3414

[400]. Buharî, Kitabu Eşribe, n. 7/144; İbn-i Mâce, Kitabu Eşribe, n. 3432

[401]. Müslim, Kitabu Mesacid, n. 681; Tirmizî, Kitabu Eşribe, n. 1895;

İbn-i Mâce, Kitabu Eşribe, n. 3434

[402]. Müslim, K. Eşribe, n. 2203; Tirmizî, K. Eşribe, n. 1885

[403]. Buharî, Kitabu Eşribe, n. 7/146; Tirmizî, Kitabu Eşribe, n. 1889; İbn-

i Mâce, Kitabu Eşribe, n. 3428

[404]. Müslim, Kitabu Eşribe, n. 2042; Tirmizî Kitabu Davat, n. 3571

[405]. Buharî, Kitabu Eşribe, n. 7/145; Müslim, Kitabu Eşribe, n. 2012

[406]. Buharî, Kitabu Eşribe, n. 7/141; Müslim, Kitabu Eşribe, n. 200

Hamr (şarap) aklı örten şeydir. Üç şey var ki, Rasûlullah sallallahu aleyhi

ve sellem vefat edip, bizden ayrılmadan önce onlar hakkında bize açık bir

beyanda bulunsa da biz de kararlarımızda sonuç olarak o beyana müracaat

etsek diye arzuladım. (Onlar da; Dedenin mirası (dede ile kardeşin mirasdan

mahrum olup olmadığı, evlâdı ve anne babası olmayanın miras durumu,

riba (faiz) çeşitlerinden bir kısmının hükmü. [365]

İçkinin haram kılınışı indirildiği vakit, kendisi, Yâ Rab, bize şarap hakkında

(derdimize) şifâ olacak bir açıklama getir diye dua etti. Bunun üzerine

Bakara sûresinin, “Habibim, sana ve insanlara bazı menfaatlar var. Lakin

bunların günahı, menfaatından daha Büyûktür” mealindeki (219) ayeti indi.

Ömer radıyallahu anh çağırıldı. Bu ayet kendisine okundu. Yine Ya Rab,

bize içki hakkında derdimize şifâ verecek hükmü açıkla, diye dua etti.

Bunun üzerine nisa sûresinin, “Ey iman edenler, sarhoş olduğunuz halde ne

söylediğinizi bilecek hale gelmedikçe namaza yaklaşmayın.” mealindeki

(43) ayeti indi. Bunun üzerine namaza ikamet alındığında Rasûlullah

sallallahu aleyhi ve sellem’in tellalı şöyle çağırırdı: Dikkat, sarhoş olan

namaza yaklaşmasın. Ömer radıyallahu anh çağrıldı, bu ayet kendisine

okundu. Bunun üzerine yine, Ya Rab, bize içki hakkında derdimize şifâ

verecek hükmü açıkla, diye dua etti. Bunun üzerine, Maide suresinin, “Ey

iman edenler, şarap, kumar (tapınmaya mahsus) dikili taşlar, fal okları

ancak, şeytanın amelinden birer murdardır. Onun için bunlardan kaçınınız

ki, muradınıza eresiniz. Şeytan şarapta ve kumarda ancak aranıza düşmanlık

ve kin düşürmek, sizi Allah’ı anmaktan ve namaz kılmaktan alıkoymak

ister. Artık vazgeçtiniz değil mi?” mealindeki (90 ve 91) ayetleri indi. (Hz.

Ömer’e bu ayet okunduğunda) “Vaz geçtik Yarabbi” dedi. [366]

Ensardan bir zat, onu ve Abdurrahman bin Avf’ı daha şarap haram

kılınmadan önce davet etti ve her ikisine şarap içirdi. Akşam namazında,

Ali radıyallahu anh onlara imam oldu ve namazda Kâfirûn sûresini okudu

(İçkinin tesiriyle) namazda okuduğunu karıştırdı. Bunun üzerine Nisa

suresinin, “Ey iman edenler, sarhoş olduğunuz halde ne söylediğinizi

bilecek hale gelmedikçe namaza yaklaşmayın” mealindeki (43) ayeti indi.

