Ana içeriğe geç
HANEFÎ İLMİHALİ / 08

Aile ve çocuk.

Aile ilmihali nikâh akdiyle başlar fakat rıza, malî açıklık, mahremiyet, şiddetsiz iletişim, çocuk hakları ve ihtilâf çözümüyle devam eder.

Okuma sırasıTemel çerçeveMezhep ayrımıKaynaklarKısa cevaplar
01 / ÖĞRENME SIRASI

Önce bütünü,
sonra ayrıntıyı.

  1. 01

    Nikâhta ehliyet, rıza, veli ve şahit

  2. 02

    Mehir, nafaka ve mal ayrılığı

  3. 03

    Eşlerin karşılıklı hakları ve mahremiyet

  4. 04

    Boşanma, iddet, nesep ve çocuk hakkı

02 / HANEFÎ DİKKAT NOKTASI

Mu‘temed yolu
kendi diliyle okuyun.

Ergen ve akıllı kadının nikâh akdi konusunda Hanefî görüşü diğer üç mezhepten ayrılır; denklik, mehir ve aile hukukunun güncel kanunla ilişkisi ayrıca gözetilir.

03 / KAYNAKLARDAN DERİN OKUMA

Hükmü bağlamı ve
kaynak sayfasıyla okuyun.

Aşağıdaki parçalar başlık özeti değildir; verilen eserlerin ilgili sayfalarından geniş metinlerdir. Tam sayfa bağlantısı metnin öncesini ve sonrasını da açar.

MÜLAKAT İLMİHAL SORULARI VE CEVAPLARI · S. 27

S.91- Vatan-ı aslî ne demektir? C.91- Vatan-ı aslî. Bir insanın doğup büyüdüğü veya evlenip içinde yaşamak istediği veya içinde barınmayı kastettiği yere vatan-ı aslî denir. Vatan-ı aslîden başka yere iş, görev vb. sebeplerle veya yerleşmek üzere göçülünce yeni yer vatan-ı aslî olur, eski yer bu vasfını kaybeder. ( a,g,e,s,328)

Eserde tam bağlamı aç →
SUFFA MECLİSLERİ İLMİHÂL MÜFREDATI · S. 487

meye delâlet eden bir karînenin bulunması halinde evlilik akdi meydana getirmeye elverişli sayılır. Erkek kadına, “Şu kadar mehirle seni kendime nikâhlıyorum” dese, kadın da, “Kabul ediyorum” veya “Razı oluyorum” diye cevap verse, bu geleceğe ait bir va’d olmaması ve bir nikâh meclisi bulunması şartıyla akit meydana gelir. Ancak nikâh meclisi olmaz ve akdin o anda yapıldığını gösteren bir karine de bulunmazsa bu bir nikâh değil, geleceğe ait bir “söz verme” niteliğindedir. Evlilik akdinde emir siygası da kullanılabilir. Erkek kadına “Beni kendine nikâhla” dese ve bununla o anda evlilik akdi yapmayı kasdetse; kadın “Sana kendimi nikâhladım” diye cevap verince akit tamam olur. Hanefîlere göre buradaki emir siygası ile erkek kadına evlenme için vekâlet vermiş olur. Böylece kadın kendisinden asîl, erkekten vekil sıfatıyla icap ve kabulde bulunmuş olur. Mâlikîlere göre ise burada emir siygası icap niteliğindedir. Evlilik Akdinde Velînin Rolü Akıllı ve ergin erkek, velisi olmaksızın kendi irade beyanı ile evlenebilir. Onun bir vekil aracılığı ile evlenmesi de mümkündür. Hanefîlere göre hür, akıllı ve ergin kadın da evlenme akdinde bizzat taraf olabilir. Çünkü burada velinin bulunması evliliğin sıhhat şartlarından değildir. Allah Teâlâ şöyle buyurur: “Eğer mümin bir kadın kendisini Peygamber’e hibe edip de, Peygamber de onu nikâhla almak isterse...” (Ahzâb, 50) Bu ayet-i kerime kadının nikâh akdinde bizzat taraf olabileceğini gösterir. İmam Şâfiî, İmam Mâlik ve İmam Ahmed b. Hanbel’e göre, kadın için nikâhta erkek bir velinin bulunması şarttır. Veli, kadının asabesinden en yakın olan erkektir. Kadının nikâhta doğrudan taraf olması caiz değildir. Yaşının küçük veya büyük olması, kendisinin dul veya bâkire bulunması, sonucu değiştirmez. Bu müctehitlere göre kadının kadını…

