Ana içeriğe geç
HANEFÎ İLMİHALİ / 09

Ticaret, emek ve finans.

Muâmelât alanında ürünün adı değil akdin gerçek yapısı belirleyicidir. Taraflar, bedel, teslim, risk, hile, belirsizlik ve kamu hukuku birlikte incelenir.

Okuma sırasıTemel çerçeveMezhep ayrımıKaynaklarKısa cevaplar
01 / ÖĞRENME SIRASI

Önce bütünü,
sonra ayrıntıyı.

  1. 01

    Akdin tarafları, konusu ve rıza

  2. 02

    Faiz, garar, hile ve ihtikâr

  3. 03

    Borç, kefalet, rehin ve ortaklık

  4. 04

    İşçi–işveren hakkı ve yeni finansal araçlar

02 / HANEFÎ DİKKAT NOKTASI

Mu‘temed yolu
kendi diliyle okuyun.

Akdin lafzından çok gerçek mübadele, teslim ve risk yapısı incelenir. İstihsan ve örf, naslara aykırı keyfî kolaylık değil teknik hüküm araçlarıdır.

03 / KAYNAKLARDAN DERİN OKUMA

Hükmü bağlamı ve
kaynak sayfasıyla okuyun.

Aşağıdaki parçalar başlık özeti değildir; verilen eserlerin ilgili sayfalarından geniş metinlerdir. Tam sayfa bağlantısı metnin öncesini ve sonrasını da açar.

MÜLAKAT İLMİHAL SORULARI VE CEVAPLARI · S. 36

2012 yeterlilik sınavına hazırlık soruları 7 " Zekat ve Ticaret Ahlakı" KAYNAK: T.D.V.İslam ilmihali; Ankara 2010; s.422-509. S.1-Zekât ne zaman, nerede farz kılındı? Cevap.1: Hicretin 2.yılında, Medine de farz kılındı.(ilmihal 1.cilt. Sf:422)

Eserde tam bağlamı aç →
MÜLAKAT İLMİHAL SORULARI VE CEVAPLARI · S. 36

S.7-Havelanü’l-havl ne demektir? Cevap.7: Zekâta tabi mallarda aranan şartlardan biridir. O malın üzerinden bir kameri yılın geçmiş olması şartıdır. Para, ticaret malları ve hayvanlarda bu şart aranır. Toprak mahsulleri, maden ve definelerde aranmaz.

Eserde tam bağlamı aç →
SUFFA MECLİSLERİ İLMİHÂL MÜFREDATI · S. 508

Allah’a (cc) Savaş Açmanın Adı: Faiz (Riba) Haram kazançlardan birisi de faizdir. Faiz, aynı cinsten olan iki malın birbiriyle değiştirilmesindeki sözleşmede bir taraf için kabul edilen -karşılığı olmayan bir fazlalıktır. 10 gr. altını 11 gr. altın karşılığında satmak gibi. Bu 1 gram, karşılığı olmayan bir fazlalıktır. İşte bu faizdir. Faiz haramdır. Faizin haram oluşu kitap, sünnet ve icma’ ile sabittir. Kur’ân-ı Kerim’de şöyle buyurulmuştur: “Faiz yiyen kimseler (kabirlerinden) tıpkı şeytan çarpmış kimseler gibi çarpılmış olarak kalkarlar. Onların bu hali “alışveriş de faiz gibidir” demelerindendir. Oysa ki Allah alışverişi helâl, faizi haram kılmıştır.” (Bakara, 275) “Ey iman edenler, Allah’tan korkun. Eğer gerçekten inanıyorsanız faiz olarak artan miktarı almayın. Şayet (faiz hakkında söylenenleri) yapmazsanız Allah ve Resulü tarafından ilân edilmiş bir harp ile karşı karşıya olduğnuzu iyi bilin. Eğer tevbe edip faizcilikten vaz geçerseniz, sermayeniz sizindir. Böylece haksızlık etmezsiniz ve haksızlığa da uğramış olmazsınız.” (Bakara, 278, 279)

