Mevlânâ'nın ilim, sohbet, şiir ve semâ çevresinden doğan; Hüsâmeddin Çelebi, Sultan Veled ve Ulu Ârif Çelebi eliyle Konya merkezli teşkilata dönüşen; matbah, hizmet, Mesnevî, mûsikî ve mukabele geleneğini birleştiren tasavvuf yolu.
Teşekkül
XIII. yüzyıl
Köken
Konya
Kol / hat
0
Şahsiyet
10
Mekân
8
Tarih durağı
10
Keşkül × Tarikat.org
Bu sayfa yolun anlaşılır ve kaynaklı giriş dosyasıdır. Tarikat nispeti, fıkhî mezhep veya itikadî hüküm değildir. Geniş silsile, bütün alt kollar ve uzmanlık arşivi kardeş sitemizde tutulur.
Mevlânâ çevresinden Mevlevî teşkilatına Mevleviyye, Mevlânâ Celâleddîn-i Rûmî'nin ilim, sohbet, şiir ve semâ çevresinden doğan; Hüsâmeddin Çelebi'nin post devamı, Sultan Veled'in teşkilatçılığı ve Ulu Ârif Çelebi'nin seyahatleriyle Konya merkezli bir yol hâline gelen tasavvuf geleneğidir. Mevlânâ'nın şahsiyeti yolun pîr ve ilham merkezi olmakla birlikte bağımsız Mevlevîhâneler, çelebilik makamı ve ayrıntılı mukabele düzeni sonraki kuşaklarda biçimlendi. Teşkilatlanma ve yayılma Mevlânâ'nın 1273'teki vefatından sonra posta Hüsâmeddin Çelebi geçti. Sultan Veled halifeler gönderdi, vakıf çevresini güçlendirdi ve zâviyelerin teşekkülünü destekledi. Ulu Ârif Çelebi Sivas, Tokat, Bayburt, Erzurum, Tebriz, Sultâniye, Kastamonu, Denizli, Kütahya ve Birgi gibi merkezlere yaptığı seyahatlerle yolu geniş bir coğrafyaya taşıdı. Konya Mevlânâ Dergâhı merkez, makam çelebisi ise ana temsil makamı oldu. Matbah, hizmet ve binbir günlük çile Mevlevî terbiyesi yalnız semâdan ibaret değildir. Âsitânelerde çileye giren nevniyaz, saka postundaki gözlemden sonra matbah hizmetlerine katılır; sofra, temizlik, alışveriş, misafir ağırlama, Mesnevî dersi, mûsikî ve semâ meşki içinde yetişirdi. Binbir günlük çile, inzivadan çok gündelik hayatın içinde hizmet ve edep yoluyla nefs terbiyesidir. Semâ mukabelesi Mevlevî mukabelesi na‘t-ı şerif, kudüm, ney taksimi, Devr-i Veledî, dört selâm, son peşrev, yürük semâî, Kur'ân tilâveti ve gülbanktan oluşan bütünlüklü bir zikir ve musiki düzenidir. Semâzenin dönüşü tek başına merasim değildir; meydan edebi, musiki usulü, niyaz, topluluk düzeni ve şeyhin rehberliğiyle anlam kazanır. Mûsikî, şiir ve sanat Mevlevî âyini Türk din mûsikîsinin en gelişmiş büyük formlarındandır ve dört selâmdan oluşur. Mevlevîhâneler ney, kudüm, âyin besteciliği, şiir, Farsça, Mesnevî şerhi, hat ve kitap sanatlarının önemli merkezleri oldu. Şeyh Gālib, Kutb-ı Nâyî Osman Dede, İsmâil Dede Efendi ve Zekâi Dede gibi isimler bu kültür çevresinin sanat tarihindeki tesirini gösterir. Modern dönem 1925'te tekkelerin kapatılmasıyla Türkiye'deki kurumsal tekke hayatı sona erdi; Konya Dergâhı müzeye dönüştü. Semâ 1950'lerden itibaren kamusal anma programlarında yeniden görünür oldu.
Tarihî tekke mukabelesi, kültürel miras programı ve turistik sahne icrası birbirinin aynısı sayılmaz. Mevlevî Semâ Töreni 2005'te UNESCO tarafından başyapıt ilan edilmiş, 2008'de İnsanlığın Somut Olmayan Kültürel Mirası Temsilî Listesi'ne kaydedilmiştir.
KAYNAKLI KRONOLOJİ
Zaman içinde intikal ve dönüşüm.
İntikal
Mevlânâ'nın vefatı ve irşad halkasının devamı
Mevlânâ'nın vefatından sonra Hüsâmeddin Çelebi irşad halkasının başına geçti. Bu safha, Mevlânâ çevresinin henüz tamamlanmış bir tarikat teşkilatı değil, devam eden bir sohbet ve hilâfet halkası olduğunu gösterir.
