S.58.-Cemaate gitmemek için mazeret sayılan haller nelerdir? C.58–1. Hastalık.2.Korku.3.Olumsuz hava şartları.4.Abdestin sıkışık olması.5. Herkese veya toplum için yeterli olacak sayıda kimseye farz olan ilmî araştırma ve eğitim öğretimle meşguliyet.6.Bedeni arızalar. ( a,g,e,s,275–276)
Eserde tam bağlamı aç →Eğitim ve terbiye.
Terbiye çocuğu yetişkin kalıbına zorlamak değil; fıtratını, güvenliğini ve öğrenme kabiliyetini koruyarak sorumluluğa hazırlamaktır.
Önce bütünü,
sonra ayrıntıyı.
- 01
Yaşa uygun iman ve ahlâk dili
- 02
Namaz ve oruca kademeli alıştırma
- 03
Mahremiyet, beden güvenliği ve dijital korunma
- 04
İlim, meslek, arkadaşlık ve gençlik
Mu‘temed yolu
kendi diliyle okuyun.
Çocuk bülûğdan önce mükellef değildir; aile onu ibadete kademeli biçimde hazırlar. Eğitimde zarar, aşağılama ve korkutma meşrû terbiye yöntemi değildir.
Hükmü bağlamı ve
kaynak sayfasıyla okuyun.
Aşağıdaki parçalar başlık özeti değildir; verilen eserlerin ilgili sayfalarından geniş metinlerdir. Tam sayfa bağlantısı metnin öncesini ve sonrasını da açar.
S.64-Kıyametin küçük alametlerinden bazılarını sayınız? C.64- Küçük Alâmetler. Dinî emirlerin ihmal edilmesi ve ahlâkın bozulması gibi insan iradesine bağlı olarak meydana gelecek olan olaylardır. Bazı küçük alametler şunlardır: Peygamberimiz’in gönderilmesi ve onunla peygamberliğin sona ermesi, ilmin ortadan kalkıp bilgisizliğin artması, şarap içme ve zinanın açıkça yapılır olması, ehliyetsiz insanların söz sahibi olması, adam öldürme olaylarının artması, dünya malının bollaşması, zekât verecek fakirin bulunmaması gibi olaylar kıyametin küçük alâmetlerinin bazılarıdır. (İlmihal I,T.D.V yay.,İst.1998, s.123)
Eserde tam bağlamı aç →Kur’ân-ı Kerim’e Karşı Görevlerimiz Kur’ân-ı Kerim’e karşı görevlerimizi şu şekilde özetleyebiliriz: a) Kur’ân-ı Kerim’in Allah kelâmı olduğunu tasdik etmek. Kur’ân-ı Kerim insan sözü değil. Allah’ın gönderdiği son kitaptır. Onun hem lafzı hem de manası mucizedir. b) Kur’ân-ı Kerim’i öğrenmek. Kur’ân-ı Kerim Allah kelâmı olduğu için sözlerin en yücesi ve en güzelidir. Dünya ve âhirette mutluluğa götüren yol, hiç şüphe yok ki, Kur’ân’ın gösterdiği yoldur. Bunun için Kur’ân-ı öğrenenler Peygamberimiz tarafından övülmüş: “Sizin en hayırlınız, Kur’ân’ı öğrenen ve onu başkalarına öğretendir.” (Buhârî, Fezâilül-Kur’ân, 21) buyurulmuştur.Peygamberimizin bu övgüsüne erişmek için ilk müslümanlar inen Kur’ân ayetlerini ezberliyor ve başkalarına da öğretiyorlardı. Namazın farzlarından biri de kıraattir, yani Kur’ân okumaktır. Kuran okumadan kılınan namaz sahih değildir. Bu itibarla namaz sahih olacak kadar Kuran öğrenmek farzdır. c) Kur’ân-ı Kerim’in ahkamı ile hükmetmek, ahlakı ile de ahlaklanmak. Kur’ân-ı Kerim’i okuyup öğrenmekten maksat, ayetleri üzerinde düşünmek ve buyruklarını yapmaktır. Kur’ân bunun için
Eserde tam bağlamı aç →hükümlerdir. Başkalarının haklarına saygılı olmak, kimsenin canına, malına ve namusuna saldırmamak gibi hususlar, bu kısma girer. c) Ahlâk ile ilgili esaslar İslâm’ın ahlâk ile ilgili esasları da ahlâkın güzelleşmesini, vicdanın terbiyesini ve ruhun yükselmesini amaçlar. İslâm dininin, itikad, amel ve ahlâk ile ilgili hükümleri, hem ferdin hem de toplumun mutluluğu içindir.