Eserde tam bağlamı aç →
SUFFA MECLİSLERİ İLMİHÂL MÜFREDATI · S. 407

Altın ve gümüşe zekât düşmesi için bunların ağırlıkları dikkate alınır. Altından bir süs eşyası ağırlık olarak nisap miktarından az olmasına rağmen değeri nisap miktarını bulsa bile buna zekât düşmez. Gümüşte de durum böyledir. Meselâ, elli gram ağırlığında bir bilezik, sanat değeri sebebiyle altının nisabı olan 80.18 gram altın değerini bulsa, zekâta tabi olmaz. Yine bir gümüş, üçyüz gram ağırlıkta olduğu halde sanat eseri olmasından dolayı nisap miktarı olan 561 gram gümüş değerinde olsa bile buna da zekât düşmez. Ancak zekâta tabi başka mal ve parası bulunursa bunlar altın ve gümüşle birleştirilerek toplam değerleri nisap miktarını bulursa zekâtlarını vermek gerekir. 3. Ticaret Mallarının Zekâtı Hangi cinsten olursa olsun ticaret mallarının değeri, altın veya gümüşten birinin nisabına ulaşırsa zekâtının verilmesi gerekir. Ticaret eşyası değerlendirilirken altın ve gümüşten hangisi fakirlerin menfaatine daha uygun ise onun nisabı esas alınır. (Altın ve gümüşten belirli miktarlar zekât için nisab ise de: günümüzde gümüş, altına oranla büyük değer kaybetmiştir. Bu sebeple para ve ticaret mallarındafakirin yararı dikkate alınarakaltın nisabı esas alınmak suretiyle zekâtın ödenmesi uygun olur. Ancak elinde nisab miktarı veya daha fazla gümüşü olan kimse, zekâtını bu nisab üzerinden verir.) Altın ve gümüşün herbiri nisap miktarını bulmazsa, bunlar birbirine, ticaret eşyası da altın ve gümüşe ilâve edilerek nisap tamamlanır ve toplamının değeri üzerinden zekât verilir. Çeşitli şirket ve kuruluşlar tarafından çıkarılıp menkul kıymetler borsasında alınıp satılmakta olan hisse senetleri, ticari bir mal gibi olduğundan bunların değerleri üzerinden kırkta bir (yani %2.5) zekât verilmesi gerekir. Herhangi bir şirkete kâr ve zararda ortaklığın belgesi olan hisse senetlerinin…

Eserde tam bağlamı aç →
İLM-İ HÂL · S. 386

İSLÂM’DA ŞİRKETLER: Mecelle-i Şeriften öğrendiğimize göre, İslâm’da şu şirketler vardır: I. Şirket-i Mülk: Bir mal ve mülkte ortaklık demektir. Ortakların iradeleri ile gerçekleşmişse «ihtiyarî», irade dışı sebeplerle gerçekleşmişse «cebrî» adını alır. Şirket-i mülk, «şirket-i ayn» ve «şirket-i deyn» biçiminde, iki kısma ayrılır. «Şirket-i ayn», mevcut ve muayyen bir malda, «şirket-i deyn», alacakta ortaklıktır. (Bkz. madde: 1062-1065). II. Şirket-i İbahe: Hiç kimsenin mülkü olmayan, sahipsiz olan «su, ot, ateş mubahtır. İnsanlar, bu üç şeyde ortaktır»; bunlar gibi «av mubahtır». (Bkz. Madde: 1234-1247). III. Şirket-i Akid: Sözleşme ile kurulan şirketlerdir. «İki yahut ziyade kimseler arasında, sermaye ve faydası ortak olmak üzere akd şirketinden ibarettir». Bu şirketler, A. Şirket-i Mufavada, B. Şirket- i İnan olmak üzere iki çeşittir. A. Şirket-i Mufavada: Eğer, ortaklar aralarında, tam eşitlik olmak şartı ile ortaklık kurar, ortaklığa sermeye olabilecek mallarını ortaya koyar, sermayede ve kârda payları eşit olursa, şirket, bu adı alır: «Şirket-i Mufavada». B. Şirket-i İnan: Aksine, ortaklar, eğer, tam eşitlik şart edilmeksizin, aralarında ortaklık kurarlarsa, buna «Şirket-i inan» adı verilir. (Bkz.Madde: 1331).