Tarihî durak
Mevlânâ'nın vefatı ve Hüsâmeddin Çelebi'nin posta geçişi
Mevlânâ'nın vefatının ardından Hüsâmeddin Çelebi irşad halkasının başına geçti.
Kurumsallaşma
Sultan Veled'le Mevlevî yolunun teşkilatlanması
Sultan Veled'in posta geçişiyle Mevlânâ çevresinin âdâbı, halifelik düzeni ve Konya dışındaki temsil ağı belirginleşti. Bu nedenle Mevleviyye'nin kurumsal kurucusu olarak Sultan Veled'in rolü ayrıca gösterilir.
Tarihî durak
Sultan Veled'le teşkilatlanma safhası
Sultan Veled'in post dönemi vakıf, halife ve şehir ağlarının belirginleştiği kurumsallaşma safhasıdır.
Yayılma
Ulu Ârif Çelebi ve Mevlevî ağının Anadolu'ya yayılışı
Ulu Ârif Çelebi'nin seyahatleri ve beylik merkezleriyle kurduğu ilişkiler, Mevlevîliğin Konya dışındaki zaviyeler ve muhib çevreleri üzerinden Anadolu'da yayılmasını hızlandırdı.
Tarihî durak
Ulu Ârif Çelebi'nin Anadolu yayılışı
Ulu Ârif'in seyahatleri Konya dışındaki Mevlevî zâviye ve muhib ağlarını güçlendirdi.
Tarihî durak
Sultan Dîvânî ve Afyon merkezli yayılma
Yaklaşık XVI. yüzyıl başında Sultan Dîvânî çevresi Afyonkarahisar, Suriye ve Mısır hafıza ağlarını birleştirdi.
Tarihî durak
Mevlevîhânelerin hukukî kapanışı
Tekke ve zâviyelerin kapatılmasıyla Türkiye'deki Mevlevî kurumlarının hukukî faaliyeti sona erdi; aktarım ev, cemiyet, musiki ve yayın çevrelerine taşındı.
İhya
Konya'da semâ törenlerinin yeniden başlaması
Tekke sonrası dönemde Konya'daki ihtifaller kapsamında semâ gösterilerinin yeniden başlaması, Mevlevî âyininin tarikat kurumundan kültürel miras sahnesine geçişindeki belirgin duraklardan biridir.
Kültürel miras
Mevlevî semâ töreninin UNESCO listesine alınması
2005'te başyapıt ilan edilen Mevlevî semâ töreni, 2008'de UNESCO İnsanlığın Somut Olmayan Kültürel Mirası Temsilî Listesi'ne dahil edildi. Kayıt, yaşayan dinî pratik ile sahnelenen kültürel temsil arasındaki farkı ortadan kaldırmaz.
02 · SİLSİLE VE ŞAHSİYETLER
Tek çizgi değil, aktarımı görünür bir ağ.
Mevlevî kaynaklarında Hz. Ali ve Cüneyd-i Bağdâdî'ye ulaşan birden fazla silsile tertibi vardır. Ahmed el-Gazzâlî–Hatîb-i Belhî hattı, Necmeddîn-i Kübrâ ile ilişkilendirilen hat ve bunları birleştiren terkibî tertip tek bir tartışmasız zincir gibi sunulmaz. Kurumsal post devamı Mevlânâ'dan sonra Hüsâmeddin Çelebi, Sultan Veled, Ulu Ârif Çelebi ve Konya makam çelebileri üzerinden yürür.
Mevlevî kaynaklarında Hz. Ali ve Cüneyd-i Bağdâdî'ye ulaşan birden fazla silsile tertibi vardır. Ahmed el-Gazzâlî–Hatîb-i Belhî hattı, Necmeddîn-i Kübrâ ile ilişkilendirilen hat ve bunları birleştiren terkibî tertip tek bir tartışmasız zincir gibi sunulmaz. Kurumsal post devamı Mevlânâ'dan sonra Hüsâmeddin Çelebi, Sultan Veled, Ulu Ârif Çelebi ve Konya makam çelebileri üzerinden yürür.
Kurum ve gündelik hayat
Tekke, hankah, zâviye, sohbet ve hizmet çevreleri ilgili mekân kayıtlarıyla birlikte okunur.
Coğrafî intikal
Konya
05 · MEKÂN VE COĞRAFYA
Yolun şehirlerde bıraktığı iz.
