İÇECEKLER BÖLÜMÜ · 22 – YİYECEK YA DA İÇECEK BULUNAN KAPLARIN AĞZINI KAPAMAK




3731 – Câbir radıyallahu anh’dan rivayetle Rasûlullah sallallahu aleyhi ve
sellem’den şöyle buyurmuştur: “(Evine girdiğin zaman) besmele çekerek
kapını kapat. Çünkü şeytan besmeleyle kapanan kapıyı açamaz. Besmele
çekerek lambanı söndür. (Yine) besmele çekerek enine koyacağın bir ağaç
parçasıyla da olsa kaplarının ağzını ört. Besmele çekerek su kabının ağzını
da ört.” [405]



3732 – Câbir bin Abdullah radıyallahu anh’dan Rasûlullah sallallahu aleyhi
ve sellem’den bir önce geçen şu haber tamamen olmamakla beraber rivâyet
olundu. Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem, şöyle buyurdu: “Çünkü
şeytan kilitli kapıyı açamaz, kapıların ağız bağını çözemez. Kapalı çanağı
açamaz. (Besmele çekmezseniz) fare insanların evini veya evlerini yakar.”


3733 – Câbir bin Abdullah radıyallahu anh’dan merfûan rivâyet edilen
hadis-i şerifte, Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu:
“Gecenin karanlığı çökmeye başladığı zaman (yatsı vakti) çocuklarınızı
(etrafınıza) toplayınız, (dışarıda bırakmayınız).”
Müsedded bu cümleyi “akşam olunca” şeklinde rivâyet etti. Çünkü cinler
için bir yayılma ve (başıboş çocukları) kapıp götürme (saatleri) vardır ki bu
vakitlerde başlamış olur.)





3734 – Câbir radıyallahu anh’dan rivâyet edildiğine göre şöyle demiştir:
Biz Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem ile beraber bulunuyorduk, su
istedi. Cemaat içerisinden bir zât ey Allah’ın Rasûlü sana bir şerbet ikram
etsem olmaz mı, dedi. Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem, “Hay hay
olur” buyurdu. Bunun üzerine adam koşarak dışarı çıktı ve içinde şira
bulunan bir bardak getirdi. (Bardağın ağzı açık olarak getirildiğini gören)
Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem ona: “Enine olarak üzerine koyacağın
bir tahta parçasıyla olsun bu bardağın üzerini örtseydin ya” buyurdu.
Ebû Dâvud dedi ki: el-Esmaî şöyle demiş, “onu enine koysaydın ya.” [406]


3735 – Aişe radıyallahu anha’dan şöyle rivâyet edilmiştir:
Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’e, Büyût-i Sukyâ denen (pınardan)
tatlı su getirilirdi.
Râvîlerden, Kuteybe şöyle demiştir: Büyût-i Sukyâ, Medine ile arasında iki
günlük mesafe bulunan bir pınardır.
İZAH
Buraya kadar, içilmesi helal ve haramdan olan içecekleri öğrendik. Hülasa
edilecek olursa: Yukarıda geçen hadis-i şeriflerde içkinin her çeşidini
içmekten, afyon, esrar gibi sıhhate zararlı şeyleri içmekten men edilmiş,
diğer helal içeceklerin içilmesinde mahzur olmadığı bildirilmiştir.
[365] . Buharî, Kitabu Eşribe, Babul hamr, n. 7/137; Müslim, Kitabu tefsir,
Babun-nüzûlü Tahrimil hamrı, n. 3032; Neseî, Kitabu eşribe, Babu zikri
envail, eşya, n. 5581
[366] . Neseî, Kitabu Eşribe, Babu Tahrimil-hamr, n. 5542; Tirmizî, Tefsir,
Maide sûresi tefsiri, n. 3053
[367] . Tirmizî, n. 3029
[368] . İbn-i Mâce, Kitabu’l-Eşribe, n. 3380
[369] . Tirmizî, Kitabu Eşribe, n. 1873; İbn-i Mâce, Kitabu Eşribe, n. 3379
[370] . Müslim, Kitabu Eşribe, n. 1935; Tirmizî, Kitabu Eşribe, n. 1876; İbn-
i Mâce, Kitabu eşribe, n. 3378; Neseî, Kitabu eşribe, n. 5575
[371] . Müslim, Kitabu eşribe, n. 2003; Tirmizî, Kitabu eşribe, n. 1862;
Neseî, Kitabu eşribe, Babu tahrîmi Kulli müskir, n. 5589
[372] . Tirmizî, n. 1863; İbn-i Mâce, n. 3277
[373] . Tirmizî, Kitabu’l-Eşribe, n. 1866; İbn-i Mâce, Kitabu’l-Eşribe, n.