Eserde tam bağlamı aç →
İLM-İ HÂL · S. 387

2. Şirket-i a’mal: Ortakların işlerini, mesleklerini, güçlerini ve faaliyetlerini sermaye edinip başkalarından iş kabul etmeleri, buradan hasıl olacak kazancı ve ücreti aralarında paylaşmak üzere sözleşmeleri demektir, işin mahiyetine göre, şu isimleri alabilir: a. Şirket-i ebdan: Beden gücünü sermaye ederek iş kabul etmek üzere kurulan şirketlerdir. b. Şirket-i sanayi: Sanatkârların güç birliği ederek kurdukları ve iş kabul edip kazancı paylaştıkları şirketlerdir. c. Şirket-i takabbül: İş ve sipariş kabul eden şirketlerdir. Çeşitli zanaat erbabının meslek ve iş birliği etmesi, ortak sipariş ve ortak pazarlamalara katılmaları... (Madde: 1332). 3. Şirket-i vücûh: Ortakların sermayeleri olmadığı halde, «kendi itibarları» ile «veresiye» mal alıp satarak hasıl olacak kârı, aralarında bölüşmek üzere, sözleşerek şirket kurmaları demektir. (Madde: 1332). 4. Şirket-i muzârea: Ziraat şirketi demektir. Ortaklardan biri «toprağını» diğeri ise «işçiliğini» ortaya koyarak elde edilen ürünü, belli nisbette bölüşmek üzere, sözleşmeleri ile doğan şirkettir. (Madde: 1431). 5. Şirket-i mudâraba: Bir nevi «sermaye» ve «emek» şirketidir. Ortaklardan bir kısmının «sermaye» vermesi, bir kısmının da «iş yapması» biçiminde, sözleşerek kurdukları şirketlerdir. Kâr, daha önce, sözleşmeye konan nisbete göre paylaşılır. İmam-ı Gazalî Hazretlerine göre, bu gibi şirketlerde «sermaye», ağırlığı, mutlaka altın ve gümüş cinsinden tespit edilerek «iş yapana» verilir. Ticaret maksadı, apaçık ortaya konur ve «iş yapanın kâr nisbeti», önceden sözleşmede ifade edilir. (Bkz. İmam-ı Gazalî, Kimyay-ı Saadet, s. 245).

Eserde tam bağlamı aç →
RESİMLİ MUHTASAR İLMİHAL · S. 47

MEZHEB Mezheb, büyük d in müctehidlerinin edille-i şer'iyye­ den ç ı kardıkları mes'eleler ve hükümler topluluğudur. Peygamberimiz (s.a.v.) hayatta iken Müslümanlar her türlü meselelerini Efendimizden, ondan sonra ise Sahabe-i Kiram'ın büyüklerinden sorup öğreniyorlardı. Mezheb İmam ları dini meseleleri Sahabe-i Kiram 'dan ve tabiinden öğrenm işler ve bunları bir araya toplamış­ l ardır. Ayet, hadis ve icma'da bulunmayan hususlarda da kendi görüşleri ni yani ictihadların ı bil dirmişler, böylece mezhepler meydana gelmişti r . İti katta ve amelde hak mezheb; Ehl-i sünnet ve Cemaat mezhebi'dir. Bu da Peygamber Efendimizin ve Ashabının itikad (inanç) ve ameli üzere olanların mezhebidir. Ehl-i sünnet ve cemaat mezhebinin i'tikatta imamları ikidir: 1- imam Ebu Mansur Matürldl 2- İmam Ebü'l-Hasen Eş'arl. İmam Ebu Mansur Muhammed Matürldl Hazretleri, Hicri 280 (M. 894) tarihinde Türkistan'da, Semerkand şehri n i n Mat ürid köyünde doğmuş ve H. 333 (M. 945) tarihinde Semerkand'da vefat etmiştir. İmam Eş'arl Hazretleri H. 260 (M . 873) tarihinde Basra'da doğmuş , H. 324 (M. 936) da Bağdat'ta vefat etm işti r.