İstanbul · Türkiye
Bahariye Mevlevîhânesi
Beşiktaş postunun son durağı Bahariye Mevlevîhânesi, Beşiktaş ve Maçka yapılarının saray ve kışla inşaatları sebebiyle yıkılmasının ardından Şeyh Hüseyin Fahreddin Dede tarafından 1874-1877 arasında Eyüp’te Haliç kıyısında kuruldu. Mensup ve muhiblerin yanı sıra II. Abdülhamid de yapı topluluğuna destek verdi. Tam teşekküllü geç dönem âsitânesi Semâhâne-türbe, yirmi sekiz odalı meşrutahâne, dedegân hücreleri, somathâne, matbah-ı şerif, hamam, selâmlık ve mescid, geç Osmanlı Mevlevî mimarisinin kapsamlı bir örneğini oluşturuyordu. Haliç’in rutubeti yapıyı kısa sürede yıprattı; Sultan Mehmed Reşad’ın desteğiyle 1910’da Mimar Kemâleddin’in yönettiği kapsamlı bir ihya gerçekleştirildi. Tasavvuf, musiki ve edebiyat Hüseyin Fahreddin Dede’nin 1874-1911 arasındaki meşihatı boyunca Bahariye, Mevlevî musikisi, edebiyatı ve zarafet kültürünün son büyük İstanbul merkezlerinden biri oldu. Bu kimlik, yalnız mimarîden değil post, mutrip, matbah ve ziyaret ağının birlikte işlemesinden doğdu. Yıkım ve kalan izler 1925 sonrasında mülkiyet davası ve bakımsızlık yapıları hızla tahrip etti. Semâhâne-türbe 1935’te yıktırıldı, harem 1938-39 yangınında yok oldu; selâmlık ve cümle kapısı 1970’lerin başında kaldırıldı. Günümüze sınırlı duvar, söve, mezar taşı ve hamam izleri ulaşmıştır. Haritadaki nokta mevcut bir âsitâne binası değil tarihî yerleşkeyi gösterir. 1919: tahsisatın aile ve vekâlet arasında düzenlenmesi 1919 tarihli kayıtta, Bahariye Mevlevîhanesi tahsisatının bir bölümünün müteveffa Şeyh Nazif Efendi’nin ailesine, kalanının ise şeyh vekili Ahmed Selâhaddin Efendi’ye verilmesi ele alınır. Bu, vefat sonrası tahsisatın kurum ve aile arasında düzenlenmesine dair idarî kayıttır. 1920: postnişin tayininde yetki sınırı 1920 tarihli kayıtta, Bahariye Mevlevîhanesi postnişinliği için yapılan başvuru üzerine Mevlevîhânelerde azil ve tayin işlemlerinin Konya’daki Çelebi Efendi’nin yetkisi içinde olduğu belirtilir. Bu, kurum idaresindeki yetki düzenini gösteren kayıttır.
Ana yapılar ortadan kalkmıştır; tarihî yerleşkeden sınırlı mimarî parçalar ve mezar taşları kalmıştır.
Halep · Suriye
Halep Mevlevîhânesi
XVI. yüzyılda kuruluş Halep Mevlevîhânesi’nin ilk postnişini Kilisli Fakrî Ahmed Dede 937/1530’da göreve başladı. Kaynaklar kuruluşu, Safevî çevresinden ayrılarak Halep’e yerleşen Mirza Fûlâd ve Mirza Ulvân’ın yaptırdığı dergâhla ilişkilendirir. Bölgesel eğitim ve irşad merkezi Dergâh Halep, Kütahya ve Manisa mevlevîhâneleriyle birlikte çelebi ve dedelerin yetiştiği önemli merkezlerden biri oldu. Abdülganî Dede 1834-35’te yeni semâhâneyi yaptırdı; yaklaşık bin ciltlik kütüphanesini dergâha vakfetti. 1925 sonrasında merkez âsitâne Türkiye’de tekkelerin kapatılmasının ardından Muhammed Bâkır Çelebi çelebilik makamını Halep’te tesis etti. Böylece Halep Mevlevîhânesi 1925-1944 arasında Mevlevîliğin merkez dergâhı olarak faaliyet gösterdi; çile ve mukabele düzeni Türkiye’den gelen dedelerle sürdü. Vakıfların tasfiyesi ve bugünkü yapı Suriye’nin bağımsızlığı sonrasında çelebilik makamı kaldırıldı, vakıflar devlet idaresine geçti ve dergâh zamanla tasfiye edildi. Semâhâne mescide dönüştürüldü; yapı Monlahâne Camii adıyla bilinmektedir. Yazma eser koleksiyonu farklı kütüphanelere nakledildi. 1891 Meşihat kaydı Halep Mevlevîhanesi’ne, Antakya Mevlevîhanesi eski şeyhi Mustafa Dede’nin tayini talep edilmişse de; mevlevîhanelere yapılacak tevcihlerin Çelebî Efendi’ye ait olması sebebiyle Meclis-i Meşâyihçe bir işlem yapılamayacağının bildirilmesi. Bu belge, kurumun 1891 tarihli idarî hafızasına aittir; manevî silsile veya kişi ilişkisi iddiası olarak kullanılmaz. 1891: postnişinlikte azil ve yeni tayin 1891 tarihli belgede, Halep Mevlevîhânesi postnişini Vâcid Efendi hakkında ileri sürülen şikâyetler üzerine görevden alınması ve yerine Âmil Çelebi’nin tayini ele alınır. Kayıt, kurum gelirleri ve post görevi etrafındaki idarî işlem olarak değerlendirilmiştir.