3393
[374] . Buharî, K. Eşribe, Babul hamri, n. 7/137; Müslim, K. Eşribe, n.
2607; Tirmizî, K. Eşribe, n. 1864
[375] . Buharî, Kitabu Ahkam, Babu emril vali, n. 9/88; Müslim, Kitabu
Eşribe, n. 1733; Neseî, n. 5606
[376] . Tirmizî, Kitabu Eşribe, n. 1867
[377] . Müslim, Kitabu Eşribe, n. 1997; Neseî, K. Eşribe, n. 5646
[378] . Müslim, Kitabu-l-Eşribe, n. 47; Neseî, K. Eşribe, n. 5622
[379] . Buharî, Kitabu’l-İman, n. 1/21; Müslim, Kitabu’l-İman, n. 17; Neseî,
Kitabu’l-İman, n. 5034; Tirmizî, Kitabu’l-İman, n. 1741
[380] . Müslim, K. Eşribe, n. 33; Neseî, K. Eşribe, n. 5649
[381] . Müslim, Kitabu Edâhî, n. 1977; Neseî, Kitabu Eşribe, n. 5656;
Tirmizî, n. 1870; İbn-i Mâce, n. 3405
[382] . Buharî, Kitabu Eşribe, Babu Terhîsın-nebiyyi, n. 7/137; Tirmizî,
Kitabu Eşribe, n. 1871
[383] . Buharî, Kitabu Eşribe, n. 7/139; Müslim, Kitabu Eşribe, n. 2000
[384] . Müslim, Kitabu Eşribe, n. 1999; Neseî, Kitabu Eşribe, n. 5650; İbn-i
Mâce, Kitabu Eşribe, n. 3400
[385] . Müslim, Kitabu Eşribe, n. 1986; İbn-i Mâce, Kitabu Eşribe, n. 3395;
Neseî, Kitabu Eşribe, n. 5564; Tirmizî, Kitabu Eşribe, n. 1877
[386] . Müslim, n. 1988; Neseî, Kitabu Eşribe, n. 5563; İbn-i Mâce, Kitabu
Eşribe, n. 3397
[387] . Neseî, Kitabu Eşribe, n. 5549
[388] . Neseî, Kitabu Eşribe, n. Babu zikri mâ yecûzü şurbuhu, n. 3738
[389] . Müslim, Kitabu Eşribe, n. 1005; Tirmizî, Kitabu Eşribe, n. 1872
[390] . Müslim, Kitabu Eşribe, n. 2004; Neseî, Kitabu Eşribe, Babu zikri mâ
yecûzü şürbühû minel enbizeti, n. 5741; İbn-i Mâce, Kitabu Eşribe, n. 3399
[391] . Buharî, Kitab’ut Tefsiri suretit-tahrîm, n. 6/194; Müslim, Kitab’ut-
Talak, n. 1474; Neseî, Kitabu Talak, n. 3450
[392] . Buharî, K. Eşribe, n. 7/139; Müslim, K. Talak, n. 21; Tirmizî, K.