Eserde tam bağlamı aç →
SUFFA MECLİSLERİ İLMİHÂL MÜFREDATI · S. 493

Talâkın Çeşitleri Biçimi ve sonuçları bakımından talâk çeşitlere ayrılır. Biçiminin Kur’ân ve Sünnet’in belirlediği kurallara uygunluğu açısından talâk sünni ve bid’i olmak üzere ikiye ayrılır. Sonucunda evlilik hayatına dönüş imkanı tanıyıp tanımaması bakımından da talâkın ric’î ve bain olmak üzere iki çeşidi vardır. a- Sünnî Talâk Sünnî talâk (talâk-ı sünn), Kur’ân ve Sünnet’in talimatına uygun olan boşama biçimidir. Bu talâk biçiminin üç temel şartı vardır. Bunlar eşin hayız halinde bulunmaması, hayızdan temizlendikten sonra cinsî temasın olmaması ve boşanmanın yalnız bir talakla yapılmasıdır. b- Bid’î Talâk Kadını hayız günlerinde veya temizlik halinde cinsi temastan sonra yahut temizlik halinde birden fazla boşamak sünnete aykırı olduğundan bid’î talâk (talâk-ı bid’) adını alır. Bu çeşit boşama dinen haram kılındığı için, bu yola başvuran koca günahkar olur; buna rağmen boşama geçerlidir, hukukî sonuçlarını doğurur. c- Ric’î Talâk Yeni bir nikâh akdi yapılmadan erkeğin eşiyle normal aile hayatına dönmesine imkan veren boşama şekline ric’î talâk denir. Ric’î talâkın başlıca üç şartı vardır. Bunlar: 1- Boşadığı karısıyla daha önceden fiilen evlenmiş, karıkoca hayatı yaşamış bulunmak 2- Hanefilere göre sarih boşama sözleriyle boşamış olmak ve şiddet, mübalağa ifade eden bir kelime söylememiş olmak 3- Üçüncü boşama hakkını kullanmamış olmak

Eserde tam bağlamı aç →
İLM-İ HÂL · S. 363

veya «sahte nikâhlar» kıyarak açmak mümkün değildir. Çünkü Şeriat’a «hile» yakıştırmak ve İslâm’da «sahte nikâh müessesesi ihdas etmek», İslâm’ın şanına aykırı olur. Böyle olunca, her türlü hile ve çirkin hesaptan arınmış «İslâm ahlâkına» aykırı bir takım tertiplerle ve oyunlarla «Mut’a nikâhına» (!) benzer bir tatbikatla adam kiralayıp «sahte nikâh» kıydırmak ve «sahte boşanma» oyunları oynamak ve sonra, boşana boşana evlenmenin ciddiyetini ihlâl etmiş eşleri birleştirmeye kalkışmak, İslâm’ın imanına da, ahlâkına da, edebine de çok uzak düşmek olur. «Hülle» adı verilen ve çok çirkin bir ifade ile «hile-i şeriyye» tâbiri ile İslâm’a yamanmak istenen bu tatbikat elbette makbul değildir. Allah ve Resûlü’nün, üçüncü boşamadan sonra, araya «sahih» bir nikâh ve hilesiz bir «boşama» girmedikçe, eski eşlerin tekrar evlenmelerinin «helâl olmayacağınım belirtip «boşanma ikidir» diye buyurduklarını bile bile, nasıl «sahte nikâh» ve «sahte boşanma» merasimleri ile bu kapı zorlanmaya ve bu sınır aşılmaya çalışılır, bilinmez. Görünen odur ki, «hulle»de, bu yüce emirlere gizli de olsa, bir muhalefet edası vardır. «Hülle nikâhı» (!), bir oyun ve aldatmaca biçiminde sergilenmek suretiyle, kendi kendini aldatmadan ibaret, bir «sahte nikâh» ve «sahte boşanma» tatbikatıdır. Ve kesin olarak bilinmelidir ki İslâm’da «sahte nikâh» ve «sahte boşanma» müessesesi yoktur.