Dergâh işlevi sona ermiştir; semâhâne Monlahâne Camii olarak kullanılmaktadır. Kütüphane koleksiyonu Halep ve Şam’daki kurumlara dağılmıştır.
İstanbul · Türkiye
Üsküdar Mevlevîhânesi
Bir konaklama zâviyesi Üsküdar Mevlevîhânesi, Sultanzâde Halil Nûman Dede tarafından 1207/1792-93’te kuruldu. Nûman Dede Üsküdar’daki evini tâdil edip semâhâne ekleyerek ilk yapıyı meydana getirdi. Merkezin ayırt edici işlevi, taşradan İstanbul’a gelen veya İstanbul’dan Anadolu’ya geçen Mevlevî dervişlerini ağırlamaktı. Yenilemeler II. Mahmud mevlevîhâneyi 1834-35’te yeniden inşa ettirdi; Abdülmecid döneminde eksikleri tamamlandı. Kaptanıderyâ Ahmed Vesim Paşa’nın 1872’deki ihyası bugünkü ana biçimi belirledi. Son postnişin Ahmed Remzi Akyürek Dede 1919’dan sonra harap bölümleri tamir ettirdi. Mimarî program ve işlev Semâhâne-türbe, selâmlık-mutfak, dedegân ve harem dairelerinden oluşan yapı bir âsitâneden ziyade zâviye niteliğindeydi. Bu sebeple matbahı derviş terbiyesinin bütün kademelerini taşıyan büyük âsitâne mutfaklarından daha küçüktü. Türbenin semâhânenin alt katında bulunması yapının en özgün özelliklerindendir. Yakın dönem Cumhuriyet döneminde terk edilen binalar harem dışında 1975-1980 arasında onarıldı. Kayıt, burada cumartesi günleri mukabele yapıldığını ve XIX. yüzyıl sonunda dervişlerin ikamet ettiğini gösterir.
Semâhâne-türbe, selâmlık ve dedegân bölümleri onarılarak korunmuş tarihî zâviye; harem katmanı ayrıca izlenmektedir.
İstanbul · Türkiye
Galata Mevlevîhânesi
İstanbul’un ilk Mevlevî âsitânesi Galata Mevlevîhânesi, İskender Paşa tarafından 897/1491’de kuruldu. Kulekapı Mevlevîhânesi adıyla da bilinen merkez, İstanbul’daki en eski Mevlevî âsitânesi olarak semâ, Mesnevî dersi, musiki, şiir ve şehirler arası derviş dolaşımının ana duraklarından biri oldu. Kesintiler ve yeniden kuruluşlar XVI. yüzyılda bir süre Halvetî zâviyesi ve medrese olarak kullanılan yapı, Şeyh Sırrı Abdi Dede’nin 1608’deki onarımıyla yeniden Mevlevî kimliği kazandı. 1765 Tophane yangınından sonra III. Mustafa devrinde yeniden inşa edildi; Şeyh Galib’in arzı üzerine III. Selim 1791-92’de yapıları yenileyerek semâhâneye hünkâr mahfili ekletti. Geç Osmanlı külliyesi Hâlet Efendi’nin 1819’daki cümle kapısı, sebil, çeşme, muvakkithâne, kütüphane-mektep ve türbe ilâveleri ile Abdülmecid döneminin semâhâne düzenlemeleri, bugünkü topluluğun mimarî karakterini belirledi. Semâhâne-türbe, dedegân hücreleri, hazîre ve kütüphane birlikte bir tarikat külliyesi meydana getirir. Hafıza ve temsil Şeyh Galib başta olmak üzere postnişinler, şairler ve musikişinaslar aracılığıyla Galata, Mevlevî kültürünün İstanbul’daki güçlü temsil merkezlerinden biri haline geldi. Yapı bugün müze işleviyle bu çok katmanlı hafızayı taşır.
Semâhâne-türbe, hazîre, kütüphane, sebil ve müştemilâtıyla müze olarak korunan tarihî âsitâne.