Et’ime, n. 1832; İbn-i Mâce, K. Et’ime, n. 3323
[393] . Neseî, n. 5613; İbn-i Mâce, K. Eşribe, n. 3409
[394] . Müslim, Kitabu Eşribe, n. 2024; Tirmizî, Kitabu Eşribe, n. 1880; İbn-
i Mâce, Kitabu Eşribe, n. 3424
[395] . Buharî, Kitabu’l-Eşribe, Babu’ş-şürb Kaimen, n. 7/143
[396] . Buharî, Kitabu’l-Eşribe, n. 7/14; Tirmizî, Kitabu Et’ime, n. 1826;
İbn-i Mâce, Kitabu eşribe, n. 3421; Neseî, Kitabu dahâyâ, n. 4453
[397] . Müslim, Kitabu Eşribe, n. 2023; Tirmizî, n. 1891; İbn-i Mâce, Kitabu
Eşribe, n. 3418
[398] . Tirmizî, Kitabu Eşribe, n. 1892
[399] . Buharî, Kitabu eşribe, Babun fiş-şürbi fî Aniyetizzehebi, n. 7/146;
Müslim, kitabu libas, n. 2067; Tirmizî, Kitabu eşribe, n. 1879; İbn-i Mâce,
Kitabu Eşribe, n. 3414
[400] . Buharî, Kitabu Eşribe, n. 7/144; İbn-i Mâce, Kitabu Eşribe, n. 3432
[401] . Müslim, Kitabu Mesacid, n. 681; Tirmizî, Kitabu Eşribe, n. 1895;
İbn-i Mâce, Kitabu Eşribe, n. 3434
[402] . Müslim, K. Eşribe, n. 2203; Tirmizî, K. Eşribe, n. 1885
[403] . Buharî, Kitabu Eşribe, n. 7/146; Tirmizî, Kitabu Eşribe, n. 1889; İbn-
i Mâce, Kitabu Eşribe, n. 3428
[404] . Müslim, Kitabu Eşribe, n. 2042; Tirmizî Kitabu Davat, n. 3571
[405] . Buharî, Kitabu Eşribe, n. 7/145; Müslim, Kitabu Eşribe, n. 2012
[406] . Buharî, Kitabu Eşribe, n. 7/141; Müslim, Kitabu Eşribe, n. 200
[365]. Buharî, Kitabu Eşribe, Babul hamr, n. 7/137; Müslim, Kitabu tefsir,
Babun-nüzûlü Tahrimil hamrı, n. 3032; Neseî, Kitabu eşribe, Babu zikri
envail, eşya, n. 5581
[366]. Neseî, Kitabu Eşribe, Babu Tahrimil-hamr, n. 5542; Tirmizî, Tefsir,
Maide sûresi tefsiri, n. 3053
[367]. Tirmizî, n. 3029
[368]. İbn-i Mâce, Kitabu’l-Eşribe, n. 3380
[369]. Tirmizî, Kitabu Eşribe, n. 1873; İbn-i Mâce, Kitabu Eşribe, n. 3379
[370]. Müslim, Kitabu Eşribe, n. 1935; Tirmizî, Kitabu Eşribe, n. 1876; İbn-
i Mâce, Kitabu eşribe, n. 3378; Neseî, Kitabu eşribe, n. 5575
[371]. Müslim, Kitabu eşribe, n. 2003; Tirmizî, Kitabu eşribe, n. 1862;
Neseî, Kitabu eşribe, Babu tahrîmi Kulli müskir, n. 5589
[372]. Tirmizî, n. 1863; İbn-i Mâce, n. 3277
[373]. Tirmizî, Kitabu’l-Eşribe, n. 1866; İbn-i Mâce, Kitabu’l-Eşribe, n.
3393
[374]. Buharî, K. Eşribe, Babul hamri, n. 7/137; Müslim, K. Eşribe, n.