Eserde tam bağlamı aç →muhtaç görünüyorlar. Maalesef, Müslümanlar, çocuklarına muhtaç oldukları İslâmî ve muasır terbiyeyi verememektedirler. Hâlbuki bu onların haklarıdır. Başka cemiyetler, bu konuda, hiçbir fedakârlıktan ve mücadeleden çekinmezlerken, biz Müslümanların durumu yürekler acısıdır. Bu sebepten diyoruz ki, dünyanın neresinde bulunurlarsa bulunsunlar, Müslüman aileler, el ve iş birliği yaparak, içinde yaşadıkları cemiyetin, müsait olmayan şartlarını dahi sonuna kadar gererek İslâmî ölçüler içinde terbiye veren muasır okullar açmalıdırlar. Anaokullarının çocukların bedenî, zihnî, hissî, iradî ve içtimai gelişmelerinde çok mühim rolleri vardır. Bu okullarda okuma yazma öğretilmez, yukarıda saydığımız şartlar altında, yeni yetişecek nesillere İslâmî ruh, iman ve ahlâk ölçüleri içinde bedenî ve ruhî gelişme sağlanır çocuklar mektep hayatına hazırlanır. Bu okullarda, çocuklar, yetişmiş ve ehliyetli mümin ellerde, her bakımdan güçlendirilir. Gelişmenin çeşitli veçheleri açısından tam bir kontrol altında tutulur. Beden ve ruh sağlıkları, terbiyecilerin ve tabiplerin devamlı bakımı ve gözetimi altında teminat altına alınır. Çocukların, aile terbiyesi ile birlikte yavaş yavaş da olsa hayata hazırlanmaları sağlanır. Aile sevgisi ile birlikte, çocuktaki «istiklâl şuuru» da kuvvetlendirilir. Esasen, 2 — 4 yaşları arasındaki çocuklarda sık sık görülen inatçılık ve aksilik davranışları, onların «istiklâl arzusundan» kaynaklanmaktadır. Anaokullarında, çocukların bu arzuları tatmin olacağından, böyle hissî meselelerden kurtulurlar. Bütün bunlardan sonra, ehemmiyetle belirtmek gerekir ki, bir kavmin, bir ırkın, bir cemiyetin istiklâli, kendi çocuklarına istediği terbiyeyi verebilmesi ölçüsünde vardır. Kendi çocuklarına istedikleri terbiyeyi veremeyen cemiyetler, asla hür ve bağımsız değildirler.…
Eserde tam bağlamı aç →DİN BİLGİLERİ VE KUR’AN-I KERİM ÖĞRENME: İkinci çocukluk safhası, İslâm terbiyesi açısından çok mühimdir demiştik. Bu yaşlarda çocuklara, kız olsun, erkek olsun, mutlaka Kur’ân-ı Kerim öğretilmelidir. Şanlı Peygamberimiz, «Çocuk, kavrayacak yaşa gelince, Kur’ân-ı Kerim öğreniniz», diye buyurmakta ve bunu, çocuğun «baba üzerindeki hakkı» olarak vasıflandırmaktadır. Yine O: «İnsanların en hayırlısı Kur’an’ı öğrenen ve öğretendir» diye buyurur. Bu yaştaki çocukların hafızaları çok kuvvetlidir ve mekaniktir. Onlar kolay öğrenir ve ezberlerler. Onun için, bu yaşlarda öğrenilenler kolay kolay unutulmaz. Bu yaşlarda çocuklara, namaz sûreleri, namaz duaları, temel dinî bilgiler verilmeli ve yavaş yavaş, tatbikata geçilmelidir. Çocuklarımızın gelecekteki dinî hayatları, bu safhada verilenlere bağlı olarak gelişecektir. Bu yaştaki çocuklara, Şanlı Peygamberimizin hayatı, mücadeleleri, ahlâk ve