İstanbul · Türkiye
Yenikapı Mevlevîhânesi
Bâb-ı Cedîd’de kuruluş Yenikapı Mevlevîhânesi, yeniçeri kâtibi Malkoç Mehmed Efendi tarafından 1006/1597’de Mevlânâkapı dışındaki bahçesinde kuruldu. İlk yapı semâhâne, mescid ve on sekiz dedegân hücresinden oluşan mütevazı bir zâviye iken kısa sürede meydân-ı şerif, matbah, şeyh köşkü ve yeni hücrelerle genişledi. Vakıf ve saray desteği XVII-XIX. yüzyıllarda padişahlar, hânedan mensupları ve devlet ricâli yapıları yeniledi, vakıfları büyüttü. Hekimoğlu Ali Paşa semâhâneyi, Abdullah Nâilî Paşa hücreleri, Mekkî Efendi şadırvanı ele aldı; II. Mahmud semâhâne-türbe binasını 1817 ve 1837’de yeniden yaptırdı. Abdurrahman Nâfiz Paşa türbe, kütüphane, sebil ve muvakkithâne ekledi. Kültür ve irşad merkezi Yenikapı, matbah terbiyesi, semâ meşki, Mesnevî dersi, musiki ve şiir çevresiyle İstanbul Mevlevîliğinin başlıca üretim merkezlerinden biriydi. Hazîresinde postnişinler, muhibler ve şehir kültürünün farklı simaları bir arada bulunur. Yangın ve ihya 1925 sonrasında terk edilen külliye 1961 yangınında ağır hasar gördü. Vakıflar Genel Müdürlüğü’nün restorasyonu 2010’da tamamlandı ve kaybolan yapıların önemli bölümü ihya edildi. Yerleşke günümüzde eğitim ve kültür işlevi taşır.
2010’da tamamlanan restorasyonla bütüncül biçimde ihya edilmiş; eğitim ve kültür yerleşkesi olarak kullanılan tarihî mevlevîhâne.
İstanbul · Türkiye
Kasımpaşa Mevlevîhânesi
Galata’dan Kasımpaşa’ya Kasımpaşa Mevlevîhânesi, Galata Mevlevîhânesi’ni ihya eden Şeyh Sırrî Abdi Dede tarafından 1623-1631 arasında kendi bostanı içinde kuruldu. Galata ve Yenikapı’dan sonra İstanbul’da açılan üçüncü mevlevîhâneydi. Yenileme evreleri İlk zâviye 1731-32’de onarıldı; Mihrişah Vâlide Sultan ile III. Selim 1796’da yapıyı yeniden yaptırdı. Çengeloğlu Tâhir Paşa’nın genişletmesi ardından II. Mahmud’un 1834-35 tarihli ihyası, semâhâne ve müştemilâtın son ana biçimini verdi. Halk kültürüne yakın merkez Kasımpaşa, Galata ve Yenikapı’daki saray ve yüksek bürokrasi çevresine kıyasla daha mütevazı ve halk kültürüne yakın bir Mevlevî hayatı taşıdı. 1826’dan sonra bazı Bektaşîlerin de bu çevreye devam etmesi, şehirdeki tarikatlar arası temasın dikkat çekici örneklerindendir. Kaybolan yapı 1925 sonrasında semâhâne güreş salonu, diğer bölümler okul ve kiralık odalar olarak kullanıldı; şadırvan, hazîre ve müştemilât zamanla ortadan kalktı. Bakımsız kalan ana bina 1979’daki yangında tamamen yok oldu. Haritadaki nokta yaşayan bir yapıdan ziyade tarihî kurum yerini temsil eder.
Ana yapı 1979 yangınında yok olmuştur; kayıt tarihî mevlevîhâne yerini ve kurumsal hafızayı gösterir.