2607; Tirmizî, K. Eşribe, n. 1864
[375]. Buharî, Kitabu Ahkam, Babu emril vali, n. 9/88; Müslim, Kitabu
Eşribe, n. 1733; Neseî, n. 5606
[376]. Tirmizî, Kitabu Eşribe, n. 1867
[377]. Müslim, Kitabu Eşribe, n. 1997; Neseî, K. Eşribe, n. 5646
[378]. Müslim, Kitabu-l-Eşribe, n. 47; Neseî, K. Eşribe, n. 5622
[379]. Buharî, Kitabu’l-İman, n. 1/21; Müslim, Kitabu’l-İman, n. 17; Neseî,
Kitabu’l-İman, n. 5034; Tirmizî, Kitabu’l-İman, n. 1741
[380]. Müslim, K. Eşribe, n. 33; Neseî, K. Eşribe, n. 5649
[381]. Müslim, Kitabu Edâhî, n. 1977; Neseî, Kitabu Eşribe, n. 5656;
Tirmizî, n. 1870; İbn-i Mâce, n. 3405
[382]. Buharî, Kitabu Eşribe, Babu Terhîsın-nebiyyi, n. 7/137; Tirmizî,
Kitabu Eşribe, n. 1871
[383]. Buharî, Kitabu Eşribe, n. 7/139; Müslim, Kitabu Eşribe, n. 2000
[384]. Müslim, Kitabu Eşribe, n. 1999; Neseî, Kitabu Eşribe, n. 5650; İbn-i
Mâce, Kitabu Eşribe, n. 3400
[385]. Müslim, Kitabu Eşribe, n. 1986; İbn-i Mâce, Kitabu Eşribe, n. 3395;
Neseî, Kitabu Eşribe, n. 5564; Tirmizî, Kitabu Eşribe, n. 1877
[386]. Müslim, n. 1988; Neseî, Kitabu Eşribe, n. 5563; İbn-i Mâce, Kitabu
Eşribe, n. 3397
[387]. Neseî, Kitabu Eşribe, n. 5549
[388]. Neseî, Kitabu Eşribe, n. Babu zikri mâ yecûzü şurbuhu, n. 3738
[389]. Müslim, Kitabu Eşribe, n. 1005; Tirmizî, Kitabu Eşribe, n. 1872
[390]. Müslim, Kitabu Eşribe, n. 2004; Neseî, Kitabu Eşribe, Babu zikri mâ
yecûzü şürbühû minel enbizeti, n. 5741; İbn-i Mâce, Kitabu Eşribe, n. 3399
[391]. Buharî, Kitab’ut Tefsiri suretit-tahrîm, n. 6/194; Müslim, Kitab’ut-
Talak, n. 1474; Neseî, Kitabu Talak, n. 3450
[392]. Buharî, K. Eşribe, n. 7/139; Müslim, K. Talak, n. 21; Tirmizî, K.
Et’ime, n. 1832; İbn-i Mâce, K. Et’ime, n. 3323
[393]. Neseî, n. 5613; İbn-i Mâce, K. Eşribe, n. 3409
[394]. Müslim, Kitabu Eşribe, n. 2024; Tirmizî, Kitabu Eşribe, n. 1880; İbn-
i Mâce, Kitabu Eşribe, n. 3424
[395]. Buharî, Kitabu’l-Eşribe, Babu’ş-şürb Kaimen, n. 7/143
[396]. Buharî, Kitabu’l-Eşribe, n. 7/14; Tirmizî, Kitabu Et’ime, n. 1826;
İbn-i Mâce, Kitabu eşribe, n. 3421; Neseî, Kitabu dahâyâ, n. 4453
[397]. Müslim, Kitabu Eşribe, n. 2023; Tirmizî, n. 1891; İbn-i Mâce, Kitabu
Eşribe, n. 3418
[398]. Tirmizî, Kitabu Eşribe, n. 1892
[399]. Buharî, Kitabu eşribe, Babun fiş-şürbi fî Aniyetizzehebi, n. 7/146;
Müslim, kitabu libas, n. 2067; Tirmizî, Kitabu eşribe, n. 1879; İbn-i Mâce,
Kitabu Eşribe, n. 3414
[400]. Buharî, Kitabu Eşribe, n. 7/144; İbn-i Mâce, Kitabu Eşribe, n. 3432
[401]. Müslim, Kitabu Mesacid, n. 681; Tirmizî, Kitabu Eşribe, n. 1895;
İbn-i Mâce, Kitabu Eşribe, n. 3434
[402]. Müslim, K. Eşribe, n. 2203; Tirmizî, K. Eşribe, n. 1885
[403]. Buharî, Kitabu Eşribe, n. 7/146; Tirmizî, Kitabu Eşribe, n. 1889; İbn-
i Mâce, Kitabu Eşribe, n. 3428
[404]. Müslim, Kitabu Eşribe, n. 2042; Tirmizî Kitabu Davat, n. 3571
[405]. Buharî, Kitabu Eşribe, n. 7/145; Müslim, Kitabu Eşribe, n. 2012
[406]. Buharî, Kitabu Eşribe, n. 7/141; Müslim, Kitabu Eşribe, n. 200
Hamr (şarap) aklı örten şeydir. Üç şey var ki, Rasûlullah sallallahu aleyhi
ve sellem vefat edip, bizden ayrılmadan önce onlar hakkında bize açık bir
beyanda bulunsa da biz de kararlarımızda sonuç olarak o beyana müracaat
etsek diye arzuladım. (Onlar da; Dedenin mirası (dede ile kardeşin mirasdan
mahrum olup olmadığı, evlâdı ve anne babası olmayanın miras durumu,
riba (faiz) çeşitlerinden bir kısmının hükmü. [365]
İçkinin haram kılınışı indirildiği vakit, kendisi, Yâ Rab, bize şarap hakkında
(derdimize) şifâ olacak bir açıklama getir diye dua etti. Bunun üzerine
Bakara sûresinin, “Habibim, sana ve insanlara bazı menfaatlar var. Lakin
bunların günahı, menfaatından daha Büyûktür” mealindeki (219) ayeti indi.