yaşayışı, ana ve babaları, doğup büyüdükleri, yaşadıkları memleketler, şu anda bulunduğu şehir anlatılmalı ve sevdirilmelidir. Bu yaştaki çocuklara, imanın şartları, İslâm’ın şartları, farzlar, vacipler, sünnetler, emirler, haramlar... öğretilmeli, Şanlı Peygamberimizin anası, babası, eş ve çocukları, dost ve arkadaşları, yani «yüce sahabî kadrosu» istisnasız sevdirilmelidir. Kısaca, aileler, bu yaştaki çocuklarını, ileride bütün ihtişamı ile yaşayacakları hayata hazırlamalı ve onları «ateşten korumalı»dırlar.
Eserde tam bağlamı aç →•• •• ONSOZ İ nsan lığı ve bütün alemleri büyük bir hikmet ve gaye ile yaratan Allahü Teala'ya sonsuz hamdüsenalar olsun. Kainata en büyük rahmet , en büyük şefaat çi ve en bü - yük peygamber olarak gönderilen Muhammed Mustafa sallallahü aleyhi ve selleme, onun aline, ashabına ve bütün ona tabi olanlara salat ve selam olsun . . ilmihal , Müslümanların inanç ve ibadetle ilgili öğrenmeleri icabeden hususları bildiren ilimdir. Peygamber Efendimiz (s .a.v.) "ilim öğrenmek her Müslüman erkek ve kadın üzerine farzdır." buyurmuşlar. Kainatın Efendisinin bu mübarek sözleriyle Müslümanlara farz o l duğunu aç ıklad ı ğı ilim, muhakkak ki, on- l arı n dünya ve ahiret saadetini kazanmalarına yarayacak olan "İlmihal "dir. İ şte bunun içind ir ki, her Müslüman erkek ve kadının inanç ve ibadet bakımından kendisine lazım olan meseleleri öğrenmes i farzdır . "Zarürat-ı Dlniyye" denilen bu mühim mevzuları öğren ip in anmad ı kça insan , tam ve kamil bir Müslüman olamaz. Bir Müslümanın temel meseleleri kolayca belleyip, hatı rında tutabilmesine yard ı mcı olmak gayesiyle Hanefı Mezhebi üzere bu ilmihal hazırlandı. Cenab-ı Hak rızası na muvafık buyursun. Amin.
Eserde tam bağlamı aç →O her türlü riya ve yalandan uzaktı. Devrinde kimse kimseye itimat edemez ve güvenemezken , herkes ona inanıyor, ona itimat ediyor, ihtilafa düştükleri meselelerde onun hakemliğine ve hükmüne razı oluyorlardı. Onu inkar eden düşmanları bile, onun sadakat ve doğruluğunu , yalan ve riyadan uzak olduğunu itiraf ederlerdi. Onda gördükleri eşsiz ahlak ve yüksek seciyeyi takdir eder, ona "Muhammedü' l-Emln" (Emniyetli Muhammed) derlerdi. İşte, alemlere rahmet Efendimiz, cihanın böylesine zulmetle dolu olduğu bir devirde gelmiş, batıl inançları kaldırmış, iman ve İslam nuru ile alemi karanlıktan kurtarmış, insanlığa dünya ve ahiret saadetinin anahtarlarını vererek, hakiki medeniyet yolunu göstermiştir. Bugün, İslam tarihini tarafsız şekilde tetkik eden birçok müsteşrik (gayr-i müslim doğubilimcisi) bile, Peygamber Efendimiz'in (s.a.v.) yüksek mertebesini, güzel ahlakını ve insanlık için gerçekten rahmet ve en büyük kurtarıcı olduğunu kabul et meye mecbur kalmış, ona hayranlık duymaktan kendilerini alamamışlardır.