İstanbul · Türkiye
Beşiktaş Mevlevîhânesi
Boğaziçi kıyısındaki âsitâne Beşiktaş Mevlevîhânesi, Vezîriâzam Damad Ohrili Hüseyin Paşa tarafından 1622’de bugünkü Çırağan Sarayı’nın bulunduğu yerde kuruldu. İlk postnişin Ağazâde Mehmed Hakîkî Dede, Gelibolu ve Beşiktaş meşihatlarını birlikte yürüttü; iki merkez arasındaki deniz yolculukları kurumun erken ağını görünür kılar. Sarayla iç içe tarih III. Selim mevlevîhâneyi 1804’te yeniden inşa ettirdi. II. Mahmud’un Çırağan Sahilsarayı’nı genişletmesi sırasında yapı 1836-38’de yıkıldı ve yakındaki Musâhib Abdi Bey Yalısı’na taşındı. Sultan Abdülaziz’in bugünkü sarayı yaptırdığı 1867-68’de bu ikinci yapı da ortadan kaldırıldı. Taşınan kurum Mevlevîhâne önce Fındıklı’daki Karacehennem İbrâhim Paşa Konağı’na, 1870’te Maçka’ya, oranın 1874’te yıkılmasının ardından Bahariye’ye taşındı. Bu sebeple Beşiktaş, Maçka ve Bahariye kayıtları aynı binanın adları değil; aynı post ve topluluğun zorunlu yer değiştirmelerle sürdürdüğü kurumsal zincirin ayrı duraklarıdır. Kültür çevresi ve kayıp izler Hükümdarların, devlet ricâlinin, şairlerin ve musikişinasların ilgi gösterdiği âsitâne, Mevlevî edebiyatı ve musikisinin önemli İstanbul ocaklarındandı. Çırağan bodrumunda kalan bazı kabir ve taşlar 1987’de Galata Mevlevîhânesi hazîresine nakledildi. Harita noktası günümüze ulaşmış bir tekkeyi değil tarihî yerini gösterir.
Mevlevîhâne yapısı günümüze ulaşmamıştır; kurumun devamı Maçka ve Bahariye’ye taşınmış, bazı mezar taşları Galata hazîresine nakledilmiştir.
Tokat · Türkiye
Tokat Mevlevîhânesi
Tokat’taki eski Mevlevî hafıza Tokat’ta Mevlevî varlığı XIII-XIV. yüzyıllara kadar izlenir. Muînüddin Süleyman Pervâne’nin Fahreddîn-i Irâkī için hankah yaptırdığı, Sultan Veled ve Ulu Ârif Çelebi’nin şehre halifeler gönderdiği aktarılır. 1455 tahriri bir Mevlevî hankahı ve otuz iki hânelik Mevlevîhâne mahallesini kaydeder. Muslu Ağa ve yeniden kuruluş Evliya Çelebi 1656’da haftada iki gün âyin yapılan gelişmiş bir Tokat Mevlevîhânesinden söz eder. Son şeyh Mehmed Hâdi Dede’nin 1911 tarihli mektubu, Muslu Ağa’nın 1048/1638’de bir tekke kurduğunu bildirir. 1115/1703 tarihli hüccet ise bu yapının yıkıldığını ve Müderris Mehmed Efendi b. Dânişî Ali Efendi tarafından yeniden inşa edildiğini gösterir. Bugünkü yapının katmanları Günümüze ulaşan ahşap mevlevîhâne Soğukpınar mahallesindedir ve ağırlıkla XVIII-XIX. yüzyıl yapı katmanlarını taşır. Semâhâne, şeyh dairesi, odalar, hamam ve kütüphane bölümlerindeki ahşap işçiliği ve kalem işi tavanlar Anadolu tarikat mimarisinin seçkin örneklerindendir. Yaşayan miras Yapı günümüzde Mevlevîhâne Müzesi adıyla kültür ve sergi faaliyetlerinde kullanılmaktadır. Bu güncel işlev, XIII. yüzyıldan itibaren görülen şehirdeki Mevlevî varlığının bütün dönemlerinin aynı bina içinde geçtiği anlamına gelmez; erken hankahlar ile mevcut yapı ayrı tarih katmanlarıdır. 1883: postnişin ailesinin başvurusu 30 Ağustos 1883 tarihli kayıtta, Tokat Mevlevîhânesi şeyhi Ali Rıza Efendi’nin vefatı sonrasında eşi Tayyibe Hanım’ın makamlar arasında havale edilen arzuhali yer alır. Belge, aile talebinin içeriğini özetlemez; Mevlevîhâne çevresindeki hane ve kurum hafızasına ait bir başvuru kaydı olarak değerlendirilmiştir.
Onarılmış tarihî ahşap yapı, Mevlevîhâne Müzesi ve kültür mekânı olarak kullanılmaktadır.
06 · ESER VE OKUMA MASASI
Metinler ve araştırma dosyaları.
Bu yolun kişi, kavram ve tarih kayıtlarını birleştiren editoryal okumalar.
KEŞKÜL ARAŞTIRMA
Mevlevî Kıyafetlerini Nasıl Okumalı?
Görev, eğitim, dönem ve sembolik yorum. Metin ve görsel kaynaklar birlikte değerlendirilerek hazırlanmış editoryal inceleme.
KEŞKÜL ARAŞTIRMA
Sikke, Tennure ve Hırkanın Sembol Dili
Mezar taşı, kefen ve nefsin mezarı yorumları. Metin ve görsel kaynaklar birlikte değerlendirilerek hazırlanmış editoryal inceleme.