Ömer radıyallahu anh çağırıldı. Bu ayet kendisine okundu. Yine Ya Rab,
bize içki hakkında derdimize şifâ verecek hükmü açıkla, diye dua etti.
Bunun üzerine nisa sûresinin, “Ey iman edenler, sarhoş olduğunuz halde ne
söylediğinizi bilecek hale gelmedikçe namaza yaklaşmayın.” mealindeki
(43) ayeti indi. Bunun üzerine namaza ikamet alındığında Rasûlullah
sallallahu aleyhi ve sellem’in tellalı şöyle çağırırdı: Dikkat, sarhoş olan
namaza yaklaşmasın. Ömer radıyallahu anh çağrıldı, bu ayet kendisine
okundu. Bunun üzerine yine, Ya Rab, bize içki hakkında derdimize şifâ
verecek hükmü açıkla, diye dua etti. Bunun üzerine, Maide suresinin, “Ey
iman edenler, şarap, kumar (tapınmaya mahsus) dikili taşlar, fal okları
ancak, şeytanın amelinden birer murdardır. Onun için bunlardan kaçınınız
ki, muradınıza eresiniz. Şeytan şarapta ve kumarda ancak aranıza düşmanlık
ve kin düşürmek, sizi Allah’ı anmaktan ve namaz kılmaktan alıkoymak
ister. Artık vazgeçtiniz değil mi?” mealindeki (90 ve 91) ayetleri indi. (Hz.
Ömer’e bu ayet okunduğunda) “Vaz geçtik Yarabbi” dedi. [366]
Ensardan bir zat, onu ve Abdurrahman bin Avf’ı daha şarap haram
kılınmadan önce davet etti ve her ikisine şarap içirdi. Akşam namazında,
Ali radıyallahu anh onlara imam oldu ve namazda Kâfirûn sûresini okudu
(İçkinin tesiriyle) namazda okuduğunu karıştırdı. Bunun üzerine Nisa
suresinin, “Ey iman edenler, sarhoş olduğunuz halde ne söylediğinizi
bilecek hale gelmedikçe namaza yaklaşmayın” mealindeki (43) ayeti indi.
[367]
“Şaraba, içkiyi içene, garsonluğunu yapana, satana ve alana, (onu üzümden)
sıkana ve sıktırana, taşıyana ve kendisine getirilen kimseye lanet etsin.” [368]
“Üzümden içki yapılır. Hurmadan içki yapılır, baldan içki yapılır,
buğdaydan içki yapılır ve arpadan da içki yapılır.” [369]
“İçki şu iki ağacın meyvesinden yapılır: Hurma ve üzüm.” [370]
“Her sarhoşluk veren şey şaraptır ve her sarhoşluk veren şey haramdır. Kim
şarap içer ve şarap içmeye devam ederken vefat ederse ahirette (cennet
şarabından) içemeyecektir.” [371]
Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem de: “Ehl-i narın vücudundan akan
kan ve irin demektir” cevabını verdi. “Kim, helalı haramdan, haramı da
helalden ayırt edemeyen bir çocuğa içki içirirse (yine) o kimseyi de ehl-i
nârın vücudundan akan kan ve irinle sulamak Allah’a haktır” buyurdu. [372]
3681 – Câbir bin Abdullah radıyallahu anh’dan rivâyet edildiğine göre
Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem, “Çoğu sarhoşluk veren bir şeyin azı
da haramdır” buyurdu. [373]
Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’e: Baldan yapılan bitiğ şarabından
soruldu. Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem: “Sarhoşluk veren her içki
haramdır” cevabını verdi. [374]
Sonra Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem: “Kavmine haber ver, her
sarhoşluk veren şey haramdır” buyurdu. [375]
“Her sarhoşluk veren şey haramdır. Bir ferak (ölçek) miktarı sarhoşluk
veren bir şeyin bir avuç dolusu kadar (azı) da haramdır.” [376]
Nakir: İçi oyulmuş ağaç kap veya ağaçtan yapılmış fıçı demektir. Bu
kaplardan ve bu kaplara şıra kurulmasından nehyedilmesinin sebebi, bu
kaplara kurulan şıraların çok çabuk ekşiyip ve çabuk alkolleşmesindendir.
