Riyâzü's-Sâlihîn · Haziran 26, 2026

Din Sınırları: Farzlar, Yasaklar ve Bilinmeyenler

Riyazus Salihin Cilt – 7 – Mehmet Yasar Kandemir · İLÂHÎ BİR YASAĞI ÇİĞNEYEN KİMSENİN NE DİYECEĞİ Hadis-i Şerif Ebû Sa’lebe el-Huşenî Cürsûm İbni Nâşir radıyallâhu anh’ ın rivayet ettiğine göre Resûlullah …

Hadîs-i şerîf (Arapça metin)
Riyazus Salihin Cilt – 7 – Mehmet Yasar Kandemir · İLÂHÎ BİR YASAĞI ÇİĞNEYEN KİMSENİN NE DİYECEĞİ
Hadis-i Şerif
Ebû Sa’lebe el-Huşenî Cürsûm İbni Nâşir radıyallâhu anh’ ın
rivayet ettiğine göre Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle
buyurdu:
“Allah Teâlâ bazı şeyleri farz kıldı, onları ihmal etmeyin. Bazı
günahlara yaklaşılmaması için sınırlar koydu, o sınırları
aşmayın. Bazı şeyleri haram kıldı, o haramları çiğnemeyin. Bazı
şeyleri de unuttuğu için değil size olan merhameti sebebiyle dile
getirmedi, onları da araştırıp kurcalamayın.”
Dârekutnî, es-Sünen, IV, 184. Ayrıca bk.
Hâkim, el-Müstedrek, IV,

Râvi
115.
Açıklama
Hadisimizde Cenâb-ı Hakk’ın kullarına yönelik emir ve yasakları
başlıca dört ana başlık altında özetlenmiştir. Bunlardan birincisi
farzlardır. Farz; yapanın sevap kazandığı, yapmayanın cezâ gördüğü
bir ibadet türüdür. Zira farzların yapılması Allah tarafından kesin bir
dille emredilmiştir. Meselâ iman, namaz, zekât birer farzdır. Resûl-i
Ekrem Efendimiz farzlara son derece dikkat edilmesini, onların
mutlaka yerine getirilmesini, hatta kusursuz bir şekilde îfâ edilmesini
tavsiye buyurmaktadır.
İkincisi; bazı sınırlar konularak belirlenen, yaklaşılması, aşılması,
aykırı davranılması yasaklanan hususlardır. Bunu şöyle bir örnekle
açıklayabiliriz. Kur’an-ı Kerîm’de oruç tutmak isteyen kimsenin imsak
vaktine kadar bekleyip içebileceği, o andan itibaren iftar saatine
kadar kesinlikle bir şey yemeyeceği, eşiyle beraber olamayacağı gibi
hususlar belirtildikten sonra “Bunlar Allah’ın koyduğu sınırlardır;
sakın
onlara
yaklaşmayın”
[Bakara
sûresi
(2),
187]
buyurulmaktadır. Ayrıca Allah’ın koyduğu sınırları aşan kimselerin
birer zâlim olduğu da belirtilmektedir [Bakara sûresi (2), 229]. Sabah
namazının farzının iki, akşamın üç, öğle, ikindi ve yatsının farzlarının
dörder rek’at olarak belirlenmesi de böyle bir sınırlamadır. Onun da
kesinlikle delinmemesi gerekmektedir.
Üçüncüsü haramlardır. Zina, adam öldürme, kendiliğinden ölen
hayvanların etini yeme, kan içme fiilleri Allah Teâlâ tarafından
kesinlikle yasaklanmış davranışlar yani haramlardır. Bunlar da
açıkça bellidir.
Dördüncüsü de Allah Teâlâ’nın bildirmeyi unuttuğu için değil,
bildirdiği takdirde kullarının zorlanacağını bildiği için bu farzdır, bu
helâldir, bu haramdır diye açıklamadığı hususlardır. Resûl-i Ekrem
Efendimiz bunların hükmünü öğrenmek için, özellikle kendisi hayatta
iken ve daha sonraki devirlerde, inceden inceye araştırılıp
kurcalanmasını doğru bulmamıştır.
Hz. Peygamber hayatta iken fazla kurcalanması halinde bunların
helâl iken haram kılınması veya onlara bazı sınırlamalar getirilmesi
ihtimali vardı. Günümüzde de, meselâ yenilmesinin helâl mi, haram
mı olduğu açıkça belirtilmeyen şeyleri fazla kurcalamak yerine,
“Yerde ne varsa Allah hepsini sizin için yarattı” [Bakara sûresi
(2), 29] âyetini göz önünde bulundurmak sûretiyle “Eşyada aslolan
ibâhadır” kuralına göre hareket etmek daha uygun bir davranıştır.
Nevevî çok önemli gördüğü bu hadîs-i şerîfi, Kırk Hadis adlı
eserine otuzuncu hadis olarak almıştır.
Hadisten Öğrendiklerimiz
  1. 1Her müslüman farzları yapmak, haramlardan kaçınmak
    zorundadır.
  2. 2Allah Teâlâ’nın belirlediği esaslar, çizdiği sınırlar vardır; bu
    esaslara ve sınırlara uyulması şarttır.
  3. 3Cenâb-ı Mevlâ kullarına olan merhameti sebebiyle bazı konuları
    helâl, haram gibi kesin şekilde belirlememiştir. “Bilinçli boşluk” veya
    “rahmet alanı” diyebileceğimiz bu konularda ince eleyip sık dokumak
    uygun değildir.