[367]

“Şaraba, içkiyi içene, garsonluğunu yapana, satana ve alana, (onu üzümden)

sıkana ve sıktırana, taşıyana ve kendisine getirilen kimseye lanet etsin.” [368]

“Üzümden içki yapılır. Hurmadan içki yapılır, baldan içki yapılır,

buğdaydan içki yapılır ve arpadan da içki yapılır.” [369]

“İçki şu iki ağacın meyvesinden yapılır: Hurma ve üzüm.” [370]

“Her sarhoşluk veren şey şaraptır ve her sarhoşluk veren şey haramdır. Kim

şarap içer ve şarap içmeye devam ederken vefat ederse ahirette (cennet

şarabından) içemeyecektir.” [371]

Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem de: “Ehl-i narın vücudundan akan

kan ve irin demektir” cevabını verdi. “Kim, helalı haramdan, haramı da

helalden ayırt edemeyen bir çocuğa içki içirirse (yine) o kimseyi de ehl-i

nârın vücudundan akan kan ve irinle sulamak Allah’a haktır” buyurdu. [372]

3681 – Câbir bin Abdullah radıyallahu anh’dan rivâyet edildiğine göre

Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem, “Çoğu sarhoşluk veren bir şeyin azı

da haramdır” buyurdu. [373]

Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’e: Baldan yapılan bitiğ şarabından

soruldu. Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem: “Sarhoşluk veren her içki

haramdır” cevabını verdi. [374]

Sonra Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem: “Kavmine haber ver, her

sarhoşluk veren şey haramdır” buyurdu. [375]

“Her sarhoşluk veren şey haramdır. Bir ferak (ölçek) miktarı sarhoşluk

veren bir şeyin bir avuç dolusu kadar (azı) da haramdır.” [376]

Nakir: İçi oyulmuş ağaç kap veya ağaçtan yapılmış fıçı demektir. Bu

kaplardan ve bu kaplara şıra kurulmasından nehyedilmesinin sebebi, bu

kaplara kurulan şıraların çok çabuk ekşiyip ve çabuk alkolleşmesindendir.

Hadisin lafzından bu kapları su için bile kullanmaktan nehy anlaşılır ise de,

asıl gaye bu kaplarda şıra kurulmamasıdır, çünkü sarhoşluk vermeyen

şeylerin bu kaplara konulmasına müsaade eden hadis gayenin bu olduğunu

ifade etmektedir. [377]

– Cer ne demektir, dedim. İbn-i Abbas: Topraktan yapılan her kap demektir,

dedi. [378]

Müseddet en-nakir ve el-mukayyer kelimelerini rivâyet etti. el-Müzeffet

kelimesini rivâyet etmedi. [379]

“Sizi, ağaç fıçıdan ziftlemiş kaptan, çömlekten ve (içine şıra kurulan)

kabaktan ve üstüne ilave yapılmış ve başı kesik gırbeden nehyederim. Lâkin

deri su kabından iç, sonra ağzını bağla.” [380]

“Sizi üç şeyden nehyederim. Üç şeyi de size emrederim. Sizi kabir

ziyaretinden nehyetmiştim, ama (şimdi) kabirleri ziyaret edin. Çünkü, kabir

ziyaretinde ahireti hatırlatma var. Deri tulumlardan başka kaplara içecek

şeyler koymanızdan ve içmenizden nehyetmiştim. Şimdi, her kaptan

içebilirsiniz. Şu kadar ki, sarhoşluk veren bir şeyi içmeyiniz, kurban etinden

üç günden sonra yemenizden nehyetmiştim. Şimdi üç günden sonra yiyiniz

ve ondan yolculuklarınız esnasında istifade ediniz” buyurdu. [381]

Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem, belli kaplardan nehyettiği vakit.

Câbir dedi ki: Ensâr şöyle dedi: Bize mutlaka, bir kab gerektir. Rasûlullah

sallallahu aleyhi ve sellem, “Madem kaba ihtiyacınız var, (sarhoşluk veren

şeyler koymamak şartı) öyleyse bu hususta bir sakınca yoktur” buyurdu.

[382]

Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem, Kabağı, çömleği, ziftlenmiş ve ağaç

fıçı olmak üzere kapları zikretti. Bunun üzerine bir bedevî bizim (başka)

kabımız yok, dedi. Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem, “Öyle ise (bu

kaplarda) helal olan şeyleri için” buyurdu. [383]

Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’e deriden bir tuluma şıra

kuruluyordu. Tulum bulamadıkları zaman taştan yapılmış çanak içerisinde

şıra kurulurdu. [384]

Üzümle hurmanın, kuru hurma ile yaş hurmanın bir arada kurulmasının

mahzurunun iki şeyden ileri geldiği anlaşılmaktadır. 1 – Ashabın fakir

oluşu. 2 – Bu iki meyvenin şıraları bir araya geldiğinde birbirlerini çabuk

ekşitip sekr verecek şekilde keskinleşmesinden ileri gelmektedir. [385]

Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem: Kuru üzümle hurmanın

karaşımından, kuru hurma ile yaş hurmanın karışımından yeni benlenmiş

hurma koruğu ile olgun yaş hurmanın karıştırılmasından nehyetti ve

“Bunlardan her birini ayrı tek başına şıra (ve turşu kurun)” buyurdu. [386]

3705 – Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’in ashabından bir zattan,

Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’den rivâyet olunduğuna göre şöyle

demiştir: Hurma koruğu ile olmuş hurmayı, kuru üzümle hurmayı beraber

şıra kurmaktan nehyetti. [387]

Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem, “Onu kurutun” buyurdu. Biz, kuru

üzümü ne yapalım, dedik. “Sabah kahvaltınızda şirasını çıkarınız, akşam

yemeğinde içiniz. Akşam yemeğinde şirasını çıkarınız sabah kahvaltınızda

içiniz. Ancak onu deriden kap içine kurunuz, Büyûk çömleklere

kurmayınız, çünkü sıkılması gecikirse sirke olur” buyurdu. [388]

Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem için ağzı üstten bağlanan kırbe içinde

(şıra) hoşaf kurulurdu. O, kırbenin üst kısmında, ağzı vardı. Sabah hoşaf

kurulur akşam yemeğinde içerdi. Akşam kurulur sabah yemeğinde içerdi.

[389]

Ebû Dâvud dedi ki: Hizmetcilere içirilmesinin manası(na) gelince bu

hususta ilk akla gelen şey (şiradan meydana gelen bozulmadır) (yeni

bozulmamışsa onlara içirir, bozulmuşsa dökerdi.) [390]

O, Ubeyd bin Ümeyr’in şöyle dediğini işitmiş: Ben Rasûlullah sallallahu

aleyhi ve sellem’in hanımı Aişe radıyallahu anha’nın şöyle haber verdiğini

dinledim. Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem: Hanımlarından Zeyneb

binti Cahş’ın yanında kalır, O’nun yanında bal şerbeti içerdi. Ben ve Hafsa

aramızda anlaştık. Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem hangimizin yanına

girerse şöyle desin, “Ben senden mağafir kokusu duyuyorum. Rasûlullah

sallallahu aleyhi ve sellem onlardan birisinin (Hafsa’nın) yanına girdi. O

Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’e, senin ağzından mağafir kokusu

duyuyorum, dedi. Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem ben, hanımım

Zeynep bint-i Cahş’ın evinde bal şerbeti içmiştim. Bir daha bunu asla

içmeyeceğim, dedi. Bunun üzerine, “Ey Nebî, sen zevcelerinin

hoşnutluğunu arayarak Allah’ın sana helal kıldığı şeyi niçin (kendine)

haram ediyorsun? Allah çok yargılayıcı çok esirgeyicidir.” Tahrim sûresi

birinci ayetten, “Eğer her ikinizde Allah’a tevbe ederseniz (ne alâ çünkü)

hakikaten sizin kalbleriniz kaymıştır.” Meâlindeki dördüncü ayete kadar

nazil oldu. Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem (Hz. Hafsa’ya) bal şerbeti

içtim, dediği için de, “Hani Peygamber hanımlarından birine gizli bir söz

söylemişti…” mealindeki üçüncü ayeti nazil oldu. [391]

Peygamber Efendimiz, Hazreti Zeyneb’in nöbetinde her zaman kaldığından

daha çok kalmış. Hazreti Aişe ile hazreti Hafsa gayrete gelerek, Rasûlullah

sallallahu aleyhi ve sellem Zeyneb’in yanında bal şerbeti içmiştir.

Hangimizin yanına girerse sende urfud ağacının zamkı olan pis kokulu

meğafir kokuyor diyelim, diye işbirliği yaptılar, Rasûlullah sallallahu aleyhi

ve sellem Efendimiz de Hazreti Hafsa’ya gelince, ya Rasûlallah sallallahu

aleyhi ve sellem senden meğafir kokuyor, dedi. Rasûlullah sallallahu aleyhi

ve sellem, “Ben Zeyneb’in yanında bal şerbeti içmiştim, belki bal arısı bal

toplarken urfud otunun zamkından toplamış olabilir.” dedi ve bir daha bal

yemeyeceğini söyledi. Bunun üzerine Tahrim sûresinin ilk dört ayeti nazil

oldu. Burada Hazreti Aişe radıyallahu anha ile Hazreti Hafsa radıyallahu

anha’nın kendi aralarında iş birliği yapmış olmaları, Allah Teâlâ’nın

kadınlara verdiği eşini kıskanma hasletinden ileri gelmiştir. Aslında

annelerimizin bu davranışları Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’e

hakaret değil Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’in kendi yanlarında

daha çok kalmasını temin içindir. [392]

Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’in oruç tutmakta olduğunu

biliyordum. Kabaktan yapılmış bir kap içerisinde hazırlamış olduğum şirayı

içirmek kasdıyla oruçlu olmadığı günü gözetmeğe başladım. Sonra bu şirayı

kendisine getirdim bir de ne göreyim şira köpürüp kabarmış. Bunu gören

Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem, “Onu şu bahçeye dök. Çünkü, bu

Allah’a ve ahiret gününe inanmayanların içkisidir” buyurdu. [393]

Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem, kişinin ayakta su içmesini

yasaklamıştı. [394]

Ali kerremallahu vechehu, bir su isteyip ayakta suyu içmiş sonra şöyle

demiştir: Bir takım insanlar var ki, kendilerinden birinin bunu yapmasını

mekruh sayar, halbuki ben Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’i sizin

beni gördüğünüz şu işin aynısını yaparken gördüm. [395]

Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem, (içi görünmeyen) bir kabın ağzından

su içmekten, pislik yiyen hayvana binmekten ve nişan için dikilip öldürülen

hayvanı yemekten nehyetti. [396]

Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem: Tulumların ağzını ikiye kıvırmaktan

nehyetti. [397]

Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem: Uhud harbinin olduğu gün deriden

bir su kabı istedi ve “Kabın ağzını ikiye kıvır, katla” buyurdu. Sonra kabın

ağzından su içti. [398]

Hazreti Huzeyfe Medain’de idi. Su istedi, beldenin efendisi gümüşten bir

bardak getirdi. Hazreti Huzeyfe, bardağı o zata fırlattı ve dedi ki: Ben bunu

ona sadece daha önce kendisini gümüş bardak kullanmaktan nehyettiğim

halde bundan vazgeçmediği için attım. Halbuki Rasûlullah sallallahu aleyhi

ve sellem, ipek ve atlas (giymekten,) altın ve gümüş bardaklardan su

içmekten nehyetti ve, “Dünyada onlar için ahirette sizin içindir” buyurdu.

[399]

Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem ile beraberindeki ashabtan bir zat,

ensârdan bir zatın yanına girdiler. O zât bahçesinde su değiştiriyordu.

Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem, “Eğer yanında bu gece kırbada

dinlenmiş su varsa (içeriz) yoksa eğilir ağzımızla içeriz” buyurdu. Ensârdan

olan zat; yanımda kırbada gecelemiş su var, dedi. [400]

Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem, “Cemaate su dağıtan, cemaatin

sonuncusu olarak su içer” buyurdu. [401]

Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem, su içtiği vakit üç defa nefes alıp, “Bu

şekilde su içmek daha kolay daha tatlı, hafif ve sıhhate daha yarayışlıdır”

buyurdu. [402]

Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem, su içilen kabın içine solumayı ve

üfürmeyi yasakladı. [403]

Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem, babama geldi ve ona misafir oldu.

Babam, Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’e yemek getirdi. (Râvi

babasının) Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’e, hays denilen bir yemek

getirdiğini de söyledi. Sonra Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’e şerbet

getirdi. Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem şerbeti içti ve sağında

bulunana sundu. Sonra hurma yedi çekirdeğini şehadet ve orta parmağının

arasından bıraktı. Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem ayağa kalktığı vakit

babam da kalktı. Devesinin gemini tuttu ve “Bana dua et” dedi. Rasûlullah

sallallahu aleyhi ve sellem, “Yâ Rab, onlara verdiğin rızkı onlar için

mübarek kıl, onları mağfiret eyle ve onlara merhamet et” buyurdu. [404]

3731 – Câbir radıyallahu anh’dan rivayetle Rasûlullah sallallahu aleyhi ve

sellem’den şöyle buyurmuştur: “(Evine girdiğin zaman) besmele çekerek

kapını kapat. Çünkü şeytan besmeleyle kapanan kapıyı açamaz. Besmele

çekerek lambanı söndür. (Yine) besmele çekerek enine koyacağın bir ağaç

parçasıyla da olsa kaplarının ağzını ört. Besmele çekerek su kabının ağzını

da ört.” [405]

Ebû Dâvud dedi ki: el-Esmaî şöyle demiş, “onu enine koysaydın ya.” [406]

Sünen-i Ebû Dâvûd Arapça hadis metni
Sünen-i Ebû Dâvûd Arapça hadis metni
Sünen-i Ebû Dâvûd Arapça hadis metni