Hadisin lafzından bu kapları su için bile kullanmaktan nehy anlaşılır ise de,
asıl gaye bu kaplarda şıra kurulmamasıdır, çünkü sarhoşluk vermeyen
şeylerin bu kaplara konulmasına müsaade eden hadis gayenin bu olduğunu
ifade etmektedir. [377]
– Cer ne demektir, dedim. İbn-i Abbas: Topraktan yapılan her kap demektir,
dedi. [378]
Müseddet en-nakir ve el-mukayyer kelimelerini rivâyet etti. el-Müzeffet
kelimesini rivâyet etmedi. [379]
“Sizi, ağaç fıçıdan ziftlemiş kaptan, çömlekten ve (içine şıra kurulan)
kabaktan ve üstüne ilave yapılmış ve başı kesik gırbeden nehyederim. Lâkin
deri su kabından iç, sonra ağzını bağla.” [380]
“Sizi üç şeyden nehyederim. Üç şeyi de size emrederim. Sizi kabir
ziyaretinden nehyetmiştim, ama (şimdi) kabirleri ziyaret edin. Çünkü, kabir
ziyaretinde ahireti hatırlatma var. Deri tulumlardan başka kaplara içecek
şeyler koymanızdan ve içmenizden nehyetmiştim. Şimdi, her kaptan
içebilirsiniz. Şu kadar ki, sarhoşluk veren bir şeyi içmeyiniz, kurban etinden
üç günden sonra yemenizden nehyetmiştim. Şimdi üç günden sonra yiyiniz
ve ondan yolculuklarınız esnasında istifade ediniz” buyurdu. [381]
Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem, belli kaplardan nehyettiği vakit.
Câbir dedi ki: Ensâr şöyle dedi: Bize mutlaka, bir kab gerektir. Rasûlullah
sallallahu aleyhi ve sellem, “Madem kaba ihtiyacınız var, (sarhoşluk veren
şeyler koymamak şartı) öyleyse bu hususta bir sakınca yoktur” buyurdu.
[382]
Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem, Kabağı, çömleği, ziftlenmiş ve ağaç
fıçı olmak üzere kapları zikretti. Bunun üzerine bir bedevî bizim (başka)
kabımız yok, dedi. Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem, “Öyle ise (bu
kaplarda) helal olan şeyleri için” buyurdu. [383]
Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’e deriden bir tuluma şıra
kuruluyordu. Tulum bulamadıkları zaman taştan yapılmış çanak içerisinde
şıra kurulurdu. [384]
Üzümle hurmanın, kuru hurma ile yaş hurmanın bir arada kurulmasının
mahzurunun iki şeyden ileri geldiği anlaşılmaktadır. 1 – Ashabın fakir
oluşu. 2 – Bu iki meyvenin şıraları bir araya geldiğinde birbirlerini çabuk
ekşitip sekr verecek şekilde keskinleşmesinden ileri gelmektedir. [385]
Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem: Kuru üzümle hurmanın
karaşımından, kuru hurma ile yaş hurmanın karışımından yeni benlenmiş
hurma koruğu ile olgun yaş hurmanın karıştırılmasından nehyetti ve
“Bunlardan her birini ayrı tek başına şıra (ve turşu kurun)” buyurdu. [386]
3705 – Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’in ashabından bir zattan,
Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’den rivâyet olunduğuna göre şöyle
demiştir: Hurma koruğu ile olmuş hurmayı, kuru üzümle hurmayı beraber
şıra kurmaktan nehyetti. [387]
Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem, “Onu kurutun” buyurdu. Biz, kuru
üzümü ne yapalım, dedik. “Sabah kahvaltınızda şirasını çıkarınız, akşam
yemeğinde içiniz. Akşam yemeğinde şirasını çıkarınız sabah kahvaltınızda
içiniz. Ancak onu deriden kap içine kurunuz, Büyûk çömleklere
kurmayınız, çünkü sıkılması gecikirse sirke olur” buyurdu. [388]
Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem için ağzı üstten bağlanan kırbe içinde
(şıra) hoşaf kurulurdu. O, kırbenin üst kısmında, ağzı vardı. Sabah hoşaf
kurulur akşam yemeğinde içerdi. Akşam kurulur sabah yemeğinde içerdi.