KEŞKÜL ARAŞTIRMA
Semâhâne ve Semâdaki Sembol Haritası
Meydan, post, mutrib ve hareket düzeni. Metin ve görsel kaynaklar birlikte değerlendirilerek hazırlanmış editoryal inceleme.
KEŞKÜL ARAŞTIRMA
Mevlevî Musikisinin Aletleri
Ney, rebab, kudüm ve mutrib heyeti. Metin ve görsel kaynaklar birlikte değerlendirilerek hazırlanmış editoryal inceleme.
KEŞKÜL ARAŞTIRMA
Minyatür ve Gravürlerde Mevlevîler
16. yüzyıldan 18. yüzyıla görsel tanıklık. Metin ve görsel kaynaklar birlikte değerlendirilerek hazırlanmış editoryal inceleme.
KEŞKÜL ARAŞTIRMA
Mevlevî Âyin-i Şerifinin Mûsiki Mimarisi
Mevlevî mukabelesinin tam akışı; icracıları, mekân düzeni, makam ve usûl örgüsü, dört selâmı, terennümleri, sembolik yorumları ve sahne icrasından farklarıyla birlikte.
Bu künyeler seçilmiş şahsiyetlere bağlı anlatı ve ilişki kayıtlarından gelir; ana biyografinin bütününe ait dipnot olarak sunulmaz. Bir kaynak başlığının bulunması, bu sayfadaki her iddiayı doğruladığı anlamına gelmez.
36 farklı kaynak başlığını aç
1
Abdülbaki Gölpınarlı, Mevlânâ'dan Sonra Mevlevîlik, s. 209-210
Esrâr Dede
Anlatı kaydı
1
Ali Enver, Semâhâne-i Edeb
Şeyh Gâlib
Anlatı kaydı
1
Esrâr Dede, Divan
Esrâr Dede
Anlatı kaydı
1
Esrâr Dede, Divan, İstanbul 1257; müellif hattı: Konya Mevlânâ Müzesi Ktp., nr. 2461
Esrâr Dede
Anlatı kaydı
1
Esrâr Dede, Divan, s. 148-153
Esrâr Dede
Anlatı kaydı
1
Esrâr Dede, Divan, s. 153-160; yazma: Süleymaniye Ktp., Tâhir Ağa Tekkesi, nr. 334
Esrâr Dede
Anlatı kaydı
1
Esrâr Dede, Fütüvvetnâme-i Esrâr (1211/1796)
Esrâr Dede
Anlatı kaydı
1
Esrâr Dede, Tezkire-i Şuarâ-yı Mevleviyye, mukaddime ve hâtime
Süleymaniye Ktp., Hâlet Efendi Ek, nr. 109 (müellif nüshasından istinsah, Galata Mevlevîhânesi'ne vakfedilmiş); Millet Ktp., Ali Emîrî, Tarih, nr. 756
Esrâr Dede
Anlatı kaydı
1
Şeyh Gâlib, Dîvan (ta'lik baskı, 1252/1836)
Şeyh Gâlib
Anlatı kaydı
1
Şeyh Gâlib, es-Sohbetü's-sâfiye; Türkçe trc. Ahmet Remzi Akyürek (nşr. İbrahim Kutluk, TDED, III/1-2 [1948], s. 21-47)
Şeyh Gâlib
Anlatı kaydı
1
Şeyh Gâlib, Hüsn ü Aşk
Şeyh Gâlib
Anlatı kaydı
1
Şeyh Gâlib, Hüsn ü Aşk (nşr. Abdülbaki Gölpınarlı, tıpkıbasım, İstanbul 1968; Orhan Okay – Hüseyin Ayan, İstanbul 1975)
Şeyh Gâlib
Anlatı kaydı
1
Şeyh Gâlib, Hüsn ü Aşk, “Fahriyye-i Şâirâne”
Şeyh Gâlib
Anlatı kaydı
1
Şeyh Gâlib, Şerh-i Cezîre-i Mesnevî (nşr. Turgut Karabey – Mehmet Vanlıoğlu – Mehmet Atalay, Erzurum 1996)
Şeyh Gâlib
Anlatı kaydı
2
Şeyhî, Vekāyi‘u’l-fuzalâ II; Süleyman Erguner, “Osman Dede, Nâyî”, TDV İA
Kutbü'n-nâyî Osman Dede
İlişki kaydı
15
TDV İslâm Ansiklopedisi, “Akyürek, Ahmed Remzi”, c. 2
Ahmed Remzî Akyürek
Anlatı kaydı
15
TDV İslâm Ansiklopedisi, “Ankaravî, İsmâil Rusûhî”, c. 3
İsmâil Rusûhî Ankaravî