Eserde tam bağlamı aç →Dört halife ve tabiiler devrinde fıkıh kelimesiyle ilim kastediliyordu. el-Fıkhu’l- Ekber tabiri; akaid ve tevhid ilmini, elfıkhu’l-vicdânî kavramı; nefis terbiyesi ve ahlâk ilmini, yalnız başına kullanılan fıkıh kelimesi ise; amelî konuları kapsıyordu. Ebû Hanife’nin (ö.150/767) fıkıh “kişinin leh ve aleyhinde olan hükümleri bilmesidir” şeklindeki tarifi, genel bir tariftir; O devirde kelâm, imân, ahlâk ve tasavvuf gibi ilimler henüz bağımsız hale gelmediği için İmam-ı
Eserde tam bağlamı aç →Elinizdeki eser, her müslümanı özellikle ibadetler ve günlük hayatta karşılaşılan önemli bazı meseleler konusunda vahiy ve sünnetle karşı karşıya getirmek amacını taşımaktadır. İslâm’ın esasları iki temele dayanır. Kur’an-ı Kerim ve Rasulullah’ın sünneti. Bu iki kaynaktan hüküm çıkarmak müctehidlerin işidir. Ancak çıkarılmış olan hükümleri vahiy ve sünnetteki kaynakları ile öğrenip amel etmeye çalışmak da her müminin görevidir. eş-Şevkânî’ye (ö.1250/1832) göre, sahabe, tabiûn ve etbâuttâbiîn’den ictihad derecesine ulaşamayanlar muayyen bir müctehidi taklid etmiyor, onlardan problemleriyle ilgili delilleri sorup öğrenerek bunlara ittiba ediyorlardı. Bu durum ilim adamlarını delilleri öğrenmeye zorlamış, delillerin kuvvetli olanı ile zayıf olanını tartışma imkânı doğmuştur. İlk döneme ait eserlerde genellikle delillerin zikredilmiş olması da bunu gösterir.
Eserde tam bağlamı aç →Ezber cevaptan
konu bağlantısına.
- S. 5 · KAYNAK SAYFA 1
İslam Dininin Özellikleri Nelerdir?
1) İslam Dini son dindir. 2)İslam Dininin itikat, ibadet ve ahlakla ilgili değişmeyen esasları vardır. 3)İslam evrensel bir dindir. (a.g.e,
- S. 48 · KAYNAK SAYFA 31
Sahabeler Hz. Aişe annemize gelerek “Alah Resulünün ahlakı nasıldı?” diye sordular. Hz. Aişe annemiz cevaben ne demiştir?
“O’nun ahlakı Kur’an idi…(a.g.e.S:527)
- S. 50 · KAYNAK SAYFA 42
Cemaate Gitmemek İçin Mazeret Sayılan Haller nelerdir?
Hastalık, Korku, Olumsuz hava şartları, Abdestin sıkışık durumda olması, Farz olan ilmî araştırma ve eğitim öğretimle meşguliyet, Bedenî ârızalar.
Gündelik sorudan
delilin bulunduğu sayfaya.
Kısa fetva kaydı henüz yok; konu metnini ve Delilleriyle İslâm İlmihali’nin ilgili sayfalarını birlikte okuyun.
Bu sayfa genel öğrenme çerçevesidir. Boşanma, miras, sağlık, finans ve ibadet geçerliliği gibi sonuç doğuran şahsî meselelerde ayrıntılar eksiksiz anlatılarak ehil bir fetva merciine başvurulmalıdır.