Eserde tam bağlamı aç →
İLM-İ HÂL · S. 329

NİKÂHLANMA: İslâm’da «nişanlılık safhasının» fazla uzatılması istenmez. Taraflar için gerekli hazırlık fırsatı tanındıktan sonra, mümkün mertebe bir an önce «nikâhlanma safhasına» gelinmelidir. İslâm’da nikâh, «meclis-i nikâhta (nikâh kıyılacak mecliste), iki tarafın, yani erkek ile kadının veya velî ve vekillerinin «icab» ve «kabulü» ile akd olunur. Bu akit (açık ve kesin sözleşme) tamamlanınca, artık geri dönülmez. Nikâhta «icap» ve «kabul», erkek ve kadının, kendi rızaları ile birbirleri ile evlenmeyi, şahitler huzurunda «talep ve kabul» ettiklerini açıklamaları demektir. Nikâh esnasında erkeğin «Sana, benim ile evlenmeyi teklif ediyorum» demesi «icab», kadının da «Ben de seninle evlenmeyi kabul ettim» demesi ise «kabuldür. Görüldüğü gibi, evlenmenin makbul olabilmesi için, kadının «kabul ettim» demesi gerekir ki, başka bir «siga» kullanması uygun değildir. İslâm’da «nikâh akdini», şahitler huzurunda, tarafların rızasını almak şartı ile «velî» ve «vekil»ler de yapabilirler. Ancak, şahidler, tarafların «icab» ve «kabulünü» mutlaka işitmelidirler. Evlenecek Müslümanların, önce, «Belediye Evlenme Memurluğuna» başvurmaları, gerekli kanunî ve resmî formaliteleri tamamlamaları, evlendiklerini «Nüfûs Hüviyet Cüzdanlarına» yazdırmaları ve «Evlenme Cüzdanlarını» oradan almaları da kanunî bir mecburiyettir. Müslümanlar, suçlu duruma düşmemek için, bu

Eserde tam bağlamı aç →
RESİMLİ MUHTASAR İLMİHAL · S. 30

PEYGAMBERİMİZİ İYİ TANIYALIM Dünya ve ahirette şerefli , fazi letli ve iyi insan olabilmek, alemlere rahmet olan Peygamberimiz Muhammed Mustafa'yı (s.a.v.) iyi bilmek, iyi anlamak ve ona hakiki ümmet olmakla mümkündür. Bir insan, Peygamberimizi bilmedikten, tan ı mad ı ktan, sevmedikten sonra hiçbir şeyle şerefli ve faziletli olamaz. Peygamberimizin adı Muhammed , babasın ı n ad ı Abdullah, annesinin ad ı Amine'dir. Ana rahminde yedi ayl ık iken babası vefat etm i ştir. MTiadl 571 senesi Nisan ayının yirm inci; Reblulewel ayın ı n onikinci (Pazartesi) gecesi sabaha karşı Mekke'de doğmuştur . Doğ­ duğu zaman hiçbir çocuga benzemiyordu . Ondaki peygamberlik nuru, bakan gözleri kamaşt ı rıyordu . Dört yaşına kadar sütannesi Hallme'nin yanında kal d ı . Sonra ailesine teslim edildi. Altı yaşı nda iken annesi Amine vefat etti. Dedesi Abdülmuttalib onu yanına al d ı . Annesinden iki sene sonra, sekiz yaşında iken dedesi de vefat etti. Bu defa da amcası Ebu Talib'in yanında kaldı. Peygamberimizin çocukluk ve gençlik çağları, bekarlıkevlilik devirleri, hası l ı bütün hayatı hiç bir insana nasip olmayan fazilet ve kemalat ile geçmişti r. Yirmi beş yaşı nda Hadlcetü' l-Kübra validemiz ile evlendi. Hiçbir zaman putlara tapmadı. Çocukluğun-