Anlatı kaydı
4
TDV İslâm Ansiklopedisi, “Esrar Dede”, c. 11, s. 432-433
Esrâr Dede
Anlatı kaydı
15
TDV İslâm Ansiklopedisi, “Hüseyin Fahreddin Dede”, c. 18, s. 546-547
Hüseyin Fahreddin Dede
Anlatı kaydı
3
TDV İslâm Ansiklopedisi, “İzbudak, Veled Çelebi”
Veled Çelebi İzbudak
Anlatı kaydı
7
TDV İslâm Ansiklopedisi, “Şeyh Galib”, c. 39, s. 54-57
Şeyh Gâlib
Anlatı kaydı
2
TDV İslâm Ansiklopedisi: Osman Dede (Nâyî), Itrî Efendi (Buhûrîzâde), İsmâil Dede Efendi (Hammâmîzâde), Zekâi Dede ve Rauf Yektâ Bey maddeleri; Mevlevîlik ve Müzik kaynak paketi
Kutbü'n-nâyî Osman Dede
Anlatı kaydı
1
Uşşâkīzâde İbrahim Hasîb, Zeyl-i Şakāik, Âdem Dede maddesi; Âdem Ceyhan, ‘17. Asır Mevlevî Edebiyatından Bir Portre: Antalyalı Âdem Dede’, Türkiyat Mecmuası 21 (2011), s. 141-166; TDV İslâm Ansiklopedisi, ‘Galata Mevlevîhânesi’
İsmâil Rusûhî Ankaravî
İlişki kaydı
2
Uşşâkīzâde İbrahim Hasîb, Zeyl-i Şakāik, s. 350-355
Sâbûhî Ahmed Dede
Anlatı kaydı
1
Uşşâkīzâde İbrahim Hasîb, Zeyl-i Şakāik, s. 351-354
Sâbûhî Ahmed Dede
İlişki kaydı
1
Uşşâkīzâde İbrahim Hasîb, Zeyl-i Şakāik, s. 840-846
Sâbûhî Ahmed Dede
İlişki kaydı
1
Uşşâkīzâde İbrahim Hasîb, Zeyl-i Şakāik, s. 846-851
Sâbûhî Ahmed Dede
İlişki kaydı
07 · KAYNAKÇA
Bu dosya neye dayanıyor?
01
tarikat.org kaynak havuzundaki genel tasavvuf tarihleri, tarikat monografileri ve kişi dosyaları karşılaştırılarak hazırlanmıştır.
02
TDV İslâm Ansiklopedisi: Mevleviyye, Mevlânâ Celâleddîn-i Rûmî, Sultan Veled, Ulu Ârif Çelebi, Mesnevîhân, Mevlevîhâne maddeleri; Sefîne-i Evliyâ; mevcut Mevleviyye ve musiki kaynak paketi
03
M. Baha Tanman, ‘Bahariye Mevlevîhânesi’, TDV İslâm Ansiklopedisi, c. 4, s. 471-473; Hüseyin Vassâf, Sefîne-i Evliyâ, c. V; Meclis-i Meşâyih Defterleri
04
Sezai Küçük, ‘Halep Mevlevîhânesi’, TDV İslâm Ansiklopedisi, s. 515-517; Hüseyin Vassâf, Sefîne-i Evliyâ, c. V; Meclis-i Meşâyih Defterleri
05
M. Baha Tanman, ‘Üsküdar Mevlevîhânesi’, TDV İslâm Ansiklopedisi, c. 42, s. 372-374; Hüseyin Vassâf, Sefîne-i Evliyâ, c. V
06
M. Baha Tanman, ‘Galata Mevlevîhânesi’, TDV İslâm Ansiklopedisi, c. 13, s. 317-321; Hüseyin Vassâf, Sefîne-i Evliyâ, c. V
07
M. Baha Tanman, ‘Yenikapı Mevlevîhânesi’, TDV İslâm Ansiklopedisi, c. 43, s. 463-468; Hüseyin Vassâf, Sefîne-i Evliyâ, c. V
08
M. Baha Tanman, ‘Kasımpaşa Mevlevîhânesi’, TDV İslâm Ansiklopedisi, c. 24, s. 554-555; Hüseyin Vassâf, Sefîne-i Evliyâ, c. V
09
M. Baha Tanman, ‘Beşiktaş Mevlevîhânesi’, TDV İslâm Ansiklopedisi, c. 5, s. 553-554; Hüseyin Vassâf, Sefîne-i Evliyâ, c. V
10
Ş. Barihüda Tanrıkorur, ‘Tokat Mevlevîhânesi’, TDV İslâm Ansiklopedisi, c. 41, s. 227-230; Tokat İl Kültür ve Turizm Müdürlüğü güncel kültür kayıtları; Meclis-i Meşâyih Defterleri