Eserde tam bağlamı aç →
RESİMLİ MUHTASAR İLMİHAL · S. 20

DÖRT BÜYÜK MELEK 1- Cebrail (a.s.): Cenab-ı Hakk' ın kitapl arını peygamberlere getirmeye, yani vahye memur, Allah ile peygamberleri arası nda bir vasıta ve elçidir. 2- Mikail (a.s.): Bir kısı m hadiselerin; mesela rüzgar- l arın, yagışların ve bitkilerin meydana getirilmesine memurdur. . 3- lsrafil (a.s.): Surun üflenmesi , kıyamet gününün meydana gelmesi, insanlann ve cinlerin kıyamette tekrar dirilmeleri hususlarına memurdur. 4- Azrail (a.s.): İnsan ve cinlerden eceli gelenlerin ruh larını almaya memurdur. Yani, Allahü Teala'nın emriyle on ların canlarını alır. Ayrıca her insanda, 384 vazifeli melek vardır. Bunlardan, Kiramen Katibin melekleri ınsan ne yaparsa onu yazmakla vazifelidirler.

Eserde tam bağlamı aç →
DELİLLERİYLE İSLÂM İLMİHALİ · S. 481

Sanayi şirketinde ise artıcı olmayan sabit sermaye daha büyük olur. Bir fabrikanın binası, makineleri, depoları, servis araçları, lojmanları ve ticaret malı niteliğinde bulunmayan diğer gayr-i menkulleri zekât dışı kalır. Borçlar düşüldükten sonra, geride kalan nakit para, döviz, hammadde, mamul veya yarı mamul tüm ekonomik değerler yıl sonu değerleri üzerinden kırkta bir zekâta tabi olur. Şirketin tüm mal varlığı içinde zekâta tabi olan değişken değerler yüzde otuz olsa, yalnız bu kısımdan zekât gerekir. Her ortak, şirketin zekâta tabi mal varlığından kendi hissesine düşen kısmını hesaplayıp kırkta bir zekât vermekle yükümlü olur. Ancak bu ortağın şirket dışı borçları varsa, bu payını adı geçen borçlara karşılık tutabilir. Zekâta tabi başka malı varsa bunlar da şirket hissesine eklenerek zekât hesabı yapılır.

Eserde tam bağlamı aç →
DELİLLERİYLE İSLÂM İLMİHALİ · S. 579

1 - İslam’da ticaretin yeri nedir? İslâm’da ticaret meşru kılınmıştır. Ticaretin de esası alışverişe ve sermaye riskine dayanır. Allah Teala şöyle buyurur: “Ey iman edenler! Mallarınızı batıl yollarla yemeyiniz. Ancak, karşılıklı rızaya dayanan ticaret müstesnadır.”39 “Allah alışverişi helâl, faizi haram kılmıştır.”40 “Ey iman edenler! Cuma günü namaza çağrıldığınız zaman hemen Allah’ı anmaya (namaza) koşunuz ve alışverişi bırakınız. Eğer bilirseniz bu sizin için daha hayırlıdır. Namaz kılındıktan sonra yeryüzüne dağılın ve Allah’ın fazlından rızkınızı arayın. Allah’ı çok anın ki kurtuluşa eresiniz.”41

Eserde tam bağlamı aç →
04 / SORU–CEVAP DOSYASI

Ezber cevaptan
konu bağlantısına.

  1. S. 75 · KAYNAK SAYFA 25

    Cuma namazı ile yükümlü kişilerin cuma günü zeval vaktinden sonra hatibin minberde olduğu sırada alışveriş yapmalarının Hanefîlere göre hükmü nedir? Yapılan alış veriş geçerli midir?)

    Cuma namazı ile yükümlü kişilerin cuma günü zeval vaktinden sonra hatibin minberde olduğu sırada alışveriş yapmaları Hanefîlere göre tahrîmen mekruh olmakla birlikte yapılan alışveriş geçerlidir. ( a,g,e,s,304

05 / İLGİLİ FETVALAR VE DELİL YOLU

Gündelik sorudan
delilin bulunduğu sayfaya.

FETVA UYARISI

Bu sayfa genel öğrenme çerçevesidir. Boşanma, miras, sağlık, finans ve ibadet geçerliliği gibi sonuç doğuran şahsî meselelerde ayrıntılar eksiksiz anlatılarak ehil bir fetva merciine başvurulmalıdır.

SONRAKİ KONU / 10

Giyim ve sosyal hayat

Hanefî yolu →
Kullanım kılavuzu ve SSSGizlilik politikasıDesigned byPixelvane