Eserde tam bağlamı aç →
RESİMLİ MUHTASAR İLMİHAL · S. 170

Vatan-ı asli: İnsanın dogdugu veya evlendigi yerdir. Orada dogmam ı ş ve evl enmem işse de yaşamaya niyet edip, ayrılmak istemedigi yere de vatan-ı asli, denir. Vatan - ı asrı, ancak diger bir vatan- ı asrı ile bozulur. Mesela, insanın dogup büyüdügü yer asıl vatanı iken, başka bir şeh i rden evlense ve eşinin dogup büyüdügü

Eserde tam bağlamı aç →
DELİLLERİYLE İSLÂM İLMİHALİ · S. 573

Şâfiî mezhebine göre, nikâhta kadının velisinin bulunması sıhhat şartı olduğu için günümüzdeki resmi nikâhlar islami açıdan geçerli olmaz. Çünkü Hz. Peygamber şöyle buyurmuştur: “Veli ve iki adaletli şahit bulunmadıkça nikâh olmaz.”17 Belediye nikâhında veliye yer verilmediği açıktır. Bu yüzden Şâfiî mezhebine mensup olan kimsenin, belediye nikâhından sonra mutlaka İslâm’a uygun yeni bir nikâh kıydırması gerekir.

Eserde tam bağlamı aç →
DELİLLERİYLE İSLÂM İLMİHALİ · S. 386

Oruç nefisle cihad, şehvet ve nefsâni arzuları kırmada bir kalkandır. Rasulûllah ( s.a.s ) özellikle evlenme imkânı bulamayan gençlere orucu tavsiye ederek şöyle buyurmuştur : “Ey gençler topluluğu ! Sizden evlenmeye gücü yetenler evlensin. Çünkü evlenmek, gözü daha çok muhafaza eder, iffeti daha fazla korur. Evlenmeye gücü yetmeyenler oruç tutsun. Çünkü oruç bir kalkandır.” 6

Eserde tam bağlamı aç →
04 / SORU–CEVAP DOSYASI

Ezber cevaptan
konu bağlantısına.

  1. S. 91 · KAYNAK SAYFA 27

    Vatan-ı aslî ne demektir?

    Vatan-ı aslî. Bir insanın doğup büyüdüğü veya evlenip içinde yaşamak istediği veya içinde barınmayı kastettiği yere vatan-ı aslî denir. Vatan-ı aslîden başka yere iş, görev vb. sebeplerle veya yerleşmek üzere göçülünce yeni yer vatan-ı aslî olur, eski yer bu vasfını kaybeder. ( a,g,e,s,328)

05 / İLGİLİ FETVALAR VE DELİL YOLU

Gündelik sorudan
delilin bulunduğu sayfaya.

HANEFÎ · AİLE VE ÇOCUK

Velisiz nikâh geçerli olur mu?

Hanefî mezhebi ergen ve akıllı kadının belirli şartlarla kendi nikâhını kurabileceğini kabul eder. Şâfiî, Mâlikî ve Hanbelî mezheplerinde veli nikâhın geçerliliğinde merkezîdir. Güncel resmî nikâh ve güvenlik şartları ayrıca korunmalıdır.

Fetva kaydını aç →Hamdi Döndüren’de delil ve dipnotları ara →
FETVA UYARISI

Bu sayfa genel öğrenme çerçevesidir. Boşanma, miras, sağlık, finans ve ibadet geçerliliği gibi sonuç doğuran şahsî meselelerde ayrıntılar eksiksiz anlatılarak ehil bir fetva merciine başvurulmalıdır.

SONRAKİ KONU / 09

Ticaret, emek ve finans

Hanefî yolu →
Kullanım kılavuzu ve SSSGizlilik politikasıDesigned byPixelvane