[389]
Ebû Dâvud dedi ki: Hizmetcilere içirilmesinin manası(na) gelince bu
hususta ilk akla gelen şey (şiradan meydana gelen bozulmadır) (yeni
bozulmamışsa onlara içirir, bozulmuşsa dökerdi.) [390]
O, Ubeyd bin Ümeyr’in şöyle dediğini işitmiş: Ben Rasûlullah sallallahu
aleyhi ve sellem’in hanımı Aişe radıyallahu anha’nın şöyle haber verdiğini
dinledim. Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem: Hanımlarından Zeyneb
binti Cahş’ın yanında kalır, O’nun yanında bal şerbeti içerdi. Ben ve Hafsa
aramızda anlaştık. Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem hangimizin yanına
girerse şöyle desin, “Ben senden mağafir kokusu duyuyorum. Rasûlullah
sallallahu aleyhi ve sellem onlardan birisinin (Hafsa’nın) yanına girdi. O
Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’e, senin ağzından mağafir kokusu
duyuyorum, dedi. Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem ben, hanımım
Zeynep bint-i Cahş’ın evinde bal şerbeti içmiştim. Bir daha bunu asla
içmeyeceğim, dedi. Bunun üzerine, “Ey Nebî, sen zevcelerinin
hoşnutluğunu arayarak Allah’ın sana helal kıldığı şeyi niçin (kendine)
haram ediyorsun? Allah çok yargılayıcı çok esirgeyicidir.” Tahrim sûresi
birinci ayetten, “Eğer her ikinizde Allah’a tevbe ederseniz (ne alâ çünkü)
hakikaten sizin kalbleriniz kaymıştır.” Meâlindeki dördüncü ayete kadar
nazil oldu. Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem (Hz. Hafsa’ya) bal şerbeti
içtim, dediği için de, “Hani Peygamber hanımlarından birine gizli bir söz
söylemişti…” mealindeki üçüncü ayeti nazil oldu. [391]
Peygamber Efendimiz, Hazreti Zeyneb’in nöbetinde her zaman kaldığından
daha çok kalmış. Hazreti Aişe ile hazreti Hafsa gayrete gelerek, Rasûlullah
sallallahu aleyhi ve sellem Zeyneb’in yanında bal şerbeti içmiştir.
Hangimizin yanına girerse sende urfud ağacının zamkı olan pis kokulu
meğafir kokuyor diyelim, diye işbirliği yaptılar, Rasûlullah sallallahu aleyhi
ve sellem Efendimiz de Hazreti Hafsa’ya gelince, ya Rasûlallah sallallahu
aleyhi ve sellem senden meğafir kokuyor, dedi. Rasûlullah sallallahu aleyhi
ve sellem, “Ben Zeyneb’in yanında bal şerbeti içmiştim, belki bal arısı bal
toplarken urfud otunun zamkından toplamış olabilir.” dedi ve bir daha bal
yemeyeceğini söyledi. Bunun üzerine Tahrim sûresinin ilk dört ayeti nazil
oldu. Burada Hazreti Aişe radıyallahu anha ile Hazreti Hafsa radıyallahu
anha’nın kendi aralarında iş birliği yapmış olmaları, Allah Teâlâ’nın
kadınlara verdiği eşini kıskanma hasletinden ileri gelmiştir. Aslında
annelerimizin bu davranışları Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’e
hakaret değil Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’in kendi yanlarında
daha çok kalmasını temin içindir. [392]
Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’in oruç tutmakta olduğunu
biliyordum. Kabaktan yapılmış bir kap içerisinde hazırlamış olduğum şirayı
içirmek kasdıyla oruçlu olmadığı günü gözetmeğe başladım. Sonra bu şirayı
kendisine getirdim bir de ne göreyim şira köpürüp kabarmış. Bunu gören
Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem, “Onu şu bahçeye dök. Çünkü, bu
Allah’a ve ahiret gününe inanmayanların içkisidir” buyurdu. [393]
Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem, kişinin ayakta su içmesini
yasaklamıştı. [394]
Ali kerremallahu vechehu, bir su isteyip ayakta suyu içmiş sonra şöyle
demiştir: Bir takım insanlar var ki, kendilerinden birinin bunu yapmasını
mekruh sayar, halbuki ben Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’i sizin
beni gördüğünüz şu işin aynısını yaparken gördüm. [395]
Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem, (içi görünmeyen) bir kabın ağzından
su içmekten, pislik yiyen hayvana binmekten ve nişan için dikilip öldürülen
hayvanı yemekten nehyetti. [396]
Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem: Tulumların ağzını ikiye kıvırmaktan
nehyetti. [397]
Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem: Uhud harbinin olduğu gün deriden
bir su kabı istedi ve “Kabın ağzını ikiye kıvır, katla” buyurdu. Sonra kabın
ağzından su içti. [398]
Hazreti Huzeyfe Medain’de idi. Su istedi, beldenin efendisi gümüşten bir
bardak getirdi. Hazreti Huzeyfe, bardağı o zata fırlattı ve dedi ki: Ben bunu
ona sadece daha önce kendisini gümüş bardak kullanmaktan nehyettiğim
halde bundan vazgeçmediği için attım. Halbuki Rasûlullah sallallahu aleyhi
ve sellem, ipek ve atlas (giymekten,) altın ve gümüş bardaklardan su
içmekten nehyetti ve, “Dünyada onlar için ahirette sizin içindir” buyurdu.
[399]
Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem ile beraberindeki ashabtan bir zat,
ensârdan bir zatın yanına girdiler. O zât bahçesinde su değiştiriyordu.
Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem, “Eğer yanında bu gece kırbada
dinlenmiş su varsa (içeriz) yoksa eğilir ağzımızla içeriz” buyurdu. Ensârdan
olan zat; yanımda kırbada gecelemiş su var, dedi. [400]
Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem, “Cemaate su dağıtan, cemaatin
sonuncusu olarak su içer” buyurdu. [401]
Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem, su içtiği vakit üç defa nefes alıp, “Bu
şekilde su içmek daha kolay daha tatlı, hafif ve sıhhate daha yarayışlıdır”
buyurdu. [402]
Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem, su içilen kabın içine solumayı ve
üfürmeyi yasakladı. [403]
Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem, babama geldi ve ona misafir oldu.
Babam, Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’e yemek getirdi. (Râvi
babasının) Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’e, hays denilen bir yemek
getirdiğini de söyledi. Sonra Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’e şerbet
getirdi. Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem şerbeti içti ve sağında
bulunana sundu. Sonra hurma yedi çekirdeğini şehadet ve orta parmağının
arasından bıraktı. Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem ayağa kalktığı vakit
babam da kalktı. Devesinin gemini tuttu ve “Bana dua et” dedi. Rasûlullah
sallallahu aleyhi ve sellem, “Yâ Rab, onlara verdiğin rızkı onlar için
mübarek kıl, onları mağfiret eyle ve onlara merhamet et” buyurdu. [404]
3731 – Câbir radıyallahu anh’dan rivayetle Rasûlullah sallallahu aleyhi ve
sellem’den şöyle buyurmuştur: “(Evine girdiğin zaman) besmele çekerek
kapını kapat. Çünkü şeytan besmeleyle kapanan kapıyı açamaz. Besmele
çekerek lambanı söndür. (Yine) besmele çekerek enine koyacağın bir ağaç
parçasıyla da olsa kaplarının ağzını ört. Besmele çekerek su kabının ağzını
da ört.” [405]
Ebû Dâvud dedi ki: el-Esmaî şöyle demiş, “onu enine koysaydın ya.” [406]




